01 Kasım 2019 03:00

Kuşaktaşları Özyalçıner'i anlattı | Doğan Hızlan: Hem arkadaşım hem de yazar olunca

Doğan Hızlan: "Edebiyatçının da bir kibir yumağı olmadığı gerçeğini yazısıyla, yaşama biçimiyle ispatladı. Adnan Özyalçıner içimizde bu hasletleri eksiksiz taşıyan biriydi."

Fotoğraf: Erdal Öz, 
Adnan 
Özyalçıner, 
Doğan 
Hızlan, 
Onat 
Kutlar ve 
Konur 
Ertop 
(1957)

Paylaş

Doğan HIZLAN

Yakın dostum olan iyi yazarlar hakkında sık sık yazmak isterim, çünkü hem onların kitapları hakkında hem arkadaşlıkları hakkında o kadar çok bilgiye sahibim ki yazıyı noktaladığım andan itibaren keşke bunu da yazsaydım diye düşünmeye başlarım.

1950 kuşağının bir mensubu olarak onlarla birçok edebiyat bilgimi paylaştım, hep birlikte öğrendik ve öğrettik.

Edebiyatın alçakgönüllü özelliğini bu kuşak içine sindirdi. Edebiyatçının da bir kibir yumağı olmadığı gerçeğini yazısıyla, yaşama biçimiyle ispatladı.

Adnan Özyalçıner içimizde bu hasletleri eksiksiz taşıyan, sergileyen biriydi. Bu konuda bizim önümüze geçerdi.

Yaşadığını yazmak hem çok doğru bir anlayıştır hem de tehlikeli bir yöntem. Yaşadıklarınızı bir mahkeme tutanağı gibi kaleme alırsanız, edebiyatın lezzetini içine katmazsınız okuru hayal kırıklığına uğratırsınız. Bu yazıları okuyacağına yazarın biyografisini okumakla yetinir.

Gerçekçilik nedir, 1950 kuşağının bu konuda da kendine özgü bir yaklaşımı vardır. 

Gerçekçilik çeşitli kuşakların uğraş alanına girmiştir. Eğer Adnan Özyalçıner’i bu atımla ilişkilendirirsek Orhan Kemal’den gelen aydınlık gerçekçilik açısından da bakabiliriz. Hiç kuşkusuz her kuşak bir önceki kuşaktan aldığını, esinlendiğini daha da ileri bir çizgiye götürmüştür, gerçekçilik bağlamında Adnan Özyalçıner’i böyle değerlendirmek gerekir.

Kitaplarını sıraladığımızda kendi ustalığını aşamalar kaydederek geliştirmiştir.

Öykü dışında çalışmaları da başvuru nitelikleriyle önem kazanmıştır.

İstanbul’a dair kitaplar bilgi ve belge ile edebiyatın birleştiği metinlerdir.

TÜYAP’ın onur yazarı günlerinde onun çeşitli yanları anlatılacaktır. Bu onu yeniden okuma sürecini başlatacaktır.

Hiç kuşkusuz Adnan Özyalçıner ile ilgili her yazıda aramızdan ayrılan sevgili eşi Sennur Sezer’i de anmak gerekir.

Kutluyorum, yeni kitaplarını bekliyorum.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Suruç katliamı davası yarın: Kayıtların en önemli beş saati eksik

SONRAKİ HABER

AP’de iklim toplantısı: Siyanürle altın aramaya karşı birlikte mücadele çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa