16 Eylül 2019 08:13
Son Güncellenme Tarihi: 16 Eylül 2019 23:05

Suriye Zirvesi sona erdi: 'Anayasa'da mutabakat; İdlib'de çatlak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani Suriye gündemiyle bir araya geldi. Liderler zirvenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye'yi görüşmek üzere Ankara'da bir araya geldi. İkili görüşmeler ve heyetlerarası görüşmelerin ardından liderler basın mensuplarının karşısına geçerek toplantının gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklama sonrası zirve gerçekleştirildi. Liderler zirvenin ardından bir kez daha gazetecilerin karşısına geçerek basın toplantısı düzenledi.

Suriye gündemli üçlü zirve için Türkiye'ye gelen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ankara'ya geldi. Zirve öncesi Erdoğan, Ruhani ile bir araya geldi. Görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi için Ankara'da bulunan Putin'i, Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü'nün kapısında karşıladı. Erdoğan-Putin görüşmesi de yaklaşık 1,25 saat sürdü.

HEYETLER ARASI GÖRÜŞME SONA ERDİ

Erdoğan ile Putin görüşmesinin ardından Türkiye ve Rusya arasında heyetler arası görüşmeye gerçekleştirildi. 40 dakikalık heyetler arası görüşmede Erdoğan'a, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, MİT Başkanı Hakan Fidan, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir eşlik etti. Erdoğan- Putin görüşmesinin ardından İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ikili görüşmesi gerçekleştirildi. Daha sonra zirve öncesi liderler ortak basın toplantısı düzenleyip kapalı toplantıya geçti.

ERDOĞAN: SİYASİ ÇÖZÜM İÇİN ÖNEMLİ KARARLAR ALDIK

Erdoğan, Ruhani ve Putin zirve sonrası yeniden gazetecilerin karşısına geçerek açıklama yaptı. Toplantıda ilk sözü alan Erdoğan'ın değerlendirmeleri şunlar oldu:

"Suriye'deki yangının söndürülmesi için bugün beşinci kez bir araya geldik. Suriye'de siyasi çözümün umutlarını yeşertecek önemli kararlar aldık. Hepimizin bu konuda aynı hassasiyete sahip olduğunu birlikte teyit ettik.

IŞİD'le terör örgütlerine destek verilmeyeceğini kabul ettik. Sahada barışın ve mültecilerin dönebileceği ortamın sağlanması için çözüm önerilerimizi ilettik. İdlib'deki gerginlik odak noktalarımızdan biriydi. Sınırlarımızın hemen bitişiğinde 4 milyon insanımızı etkileyecek yeni bir trajedinin yaşanmasına sessiz kalamayız. Böyle bir şey sadece ülkemizi değil, bütün Avrupa'yı etkileyecektir.

"ANAYASA KOMİTESİNE İLİŞKİN PÜRÜZLER GİDERİLDİ"

Bugün Soçi Mutabakatı'nı bir kez daha konuştuk. Sivil halkın ve garantör ülkelerin, sahadaki askeri personelin güvenliğinin garanti altına alınması için bir kez daha anlaştık. Gündemimizdeki diğer konu Anayasa Komitesi'nin teşekkülüydü. Siyasi sürecin ilerletilmesi için gayret gösterdik. Nitekim ortak çabalarımızla komitenin oluşumuna ilişkin pürüzler giderilmiştir. Bugün usül kurallarını da BM ile eşgüdümlü olarak sonuçlandırarak Anayasa komitesinin çalışmaya başlamasını sağlamayı kararlaştırdık.

"IŞİD TEHDİDİ ORTADAN KALKTI, EN BÜYÜK ENGEL YPG"

Fırat'ın doğusundaki konuyu da istişare ettik. Halen Suriye topraklarının 4'te birinden fazlası terör örgütünün elinde bulunuyor. Dün Çobanbey'de bir hastaneye düzenlenen kalleş saldırı yaşananların en son örneğidir. Geldiğimiz noktada Suriye'de IŞİD tehditi ortadan kalkmıştır. Suriye'nin toprak bütünlüğünün önündeki en büyük engel PKK ve uzantısı YPG'dir.

Ruhani ve Putin'i Fıratın doğusu konusunda bilgilendirdim ve görüşlerimi paylaştım. Bir terör oluşumuna rıza göstermeyeceğimi kendilerin ilettim. Burada bir mülteciler şehri oluşabileceğini ve onların burada konaklayabileceğini, ekip biçebilecekleri bahçeleri olmaları gerektiğini ifade ettim.

Nihai hedef barış koridorunu tesis etmek. Suriye'nin sınırında terör oluşumuna izin vermeyeceğiz. Barış koridoru konusunda ABD ile 2 hafta içinde anlaşamazsak kendi harekat planımızı uygulayacağız. Sınırımızda oldu bittiye müsaade etmeyeceğiz.

Artık Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönüşlerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Nihai hedefimiz Suriye'nin kuzeyinde bir barış koridoru tesis ederek, ülkenin bölünmesini engellemektir. Fırat'ın doğusundaki barış koridoru mülteciler için de korunaklı bir liman olacaktır.

Ülkemize sığınan en az 2 milyon Suriyeli kardeşimizin bu bölgeye yerleştirilebileceğini düşünüyoruz.

Hem Rusya ve İran'la hem de uluslararası toplumun diğer üyeleriyle Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için çalışmak istiyoruz.

Geri dönecek Suriyeliler için yeni yerleşim alanları inşa edilmesi mümkündür. Türkiye olarak bu konuda her sorumluluğu almaya hazırız. Barış koridoru Rakka'ya kadar inebilir."

RUHANİ: İDLİB'DE HALA TERÖRİST GRUPLAR VAR

İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin zirve sonrası verdiği mesajlar ise şöyle oldu:
"Ne mutlu ki üç ülkede Suriye'yle ilgili konularda görüş birliği içindedir. Hepimiz Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda hemfikiriz. ABD, Suriye'de ya teröristleri desteklemiştir. Amerikalılar Suriye'yi bölmeye çalışmıştır. ABD, Golan Tepeleri'ni başka bir ülkeye bağışlamıştır. Bu ABD'nin kötü niyet sahibi olduğunun göstergesidir. İsrail'in gündelik saldırılar düzenlediğini görüyoruz.

Hepimiz Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve yasal birliğine saygı duyuyoruz. Halen İdlib'de terörist örgütler bulunmaktadır. 9 seneden beri Suriye halkı eziyet çekmektedir. Hepimiz teröristlere kimlerin destek verdiğini biliyoruz. İdlib'deki teröristlerle mücadele etmeliyiz ve Suriye devletine yardımcı olmalıyız. Aynı şekilde de Fırat'ın Doğusu'nda da ABD destekli terörist gruplar etkindir.

Suriye halkı kendi evlerine dönmek ister. Suriye'nin yeniden yapılanmasına yardımcı olmalıyız. Suriye halkına destek olmalıyız. Ben bir kez daha Türkiye'ye teşekkür ediyorum. Anayasanın bir an önce düzenlenmesini umut ediyorum. Altıncı toplantımza İran'da ev sahipliği yapmayı umuyorum."

PUTİN: SURİYE ORDUSUNA DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Rusya lideri Putin ise kapanış konuşmasında şunları söyledi:
"Suriye krizinin çözümüne yönelik beşinci zirve başarılı ve verimli bir şekilde gerçekleştirildi. Kabul ettiğimiz bildiri Suriye'de kalıcı başarının temin edilebilmesi için maddelerden oluşuyor. Astana sürecinin garantörü olarak Suriye'nin toprak bütünlüğünü destekleyen üç ülkeyiz. Suriye'de siyasi diyaloğun hızlandırılmasını istiyoruz, uzman düzeyinde toplantılar sürdürülecektir. Üç garantör ülke, BM uzamanları ve taraf ülkeler toplantı düzenleyeceklerdir. Önümüzdeki toplantı gelecek ay Nursultan'da yapılacaktır. Soçi'de Suriye Ulusal Diyalog Kongresi yapılmıştır ve Anayasa komitesi için bir karar alınmıştır. Üç garantör ülkenin katılımıyla Anayasa komitesinin listesi onaylanmıştır. Artık bu komite Cenevre'de hızlıca çalışmaya başlamalıdır. Biz buna desteğe hazırız.

Suriye'de geniş manada, Ortadoğu'da da barışın geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bugün özellikle Suriye'de terörle mücadeleyi görüştük. İdlib'deki durum endişe verici. Bu bölge neredeyse El Kaide bağlı grupların kontrolünde. Buna sessiz kalamayız. Dolayısıyla gerginliğin azalması için çalışmalar konusunda mutabakata vardık. Bizim mutabakatlarımız hiçbir zaman terör örgütlerini kapsamamaktadır. Sivil halkın zarar görmemesi için her türlü adımı atmaya hazırız.

Suriye'nin kuzeyinde de IŞİD hücreleri aktif hale gelmektedir. O bölgede de istikrarın sağlanması bölgenin Suriye hükümetine geçmesiyle mümkün olacaktır. Biz terörün yok edilmesi için Suriye ordusuna kısıtlı operasyonlarda destek vereceğiz. Geçen yıldan itibaren 390 bin kişi Suriye'ye döndü. Suriye'nin artık ekonomik ve sosyal olarak restorasyonu başlamıştır ancak Suriye hükümetinin karşı karşıya olduğu sorunlar o kadar büyük ki. Eğer uluslararası örgütler, uluslararası toplum barışı sağlamak isterse yardım sağlamalıdır."

SORU-CEVAP

Anaysa Komitesi konusunda öngörünüz nasıl, nasıl bir zaman süresi içerisinde çalışacaktır?

Ruhani: Astana süreci içinde biz güvenlik konularını inceliyoruz. Aynı şekilde insani yardımlar sürecini konuşuyoruz. Aynı şekilde siyasi gelişmeleri konuşuyoruz. İki temel konu mevcut, biri anayasanın reforme edilmesi, bunun için komitenin nasıl olacağı önemliydi. Hem hükümetten, hem de muhaliflerden temsilciler katıldılar. Bugün bu komite tamamen oluşmuş durumda. Umuyoruz ki bir an önce çalışmalara başlayacaklardır. İkinci konu seçimlerdir. 2021-2022 yıllarına kadar seçim atmosferinin oluşmasını umuyoruz.

Putin: Komitenin çalışmaları Suriye'de istikrarın sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Başka bir alternatif yok. Müthiş bir çalışma yaptık, herkes muazzam bir katkı sağladı. Hem Suriye hükümeti hem de muhalefetle aktif bir çalışma yaptık. Sn. Erdoğan'ın son bir adayın ismini listeye eklemesiyle süreç tamamlanmıştır. Anayasa komitesinin üyeleri dış güçlerden baskı görmemelidir. Onların pozitif bir çalışma yapmaları bizlere de katkı sağlayacaktır. (ABD'nin Suriye'de olması) Trump'ın aldığı çekilme kararı tam olarak uygulanacaktır.

Erdoğan: Komiteyle bir dizi olumsuzluğu gidermiş bulunuyoruz. BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcinin verdiği destekle usul kuralları da giderilmiş olacak. Cenevre'de komite çalışmaları da süratle başlayacaktır. Pürüz kalmadı diyebilirim.

ARAMCO SALDIRISI

Anayasa Komitesi konusuyla ilgili, ne zaman toplanabilir, bununla ilgili tahminleriniz var mı? Suudi Arabistan'daki Aramco tesislerine olan saldırı bugün gündeme geldi mi, petrol piyasasını nasıl etkileyebilir, Rusya olarak Suudi Arabistan'a tesisle ilgili yardım sağlanacak mı?

Ruhani: Sanırım yakın gelecekte uygun ortam hazırlanacaktır komite için. Ama aynı zamanda, çok ince bir süreç bu, hak sahibi olan herkesin görüşleri, çıkarları adilane bir şekilde yeni anayasada revize edilirken göz önüne alınmalı. Dolayısıyla başlangıcı zor olmasına rağmen ileride meyve vereceğini düşünüyorum. Bu sebeple herkes bunu desteklemelidir. Üç ülke, BM, herkes katkı sağlamalı ki sonuç versin.

Ben petrol yerine güvenlik ve bölge istikrarını daha da önemsiyorum. Bunun temeli Yemen'e saldırıyla başlamıştır. Bunu saldırıya başlayanlara sormak lazım. Yemek halkı bütün bu saldırılara karşı Suudi Arabistan ve BAE'ye verilen silah desteğine karşılık veriyorlar, meşru savunma haklarını kullanıyorlar, karşı saldırıda bulunuyorlar ve temel çözüm yolu da bu saldırılara son verilmesidir. Buna inanıyoruz.

Eğer Astana sürecindeki süreç Yemen için model olabilirse onlar belki Yemen'e de istikrarı ve barışı getirmek için çaba gösterebilirler. Yemen'e barış geldiğinde petrol de güvenlik içinde üretilir ve ihraç edilir.

Putin: Çalışmaları çok hızlı başlatmak lazım, olumlu ve pozitif sonuçlara ulaşmak lazım. Suriyelilerin kendi menfaatlerine uygun çözüme ulaşmak lazım. Buna yönelik aşırı gruplar bunu baltalamak isteyebilirler çünkü savaşla para kazanıyorlar. Bunu önlemek için bizim üç ülkemiz var ama dışarıdan da baskılar var. Dediğim gibi Suriyeli'ler kendileri, kendi sorunlarını çözmeliler.

Suudi Arabistan'da tesislere yapılan saldırı bugün gündeme gelmedi. Hakikaten Yemen'de insani bir dram var. Buna uygun tek söz felakettir. Biz herkese yardım etmeye hazırız, herkesi Yemen halkına davet etmeye çağırıyoruz. Bunun çözümü bütün taraflar arasında çözüm üretilmesi. Kuranı kerimden biz söze atıfta bulunmak istiyorum. 'Allahın sözlerini hatırlayınız, siz düşmansınız ama Allah sizi barıştırdı ve sizleri dost yaptı. Manevi yakınlığınız ön plana çıkmalıdır.' Orada bir tehdit ve şiddetin kabule dilmezliği konusunda sözler var. Biz de Yemen halkına katkıda bulunmaya hazırız. Suudi Arabistan da kendi güvenliğini sağlamak için, Türkiye bizden S-400 aldı, İran bizden S-400 aldı, onlar da böyle bir adım atabilir.

Erdoğan: Cenevre süreci bu işin belirleyicisi olacaktır diye düşünüyorum. Hızlandırmak üç ülke olarak bizim amacımızdır. Soçi'de de attığımız mutabakatlarla neticeye varmak bizim arzumuz.

Her şeyden önce Yemen'de bu süreç nasıl başladı bunun üzerinde durmak gerekir. Yemen yerle yeksan oldu. Bunun müsebbibi kimlerdir. Bunların üzerinde durmak lazım. Tabii ki bütün bu tahribatlarla artık Yemen'deki insanlar şüphesiz ki onlar da sürekli belli bir hazırlığın içerisinde. Gönül bu tür gelişmeleri arzu etmiyor ancak gelinen bu noktada özellikle de bizim şu anda Yemen'in yeniden inşa ve ihyası için ne gibi yapabiliriz, bunu bir taraftan düşünmemiz gerekiyor. Çünkü Yemen kendi ayakları üzerine kalkabilecek bir altyapıya sahip değil. Gelişmiş ülkeler olarak ne yapılabilir, gelişmekte olan ülkeler olarak ne yapılabilir, aynı şey Suriye için de geçerli, diğer ülkeler için de geçerli. Filistin'in durumu ayrı bir felaket, onun üzerinde de durulması gerekir. Şu an bakıyorsunuz, Müslüman Müslümanla uğraşıyor. Az önce Sn. Putin Rabbimizin bir uyarısını burada hatırlatmak istedi. 'Ancak inananlar kardeştir' hükmüyle ben biraz daha kısa anlatayım. Herhalde kardeşliğin hükmünün bunun olmaması lazımdı. Yemen'e bombaları kim attı, bunun cevabı bulunursa gelinen noktanın tahrik olduğu anlaşılır diye düşünüyorum.

GÜVENLİ BÖLGE

Rusya ve İran güvenli bölgeye nasıl bakıyorlar? Esad genel af getirdi, siyasi çözüme katkı sağlayacak mıdır?

Putin: Yeni bir şey söylemeyeceğim, tekrarlamak istiyorum. Bölgede Türkiye dahil bütün ülkeler kendi milli güvenliğini koruma hakkına sahiptir. Bu da paralel olarak Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanayız. Güvenlik konuları çözülecekse bundan sonra Suriye toprak bütünlüğünün tamamı sağlanacaktır. Bütün yabancı unsurların Suriye'den çekilmesi gerekir.

Erdoğan: Güvenli bölge meselesini ele aldık. Son günlerde yazılı ve görsel medyada barış koridoru diye de geçmeye başladı. Şöyle izah edeyim, güvenli bölge konusunda Sn. Trump 20 mil derinlik diye bir ifade kullandı yani yaklaşık 30 km. Tabii bunu eğer şöyle en doğudan en batıya aldığımız zaman 911 km'lik bir sınırımız var. Bu sınır içerisinde Türkiye'deki gibi 3,6 milyon Suriyeli var. Biz 40 milyar doları şu ana kadar mültecilere yardım yaptık. Peki BM ve AB'den gelen nedir diye baktığımızda yaklaşık 7 milyar Euro.

Tabi bunlar bizim milli bütçemize girmiyor. STK'lar vasıtasıyla AFAD'a, Kızılay'a geliyor. Onlar da bu harcamaları mülteciler için yapıyor. Bu çalışmalara devam ediyoruz. Bunun yanında attığımız adımlarla beraber bu bölgede ne yapabiliriz, şu ana kadar konuştuk, konuşmaya devam edeceğim, ülkemizde bulunan mültecilere bu söylediğim 30 km derinlik ve 911 km'den vazgeçtik, 450 km'lik bir bölgede konutlar yapalım diyoruz. Çünkü bu çadır hayatıyla mı bu insanlar bu hayatına devam ettirecek. Buralarda kalkıp şöyle 200-250 metrekare kapalı ve bir o kadar da açık alan olmak üzere ailelere bu tür konut inşaası yapalım diyoruz. Kapalı alanda kalmaları, açık alanda ekip biçmeleri için. Hastane, okul yapalım ve iş imkanı hazırlayalım, burada BM Güvenlik Konseyi ülkeleri bu işin içerisinde olmalı. Örneğin ben Merkel, Macron ve Suudi veliaht prensiyle bunu görüştüm.

Yine bu bir uluslararası destek kampanyasına da dönüşebilir. Bu şekilde bir adım atmak suretiyle inşa ve ihya hareketine girersek bu insanları kendi topraklarına taşımış oluruz. Tabi bir de bunların lojistik desteği, o da havadan güvenlik desteğidir. Bu konuda mutabakat sağlanır ve adım atılırsa bu insanlar da o çadır hayatından kurtulmuş olurlar diye düşünüyorum.


ZİRVE SONRASI BİLDİRİ YAYIMLANDI

Ankara'da gerçekleşen 'Üçlü Zirve Toplantısı' sonrası bildiri yayımlandı.

Bildiride, "Devlet Başkanları; Suriye'de sahadaki güncel durumu ele almışlar, 14 Şubat 2019 tarihinde Soçi'de yapılan son toplantılarının ardından meydana gelen gelişmeleri gözden geçirmişler ve aralarındaki anlaşmalar uyarınca üçlü eş güdümü güçlendirme hususundaki kararlılıklarını yinelemişlerdir. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli taahhütlerini vurgulamışlardır. Bu ilkelere evrensel düzeyde saygı gösterilmesi ve kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğinin altını çizmişlerdir" ifadeleri yer aldı.

Yayımlanan bildiride, İsrail'in saldırılarına da değinilerek, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 497 sayılı kararı başta gelmek üzere, Suriye Golanı'nın işgalini reddeden ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının hükümleri dahil, herkesçe tanınan uluslararası hukuk kararlarına saygı gösterilmesi gerekliliğini bu çerçevede teyid etmişler ve bu itibarla, ABD Yönetiminin işgal altındaki Suriye Golanı'na dair uluslararası hukukun ağır ihlalini teşkil eden ve bölgesel barış ile güvenliği tehdit eden kararını kınamışlardır. İsrail'in Suriye'ye yönelik askeri saldırılarının istikrarı bozduğunu ve bu ülkenin egemenliği ile toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini, ayrıca bölgedeki gerilimi tırmandırdığını değerlendirmişlerdir" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, İdlib'e dair şu ifadeler yer aldı:

"17 Eylül 2018 tarihli Muhtıra başta olmak üzere, İdlip'le ilgili bütün anlaşmaların tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesiyle sahada sükûnetin sağlanması gerekliliğine dair kararlılıklarını vurgulamışlardır. Tırmanmanın devamının sonucu olarak bölgedeki ve çevresindeki insani durumun daha da kötüleşmesi riskinden duydukları endişeyi beyan etmişler ve ihlalleri azaltmak için somut adımlar atmakta mutabık kalmışlardır. 'Heyet Tahrir Şam' terör örgütünün bölgedeki varlığını artırmasından duydukları ciddi kaygıyı ifade etmişler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki iş birliğini sürdürme kararlılıklarını teyid etmişlerdir. Sivil kayıplardan ve yerinden edilenlerden ötürü derin üzüntü duyarken, uluslararası insancıl hukuk gereğince sivil halkın korunması, ayrıca garantörlerin İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesi'nin içindeki ve dışındaki gözlem noktalarının ve askeri personelinin emniyeti ile güvenliğinin sağlanması için, aralarındaki mevcut anlaşmalar temelinde, somut önlemler almak hususunda anlaşmışlardır." 

Bildiride üç liderin ayrıca, Soçi’de düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin kararları uyarınca, Anayasa Komitesi'nin çalışmalarına Cenevre'de başlamasını kolaylaştırmaya hazır olduklarını teyit ettikleri belirtildi.

Açıklamada, Irak ve Lübnan'ın yeni gözlemciler olarak Astana formatına katılımının da memnuniyetle karşılandığı, Suriye gündemine ek olarak, ekonomik ile ticari işbirliğini güçlendirme kararı alındığı kaydedildi.

"MÜTEAKİP ÜÇLÜ ZİRVE İRAN'DA TOPLANACAK"

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin daveti üzerine, bir sonraki 'Üçlü Zirve Toplantısı'nın İran'da yapılmasının kararlaştırıldığı da bildiride yer aldı.


LİDERLERİN ZİRVE ÖNCESİ VERDİĞİ MESAJLAR

Zirve öncesi de ortak basın toplantısı düzenleyen liderler değerlendirmelerde bulunmuştu.

Tayyip Erdoğan: "Zirve toplantıları vesilesiyle son iki senede Suriye'de barış, güvenlik ve istikrarın yeniden tesisi için işbirliğimizi derinleştirdik. Barışın sağlanması için daha fazla sorumluluk almalıyız. Bugünkü toplantımızda, İdlib, Fırat'ın Doğusu, Suriyeli mülteciler meselelerini ele alacağız. Ülkemiz en sıkıntılı dönemlerinde Suriye halkının yanında olmuştur. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve kalıcı çözümde tam mutabakat var."

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani: "Suriye konusunda ortak ilkelere vurgu yapmayı gerekli görüyorum. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği hususlarına ciddi bir şekilde riayet edilmeli. Suriye'ye istikrar ve huzurun geri dönmesi için tüm zemin sağlanmalıdır. Türkiye, Rusya ve İran'ın gündemi barışçıl çözüm, terörizmle mücadele, anayasa komitesinin kurulması ve ülkenin yeniden onarımı yolunda gösterilen çabalardır.

İran, geçmişte olduğu gibi Suriye krizinin sadece siyasi yolla çözülebileceğine inanmaktadır. Suriye hükümeti ve halkı çeşitliliğini de dikkate alarak geleceğini belirleme gücüne sahiptir. Suriye'deki çatışmalar dokuzuncu yılına girerken bazılarının rejimi değiştirme çalışmasının önemini yitirdiğini görüyoruz. Terözimle mücadeleye devam edilmelidir aynı zamanda sivil halk tehlikeye atılmamalıdır. İdlib mütabakatı beklendiği gibi gitmedi. İdlib'de teröristlerin kontolündeki bölgeler artış göstermiştir. Teröristlere hiçbir zaman müsamaha gösterilmemelidir. Özgür ve bağımsız bir Suriye, işgal ve dış tehditlere uzak bir Suriye gerekmektedir.

Yabancı güçler bugün ya da yarın bölgeyi terkedecektir fakat biz komşular burada olacağız. Adana Mutabakatı'nın gerçekleştirilmesi iki tarafın endişelerini giderecek bir olgu olabilir. ABD Başkanı geçen yıl askeri güçlerini Suriye'den çekeceğini söylemiştir. Bu sözlerin akıbeti onun diğer sözleri gibi oldu. Amerikan güçlerinin bir an önce bölgeyi terk etmesi, Suriye'nin Fırat'ın Doğusunda da egemenliğini sağlaması önemlidir.

ABD'nin Suriye'de asker bulundurması meşru değildir, ABD güçleri bir an önce bölgeyi terk etmelidir."

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin: "Ortak çabalarımızla Suriye topraklarında istikrar sağlanmıştır ve şiddet seviyesi düşürülmüştür. Rusya, Türkiye, İran olarak bu zirve Suriye’de barışa katkı sağlayan en önemli mekanizmadır. Suriye'deki aşırı gruplarla mücadele önemli bir konu. Çatışmalar endişe vericidir ve İdlib'de bu güçlerin faaliyetleri son zamanlarda aktif bir hale geldi. Bu bölge teröristlere bir sığınak olmamalıdır. Terörist tehdidi yok etmek için ilave bir adım atmamız lazım. Mutabakatımız kalıcı çözüme katkı sunacaktır." (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Bütçe, 2019 Ocak-Ağustos döneminde 68.1 milyar lira açık verdi

SONRAKİ HABER

Sakarya'da Kürtçe konuştuğu için linç edilen Şirin Tosun yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa