21 Ekim 2019 04:55

"İşten atmaların nedeni 2020 sözleşme görüşmelerinin engellenmek istenmesi"

Ataşehir Belediyesi işçisi yazdı: Bu işten atmaların asıl nedeni 2020 Mart ayında başlayacak toplusözleşme görüşmelerinin engellenmesidir. Bize bir gözdağıdır.

İşten atılan işçi Alişan İpşiroğlu | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Ataşehir Belediyesi Yeni Sahra Dış Temizlik İşler Şantiyesinden bir işçi
İstanbul

Ben Ataşehir Belediyesi Dış Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalışan bir işçiyim. Evrensel aracılığı ile hem bugüne kadar yaşadığımız süreci ve örgütlü olduğumuz Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şubenin iki işçi arkadaşımızın işten atılmasıyla ilgili başlattığı süresiz oturma eyleminde belediye yönetiminin tavrını ve tutumunu bütün gerçekleriyle anlatmak istiyorum.

Öncelikle işin başından itibaren yani 2018 yılında beri sendikaya üye olamazsınız baskısıyla karşı karşıya geldik. Gerekçe olarak OHAL kanunlarını ve bundan doğan KHK’leri gösterdiler. İşçilerin üye olmayacağına dair tutanak forum bile doldurttular. Bunu en yetkili idari müdürler, belediye başkan yardımcıları yaptı. Partizanca işe alınan bazı işgüzar işçi arkadaşlarımız da buna çanak tuttular. Gerekçe olarak da “Burası bizim belediye, onu koruyalım. Ne de olsa ekmek teknemiz” gibi safsataları ileri sürdüler, işi yokuşa sürerek örgütlenmemizi engellediler.

Çok geçmeden bu arkadaşlarımız da gerçekleri yavaş yavaş gördü. Bize dedikleri “Belediyenin bir patronu varmış meğer” oldu. İşçileri hakir gören seçim zamanlarında sadece onları hatırlayan bir belediye patronu. Herkesi kendine biat etmeye zorlayan dediğim dedik bir belediye patronu. Hatta işçi arkadaşımızı korumaları aracılığı ile darbeden, sendikacı arkadaşlarımıza zor kullanan, onların toplantı yapmasını engelleyen, salon vermeyen bir belediye patronu.

SENDİKACILARIN İŞÇİLERE SESLENMESİ ENGELLENMEK İSTENDİ

İşte gerçeklerden birincisi: Sendikamızın İşyeri Temsilcisi Melike Şahin, Güvenlik-Sen İşyeri Baştemsilcisi arkadaşımız Alişan İpşiroğlu işten atıldılar. Bu iki arkadaşımızın işe alınması için bir dizi girişimde bulundu sendika şubemiz. Her görüşme olumsuz sonuçlandı. Tüm birimlerde toplantı yapıp işçi arkadaşlarımızı bilgilendiren sendikacı arkadaşlarımız her türlü engelle karşılaştılar. Müdür ve belediye başkan yardımcılarının talimatlarıyla tehditleriyle işçi arkadaşlarımızın bir kısmı işten atılırım korkusuyla toplantılara katılamadılar. Bu arkadaşlarımızın bazılarının psikolojisini bile bozdu. Ana bina idari bölümde çalışan arkadaşlarımızla yapılacak toplantıya salon vermeyerek ve bilerek o gün “İşçi sağlığı ve iş güvenliği” idari eğitim bilgilendirme toplantısı koyarak sabotaj bile yaptılar. Buna rağmen ana bina önünde basın açıklaması kararı alındı.

EYLEME KATILANLARA İŞTEN ATMA TEHDİDİ

İşçi arkadaşlarımız basın açıklamasına katılmasın diye özel bir biçimde işten atma kameraya almak usulüyle tek tek tespitler yapıp iş akitlerinin feshedileceğinin yoğun propagandasını yaptılar. Belediye patronunun ve yardımcılarının talimatıyla yoğun bir polis çağırdılar. Zabıta arkadaşlarımızı trafikte görevlendirerek basın açıklamasının kitlesel olmasını engellediler. Süresiz oturma eyleminin 2. günü belediye patronu ve yardımcılarının talimatıyla zabıta müdürü eşliğinde 20-30 zabıta ekibi arkadaşımızla oturma eyleminin ana bina ön girişinde değil karşı kaldırımda yapılması için baskı ve zorbalık girişiminde bulunuldu. Sendika şube yöneticisi arkadaşlarımız ve direnişçi işçi arkadaşlarımızın kararlı tavrı ile bunu başaramadılar geri adım atarak gerisin geriye gittiler. Meydan boş değil. 5780 üyesi olan bir şube ve binlerce işçi varız karşılarında. Böylelikle sosyal demokrat böbürlenmesinin de bir işe yaramayacağını görsünler. Rüzgar eken fırtına biçer. Buna hazır olsunlar.

BASKILAR DEVAM EDİYOR

İkinci gerçek: Süresiz oturma eylemi başlatıldığından bu yana işçi arkadaşlarımıza destek ve dayanışma ziyaretlerinde bulunulmasın diye idari müdürler, başkan yardımcıları ve bizzat belediye patronunun talimatıyla tehditler ayyuka çıktı. İşçi arkadaşlarımıza açıktan “Kim oturma eylemine gider destek verir, ziyaret eder orada bulunursa kayıt altına alınacak, tutanak tutulacak, idari ceza alacak veya işten atılacak” denilerek açık bir baskı ve zorbalık yapılıyor. Bu hala devam ediyor. Buna rağmen atılan işçi arkadaşlarımız işe geri alınıncaya kadar direneceğiz, oturma eyleminden vazgeçmeyeceğiz.

Bu işten atmaların asıl nedeni 2020 Mart ayında başlayacak toplusözleşme görüşmelerinin engellenmesidir. Bize bir gözdağıdır. Bu keyfiyete izin vermek, ya da boyun eğmek TİS’ten vazgeçmek, örgütlülükten vazgeçmek anlamına geliyor.

Sosyal demokratlıkla övünüyorlar ama Ataşehir ve Maltepe Belediyelerinde yaşananların AKP’nin belediyecilik anlayışından farklı ne? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu istediği kadar söylesin ama “Halep oradaysa arşın burada.” Kamuoyunda itibarları zedelenmiş iki belediye başkanını iki ilçe halkının başına neden getirdi? İnsani açıdan, sosyal belediyecilik açısından bile bu belediye patronlarının vereceği şey halktaki umutsuzluğu derinleştirmektir. Yol yakınken bu anlayışın sona ermesi gerekir. Bunu erdirecek olan biz işçileriz.

Tüm işçi arkadaşlarımızı belediyenin kobayı değil, asıl sahibi olmaya ve atılan işçi arkadaşlarımıza sahip çıkmaya çağırıyorum. Gün belediye işçisinin birleşme ve mücadele etme günüdür.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Tayyip Erdoğan, Boris Johnson ile telefonda görüştü

SONRAKİ HABER

Stockholm'de parlamento önünde iklim için açlık grevi başlatıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa