03 Kasım 2019 15:17

Sindirilmeye karşı genç işçiler mücadeleye

İşe alırken de 35 yaş altındaki insanlar işe alınıyor. Patronun deyimiyle “genç ve dinamik”, gerçekte ise daha fazla “sömürülebilir” olduğundan.

Paylaş

Umut Düzgün BULUT 

Küçükçekmece 

Binlerce işçinin çalıştığı fabrika da genç bir kadınla çalışma koşullarını, gelecekle ilgili hayallerini ve fabrikadaki yaşadıkları sorunlar karşısında çözüm önerilerini konuştuk. Fabrikada çalışan genç işçilerin en büyük hayali kıdemli işçi olabilmek. Bunun için ise diğer işçilere göre daha fazla iş üretmeleri gerekiyor. Kadın olunca işler daha da zorlaşıyor. Saatlerce makine gibi çalışıp eve gidince dinlenmeyi hayal ediyorsun. Hayaller dinlenme gerçekler ise bulaşık, temizlik... Kötü çalışma koşuları karşısında çözüm önerilerini ise hep birlikte röportajda okuyacağız.  

DAHA FAZLA GENÇ DAHA FAZLA İŞ 

Genç işçi olarak en çok karşılaştığın sorun nedir?  

İlk olarak, birçok insanın sorun olarak görmediği ama gençlerin sorunlarından biri olan şey gençlerin eğitim alamıyor olması. Fabrikada çalışıyorlar veya başka bir yerde liseye, üniversiteye gidemiyorlar. Ben de bunlardan biriyim. Bu gençlerin tek hayalleri fabrikada kıdemli bir işçi olmak oluyor. Daha fazla çalıştırılıyorlar, daha fazla yoruluyorlar, çoğu zaman izin kullanmıyorlar ve mesaiye kalıyorlar ki patronun gözüne girebilsinler. Bu şartlarda çalıştıkları için bölümde yirmi genç varsa on beşi bel fıtığı veya boyun fıtığı oluyorlar. Bizim bölümde belli bir adet çıkarma kotası var ve bu kota gençler için biraz daha yüksek oluyor. Eğer bir yerlere gelmek istiyorsan çıkardığın mal sayısını daha da yükseltmen lazım deniyor. İnsanlar da bu sayıyı çıkarabilmek için çay molasına dahi çıkmıyorlar. Sonra meslek hastalıkları ortaya çıkıyor ve hasta olduklarından işten çıkarılıyorlar.  

Fabrikada genç işçiler yoğunlukta mı? 

Evet, fabrikada genç işçiler yoğun ama genç işçilerde de şöyle, patron genç olduğumuzdan dolayı bize daha fazla iş yaptırmaya çalışıyor ve çalışma temposu ne kadar yoğun olursa hastalıklar da o kadar çok ortaya çıkıyor. Bu genç işçi hastalığından dolayı işten çıktıktan sonra patron hemen yeni bir genci alıyor. İşe alırken de 35 yaş altındaki insanlar işe alınıyor çünkü patronun deyimiyle “genç ve dinamik”, gerçekte ise daha fazla “sömürülebilir” olduğundan.  

NE EĞİTİM NE DE ZAMAN  

İşten geriye kalan vakitlerinde ne yapıyorsun?  

Yani çoğu işçi gibi evde yapacak bir iş yoksa televizyon izleyip dinleniyorum. Yıllık izinlerde ise birçok arkadaşımda olduğu gibi tatili memlekete, köye giderek değerlendiriyorum. Öyle tatil için deniz kenarına gidebildiğimiz yok. Zaten geçinemediğin için çalışıyorsun, kazandığınla da tatil köylerine gidemiyorsun. Bir de benim gibi genç işçi kadınlar mesai bitiminde veya hafta sonlarında eve gidip yemek yapıyorsun o bitiyor ütü, bulaşık, çamaşır derken evde de dinlenemiyorsun. Evdekiler de çalışıyor fakat ev işleri bana kalıyor. Hafta sonları veya izin günleri ise genç kadınlar açısından yine evde geçiyor. Aile baskısından dolayı saat beşten sonra dışarı çıkamayan kadınlar var. Ben de bazen böyle sorunlarla karşılaşıyorum. 
 
Peki bir sorun olarak eğitimden bahsettin, fabrikada çalışıp okumaya devam eden işçiler yok mu? 
Açık öğretimde okuyan gençler var mesela fabrikada. Onlar mesaiye kaldıkları için sınavlarına gidemiyorlar. Patronumuz ise sözde okuyan gençlere ayrıcalık yaptığını iddia ediyor. Fabrikaya bir kütüphane açıldı, onu okumaya teşvik olarak gösteriyor. Ama gelin görün ki mesailerden sınavınıza bile giremiyorken kütüphaneyi kullanmak için vaktimiz olmuyor. Mola saatlerinde ise kütüphane sorumlusu da molaya çıkıyor ve kütüphane kapalı oluyor. Bu yüzden kütüphaneyi henüz gören biri yok. Tabii basın geldiğinde olursa kütüphane gösteriliyor ve fabrikamızda kütüphane var diye reklam yapılıyor.  

İş yerinde mola saatlerinizde ne yapıyorsunuz? 

Bizim fabrikamızda tüm hareketlerimiz kartlar ile kontrol altında oluyor. Çay içmeye veya sigara içmeye kartla çıkıyorsun ve belli bir zaman sonra geri dönmek zorundasın, yoksa cezası var. Mola saatimiz 45 dakika ama en fazla 30 dakika kullanabiliyoruz çünkü yemek ve tuvalet sırası bekliyoruz. Bazı arkadaşlarımız işten atılma cezası olmasına rağmen mescitte gidip uyuyorlar. Bazen öyle çalışıyorsun ki, yorulup ağlayarak uyuyakalan kadınları görüyorsun. Saatlik belli bir sayıda mal çıkarma zorunluluğu getirdiler şimdi. Önceden günlük bir sayı vardı daha rahat davranabiliyorduk. Artık saatlik olduğundan sebilin başına gidip su almaya bile vaktimiz olmuyor. Zaten çalıştığın alanda bir sürü kamera var ve her hareketin izleniyor. En ufak bir dinlenme veya telefona bakma anında bu video kaydı üzerinden primini kesiyorlar. 

Bir işçi genç olarak gelecek hayalin nedir? 

Daha az çalışma saati ve artık kurtulacağımız meslek hastalıkları. İş güvenliğinin ve işçi sağlığının korunduğu, çalışırken insanların ölmediği bir dünya gelecekteki hayallerimden ilki. Diğeri ise bir tatile gidebilmek ama memlekete değil şöyle deniz kenarına. Cebimdeki paraya bakmadan doyasıya gezip eğlenebilmek, hayattan tat alabilmek ve ücretli köleler olmamak. Hak ettiğim alın terimin sonucunu alabilmek. 

ÇÖZÜM ANCAK BİRLEŞMEKTE  

Bahsettiğin kötü çalışma şartları ve ses çıkarmadıkça geriye giden hakların önüne geçebilmek için ne yapılabilir? 

Tabii ki birlik olarak, bir arkadaşımız işten çıkartıldığında sessiz kalmayarak ve birlikte mücadele ederek çözebiliriz. Bizim iş yerinde her zaman insanlar falçatalardan parmaklarını keserdi. Biz sürekli itiraz ettik kabul edilmedi. En son arkadaşımızın elini ciddi derecede falçata kesti ve biz üretimi durdurduk. Bir gün sonra bize iş kurallarına uyan bir falçata getirdiler. O arkadaşımız elini 4 aya yakın kullanamadı ve bu durum patronun umurunda bile değildi ama biz üretimi durdurunca buna bir çözüm bulabildik. Bizim böyle kararlı adımlar atmamız gerekiyor. 
Biz işçiler olarak bu dünyayı yaratan milyonlarız, bize muhtaçlar geçip bizim yerimize çalışamazlar. Bunu benimseyip birlikte ses çıkartmamız gerek. Kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle, biz işçiler olarak yan yana gelir haklarımızı çalanlara, bizi sömürenlere karşı ses çıkarmaya başlarsak işte o zaman patronlar istedikleri gibi davranamazlar.  

 

ÖNCEKİ HABER

Pendik'te Evrensel okurları dayanışma etkinliğinde buluştu

SONRAKİ HABER

Tonyalılar Kadıralak Yaylası'nın koruma statüsünün kaldırılmasına tepkili

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa