20 Ekim 2019 04:41

Fehim Taştekin ve Serhat Güvenç'ten mutabakat yorumu: Görüntüde zafer pratikte çıkmaz

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine operasyonunun sonucu "dışarıda zafer", "içeride iktidar hakimiyeti" olarak yansıtılıyor. Oysa saha dünden daha mayınlı, politika daha çok çıkmazda!

Fotoğraf: AA

Paylaş

Meltem AKYOL
İstanbul

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine 9 Ekim’de başlattığı harekatta ABD-Türkiye anlaşması sonrası ateşkes imzalandı. Operasyonun sonucu, "dışarıda zafer", "içeride iktidar hakimiyeti" olarak yansıtılıyor. Oysa saha dünden daha mayınlı, politika daha çok çıkmazda!

Gazeteci Fehim Taştekin ve Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Güvenç gelişmeleri Evrensel'e değerlendirdi. Taştekin, mevcut durumun Türkiye’yi iki güçle; Rusya ve ABD, daha çok uzlaşmaya ittiğine dikkat çekti. Ateşkesin bozulmasının ABD tarafından "yıkıcı" yaptırımlar, diğer taraftan yıkıcı savaş ile karşılık bulacağını söyleyen Taştekin, "Manevra alanı daraldı, çıkmaz derinleşti" dedi. “Türkiye üst perdeden dile getirdiği hedefi unutması gerekiyor” diyen Güvenç, “Türkiye Kürt meselesine siyasi bir çözüm geliştirip uygulamadığı sürece daha fazla uluslararası aktörün dahil olduğuna tanık olabilir” tespitini yaptı. Güvenç ve Taştekin, operasyon "muhalefeti felç etti", "ekonomik huzursuzluğu bastırdı" gibi gözükse de sorunların yeniden ana gündem olacağı konusunda hemfikirler!

GEÇİCİ BİR KAZANIM

Gazeteci Fehim Taştekin ABD-Türkiye arasında varılan anlaşma ile Erdoğan’ın ABD’de kendisini de hedef alan ikinci yaptırım dalgasını şimdilik ötelediğini söyledi. Taştekin, “Amerikalılara 5 gün sonra YPG çekilmedi, güvenli bölge oluşmadı deyip baskı taktiğine geçecek. Ama artık işi zor. Bu geçici bir kazanım. Erdoğan, Trump’a güvenerek Amerikan cephesini frenleme imkanlarını yitiriyor. Halkbank davası da yakasına yapışacak. Manevra alanı daraldı. Bundan sonra Putin de eskisi kadar anlayış göstermeyebilir. Bunun Suriye sahnesinde Türkiye’ye çekil diyen bir baskıya dönüşme ihtimali artıyor” dedi.

ABD’nin apar topar çekilmesinin ardından yerini Rusya’nın aldığının altını çizen Güvenç, “Rusya ile baş başa kalınması da Ankara’nın yürüttüğü çelişkileri kullanarak kendine alan açma siyasetini de zora soktu. ABD ve Türkiye, Esad’ın gitmesi ve İdlib konusunda aynı çizgideydi. Rusya, Esad’ın bu işten asker zaferle çıkmasını istiyor. Bundan hareketle de tüm Suriye’ye yeniden hakim olmasını. O yüzden Türkiye’nin işin en başında üst perdeden dile getirdiği hedefi unutması gerekiyor” dedi.

ÇATIŞMACI YOL, BATAKLIK SENARYOLARINI TETİKLER

Yapılan anlaşma ile çıkmazın 5 günlüğüne dondurulduğunu söyleyen Gazeteci Taştekin, “Eğer Rusya’nın yol haritasıyla Şam’la diyalog yolu açılırsa sürecin gidişatı çatışmadan 'gerilimli pazarlığa' evrilir. Aksi halde çatışmacı yol bataklık senaryolarını tetikler” diye konuştu.

Prof. Dr. Güvenç ise Türkiye’nin Kürt meselesine siyasi bir çözüm geliştirip uygulamadığı sürece daha fazla uluslararası aktörün dahil olduğuna tanık olabileceğini söyledi.

İÇ POLİTİKADA KAZANDI AMA UZUN SÜRMEYEBİLİR

İç politikada savaşın ciddi bir manipülasyon gücü olduğunu söyleyen Gazeteci Taştekin, “Erdoğan bunu çok iyi kullanıyor. Muhalefeti felç etti, ekonomik huzursuzluğu bastırdı. Ama ilan ettiği haritaya uygun sonuçlar da alamadı. Bundan sonra insanlar 'Biz bu harmandan ne kaldırdık' diye sormaya başlayınca iç politikadaki daralma yeniden ana mesele haline gelecek” diye konuştu.

Erdoğan’ın Suriye’ye gerçekleştirdiği operasyon sonrası iç politikadaki kazanımlarının dış politikadan fazla olduğunu savunan Prof. Dr. Güvenç ise "Özellikle yerel seçimler ve İstanbul seçiminin tekrarlanmasında sonra oluşan gündem belirleyememe durumuna bir son vermiş oldu. Yani Türkiye ana akım siyaseti zaten bu milliyetçi damar üzerine oturur dolayısıyla bu son askeri harekat da muhalefetin de kah gönüllü kah gönülsüz Erdoğan’ın çizgisine gelmesine yol açtı. Kendi içerisindeki parçalanmayı ötelemiş oldu, yeni bir siyasi durum yarattı” diye konuştu.

HER SEÇİM ÖNCESİ YAPILAN HAMLELERİN MALİYETİ ARTIYOR

Bütün bunların etkisinin Türkiye’nin yapısal ekonomik sorunları düşünüldüğünde geçici olabileceğini söyleyen Güvenç devamında şu değerlendirmede bulundu:

“Bir de bu iç siyasette kendi konumunu pekiştirme dışarıda çok büyük bir bedelle gerçekleşti. Yani uzun süredir Türkiye’de seçimlerden önce ya da referandumlardan önce dış ilişkilerde, özellikle Amerika ve Avrupa’yla gerilim görmeye alışmıştık. Ama bu sefer hakikaten Türkiye’nin itibarını, konumunu bir hayli zedeleyen yorumlar yapılmaya başlandı. Bir de iç politikadaki konsolidasyonun maliyeti, bu gözlemcilerin ortak kanaati, Türkiye’nin Kürt meselesinin uluslararasılaşması oldu. Dolayısıyla genelde Kürt sorunu özelde ise Suriye’deki Kürtlerin durumu artık tüm dünya için önemli bir konu haline geldi. Bu da konuyu kendi sınırları içerisinde tutmaya çalışan Türkiye açısından çok arzu edilebilir bir gelişme olmasa gerek.”

ERDOĞAN PUTİN’DEN ONAY ALMAK İSTİYOR

Suriye Demokratik Güçleri'nin de uyacağını ilan ettiği beş günlük ateşkesin sonucunda ne olacağı tartışması sürerken gözler Putin-Erdoğan görüşmesine çevrildi. Masada nelerin olduğu az-çok tahmin ediliyor ancak nasıl sonuçlanacağına ilişkin sorular var.

Gazeteci Fehim Taştekin Putin’in Erdoğan’dan isteyeceklerini şöyle sıraladı:

“Putin Erdoğan’dan Adana Mutabakatı temelinde sınırda Suriye ordusuyla iş birliğine gitmesini, bölgeyi Suriye ordusuna bırakmasını isteyip Kürtlerle çözümün Şam’la diyalogla mümkün olabileceğini söyleyecektir.”

Prof. Dr. Serhat Güvenç ise Ankara’nın beklentilerini anlattı. Ankara’nın, “sahada yaratılan duruma Rusya’nın onayını almak” istediğini söyleyen Güvenç şöyle devam etti:

“Türk ordusunun ve onunla iltisaklı Suriye Milli Ordusunun denetimine geçen bölgelerdeki Türk kontrolünün devamı konusunda Putin’den bir onay almak istiyor. Rusya olmasa belki Suriye birlikleri ile çatışma söz konusu olabilirdi ama Rusya askeri polislerini özellikle Menbic’e yerleştirdi. Buraların ve özellikle Kobanê’nin geleceğini de konuşuyor olabilirler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile yapacağı görüşmeden ABD’ye karşı elini güçlendirecek bir mutabakat bulmayı bekliyor.”

Güvenç, Putin’in ise Erdoğan’a “Muhtemelen eskiden YPG/PYD’nin denetiminde olan ve rejime devredilen yerler konusunda da buralara yönelik askeri bir harekata girişmeme” telkininde bulunacağını söyledi.

ABD "TEL ABYAD VE SEREKANİYE DIŞINDAKİLERİ PUTİN’LE HALLET" DİYOR

“ABD Suriye’de ne yapmaya çalışıyor sorusu” da bu süreçte en çok sorulan soru. “Trump, Kongre’deki fırtınayı savuşturmak için bu ateşkesi bir başarı hikayesine çevirmeye çalışıyor” diyen Gazeteci Fehim Taştekin devamında ise şu eklemeyi yapıyor:

“Amerikalıların yaptığı Tel Ebyad ve Serekaniye’de senin hesabına gelecek ayarlamayı garanti ederim ama geri kalan bölgeleri Putin’le hallet demekten ibaret”.

Prof. Dr. Serhat Güvenç’e göre ise bu sorunun yanıtı “Washington’dakilerde de yok”.  Trump’ın azil sürecinin Amerika’nın Suriye’de pozisyon almasını zorlaştırdığını söyleyen Güvenç, Amerika’da büyük bir yarılma ve dağınıklık oluğunu savundu. Güvenç, “Trump şu anda geleneksel seçkinlerin ve ABD kurumlarının pozisyonlarını yerle yeksan etti. Ama yerine de bir şey koymadı, O da öyle palan-pandıras çekilmeyi savunmaya çalışıyor, çünkü Trump’ın da iç politikada başı dertte. Bu azil süreci nedeniyle biraz panik halinde iş yapıyor gibi geliyor bana. Trump bu azil badiresini atlatmayı her şeyin önüne koyuyor” dedi.

İRAN DA RUSYA DA KÜRTLERİ HİÇBİR ŞEY VERMEDEN İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAYACAK

Gazeteci Fehim Taştekin sürecin Kürt tarafı açısından ise şu değerlendirmede bulundu:

“Suriye yönetimi büyük bir çatışma riski arz eden bölgeye tek mermi atmadan intikal ederek en karlı çıkan taraf oldu. Rusya’nın geliştirdiği oyun stratejisi de yeni bir aşamaya geçti. Bu durumun keyfini çıkaran Rusya şimdi Türkiye’ye Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini daha gerçekçi yollarla hatırlatma şansını yakaladı. Özerkliğin geleceğe taşınmasında Kürtlerin eli zayıfladı ama sekiz yılda inşa edilen Kürt siyasi-askeri varlığının Suriye devletinin içine taşınması gibi bir ihtimal beliriyor. Bu, Türkiye’nin istemediği bir senaryo. Türkiye, Suriye devletinin içinde aktöre dönüşen tanınmış bir Kürt realitesi değil Sri Lanka modeliyle özerklik projesi ve Kürt iradesinin mutlak çökertilmesinden yana. Kendi elleriyle Kürtleri ezecek, Kürt aktörleri Suriye’nin çözüm sürecinden uzak tutacak, Şam’a da benim kendi Kürtlerime vermediğim hakları sen de kendi Kürtlerine veremezsin dayatmasında bulunacak, hesap bu. Bunun için sahadaki varlığını kullandı ve kullanmaya devam edecek. Ama İran da Rusya da Kürtleri hiçbir şey vermeden işin içinden çıkamayacaklarını anlıyor. Bu ikisi bu realitenin Şam’da da anlaşılmasını sağlayacak bir etkide bulunursa Türkiye’nin hesapları tutmaz.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Hançerli: AKP'li komisyon üyeleri deprem sorunu üstünden siyaset yapmışlardır

SONRAKİ HABER

Çorumlular dayanışma konserinde bir araya geldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa