19 Kasım 2019 21:41

Bolivyalı Komünist Simon Arancibia: Yaşananlar CIA ders kitabından çıkma

Bolivya Devrimci Komünist Partisi Yöneticisi Arancibia: Psikolojik savaş, paramiliter gruplar ve medya blokajı; retorik ve Morales’i devirme planı, hepsi CIA ders kitabından çıkma.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Elif GÖRGÜ
İstanbul

Bolivya’da kimi bölgelerde, özellikle köylü yerli toplulukların darbe hükümetine karşı protestoları ve bu protestolara karşı polis/asker saldırıları sürüyor. Son olarak hayatını kaybedenlerin sayısının 23’e yükseldiği açıklandı. Ordu baskısıyla istifa ederek Meksika’ya geçen Eski Devlet Başkanı Evo Morales barış çağrısı yapıyor. Morales’in partisi MAS’ın (Sosyalizme Doğru Hareket) ülkede kalan siyasetçileri de kendini “geçiş hükümeti” ilan eden sağcılara bir an önce seçimlere gidilmesi talebini götürdü.

Ülkedeki gelişmeleri; halk kesimlerinin tutumunu, Morales ve siyasi çevresinin pozisyonlarını ve sürecin sokaktaki yansımasını geçtiğimiz yaz ilk kongresini gerçekleştiren genç bir siyasi örgüt olan Bolivya Devrimci Komünist Partisi (PCR) Merkez Komite Üyesi Simon Arancibia ile konuştuk.

Güvenlik gerekçesiyle fotoğrafını yayımlamadığımız Arancibia, bir yandan Morales hükümetinin, darbe sürecini yöneten ABD dahil siyasi ve ekonomik kesimlerle oyların sayım süreci dahil uzlaşma tutumuna değinirken, darbe sürecinin adımlarının ise “CIA ders kitabından çıkma” olduğunun altını çiziyor: “Sağcılar, ABD büyükelçiliğiyle Morales sonrası alternatif hükümet konusunda birlikte çalışmak için düzenli toplantılar yaptılar ve etkilerini yenilemek, Çin-Rus blokunun ülkedeki etkisini azaltmak için ABD emperyalizminin talimatları ve çıkarları doğrultusunda davrandılar. Psikolojik savaş, paramiliter gruplar ve medya blokajı; retorik ve Morales’i devirme planı, hepsi CIA ders kitabından çıkma”

Arancibia e-posta üzerinden sorularımızı yanıtladı.

İlk açıklamanızda Bolivya’da yaşananları darbe olarak nitelendirdiniz. Gördüğümüz kadarıyla bazı Latin Amerika ülkeleri ve sınırlı sayıda medya kuruluşu dışında durumu böyle değerlendiren yok. Ülkede ne yaşandığına ilişkin tespitiniz nedir?
2009 yılında kabul edilen Bolivya Anayasası başkanların yeniden seçilmesini (arka arkaya en fazla iki dönemle) sınırlıyor. 2016’da Morales hükümeti bu sınırı belirleyen maddenin (arka arkaya üç dönem olarak) yenilenmesi için referandum önerdi. 21 Şubat 2016’da yapılan referandumda yüzde 51,3 gibi az bir farkla halk değişikliği reddetti, MAS hükümeti kaybetti.

Halk iradesine rağmen MAS’in bir milletvekili Anayasa Mahkemesine başvurdu ve Morales’in istediği kadar aday olmasının bir insan hakkı olduğunu ileri sürdü. Mahkeme de bu duruşu destekledi. Bu hem Anayasanın hem de referandum sonuçlarının açıkça görmezden gelinmesiydi.

Anayasa ve referanduma saygı duyulması talebiyle bir orta sınıf hareketi başladı ve çevre, toplumsal cinsiyet, işçi hakları, eğitim bütçesi, sağlık talepleriyle; yerli halkların, koka yetiştiricisi köylülerin talepleriyle ve baskı karşıtlığıyla birleşerek büyüdü.

OY SAYIMINDA YAŞANANLAR AÇIKLANABİLİR DEĞİL

Bolivya’da seçimleri ilk turda kazanmanın iki yolu var; ya oyların yüzde 50+1’ini almak ya da yüzde 40’tan fazlasını almak ve bir sonraki adaya yüzde 10 fark atmak. Eğer iki koşul da gerçekleşmezse ikinci tur yapılır. 20 Ekim 2019 seçimlerinde bir dizi düzensizlik gerçekleşti, özellikle de sonuçların iletilmesinde uzun süre kesinti yaşandı, ardından değişen eğilimler ise açıklanabilir değildi.

20 Ekim gecesi oyların yüzde 83’ü sayıldığında sonuçlar Morales’i, sağcı muhalefet adayı Carlos Mesa karşısında önde gösteriyordu, fakat bu ilk turda kazanması için yeterli değildi ve tüm medya ikinci tura işaret ediyordu. 21 Ekim gecesi oyların yüzde 98’inden fazlası sayıldığında Morales’in oylarında bir sıçrama oldu ve ilk turda kazandığı ilan edildi. Bu açık hilenin reddi tüm ülkede protestolara neden oldu.

Farklı kesimlerin hile karşıtı protestoları, sivil komitelerin örgütlediği ayrımcı güçlerinkilerle birleşti. Çok sesli protestoların liderliği Santa Cruz merkezli faşist sivil oligarşi ile İncil’i, duaları ve Hıristiyan değerlerini kullanarak hareketi haklı çıkarmaya çalışan fanatik dini ideolojiye geçti.

Santa Cruz’un sivil komitesinin faşist paramiliter gruplar örgütleme geçmişi var ve aynı modeli şiddet unsurlarını sızdırmak için bu protestolarda da kullandı. Protestolar sırasında “Cabildo” denilen meclisler hareketin araçlarına dönüştü ve farklı kentlerdeki “cabildo”lar binlerce kişiyi seçim hilesine karşı bir araya getirmeyi başardı.

Sivil Komiteler “tüm toplumun” çıkarlarını temsil etme iddiasıyla hem iş adamları hem de emekçi örgütlerinin temsilcilerinden oluşuyor, ilkeleri bölgesel çıkarları savunma, bu komitelerin yönetimi (ayrımcı ve ırkçı söylemleri olan) geleneksel olarak faşist sağ kanat kesimlerde. Bunların en güçlüsü şu anda mali oligarşinin yönetimindeki Santa Cruz komitesi. Potosi ve Sucre kentlerindeki diğer komiteler ise küçük burjuva bir yönetime sahipler ve daha ‘ilerici’ oldukları iddiasındalar. 

"TANRININ HÜKÜMETE GERİ DÖNDÜĞÜNÜ" İLAN ETTİLER

8 Kasım Cuma günü polis güçleri başkaldırdı, kendi binalarını ele geçirdiler ve Morales’in istifasını istediler, bu polis güçleri muhalefet liderleriyle koordineli hareket etmeye başladılar. 10 Kasım Pazar günü Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) seçimdeki düzensizlikleri gösteren bir ön rapor sundu ve yeni bir seçim konseyi ile gidilecek yeni seçim önerisi yaptı; hemen ardından Morales basın toplantısı düzenleyerek yeni bir konseyle yeni seçimlere gidileceğini belirtti. Bu duyurunun ardından silahlı kuvvetlerin komutanları Morales’in istifasını istedi.

Sivil liderler başkanlık sarayına girdi ve İncil ve Tanrı’nın hükümete geri döndüğünü ilan ettiler. Kısa süre sonra da, aynı gün içinde, Morales ve başkan yardımcısı, Kongrenin iki kanadının başkanlarıyla birlikte istifalarını açıkladılar. Polis ve silahlı kuvvetler, iki kurum da devlet başkanının istifasını kamuoyu önünde talep ettiler ve onun başkomutanlığını reddettiler, bu anayasal düzenin açıkça ihlal edilmesidir.

ORDU DEVREYE GİRİNCE ÜLKEDE TERÖR HALİ HAKİM OLDU

11 Kasım Pazartesi günü ülke hükümetsiz kalmıştı, polis kendi kendine ülke genelinde operasyonlar düzenliyordu ve akşamına şiddet dalgası gerekçesiyle silahlı kuvvetlerin desteğini talep ettiler. Senatonun ikinci başkan yardımcısı ulusal televizyonda silahlı kuvvetlerin sokağa çıkmasını istedi ve dakikalar sonra kuvvet komutanları herhangi bir resmi talimat olmadığı halde birliklerini tüm ülkede harekete geçirme kararı aldılar.

Mülklere saldırıldığı, evlerin yakıldığı ve büyük kentlerin her yerinde yağmalanmaların yaşandığı tam bir terör hali hakim olduğu için topluluklar kendilerini korumak için barikatlar inşa ettiler, basın ve kentli orta sınıf ise açıktan ülkenin militarizasyonunu destekledi. Hem hükümet hem de muhalefet liderlerinin evleri yakıldı, aileleri kaçırıldı ve işkence gördüler; mağazalar ve evler yağmalandı ve kundaklandı, ülke tam bir terör durumuna girdi.

12 Kasım Salı günü yeterli çoğunluk sağlanmadan, Kongrenin yarısından azının katılımıyla ve silahlı kuvvetlerin yanında yer almasıyla Senatonun İkinci Başkan Yardımcısı Jeanine Anez geçici başkan ilan edildi. İlk resmi eylemini, Bolivya anayasaya göre seküler bir ülke olmasına rağmen İnciller ve haçlarla gerçekleştirdi. Kongre oturum için yasal çoğunluğa sahip değildi ve anayasanın gerektirdiği hiçbir yasal adıma riayet edilmedi. Geçici hükümet yeni bir genelkurmay başkanı ve sağcı milletvekillerinin ve iş adamlarının kilit pozisyonlarda olduğu yeni bir kabine belirledi.

Anayasa ihlalleri referandumun sonuçlanmasıyla ve yeniden seçilme sınırlarının dördüncü dönem aday olan Morales tarafından görmezden gelinmesiyle başlamıştı. Seçim yolsuzluğu ve ardından protestoların yoğunlaşması; bu bağlamda polis ve askerin anayasal düzeni bozması ve geçici hükümetin ilanıyla sürdü.

KENTLERDE GAZ/BENZİN BULUNAMIYOR, FİYATLAR ARTTI

Bolivya’nın kentlerinde ve sokaklarında şu anda neler oluyor? Ülkenizdeki son durumu tarif edebilir misiniz?
Psikolojik savaş hali ve kaos durumu hakim. Protestolar sırasında en az 13 ölüm (dün itibariyle 23 oldu) resmi olarak açıklandı, bunların 10’u polis/asker ortak operasyonları sırasında son üç günde geçekleşti. 542’den fazla yaralı ve 597’nin üzerinde gözaltı var, en az 32 yeni gözaltı gerçekleşti.

Anez’in başkanlık ilanından sonra Morales’e yönelik protestolar neredeyse tamamen durdu, köylü hareketi ve El Alto’da kitlesel protestolar, net bir liderlik olmadan, yükseldi ve hemen hemen her talebi “geçiş” hükümetine yönelttiler; Evo Morales’in geri dönüşü, Anez’in istifası, yerli sembollerine (Wiphala bayrağına) saygı gibi… Bu protestolar polis/asker ortak operasyonunun baskısıyla karşılaştı. Yol kesmeler ve La Paz kentine ulaşımın kesilmesi tehdidi mevcut, ki halihazırda yol kapatmalar ve protestolar nedeniyle gaz ya da benzin bulunamıyor, ulaşım aracı az ve gıda fiyatları aşırı arttı. Kongrenin iki kanadı da yeni liderler seçti (ikisi de El Alto’lu ve MAS üyesi milletvekilleri) fakat diyalog ve barış çağrısı yaptılar ve “geçiş” hükümeti yönetimi altında yeni seçimler için çalışıyorlar.

“Geçiş” hükümeti, MAS hükümetinin üst düzey yetkilileri için bir cadı avı başlatırken bir belirsizlik havası var. “Geçiş” hükümetinin yeni kabinesi sağcı milletvekillerinden, iş adamlarından ve yöneticilerden oluşuyor, az sayıda simgesel bakanlık yerli ve kadınlara bırakıldı. Yeni polis ve askeri komutanlar atandı, hepsi de “geçiş” hükümete bağlılar.

BOLİVYA ‘MUHALEFETİ’ KİMLERDEN OLUŞUYOR?

Bolivya’da “muhalefet”in sınıf karakteri hakkındaki analiziniz nedir? Hangi kesimler protestolara ve hangileri darbe sürecine katıldılar? Nasıl oldu da aşırı sağ bu sürecin yönetimini ele geçirdi?
Protestolar heterojen; kentli orta sınıf unsurlar, bazı köylü kesimleri, öğrenciler, öğretmenler ve demokratik taleplerle protestolara başlamış diğer kesimler vardı. Aşırı sağ ise Santa Cruz Sivil Komitesi, mali oligarşi (bankalar, tarım sanayisi, hizmet sektörü) tarafından temsil ediliyordu ki bu kesimler 70-80’li yıllardaki askeri darbe ve diktatörlüklerle bağlantılıydılar.

Wiphala’nın yakılması (anayasa tarafından tanınan yerli bayrağı) en radikal sağ kesimlerdeki ırkçılığın göstergesiydi. Oligarklar, ki şimdi iktidardalar, MAS hükümetinin son 10 yılından yararlananlar oldular. Yıllarca bir arada var olmak için pazarlık yaptılar, şimdi doğrudan siyasal iktidara dönmeyi hedefliyorlar.

Oligarşinin çıkarlarının temsilcisi Sivil Hareket 2008-9 darbe girişiminde yakalanan paramiliter grupları örgütleme geleneğine sahip; saç kesme, darp, aşağılama, kamu binalarını yakma, kara listeler oluşturma gibi ırkçı nefret eylemleri de gerçekleştirdiler.

“Geçiş” hükümeti neoliberal hükümetlerin yolsuzluk suçlamaları (hatta bazıları soykırım suçlaması) nedeniyle ülkeden kaçmış olan suçlularına da af getirdi, kendilerine sürgün diyen bu kişilere dönmeleri çağrısı yaptı.

MORALES, ABD İLE BAĞLARINI TAMAMEN KESMEDİ

ABD yönetiminin tüm bu süreçteki rolü nedir? Ayrıca Morales hükümetinin ABD ile ilişkileri ne durumdaydı?
ABD emperyalizmi Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak görüyor ve topraklarımıza müdahalesini böyle haklı çıkarıyor. Morales hükümeti başlangıçta ABD emperyalizmine karşı DEA (uyuşturucuyla mücadele örgütü) güçlerini ve büyükelçiyi sınır dışı ederek sembolik bir duruş sergiledi. Sonuçta ise Morales ABD’ye karşı retoriğini korusa da ekonomik koşullarda bir konsensüse ulaşıldı. Ülkenin ana borç kaynağı Amerikan Devletleri Örgütüne bağlı (OAS) İnteramerikan Kalkınma Bankası, Dünya Bankası ve IMF, hepsi de Morales’i ekonomi politikaları nedeniyle açıkça tebrik ettiler. ABD, İspanya, Brezilya, Rusya, Çin, Fransa, Almanya ve diğer ülkelerden çokuluslu şirketler ekstraktivist ekonomik modelden (madencilik, gaz, biyoyakıt) faydalandılar.

Anayasa Mahkemesi Morales’in art arda sınırsız kez yeniden seçilme hakkı olduğunu ilan ettiğinde, OAS Genel Sekreteri Almagro, bu kararı kamuoyu önünde destekledi. OAS komisyonu tüm seçim süreci boyunca ülkedeydi ve konu genel oturumda tartışıldı. Arjantin ve Brezilya büyükelçileri ve ABD ticari ataşesi (ülkedeki en yüksek diplomatik temsilcisi) oyların son sayımında Morales hükümetiyle görüşmeye çağrıldı.

İlk diyalogda hile iddialarını çözmeye niyetlendiler, OAS sayman olarak atandı. OAS’ın sayım raporunda seçimleri iptal etme ve yeni bir seçim kuruluyla yeni seçimler çağrısı vardı, bu neredeyse derhal Morales tarafından açıklandı.

Silahlı kuvvetler istifa çağrısı yaptığında Almagro (OAS sekreteri) Morales’in istifa etmemesi gerektiği ve dönemini bitirmesi gerektiği (21 Ocak 2020’de bitiyordu) konusundaki pozisyonunu korudu.

Morales, eylemleri açısından değil söylemde antiemperyalistti; Çin-Rusya bloku ile daha yakın bir müttefikliği vardı fakat ABD’nin çıkarlarıyla bağlarını da tamamen kesmedi, bu gerçeğin bir kanıtı İçişleri Bakanının (Juan Ramón Quintana Taborga) Panama’daki Amerikalar Okulundan (Kondor Planı eğitim merkezi) mezun olmuş olmasıdır.

Sağ kanat da ABD büyükelçiliğiyle Morales sonrası alternatif hükümet konusunda birlikte çalışmak için düzenli toplantılar yaptı ve etkilerini yenilemek ve Çin-Rus blokunun ülkedeki etkisini azaltmak için ABD emperyalizminin talimatları ve çıkarları doğrultusunda davrandı. Psikolojik savaş, paramiliter gruplar ve medya blokajı, retorik ve Maroles’i devirme planı, hepsi CIA ders kitabından çıkma...

DİRENEN GRUPLARIN BİRLEŞİK ÖNDERLİĞİ VE STRATEJİSİ YOK

Morales/MAS yanlısı halk kesimlerinin; köylüler ve yerli hareketinin bu gelişmeler karşısındaki duruşunu nasıl yorumluyorsunuz?
MAS destekçilerinin direnişi köylüler ve özellikle de El Alto kenti merkezli. Burası La Paz’a yakın bir şehir, nüfusu 842 binin üzerinde ve çoğunlukla madencilerden ve kırsal bölgelerden göçenlerden oluşuyor. Eskiden Evo Morales ve MAS’ın kalesiydi. Burada grevler, yol kapatma ve kentlere giriş çıkışı kesme eylemleri yaptılar, ancak bu grupların net bir siyasi yönelimleri ve net bir talepleri bulunmuyor.

Morales, ülkeyi liderliği bulunmayan MAS kesimlerine bıraktı, buna ek olarak MAS milletvekilleri barış çağrıları yaptı ve “geçiş” hükümeti ile görüşmeler yapıyorlar. En militan kesimleri Chapare’deki koka yetiştiricileri, yüksek kesimlerdeki köylü hareketi ve El Alto halkı.

13 yıllık MAS iktidarı, liderleri satın alarak, örgütleri bölerek ve organik yapıların birliğini yolsuz yönetimlerle kırarak halk hareketinin güçlü bir liderlikten mahrum bıraktı. Bu da halk hareketlerinin kendi çıkarlarının savunulması için harekete geçme kapasitesini tahrip etti.

“Geçiş” hükümet ve polis, protestoları sakinleştirmek için yerli bayrağı Wiphala’nın yakılması konusunda af diledi ve yasama ve yürütme kurumlarındaki yerine geri astı. Bir yandan müzakere masasını kullanarak, diğer yandan şiddetli baskı uygulayarak “geçiş” hükümetinden barış çağrısında bulunuyorlar.

SUBAYLAR 2014’TE ORDUDA DEĞİŞİM TALEP ETMİŞLERDİ

Evo Morales neden istifa ederek iktidardan bu kadar kolay çekildi? Morales’in ve partisinin/müttefiklerinin örgütlü bir direniş sergileyeceğine dair göstergeler var mı?
Morales hükümeti, iktidardaki 13 yıl boyunca protestoları dışlama konusunda sert bir politika izledi, bu nedenle 17 günlük protestolar (temelde kentsel orta sınıfı harekete geçiren) gerçek bir tehdit değildi; polis başkaldırısı da bu hükümet döneminde üçüncü kez meydana geliyor (öncekiler ekonomik taleplerdi) fakat ilk kez silahlı kuvvetler Morales yönetimine karşı isyan etti. OAS sayımı ve silahlı kuvvetlerin Morales’in istifasını istemesi dengeleri değiştirdi ve Morales istifa etti.

MAS’ın ve müttefiklerinin mücadelesi birleşik bir önderliğe ve stratejiye sahip değil, bazı kesimleri pazarlıklar içinde, diğerleri barışçıl yürüyüşler yapıyor, bazıları şiddetli çatışmaların içinde ve kentlere tüm gıda akışını kesmekle tehdit ediyor.

Silahlı kuvvetlerin düşük rütbeyi subayları 2014 yılında silahlı kuvvetlerde yapısal değişim talebiyle; ordu saflarındaki kolonizasyonun ve ayrımcılığın sona erdirilmesi için protestolar düzenlemişti. Bu protestolar kuvvet komutanlarından destek görmedi ve sonunda protesto liderleri yargılandı, fakat rejim değişikliği talepleri bulunmuyordu.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Mevcut göstergelere baktığınızda kısa vadede Bolivya’da nasıl gelişmeler bekliyorsunuz ve bu koşullarda partinizin tutumu nedir?

Bolivya’da ekonomik açıdan baktığımızda, MAS hükümeti  2014 yılından bu yana dış borcu giderek artırdı ve bugün GSYH’nın yüzde 30’una yaklaşmış durumda. Aynı şekilde net uluslararası rezervler de harcandı; birincil ihracat kalemi olan gaz rezervleri azalıyor. Önemli bir lityum rezervimiz var fakat henüz çıkarılmadı ve bu alanda bir sanayileşmeye gidilmedi. MAS hükümeti Çin ve Alman kapitalistleriyle anlaşmak istedi ancak ilerleme sağlanmadı. Ekonomik açıdan bölgesel konjonktür ve kâr oranındaki düşüş eğilimi ekonomik durumun tasarruf önemlerine zorlayacağına işaret ediyor, bu önlemler IMF eliyle gelecekler. Şu anda rejim ülkeyi yatıştırmaya çalışıyor, ancak ne sınıf ne de ezilen halklarla çelişkilerini aşamayacaklar. Yeni seçimler ilan edilecek (henüz tarihi belli değil) ve solun seçim örgütlenmesinin eksikliği, solun şeytanlaştırılması ve halk örgütlenmelerinin dağıtılmış olması (MAS halkı doğal savunmasından mahrum bıraktı) nedenleriyle sağın seçimleri kazanması için uygun koşullar bulunuyor.

Dini köktencilik, polis ve asker operasyonları aracılığıyla sert baskı ve siyasi kovuşturmalar, sağcı paramiliter gruplar, ırkçılık ve nefret; bunlar yeni hükümet modelinin karakteristikleri. Her ne kadar seçimlerle meşruiyet kazanmaya çalışsalar da sınıf karakterleri ve faşist eğilimlerini net ortaya koydular. Sosyal reformizmin yenilgisi faşistleşme dalgasına kapıları açtı ve buna karşı direnmemiz, halkçı ve yurtsever  bir alternatif inşa ve bilimsel sosyalizm için mücadele etmemiz gerekiyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İSFALT’ın eski ihalelerinde "vurgun" yapıldığı iddiası

SONRAKİ HABER

Genel İş üyesi İZENERJİ işçileri ve sendikacılara beraat

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa