06 Kasım 2019 17:17

“Şemdinli davası adım adım beraate götürülüyor”

Şemdinli davası avukatı: Gelinen aşamada da izlenen yöntemin bu dosyanın sorunlarını ortaya çıkarılmayacağı yönünde bizde bir kanı oluştu.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Umut Kitap Evi’nin bombalanması ve ortaya dökülen binlerce delil, belge ve bilgiye rağmen suçüstü yapılan üç kişinin serbest bırakıldığı Şemdinli davası 14 yıldır devam ediyor. Dava Avukatı Murat Timur, davanın iktidar eliyle beraate götürüldüğünü söyledi.

9 Kasım 2005 yılında Umut Kitap Evi’nin bombalanması olayında Şemdinli halkı tarafından suçüstü yakalananlardan Ali Kaya’ya ait olan arabada yapılan aramada, silahlar, öldürülecek kişilere ait listeler, krokiler bulunmuştu. Olaydan sonra Ali Kaya, Özcan İldeniz, Veysel Ateş tutuklanmışlardı. Ali Kaya için dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, “Tanırım, iyi çocuktur” açıklamasını yapmıştı. Yaklaşık çeyrek asırdır devam eden Şemdinli davasında üç kişi iki yıl önce tahliye edildi.

“CEZASIZLIK POLİTİKASI” İLK GÜNDEN DEVREDE

14 yıl geçen davanın bundan sonra nereye evirileceği hakkında MA’dan Adnan Bilen’e konuşan Avukat Murat Timur, günün sonunda zanlıların tümünün bu davadan beraat edeceğini ve davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşınacağını düşünüyor. Şemdinli davası ile ilgili “cezasızlık politikasının” olayın yaşandığı günün hemen ertesinde aslında devreye girdiğini hatırlatan Timur, “Davanın başından sonuna kadar şahısların ceza almaması yönünde bir çaba harcanıyor. Devletin içerisindeki kamu görevlileri baştan itibaren bu kişilerin ceza almaması yönünde çaba harcadılar. Mahkeme bunun üzerine yargılanmanın yenilenmesi yönünde karar verdi ve daha sonra infaz durduruldu. Ve en nihayetinde şahısların tahliyesi yönünde karar çıktı” diye konuştu.

“100 KLASÖRDE DELİLİN OLMAMASI MÜMKÜN MÜ?”

Bu kişilerin suçüstü yakalanmalarının ardından bölgede bombalama olaylarının bir anda kesildiğini hatırlatan Timur, davanın cezasızlıkla sonuçlanmasının en önemli nedeninin ise siyasi iktidarın başta gösterdiği iradeyi sonrasında tam tersine çevirmesi olarak yorumluyor. Suçüstü yakalanan bu kişilerin yakın zamanda beraat edecekleri kaygısını taşıdıklarını paylaşan Timur, “Siz bu kadar belge ve bilgiyi hangi savcıya teslim ederseniz o savcı ister dosyayı hazırlayan savcı olsun, ister başka bir savcı olsun dava açması gerekiyor. Mesele burada savcının kim olduğu değil ortaya konan delillerdir. Yaklaşık 100 klasöre ulaşmış bir dosyada delilin olmamasından bahsetmek mümkün mü? Ama siyasi iktidarın bu dönemde göstermiş olduğu farklı tavır, bu dosyanın beraate doğru gitmesinde ön açıcı bir yol almış durumda. Biz bu davaya başladığımızda Türkiye’nin kendi içerisindeki hukuk dışı yapılanmalarının bu davayla temizleneceğini düşünüyorduk” dedi.

“TÜRKİYE İÇ HUKUK YOLLARI CEVAP OLMUYOR”

Ancak gelinen aşamada Türkiye’nin iç hukuk yollarının cevap olmayacağını gördüklerini söyleyen Timur, “Bu dosya aslında 3 kişiyle sınırlı bir dosya değil. Bunu ben değil, milletvekillerinin hazırladığı Şemdinli Araştırma Raporu söylüyor.  Yine mahkemenin gerekçeli kararı söylüyor. Ancak maalesef gelinen aşamada da izlenen yöntemin bu dosyanın sorunlarını ortaya çıkarılmayacağı yönünde bizde bir kanı oluştu. 40 yıl ceza almış sanıkların bu delillerle hiç ilgileri yokmuş gibi derhal infazın durdurularak serbest bırakılmaları ve yakın gelecekte de beraat etme olasılıklarını da göz önüne aldığımızda, bu dosyayı hazırlamış savcının sanık olması durumuyla açıklanacak bir durum değil” ifadesinde bulundu.

‘‘FETÖ KUMPASI’ DİYEREK OLAY BİTMİYOR

Yaklaşık 15 yıldır devam eden bu hukuk mücadelelerinin artık Türkiye mahkemelerinde bir çözüme kavuşamayacağının altını çizen Timur, davanın artık sonuçlanması ve AİHM’ye gitmesi gerektiğini söylüyor. Şemdinli davasını “Geçmişle yüzleşme” olarak gördüklerini vurgulayan Timur, “Bu dosyaya ‘FETÖ kumpası’ diyerek geçiştirmekle olay bitmiyor. Bu dosya kumpasla değerlendirilebilecek bir dosya değil. Eğer o dosyada iddianameyi hazırlayan savcı hukuk dışı bir yapılanmanın içerisindeyse en ağır ceza neyse cezalandırılması gerekiyor. Bu dosyada ölen şahıslar var, bu dosyada yaralanan insanlar var, bu dosyada canına kastedilen bir vatandaş var. Sonuç olarak; bunca delili bu mahkeme görmüyorsa, Anayasa Mahkemesi görür, o görmüyorsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu mutlaka görecek ve mutlaka adalet bir sonuca varacaktır” dedi. (HABER MERKEZİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ekoloji Birliğinden santrallere kirletme iznine karşı açıklama: "Temiz hava beklemez"

SONRAKİ HABER

Hyundai'de "kısa çalışma ödeneği" söylentisi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa