25 Kasım 2019 05:20

Dünya Turu | Şili’de polis saldırılarını belgeleyen kadın gazeteci öldürüldü

Şili, 25 Kasım’da kadına yönelik devlet şiddetini tartışıyor. Halk protestolarını izleyen ve belgeleyen 38 yaşındaki kadın gazeteci evinde ölü bulundu. Savcılık cinayet soruşturması yürütüyor.

Öldürülen gazeteci Albertina Martinez Burgos (solda) ve Şili'deki eylemlerden bir kare. Fotoğraflar: Facebook ve AA

Paylaş

Hazırlayan: Elif GÖRGÜ

Latin Amerika ülkesi Şili’de cansız bedeni demir parmaklıklara asılı bulunan pandomim sanatçısı Daniela Carasco’nun ölümü tartışılırken, halk protestolarını takip eden bir kadın gazeteci de evinde ölü bulundu.

Başkent Santiago’da, Albertina Martínez Burgos isimli 38 yaşındaki fotoğrafçı ve gazetecinin, 22 Kasım günü evinde ölü bulunduğu, bedeninde şiddet izlerine rastlandığı ve savcılığın olayı cinayet olarak araştırdığı öğrenildi.

El Unversal’in haberine göre Martinez Burgos, diğer gazetecilerle birlikte beş haftadan uzun süredir devam eden halk protestolarını ve özellikle Santiago’daki İtalya Meydanı’ndaki eylemleri takip ediyordu. La Jornada’nın haberinde ise gazetecinin, Şili askeri polisinin (Carabineros) protestoculara yönelik saldırılarını kayıt altına aldığı belirtildi.

Savcılıktan yapılan açıklamada otopsinin henüz sonuçlanmadığı ancak soruşturmanın cinayet soruşturması olarak sürdürüldüğü ve gazetecinin çektiği fotoğrafların ve ilgili malzemelerinin de çalındığının tespit edildiği belirtildi.

Şili’de Ekim başında metro zammına karşı başlayan öğrenci eylemleri polis şiddeti nedeniyle halkın öfkesine neden olmuş ve ülke geneline yayılarak bir ayı aşkındır süren sağcı-neoliberal hükümete karşı halk protestolarına dönüşmüştü. Gösteriler sırasında 23 kişi hayatını kaybederken, 1218 kişi yaralanmış ve 9 bin 203 kişi gözaltına alınmıştı. Yaralananlardan en az 230'u, polislerin kullandığı havalı silah mermilerinin yüzlerine isabet etmesi sonucu görme yetisini kaybetmişti.


HİNDİSTAN: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ‘UCUZ EĞİTİM’ TALEBİYLE HAREKETE GEÇTİ

Hindistan’da prestijli bir kamu üniversitesi olarak kabul edilen Jawaharlal Nehru Üniversitesi (JNU) öğrencileri harç zammına karşı mücadele ediyor. Ünivesitede tek kişilik yurt odası 1 dolardan 8 dolara çıkarıldı ve “güvenlik harcı” ise iki kat artırılarak 160 dolara yükseltildi.

Öğrenci eylemleri, geçtiğimiz Ekim ayı sonunda JNU yönetiminin konaklama ve diğer masraflar gerekçesiyle aldığı paraya zam yapmasıyla başladı. Yüzlerce öğrenci başkent Yeni Delhi’de yürüyüşler düzenledi.

El Cezire’nin haberine göre, öğrenciler son olarak geçtiğimiz cumartesi “Herkes için karşılanabilir eğitim” ve “Hakların için mücadele et” sloganlarıyla eylem yaptı. Hükümeti “yoksul düşmanı” olmakla suçlayan öğrenciler meclis binasına yürümek istedi ancak meclise üç kilometre kala polis tarafından engellendi.

Öğrencilerin eylemlerine JNU Öğrenci Sendikası liderlik ediyor. Üniversitenin öğrencilerinin neredeyse yarısının yıllık kazancı 2 bin dolardan az olan ailelerin çocukları oldukları ve mevcut eğitim masraflarını dahi karşılamakta zorlandıkları belirtiliyor.

El Cezire’ye konuşan doktora öğrencisi Lata Kumari, “Zam kabul edilemez” derken Öğrenci Sendikası Başkanı Aishe Ghosh da, zam sorununun sadece JNU ile sınırlı olmadığına değiniyor: “Hindistan’ın tüm önemli üniversiteleri aynı sorunla karşı karşıya. Şu anda (protestoları) ulusal bir harekete nasıl dönüştürebileceğimize bakıyoruz”

Son olarak Cuma günü öğrenci ve hükümet temsilcileri bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonrası öğrenciler “zamlar tamamen geri alanına” kadar eylemlerini sürdüreceklerini ilan ettiler.


İSPANYA: ‘NO PASARAN’ MADRİD SOKAKLARINA GERİ DÖNDÜ

İspanyol burjuvazisi bir türlü istediği hükümeti kuramaz ve Katalonya sorunu üzerinden milliyetçiliği radikalleştirirken, antifaşist mücadele de ülke sokaklarına geri dönüyor. Aynı şekilde “No Pasaran / Geçemeyecekler” sloganı da tarihe ait bir nostalji olmaktan çıkarak siyasi bir gereklilik olarak yeniden ağızlardaki yerini aldı.

Publico’nun haberine göre, “No Pasaran” ve “Madrid faşizme mezar olacak” sloganın yükseldiği bir yürüyüş de geçtiğimiz günlerde Madrid Antifaşist Koondinasyonu tarafından gerçekleştirildi. Koordinasyon 23 Kasım’da 30. yıl dönümünü Madrid sokaklarındaki antifaşist yürüyüşle “kutladı”.

Yürüyüşün sonunda yapılan açıklamada, “Francoluğun” Krallık kurumu, anayasa ve diktatörlüğün oluşturduğu kurumlar aracılığıyla bugün hala varolduğuna dikkat çekildi. Faşist Diktatör Franco’nun mezarının taşınmasının ise toplumun ilerici kesimlerini oyalamak üzere bir eylem olduğu, bunun yerine diktatörlük mağdurlarına tazminatların verilmesi gerektiği belirtildi. Eylem, “Madrid faşizme mezar olacak” sloganı ile sona erdi.

İspanya’da, Katalan halkının kendi kaderini tayin hakkında yönelik taleplerinin hem sol hem sağ merkez hükümetler tarafından şiddetle bastırılması ve siyasi temsilcilerinin tutuklanması süreciyle birlikte İspanyol milliyetçiliği yeniden sokaklara dönmüş durumda.

Faşist eğilimli parti Vox son seçimlerde üçüncü parti konumuna yükseldi. Mutlak çoğunluğu elde eden siyasi parti olmadığı için dört yılda dördünce kez genel seçimlerin yapıldığı ülkede sosyal demokrat koalisyon kurma hazırlıkları yapılıyor. Koalisyonun temel bileşenleri olan Sosyalist Parti (PSOE) ve Podemos (Yapabiliriz) partileri de Katalonya sorununa henüz gerçek bir demokratik bir çözüm sunmuş değiller.


ABD: GÖÇMENLERE YARDIM EDEN GÖNÜLLÜ BERAAT ETTİ

İnsani Yardım Gönüllüsü Scott Warren, “göçmenlere yardım” suçlamasıyla yargılandığı davadan beraat etti. ABD’nin Arizona eyaletine bağlı Tucson kentinde yaşayan Scott Warren, yargılandığı davanın geçtiğimiz Çarşamba günü görülen karar duruşmasında suçsuz bulundu.

Democracy Now’ın haberine göre, federal jüri, Sonoran Çölü’nde tehlikeli bir yolculuktan sağ kurtulan 23 yaşındaki  El Salvadorlu Kristian Perez-Villanueva ve Honduraslı José Sacaria-Goday isimli iki göçmene yiyecek, su ve barınak bağlayan Warren’ın suçlu olmadığına karar verdi.

No More Deaths (Daha Fazla Ölüm Olmasın) isimli yardım kuruluşunun üyesi olan Warren, 10 yıl hapis cezası talebiyle yargılanıyordu. Warren hakkındaki ilk dava geçtiğimiz haziran ayında, jürinin fikir birliği sağlayamaması nedeniyle düşmüştü. Warren, ikinci kez yargılanıyordu.

Scott Warren kararı şöyle yorumladı: “Jose ve Kristian gibi göçmenlere; onlar bu hikayenin asıl merkezinde olanlar, çoğumuzun hayal bile edemeyeceği imkansız kararları vermek zorunda kalanlar ve bu acılara katlanmak zorunda kalanlardır: Kalplerimiz sizinle. Biz buradayken, insanların kız ve erkek kardeşleri, babaları, eşleri ve çocukları tehlikeli çölün ortasındalar. İnsani yardım ihtiyacı devam ediyor. Ve maalesef sınır bölgesindeki toprak ve hayata verilen zarar devam etmekle kalmıyor, benim gözaltına alınmamdan bu yana daha da arttı. ”


BANGLADEŞ: SOĞAN FİYATLARI SİYASİ KRİZE NEDEN OLDU

Soğan fiyatlarındaki artış bir ülkeyi daha vurdu. Birçok Güney Asya ülkesi için olduğu gibi soğan ve soğan fiyatları, dünyanın en yoksul bırakılan halklarından olan Bangladeşliler için de hassas konular arasında. Global Vocies’ın haberine göre Bangladeş’teki soğan sıkıntısı büyüyor. Kasım ayıyla birlikte ithalatta gecikme yaşanması nedeniyle soğan sıkıntısı başgösterdi ve fiyatlar ikiye katlandı.

Bangladeş 2018-2019 döneminde 2.23 milyon ton soğan üretti. Ancak iç pazarın talebi 3.6 milyon ton civarında. Ülke bu açığı kapatma gerekçesiyle dünyanın soğan ihtiyacının dörtte birini karşılayan Hindistan gibi komşu ülkelerden soğan ithal ediyor. Eylül ayı itibariyle Hindistan, yoğun yağışların neden olduğu tarımsal sorunlar nedeniyle soğan ihracatını yasakladı. Bu yasak, kendi üretimi de düşen Bangladeş’i vurdu.

Eylül ayında soğan fiyatlarının kilogram başına 50-60 ABD sentine denk geldiği ülkede fiyatlar ekim ayında 1.30-1.40 dolara ve kasımda ise rekor kırarak 3 dolara kadar yükseldi. Bangladeş Mısır, Çin, Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerden soğan aramaya başladı.

Soğan, Bangladeşli hanelerin aylık gıda harcamalarının sadece küçük bir kısmını oluşturuyordu. Ancak, fiyat artışı alt orta sınıfı ve yoksul aileleri vurdu. Hükümet, sübvanse edilmiş soğanları piyasaya sürdü ve birçok insan satış noktalarına akın etti. Bu arada çeşitli devlet kurumları son iki ayda soğan stoklamak ve piyasa fiyatından yüksek fiyata satmak suçlamasıyla 2 binden fazla tüccara para cezası verdi ya da hapse attı.

Başbakan Şeyh Hasina’nın halka “soğansız yemeklerin de çok lezzetli olduğu”nu söylemesi ise halkı pek sakinleştirmiş görünmüyor. Yine de sosyal medyada “soğansız yemek tarifleri” paylaşımlarının giderek arttığına da dikkat çekiliyor. Sanal şakalar bir yana konu mecliste ciddi tartışmalara neden olmuş durumda. Ana muhalefetteki Bangladeş Milliyetçi Partisi ülke genelinde eylem çağrıları yapıyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Edremit'teki Evrensel okurları dayanışma yemeğinde buluştu

SONRAKİ HABER

Genel İş üyesi İZENERJİ işçileri ve sendikacılara beraat

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa