22 Kasım 2019 17:23

Kaz Dağları'ndaki yaşam savunucuları, kendilerine kesilen cezalara itiraz ediyor

Kirazlı Balaban’da yaşam nöbetini sürdüren Kaz Dağları direnişcileri, Kirazlı Orman İşletme Şefliğince Jandarma tutanağı gerekçe gösterilerek kesilen cezalara itiraz ediyor.

Kirazlı Balaban bölgesinden bir görünüm | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Seçkin SAĞLAM
Çanakkale

Kirazlı Balaban’da yaşam nöbetini sürdüren Kaz Dağları direnişcileri, Jandarma tutanağı ile kendilerine Kirazlı Orman İşletme Şefliğince kesilen cezalara itiraz ediyor. Kaz Dağları Direnişçileri, itiraz dilekçelerinde “Çevre hakkı en temel insan hakkı olan yaşam hakkının, insan olmanın bir uzantısıdır. Bu niteliği ile de çevre hakkı, sağlıklı ve dengeli bir biçimde yaşama hakkını ya da insancıl yaşam koşullarını tehdit eden her türlü çevre sorunlarının yaratılmasına karşı direnme hakkını ve talep hakkını içerir” dedi.

Kirazlı Balaban bölgesinde, 110 günü aşkın bir zamandır yaşam nöbeti tutan Kaz Dağları direnişçileri, Kirazlı Orman İşletme Şefliğince kendilerine yönelik kesilen cezalara itiraz ediyor. Kirazlı Orman İşletme Şefliğinin, “Devlet ormanlarında, orman idaresince belirlenen konuk yerlerinden başka yerlerde gecelemek” gerekçesi ile para cezaları tebliğ ettiği Kaz Dağları Direnişçileri, başta Çanakkale Sulh Ceza Mahkemesi olmak üzere, bulundukları yerlerde cezalara itiraz ediyor. Para cezasının iptali için hazırlanan itiraz dilekçesinde, Anayasa'nın 56’ncı maddesine de atıfta bulunuluyor.

USUL YÖNÜNDEN İTİRAZ

Dilekçede usul yönünden yapılan itirazda, “Orman İşletme Şefliğinin hazırladığı ceza tutanağının kabahatin işlendiğini ispatlayan deliller bölümünde delil olarak sadece, 22/10/2019 tarih ve 329/16 sayılı bir tutanaktan bahsedilmiştir. Bahsedilen bu tutanak Çanakkale Merkez İlçe Jandarma Komutanlığının tuttuğu bir tutanaktır. Ancak jandarma tarafından tutulan bu tutanaktan işbu idari cezadan tebligat adresime gelene kadar haberdar olmadım. Zira söz konusu kabahati işlediğimi iddia eden işbu tutanak tutulurken, jandarma tarafından hiçbir şekilde savunmam alınmamıştır ve tutanakta da imzam yoktur. Dolayısıyla ortada anayasal bir hak olan savunma hakkım engellenerek oluşturulmuş hukuka aykırı bir tutanak söz konusudur. Bu durum jandarma tarafından tanzim edilen tutanağın keyfi olarak ve tek taraflı yazıldığına dair karine oluşturmaktadır. Yine kabahatin işlendiğini ispatlayan deliller bölümünde benim o tarihte söz konusu yerde gecelediğimi destekleyecek bir fotoğraf, yerin krokisi, harita gibi başkaca bir delil de yoktur. Bu sebeple başkaca bir delille de desteklenmeden, sadece jandarma tarafından tek yanlı ve savunmam alınmadan tutulan bir tutanağa dayanılarak tanzim edilen bu ceza, hukuki dayanaktan yoksundur. Zira idare tarafından tahakkuk ettirilecek bir cezanın hukuka uygun olması için cezaya yol açan fiilin, kanuna karşı gelmek saik ve amacıyla işlendiğinin şüpheye yer bırakılmayacak şekilde ispatı gerekmektedir. Olayımızda kanuna karşı gelmek saik ve amacıyla işlediğim iddia edilen kabahat şüpheye yer bırakılmayacak bir şekilde ispat edilememiştir. Bu sebeple hakkımda tahakkuk ettirilen iş bu idari para cezasının, kanunsuz şekilde usule uyulmadan oluşturulan ve kabahati işlediğimi kesin bir şekilde ispat edemeyen bir suç tutanağına dayanılarak tanzim edilmesi sebebiyle iptali gerekmektedir” denildi.

"ÇEVRE HAKKI, EN TEMEL İNSAN HAKKI OLAN YAŞAM HAKKININ BİR UZANTISIDIR"

İtiraz dilekçesinde, esas yönünden ise; “Tüm kamuoyu tarafından bilindiği üzere Çanakkale Kirazlı köyü yakınlarında bulunan Balaban mevkiinde Alamos Gold şirketi tarafından kurulan altın madeni çıkarma işletmesi söz konusudur. 2019 yılı haziran ayında kamuoyuna yansıyan fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere daha henüz maden çıkarma aşamasına geçilmemesine rağmen ÇED raporuna aykırı olarak ne kadar çok ağacın kesildiği ve o bölgede doğanın geri döndürülemez biçimde tahrip edildiği ortaya çıkmıştır. Bunu üzerine gerek Çanakkale Belediyesi gerek diğer sivil toplum kuruluşları tarafından anayasanın 56. maddesi gereği çevrenin korunması için çağrı yapmıştır. Kirazlı da STK ve belediye tarafından alınan çadırlı nöbet kararı gereği orada konaklama yapılması Orman Kanununun 76/a bendindeki kuralı kesinlikle ihlal etmemektedir. Anayasanın 56. maddesi ‘Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.’ hükmünü içermektedir. Bu sebeple söz konusu alanda çadırlı nöbete katılmak Anayasanın 56. maddesi gereği bir vatandaşın kendisine verilen çevreyi koruma görevinin ifası gereğidir. Kamuoyuna yansımış bir çevre tahribatının daha da büyümesini önlemek için anayasanın vatandaşlara verdiği sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını kullanmak ve yüklediği görev doğrultusunda bu görevi yerine getirebilmek, yani çevreyi koruyabilmek için maden alanına en yakın bir yer olan kirazlı balaban mevkiinde konaklamak orman kanunun 76/a maddesini ihlale girmez, çünki herhangi bir vatandaşın çevreyi koruma görevini ifa edebilmesi için bundan başka bir yol mümkün değildir. Zira vatandaşın 7/24 nöbette kalabilmesi ve dolayısıyla anayasanın kendisine yüklediği bu görevi ifa etmesi için birtakım zorunlu insani ihtiyaçlarını (yemek, su, barınma vb.) karşılaması gerekmektedir. Bu da Kirazlı Balaban’daki nöbet alanıdır.  Çünkü haklar ancak yaşanabilecek bir ortamda kullanılabilir. Görevler ancak yaşanabilecek bir ortamda yerine getirilebilinir. Çevre hakkı en temel insan hakkı olan yaşam hakkının, insan olmanın bir uzantısıdır. Bu niteliği ile de çevre hakkı sağlıklı ve dengeli bir biçimde yaşama hakkını ya da insancıl yaşam koşullarını tehdit eden her türlü çevre sorunlarının yaratılmasına karşı direnme hakkını ve talep hakkını içerir” ifadelerine yer verildi.

 

"YURTTAŞLIK ÖDEVİNİ YERİNE GETİREN VATANDAŞA CEZA VERİLEMEZ"

İtirazda ayrıca, “Çevre hakkının ayırıcı başka bir özelliği de yararlananların sadece bugünkü kuşaklar olmamasıdır. Çevre hakkı bugünkü kuşakları olduğu kadar, hatta daha da fazla gelecek kuşakları ilgilendirmektedir. Gelecek kuşaklar da çevre hakkının öznesi konumunda olunca bugünkü kuşakların en önde gelen borcu, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre devretmektir. Bunların yanında esasen devletin çevreyi koruma görevini ifa etmek isteyen vatandaşlara bırakın ceza kesmeyi, aksine onlara kalabilecekleri bir yeri tahsis etmesi gerekmektedir. Çünki çevreyi koruma görevini anayasamız bizzat devlete de yüklemiştir. Kanun koyucunun Orman Kanununa 76/a maddesini koymasındaki amaç, ormanları korumak, yangın v.s. gibi olayların çıkmasını engellemektir. Burada vatandaşların keyif için veya tatil veya piknik yapmak için bu bölgede konaklamadıkları ortadadır.  Ayrıca son günlerde kamuoyuna yansıyan siyanürle intihar haberlerinde görüldüğü üzere son derece zehirli bir madde olan hatta ne kadar zehirli olduğu gerek vefat edenlerin tabutlarının nasıl ve ne önlemler alınarak taşındığından, hatta cenaze namazlarının yaklaşık 50 metre ötede kılındığından da anlaşılan siyanürün işbu altın madeni işletmesinde tonlarca kullanılacak olması sebebiyle ortaya çıkacak felaketin boyutları korkunç olacaktır. (Yeraltı sularına karışıp tüm Çanakkale’nin içme ve sulama  ihtiyacını karşılayan Atikhisar barajının kirlenmesi ve canlıların zehirlemesi vb) İşte bu madenin faaliyete geçmesinin engellenmesi ve yaşanacak çevre felaketinin önüne geçilmesi için kamuoyunu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek adına vatandaşların maden bölgesine en yakın ve konaklamaya elverişli bir yer olan balaban bölgesindeki çadırlı konaklama yapması, yukarıda bahsettiğim üzere Orman Kanununu ihlal değil, bizzat anayasal bir görevin ifa edilmesi için zorunlu bir durumdur. Kaldı ki çadırlı konaklama sebebiyle şu ana kadar kamuoyuna yansımış herhangi bir olumsuz durum da sözkonusu değildir. Kirazlı’da kurulması düşünülen madenin kamu güvenliği ve genel sağlık açısından taşıdığı riskler, yaşanan maden kazalarıyla herkes tarafından bilinirken çevre hak ve ödevi ile duyarlılık gösteren yurttaşlık ödevini yerine getiren vatandaşa ceza verilemez.Ayrıca söz konusu alan tam koruma altında olan veya yüksek risk içeren veya konaklandığında herhangi bir kamu veya başka özel başka bir zararın oluşabileceği bir alan değildir. Çünkü alanda orman müdürlüğüne bağlı kesim yapan geçici işçiler kurdukları barakalarda konaklamaktadırlar” ifadelerine yer verildi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Termik santraller 2,5 yıl daha zehir saçacak: Halk sağlığı şirketlerin kârına feda

SONRAKİ HABER

 Adli Tıp: 4 kardeşin ölümü siyanür zehirlenmesi sonucu gerçekleşti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa