14 Kasım 2019 11:19

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan: Kayyumlar 5,7 milyar borç bıraktı

HDP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, kayyumların toplamda 5 milyar 700 milyon borç bıraktığını söyledi.

Salim Kaplan | Fotoğraf: MA

Paylaş

Belediyelerine daha önce atanan kayyumların toplamda 5 milyar 700 milyon borç bıraktığını kaydeden HDP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, AKP’nin kendisinden başka hiçbir iradeyi tanımadığını ifade etti.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 31 Mart yerel seçimlerinde 3’ü büyükşehir olmak üzere kazandığı 65 belediyeye tek tek yeniden kayyum atanıyor. Seçimin hemen ardından 6 belediye eş başkanın "Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi" gerekçesiyle mazbataları iptal edilirken, şimdiye kadar 20 belediyeye de kayyum atandı. Aynı zamanda KHK’li oldukları gerekçesiyle 56 meclis üyesinin de mazbatalarını verilmedi. Bazı belediye eş başkanlarının tutuklandığı süreçte görevden uzaklaştırma gerekçeleri haklarında yürütülen soruşturma ve açılan davalar gösterildi. Bugün itibariyle HDP yönetiminde kalan belediye sayısı ise 39.

Kayyum politikalarına ilişkin HDP Genel Merkezi tarafından hazırlanan rapor, 20 Kasım’da kamuoyuna duyurulacak. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eş Sözcüsü Salim Kaplan, Mezopotamya Ajansından Mehmet Şah Oruç'a kayyuma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"KAYYUMLAR YENİ REJİMİN İNŞASI"

Kaplan, kayyumları AKP’nin yeni yönetim biçimi ve rejimin inşası olarak gördüklerini söyledi. Kürtlere yönelik asimilasyon politikasının yeniden biçimlendirildiğini ifade eden Kaplan, "Özellikle yerel demokrasiye saldırarak asimilasyon politikalarını kayyumlar eliyle tekrardan pratikte daha güçlü bir şekilde sonuç almaya çalışıyor. Zulüm, gözaltı, tutuklama, işkence ve baskıyla halkın iradesini alamayan iktidar, sandıklar aracılığıyla iradesine sahip çıkan halkı kayyumlar ile iradesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Toplumun demokratik siyasete olan inancını aslında kırmaya dönük politikalar yürütülüyor. Temelde HDP fikriyatına bir saldırı var" diye konuştu.

"BORCA RAĞMEN KAZMA DEĞMEMİŞ"

AKP'nin 25 yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesini (İBB) yönettiğini, belediyenin kaynaklarını yandaşlarına peşkeş çektiğini söyleyen Kaplan, İBB’nin 28 milyar borcunun olduğunu ve bunun da 20 yıla ayrılan vadeli borç olduğunu kaydetti.

Kaplan, şöyle devam etti:

"Metrobüs, tramvay hattı gibi dünya ölçeğinde de devasa projeler var. Haliyle 28 milyarlık borç muazzam bir borçtur. Bu borcun bir tarafında ciddi bir talan, yolsuzluk, rant ve hırsızlık var, bir taraftan da büyük bütçeli projeler var. Bu projeler halkın yararına hayata geçirilmemiş. Ama gözle görülür bazı şeyler de var. Gerçekleşen bütçesi 68 milyardır. Türkiye’nin ekonomisinin yüzde 27’sine denk gelen bir bütçesi var. 2016’dan 31 Mart 2019’a, yani 2 buçuk yıllık kayyum döneminde HDP belediyelerinde yaratılanlara bakalım. Sadece 3 büyükşehrimizin toplam gerçekleşen bütçesi bir buçuk milyar. Bu süre zarfında belediyelerimize kalan borç 3 buçuk milyardır. Kentlerimize baktığımız vakit alt yapı, üst yapı, ulaşım ve ekolojik belediyeciliğe dair hiç bir hizmetin olmadığını görüyoruz. Cizre Belediyesine 2016’da kayyum geldiğinde 2 milyon 200 bin liralık resmi borç var ama 2 buçuk yıl içerisinde Cizre’ye bırakın araçları, yayanın bile doğru düzgün yürüyeceği yol yokken, 220 milyonluk bir borç var. İşgal ettikleri belediyelerimizde kayyumlardan kalan borç 5 milyar 700 milyonu buluyor.  Ve toprağa tek bir kazma değmemiş. Tamamıyla AKP’nin bölgede kendisine ait yeni bir toplumsal tabaka, yani sınıf, ekonomi endeksli, rant ve talan üzerinden bir toplumsal tabaka oluşturulması, oluşturulan bu toplumsal tabakanın dışında kalan halkın tümüne ise muazzam bir yoksulluğu dayatması ve bundan kaynaklı da bir öfke biriktirmeye çalışıyor. Öfke üzerinden de toplumu bir bütünen sandıklarda iradesine sahip çıkanları da baltalamaya çalışan bir yönelimi var.”

"HIRSIZLIK ÇARKI BÖYLE İŞLİYOR"

OHAL döneminde 5393 Sayılı Belediye Kanunu’na eklenen 31 ve 45’inci maddeyle "hırsızlık çarkın"ın döndürüldüğünü ifade eden Kaplan, "Bu maddeler ile belediye meclisleri feshediliyor ve memurlar encümen olarak getiriliyor. Şeffaflık ilkesi devre dışı bırakılıyor. Böylece yandaşlarına doğrudan teminlerle alım yapılıyor" diye belirtti.

Bölgede, farklı kimlik ve etniğe sahip halkların binlerce yıldır bir arada yaşadığını anımsatan Kaplan, AKP’nin bundan kaynaklı da ilk önce çok dilliliği, kültürü, kimliği, kadın özgürlükçü perspektifini esas alan HDP belediyelerine dönük kayyum politikalarını devreye koyduğunu ve kendisinden başka hiçbir yaşamı ve iradeyi tanımadığını ifade etti.

"TOPLUMUN DİLİNE, KÜLTÜRÜNE KAYYUM ELİYLE SALDIRI"

Bölge illerindeki çok kimlikli yapıyı vurgulayan Kaplan, Mardin’i örnek vererek şunları söyledi:

"Mardin Büyükşehir Belediyesine gittiğiniz zaman Süryanice, Arapça, Kürtçe ve Türkçe tabelalar vardı. Yine her bülteni çok dilli çıkarıyordu. Kreşlerde Kürtçe eğitim veriliyordu. Belediyenin içerisinde bu dört temel dilde hizmet veren birimler vardı. Bir Kürt annesi, bir Süryani genci, bir Arap geldiği zaman kendi anadillerinde çok rahat hizmet alabiliyordu. Yine mahallerde açılan kadın yaşam merkezleri, kültür merkezleri, kooperatifler, bir bütünen yerel yönetimlerde çok dillilikle hizmetler veriliyordu. Gelir gelmez yaptıkları ilk işleri, bu tabelaları indirmek oldu. Sadece kayyumlar mı yaptı? Hayır, kayyum bir zihniyettir. Toplumun diline, kültürüne ve inancına kayyumlar eliyle çok yoğun saldırılar var"

"HALKIN İRADESİ ESİR ALINIYOR"

2016 yılında ilk olarak atanan kayyumlar ile 19 Ağustos’ta atanan kayyumları kıyaslayan Kaplan, "19 Ağustos siyasi bir darbedir. Ve bu darbe sadece HDP’ye yönelik değil Türkiye demokrasisine yöneliktir. O günlerde HDP’li belediyelere atanan kayyumlara karşı çıkılmazsa Türkiye’de hiç bir demokratik mevzi kalmaz dedik. 2016 yılında gelişen derinleşen savaş konseptinden kaynaklı o dönemin iktidarı gerekçe göstermeye ihtiyaç duymadan kayyum atamıştı. Ama 19 Ağustos’ta iktidar buna benzer bir hamlenin peşindeydi. Halkın tepkisi sonucu bunu yapamadılar. AKP, bir şekilde bu süreci yönetemiyor. 2016’daki kayyumlar yandaşlarına dönüktü. Kendisine bağlı bir sınıf oluşturmaya dönüktü. Bugün ise bir bütünen bölgede yaşayan halkın iradesini esir almaya yönelik bir uygulamadır" ifadelerinde bulundu.

"AVRUPA'DAN MUAZZAM BİR TEPKİ VAR"

Kayyum politikalarına dönük hem ulusal hem uluslararası çalışmalarının olduğunu altını çizen Kaplan, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi, BM İnsan Hakları Komisyonu ve AİHM üzerinden çok yoğun bir diplomasi çalışması yürüttüklerini söyledi.

HDP’nin girişimleriyle Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi’nde kayyum politikalarına ilişkin sempozyumların düzenlendiğini hatırlatan Kaplan, "Bu sempozyumlara katılanlar sanki evrende yeni bir gezegen keşfedilmişçesine oradaki parlamenterlerin, siyasetçilerin çok şaşkın bir şekilde bizi izlediklerini de görebiliyoruz. AKP, 19 Ağustos kayyum darbesiyle ne toplum içerisinde ne de uluslararası arenada rıza almış değil. Tam tersine tüm manipülasyonları, mesnetsiz bir şekilde gözaltına alıp tutukladıktan sonra kayyum ataması, bu rıza alamama sürecini bir hukuka evrirmiyim arayışı var. Muazzam bir tepki var" dedi.

"TEŞHİR EDECEĞİZ"

20 Kasım’da kamuoyuna açıklanacak kayyum raporuna ilişkin de bilgi veren Kaplan, şunları belirtti: "Kamuoyunun bilmediği şeyler değil. Burası bir talan ve rant sistemi ile yolsuzluk ve hırsızlık sürecidir. Bunun siyasal, kültürel ve ekonomi boyutu var. Bunların hepsini kamuoyuna teşhir edeceğiz. 19 Ağustos’tan bugüne neler yaşandı, 2016’dan 31 Mart’ta neler yaşandı? Önümüzdeki süreçlerde daha nelerin yaşanabileceği gösteriyor. Topluma teşhirini yapacağız. Bu toplumun hafızası güçlüdür, unutmaz."

"TOPLUM CİDDİ DESTEK VERMELİDİR"

Kayyumlara karşı sessiz kalınmasına tepki gösteren Kaplan, şunları söyledi:

"AKP’nin ceberut sistemine karşı herkesin bir tutum göstermesini bekliyoruz. Demokrasi bir kültürdür. CHP’nin tutumu kesinlikle yeterli değildir. Eksik ve yanılgılı tutum ve kendini geriye çekme yaklaşımı, İBB boğazlar üzerindeki gasp ve tüm belediyelerin idari yapılanmasının gaspına doğru gidiyor. Yetki gaspına doğru gidiyor. Hâlâ çok geç olmadan bu kayyum zihniyetine karşı toplumun ciddi bir destek vermesi gerektiğini söylüyoruz. Kimsenin bize diyet borcu yoktur. Bu ülkenin başına bela olmuş iktidarın kaybetmesi gerekiyordu ve stratejimiz bunun üzerineydi"

"RÖLÜMÜZÜ OYNAMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Toplumun çok yoğun bir kesiminin kayyum atamasını doğru bulmadığını savunan Kaplan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Toplumun bu arayışına hep birlikte cevap olmamız gerekir. Demokratik siyaset gerekli, öncülüğünün yapılması gerekir. Bu CHP’nin, Saadet’in, İYİ Parti’nin ve parlamento dışı siyasi partilerinin de sorumluluğudur. Biz sorumluluk bunlardadır diye bizler yapmayacağız gibi bir bekleme halimiz hiç bir zaman olmadı. Bu ülkedeki 82 milyon insanın bu demokratik taleplerini, ana muhalefet partisi olarak kendimizi görüp bu sorunlara çözüm bulma noktasında öncü rolümüzü oynamaya devam edeceğiz"

Kaplan ayrıca, 15 Kasım'da yapılacak MYK toplantısında kayyum politikasına karşı yapılacak eylem ve etkinliklerin kararlarını alacaklarını söyledi. (Diyarbakır/MA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Trump'tan Hilal Kaplan'a: Gazeteci olduğunuza emin misiniz?

SONRAKİ HABER

Tekil çabalar değil kitlesel birliktelikler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa