23 Eylül 2019 23:41

"Tamirci Çırağı"nın şarkısı da tulumu da bizimdir!

"Erdoğan, Teknofest’te yoksulluğu, pahalılığı görünmez kılmak için Tamirci Çırağı’na ve işçi tulumuna sarılmıştı. Ancak bu şarkı görünmez kılmanın değil, görünür hale getirmenin şarkısıydı."

Görsel: Tamirci Çırağı albüm fotoğraflarından yapılan kolaj

Paylaş

Hakan GÜNGÖR
İstanbul

Sözlerini yazmak yalnızca yarım saatini almıştı. Alışkanlığı olduğu üzere şarkının sözlerini tekrar tekrar yüksek sesle okudu. Basit ve etkili sözlerdi, şarkının akılda kalması için müziğinin de buna uygun olması gerekiyordu. Aslında bestesi de kendiliğinden gelivermişti. Hep böyle olurdu, iyi söz, bestesini beraberinde getirirdi.

İlerde, bu şarkıyı yaparken Orhan Gencebay’dan etkilendiğini söyleyecekti. Gencebay’ın şarkılarında “gariban” temasını işlemesi onu etkilemişti. “Ama benim için sadece gariban değil, garibanın gariban kalış nedenleri önemli olan… Garibanın aşktaki mutsuzluğuydu” diyecekti. Farklı bir şarkı yaptığının farkındaydı. O güne kadar yapılan şarkılarda imkansız aşk vardı ama bu imkansızlığın sebebi anlatılmazdı. Anlatılsa dahi, talihsizlikti, kaderdi hep “suçlu”. Cem Karaca tüm bu “bahaneleri” bir kenara atıyor, yerine sınıfsal gerçekliği koyuyordu. Tamirci Çırağı geliyordu.

BABASINDAN TEPKİ: DERTLİ TOPLUMU BİR DE BU ŞARKIYLA ÜZME

Sonunda şarkıyı tamamladı. İlk iş babası Mehmet Karaca’ya koştu. Babası daha şarkıyı dinlerken yüzünü buruşturdu, bir şeyler ters gidiyordu. Şarkı bittikten sonra babası “Beğenmedim” deyiverdi. Cem Karaca şaşkınlıkla nedenini sordu, şarkısına güveniyordu. Babası sözlerini sürdürdü:

“Böyle bir şarkıcı bu tip ilişkilerden değil, tatlı aşktan, meyden, sazdan sözden bahsetmelidir. Eğlendirmelidir. Zaten her gün binbir dertle üzülen toplum bir de şarkıyla üzülmemelidir.”

Babasının sözleri aklına kendisine büyük ün kazandıran “Resimdeki Gözyaşları” şarkısını birlikte yaptıkları Apaşlar grubunu getirdi. Grup üyeleri suya sabuna dokunmayan şarkılar yapmak istiyordu. Cem Karaca ise siyasal bilinci olgunlaştıkça artık memleket meselelerini ele alan, yurttaşların sorunlarını dile getiren şarkılar yapmaya yöneliyordu ve bu konuda oldukça kararlıydı. Bu kararlılık onu Apaşlar grubundan koparmıştı. Babasının uyarısına da kulak asacak değildi.

İşte Erdoğan’ın 21 Eylül’de Teknofest’te sınıfsal ve toplumsal gerçekleri örtbas etmek için kullanmaya çalıştığı Tamirci Çırağı şarkısı, tam da karşıtı bir sebepten, sınıfsal ve toplumsal gerçekleri açığa çıkarma isteğinden kaynaklanmıştı… Erdoğan’ın “İşte biz de tulumları giydik. Bize de siz geri kalmış bir ülkesiniz, geri kalın dediler” diyerek AKP iktidarını övmenin zemini haline getirmeye, bağlamından ve sınıfından koparmaya çalıştığı şarkı, tam da Erdoğan ve benzerlerinin zihniyetine karşı yazılmıştı. Erdoğan yoksulluğu, pahalılığı görünmez kılmak için Tamirci Çırağı’na ve işçi tulumuna sarılmıştı. Ancak bu şarkı görünmez kılmanın değil, görünür hale getirmenin şarkısıydı.

"TÜM ULUS EMEKÇİLERİNE ADIYORUZ"

Babasının yanından hayal kırıklığıyla ayrılan Cem Karaca bu kez sanatta ne yapmak istediğini çok daha iyi anlayacağını düşündüğü birine, Cahit Berkay’a gitti. Berkay’ın müzik bilgisine ve sezgilerine güveniyordu. Berkay şarkıyı büyük bir merak ve şaşkınlıkla dinledi. Şarkı bittiğinde kısa bir sessizlik oldu. Berkay, Cem Karaca’ya baktı ve sadece şunu diyebildi:

“Bu şarkı yıkar götürür.”

Cahit Berkay’ın yüreklendiren bu sözlerinden sonra kollar sıvandı, sıra plak kaydına gelmişti.

Cem Karaca ve Dervişan grubu üyeleri Uğur Dikmen, Oğuz Durukan, Hüseyin Sultanoğlu stüdyoya girdiklerinde Türkiye popüler müzik tarihine geçecek bir şarkı yaptıklarının farkındaydılar…

45’lik, 1975’in şubat ayında çıktı. Plağın A yüzünde ‘Tamirci Çırağı’, B yüzünde ise ‘Nerdesin?’ vardı.

Plağın kartoneti de çok farklı tasarlanmıştı. Cem Karaca ve Dervişan’ın fotoğraflarının yanı sıra bir işçinin fotoğrafı da görülüyordu. Bakırköy’de bir tamirhanede çalışan Mehmet Ali adlı genç işçinin fotoğrafı ile bir İngiliz anahtarı kartonette kendine yer bulmuştu. Albümde bir de “uyarı” vardı.

“Sevgili müziksever, Cem Karaca-Dervişan bu plağında sizlere bugüne dek hep belli bir mutlu son masalıyla biten yoksul erkek-zengin kız ilişkisini değişik bir yaklaşımla sergiliyor. Gerçekçi olduğu için katı belki ama gerçeklerin kendi acılığı bu. Yapıtı tüm ulus emekçilerine adıyoruz…”

Ve Cahit Berkay’ın dediği gibi oldu! Berkay’ın daha ilk dinleyişte “Yıkar götürür” dediği şarkı sahiden “yıktı geçti.” Şarkıdan on yıllar sonra dahi, Cem Karaca’yla uzun süre çalışan Usta Müzisyen Taner Öngür, tam da “yıkmak” kelimesiyle anacaktı şarkıyı:

“Tamirci Çırağı’nı ne zaman çalsak konserlerde ortalık yıkılıyordu.”

SAHNEYE İŞÇİ TULUMUYLA ÇIKTI, GAZİNODAN KOVULDU

Cem Karaca konserlerinde, etkileyiciliği artırmak için sahneye işçi tulumuyla çıkmaya başladı. Yüzünü boyadığı bile oluyordu. Milliyetçi Cephe iktidarı döneminde çaldıkları bir gazinodan Tamirci Çırağı nedeniyle kovuldu! O gün gazinoya gelen Adalet Partisi il başkanı, Cem Karaca’nın Tamirci Çırağı şarkısından ve sahnedeki etkileyici performansından rahatsız oldu! Karaca ve arkadaşları apar topar kovulurken olay gazetelere yansıdığında, Cem Karaca, “Düşmanlarımızın eleştirisi bizim için övgüdür” diye konuştu.

Şarkı listelerde hızla zirveye tırmandı, Türkiye’nin dört bir yanından Cem Karaca ve Dervişan’a konser talepleri yağdı. Türkiye’de sendikal hareketin güç kazandığı, işçi mücadelesinin yükseldiği dönemde, Tamirci Çırağı da yükseliyordu. Ancak bu durumdan rahatsız olanlar da vardı. Cem Karaca’nın politik kimliği belirginleştikçe konserlerine gelen provokatörler çoğalıyor, bazen gerilimli anlar, kavgalar yaşanıyordu.

CEM KARACA ŞARKIYI BIRAKSA DA ŞARKI ONU BIRAKMADI

Tamirci Çırağı Cem Karaca’nın müzik yolculuğunda bir kırılma noktasıydı. Artık siyasal ve toplumsal meseleleri daha yürekli şekilde seslendiriyordu. Yakaladığı rüzgar onu bir rock ikonuna dönüştürüyordu. 1977’de Yoksulluk Kader Olamaz adlı albümü yaptı. Nâzım Hikmet, Ahmed Arif şiirlerinden şarkılar seslendirdiği albümde, Can Yücel’in İşçi Marşı’nı da söyledi. Cem Karaca, 1 Mayıs Marşı’nı ve Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini de söyleyecekti. İş daha sonra “komünizm propagandası” suçlamasıyla yargılanmasına, sürgüne, hapis cezasına ve sonunda vatandaşlıktan çıkarılmaya kadar varacaktı…

Sayısız önemli esere imza atan Cem Karaca’nın Tamirci Çırağı şarkısı öyle bir çalışma oldu ki, bir noktadan sonra halkın, sahibinden daha çok sahip çıktığı bir şarkıya dönüştü. Öyle ki, sürgün yıllarının ardından ODTÜ’de verdiği konserde Tamirci Çırağı ve Parka’yı söylemeyen Cem Karaca’nın sahneden indirildiği bile oldu.

Nihayetinde unutulmaz şarkısındaki gibi, “İşçisin sen işçi kal” demek, Erdoğan’ın kastettiğinden çok başka bir anlama geliyordu. Erdoğan şarkıyı biliyor ama şartını bilmiyordu. Bu şarkıyı söyleyebilmenin şartı, emeği ve emekçiyi görünür kılmaktı. Görmezden gelmek, gözden kaçırmak değil.

Politik savrulması nedeniyle bu şarkıyı bırakmayı denemiş olsa da şarkı Cem Karaca’yı bırakmamıştı. Halk da asla bırakmadı. Tam da bu yüzden hâlâ o tulum da şarkı da sınıfınındır, Erdoğanların değil.

TAMİRCİ ÇIRAĞI VE PARKA’YI SÖYLEMEDİ, SAHNEDEN İNDİRİLDİ

Cem Karaca’nın 1990’ların başında ODTÜ’de verdiği konser dinleyicileri için büyük bir hayal kırıklığı idi. Cem Karaca yurda döndükten sonra siyasi görüşleri değişmiş biri olarak seyircilerin karşısındaydı. Kitle ondan Parka’yı, Tamirci Çırağı’nı söylemesini bekledi ancak o söylemedi. Bunun üzerine dinleyiciler Cem Karaca’yı önce yuhaladı, ardından sahneden indirdi. Cahit Berkay’a göre, grup elemanlarının hiçbiri Dervişan döneminden değildi, Parka ve Tamirci Çırağı’nı bu nedenle çalamamışlardı. Berkay’ın tezi çok güçlü görünmüyordu zira bu kadar deneyimli bir grubun, bu iki çok önemli şarkıyı icra etmekte zorluk çekmeyeceğini tahmin etmek güç değildi. 1993’teki unutulmaz Gülhane konserinde Cahit Berkay ile birlikte sahne alan Cem Karaca, Tamirci Çırağı’nı bu kez seslendirecekti.

"KUŞLU AYNA" YANLIŞ BİLİNİYOR

Şarkıda geçen bir ifade sonraki yıllarda bazı şarkıcılar tarafından yanlış seslendirildi. Kıraç, Ali Altay gibi şarkıcılar “Arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı” dizesindeki “kuşlu” kelimesini, “puslu” olarak okudu. Şarkının orijinalinde ve kartonetinde de “kuşlu” dendiği biliniyor, dahası Cem Karaca canlı performanslarında da “kuşlu” diye okuyordu. Söz konusu ayna, “kuşluydu”, zira o yıllarda işporta tezgahlarının en çok rağbet gören ürünlerinden biri arkasında kuş figürleri olan aynalardı.

ÖNCEKİ HABER

MSB: F-16 ile Suriye hava sahasında uçuş icra edildi

SONRAKİ HABER

Ege İnsan Hakları Okulu "Ablukayı Dağıtmak" forumuyla sona erdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa