03 Kasım 2019 16:24

Hakikat çatlak ve tehlikeli

İçerisinde inşaatlara, depremin yarattığı etkiye ve bunların hepsinin yarattığı kargaşaya karşı çıkanların İstanbul Üniversitesi'nde kazanımların başlamasını da tetikledi.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Deniz GÜRSOY 

İstanbul Üniversitesi  

1942 yılında Fen ve Edebiyat Fakültelerinin içinde bulunan “Zeynep Hanım Konağı” tamamıyla yanmıştır. Beyazıt Kulesi’nden görülen yangın Fen Fakültesi tarafından çıkarak sonradan Edebiyat Fakültesi kısmına da sıçramış ve oluşan hasar sonucu kullanılamaz hale gelmiştir. 1946 yılında ise Edebiyat Fakültesinin temelleri tekrar atılmış, inşaatın temel kısımlarının kazılması esnasında civardaki bazı binaların temel ve duvarlarında görünür olan çatlaklar hakkında Fen Fakültesi Dekanı B. Fahir Yeniçay şöyle demiştir: “Hakikatte çatlak ve tehlike yoktur.”2019 yılında ise Edebiyat Fakültesi bir şantiyeden farksız. Kapıdan ilk girdiğiniz andan itibaren ciğerlerinize inşaat tozu dolmakta, demir parçaları ve iskeleler görmekte, çatıdaki işçileri izlemektesiniz. 

KÖKLÜ ÜNİVERSİTEDE KÖKLÜ İNŞAAT 

Üniversiteye girmeye hak kazanan yeni biriyseniz bölüm katına gittiğinizde (bölüm katınız inşaat halinde de olabilir) bilgi almak istiyor olacaksınızdır. Bölümde konuşacağınız öğretim görevlisi son derece güler yüzle ne kadar köklü bir üniversiteye geldiğinizi, bu yüzden çok şanslı olduğunuzu ancak fakültenin 4-5 senedir süren bir inşaatta olduğunu ve 4-5 sene daha “süregeleceğini” söyleyecektir. İnşaat halinde olan fakültemiz yüzünden ders saatleri de son derece sıkışık durumda olacak malum. Bunu size söylemeyebilirler, ders programını öğrendikten sonra 5 dakika arayla olan diğer dersinize koşa koşa giderken veya aynı saatte çakışan derslerinizi gördüğünüzde fark edebilirsiniz. 

BİLİM ENKAZ ALTINDA 

Tüm bu şantiyeye dönmüş fakültede inşaattan düşen demir parçasıyla yaralanan, fakültede acil müdahale ekibi bulunmadığı için bir kalp krizi sonucu hayatını kaybeden veya İstanbul’da yaşanan bir depremde ne yapılmasını bilemeyen biri olabilirsiniz.Üniversiteye girdiğiniz ilk günden itibaren görünen bu tablo, ne arzu edilen mesleki-akademik eğitimi ne kültürel-sanatsal özlemleri ne de bilimsel araştırma ortamını bize sağlayabilir. Bunun yanında üniversitenin bize sunduğu fiziki şartlar ile bırakın bu arzu ve özlemleri gidermeyi, canınızın, hayatta kalmanın derdi ile karşı karşıyasınız. 

Bu yaşananlar karşısında öğrenciler ise fakültenin en can alıcı sorununa, can güvenliği sorununa dair bir dilekçe ile çıkış yaptılar. Acil müdahale ekibinin kurulması ve inşaattan düşecek çeşitli materyallere karşı bir önlem alınması için yazılan dilekçe sonucu çelik koruma bariyerleri çekilmeye başlandı, acil müdahale ekibinin kurulmasına karar kılındı. Deprem sonrası Çapa Diş Hekimliği Fakültesi’nde ciddi hasarlar oluştu ve öğrenciler güvenceli binalarda ders görmek için eylem yaptılar. Eylemlerinin sonunda Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne 5 yıldır tahsis edilmesi beklenen bina verildi. Ancak bu, öğrencilerin talep ettiği bir çözüm değildi. Yerinde yapılanma taleplerinin karşılanması ve başka öğrencilerin mağdur edilmemesi çözüm olabilirdi ancak. Nitekim Genetik öğrencileri rektörlüğün, binaları diş hekimliği öğrencilerine tahsis etmesi kararı karşısında biz de öğrenciyiz ve güvenceli binalarda eğitim görmek bizim de hakkımız diyerek eylem gerçekleştirdiler. Sonuç olarak Çapa’da Diş Hekimliği Fakültesi için yeni bina yapımına başlandı ve iki fakültenin bu inşaat tamamlanana kadar yeni binayı paylaşması kararıyla eylemler büyük oranda kazanımla sonuçlandı.  

Tüm gerçekliğe baktığımızda Hakikat’te olan ise bilimi, kültürü, sesimizi enkaz altında bırakacak bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzdur. 

 

ÖNCEKİ HABER

Para, para, para, yokluğun bir dert

SONRAKİ HABER

Yamanlar’da kadınlar kadın dayanışma merkezi ve kreş istiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa