11 Eylül 2019 02:45

Çevre ve kent savunucusu avukatlar: Doğanın ve çevrenin safındayız

Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet Ozan Yılmaz ve Avukat Ali Furkan Oğuz çevre hakkı için verilen hukuk mücadelesini yazdı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Ahmet Ozan YILMAZ*

Anayasamızın, Çevre Hakkını güvence altına alan 56. maddesinde de belirtildiği üzere, herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkına sahiptir.

Anayasa’nın 3, 43, 44, 45, 57, 63, 168, 169. maddeleri gibi birçok maddesi ile çevreyi koruyucu hükümler getirilmiştir. İşte Çanakkale Barosu mensubu avukatlar olarak Anayasa ve Yasalarımızdan aldığımız yetki ve üstlendiğimiz görev gereği sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını ve çevreyi bir bütün olarak görüp savunuyoruz.

Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonun amacı yönergesinde de yer aldığı üzere; üçüncü kuşak insan hakları arasında yer alan çevre hakkının savunulması, ilimizde ve çevre illerimizde meydana gelen çevre ve kentleşmeyle ilgili olayların incelenmesi ve gerekli idari ve hukuki tüm işlemlerin yapılması, özellikle ülke ekonomisine yarar adı altında çıkarılan mevzuatların takip edilmesi ve bu mevzuatlardaki bazı hüküm ve boşluklardan faydalanarak yapılmak istenen çevre yağmalamalarının önlenmesi, tarım alanları, yeşil alanlar ve su kaynaklarımızın tüketilmesinin engellenmesi için hukuk mücadelesi vermektir.

Bu çalışmaların yapılması için teorik ve pratik çalışmalar yapmak, geziler düzenlenmek, arşiv ve kitaplık oluşturmaktır.

Herhangi bir şekilde çevre ve kentleşme sorunlarından kaynaklanan nedenlerle zarar görmüş, hakları ihlal edenlere yönelik bilgilendirme ve hukuki yardım sağlanması konularında mesleki , kurumsal ve uygulamaya yönelik çalışmalar yapmak ve bu tür çalışmalarda bulunan kuruluşlar arasında eş güdümü sağlamaktır.

Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ve Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası başta olmak diğer meslek odalarının destekleri ile 11.09.2012 tarihinde Ağı Dağı ve Kirazlı altın madenleri ve zenginleştirme tesisi projelerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilmiş ÇED Olumlu kararlarına karşı yürütmeyi durdurma talepli iptal davaları açılmıştır.

Ancak ne var ki bu tarihten ve bu çabalara karşın çevre kıyımları hem dünyada hem de Türkiye'de tüm hızıyla devam etmiştir.

Çanakkale Barosu mensubu avukatlar çevre kıyımlarının yoğunlaştığı günlerden bugünlere kadar;

Kazdağları’nda, Karabiga'da, Akhisar’da, Kirazlı’da, Çamyurt’da, Kocabaşlar’da, Ağıdağı’nda, Halilağa’da ve Kuşçayır’da mücadele eden şimdiye kadar 34'ten fazla dava ile hukuki mücadeleyi sürdürmektedir. Çanakkale Barosu henüz 2013 senesinde Kaz Dağları’nda yürütülen siyanürlü madencilik faaliyetlerine karşı ulusal sempozyum düzenleyen, bilimsel toplanlar ve ziyaretler yapan, yüzlerce fidan dikerek yeşile katkı sunmaya çalışan bir meslek dayanışmasıdır. Bu bilimsel çalışma ve toplananlardan elde edilen veriler de dahil olmak üzere bilim insanlarının çalışmaları da davalarda ileri sürülen iptal sebeplerine gerekçe ve delil olarak gösterilmektedir.

Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukukunun bu çabaları ile; nihai ÇED olumlu raporlarının, ÇED gerekli değildir kararlarının iptali için yetkili İdare Mahkemelerinde yahut ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay nezdinde iptal davaları açılmakta, bu davaların dilekçeler aşaması , keşif aşaması ve kanun yolu aşamaları Çanakkale Barosunun çevre gönüllüsü avukatları tarafından titizlikle takip edilmektedir. Çevreye ve doğaya saygı defalarca göstermiş olmanın haklı gururunu yaşayan Çanakkale Barosu’nun çevre bilincine ve çevre ve kent hukuku alanında çalışan deneyimli ve yetkin mensupları vardır. Çanakkale Barosu avukatları olarak, dün olduğu gibi bugün de doğanın, çevrenin sandayız. Doğanın dengesinin, sermaye gruplarının ve hatta tüm insanlığın maddi menfaatlerinden daha önde geldiğini düşünüyor, doğanın ranta, sermayeye hiç edilmesine tabi tutulmasına karşı duruyoruz. Umudumuz, merkezi ve yerel yönetimin bu konularda daha etkin yaklaşımlar içinde olmasıdır. Beklentimiz, çevreye ilişkin karar süreçlerine yurttaşların katılımının sağlanmasıdır.

Bunun yanı sıra en önemli temennimiz ise doğanın katline verilen fermana karşı tüm platformların, sivil toplumun ve dahası bu konuda kanundan ve Anayasa'dan kaynaklanan görevli kuruluşların daha etkin roller üstlenmesidir. Bilinmelidir ki; Çanakkale Barosu mensubu avukatlar, çevre için tüm sorumluluklarını dün ve bugün olduğu gibi yarın da yerine germeye ve dayanışmaya hazırdır.

Daha güzel bir çevrede yaşamak ve çevreyi korumak ve mücadelede birlik olmak umuduyla, çevre ve insanlık için daha güzel yarınlar için çalışıyoruz.

*Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı


Ali Furkan OĞUZ
Avukat

2001 yılında Çan Termik Santrali ile başlayan ve 18 yıldır devam eden Kaz Dağları Ekoloji ve Hukuk mücadelesinde bugüne kadar 70’in üzerinde dava açtık ve bu davaların 50’ye yakını ise 2014-2018 yılları arasında açıldı. Termik santral ve vahşi madencilik projelerine ilişkin verdiğimiz mücadelede kimi projeler daha halkın katılımı toplantısı dahi olmadan biterken, kimi projelerde ise açtığımız davaları kazandık, kazandığımız bazı davalarda projeler iptal oldu. Bazılarında ise revize edilerek yeniden ÇED raporu alındı. Bu ÇED raporlarında da yılmadık ve sürekli olarak hukuk mücadelesine devam ettik, halen de yaşam hakkımızı savunmaya devam ediyoruz.

Açmış olduğumuz ÇED Gerekli Değildir ve ÇED Olumlu Kararlarının İptali davalarında altını çizerek söylediğimiz bir şey vardı: “Telafisi İmkansız Zararlar”. ÇED raporlarının içeriği ne yazık ki taahhütlerden ve soyut bilgilerden oluşuyor. Bu bağlamda; “doğaya zarar verilmeyecektir”, “verilecek zarar en az şekilde olacaktır.” gibi söylemler ÇED raporlarının yalnızca taahhütlerden oluştuğunun bir göstergesi. ÇED elbette çok önemli bir süreç. Ancak ne kadar bağımsız? Ve de ne kadar gerçeği yansıtıyor? ÇED olumlu kararı sonrası bir de bu sürecin denetlenmesi var elbette. Peki taahhüt ihlal edilince ne olacak? Denetleme yapılmayınca ne olacak? İşte telafisi imkansız zararlar dediğimiz nokta da burada karşımıza çıkıyor.

Çanakkale Merkez İlçesi sınırları içerisinde, "Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi" Alamos Gold ve Doğu Biga Madencilik tarafından faaliyete başladı. Çanakkale İli, Kirazlı Köyü sınırları civarında, Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından, açılıp işletilmesi planlanan “Kirazlı Altın-Gümüş Madeni Ocağı” projesi hakkında, ÇED Yönetmeliği gereğince, nihai ÇED Raporu hazırlanmıştır.

Hazırlanan bu ÇED Raporuna ilişkin, ÇED Yönetmeliği 14. Maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmiştir. İşbu karar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün internet sitesinde 13.07.2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Ayrıca, Çanakkale ili Merkez ilçesi Kirazlı Köyü sınırları civarında, Doğu Biga Madencilik A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “Kirazlı Altın-Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Tesisi” projesi hakkında, ÇED Yönetmeliği’nin 14. Maddesi gereğince, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmiştir. 15.08.2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün sitesinde yayınlanmıştır.

Çanakkale İdare Mahkemesi’nde her iki projenin iptali istemli olarak açılan davalar yerel mahkeme tarafından reddedildi. Proje, 2013 yılında hazırlanan "Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi" ÇED Raporu'nda da yer aldığı üzere 1997, 16 hektarlık ruhsat alanına sahiptir ve projenin 2013 yılında hazırlanan ÇED raporunda alanın yüzde 97’sinin orman alanında kaldığı belirtilmektedir. Yine rapora göre: “Proje kapsamında geliştirilecek üniteler toplamda 221 hektar civarında bir alanı kaplayacaktır. Proje, açık ocak işletmeciliği yöntemi ile gerçekleştirileceği için, ünitelerin izdüşüm alanlarında kalan ağaçlar, arazi hazırlık aşamasında kesilecektir… Proje ünitelerine isabet eden meşcere tiplerine ait alanlar ve bu meşcere tiplerine ait hektardaki ağaç sayısı bilgileri kullanılarak, alan büyüklükleri ile hektardaki ağaç sayısının çarpımı sonucunda, ÇED alanı içerisinde ünitelerin kurulacakları alanlarda kesilmesi öngörülen toplam ağaç sayısı 45.650 adet olarak hesaplanmıştır." denmektedir.

Şirketin 02.08.2013 tarihli ÇED olumlu kararını takiben aldığı izinlerle birlikte alanda ağaç kesimine başlanmıştır. TEMA tarafından hazırlanan raporda da yer aldığı üzere 2019 yılı Haziran ayında yapılan son büyük kesim ile birlikte kesim süreci uydu fotoğraflarından incelenmiş ve alanda yaklaşık 195 bin ağaç kesilerek, ÇED’e aykırı işlem yapıldığı tespit edilmiştir. Bu raporun hazırlanmasından sonra da günümüze dek ağaç kesimi devam etmiş ve halen de devam etmektedir. Bugün itibariyle 195 bin ağaçtan çok daha fazlası kesilmiştir. Telafisi imkansız zararlar oluşmuştur. Söz konusu ağaç kesimi ÇED Raporu'na, usule, yasaya ve hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan işlem ile ilgili şüpheliler, Türk Ceza Kanunu'nun 305. Maddesinde düzenlenen "Temel Milli Yararlara Karşı Faaliyette Bulunmak Üzere Yarar Sağlama", TCK 257 görevi kötüye kullanma ve Orman Kanunu ilgili maddeleri ihlal ederek suç işlemiştir.

Bizler de bu bağlamda kesilen ağaçlarımızın hesabını sormak adına Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunma çağrısı yaptık ve 2 Ağustos Cuma günü suç duyurusunda bulunduk. Çağrımıza Bayramiç ve Kırklareli’den de destek geldi. Bayramiç ve Kırklareli’de de suç duyurusunda bulunuldu. Çağrımız Tüm Türkiye için halen devam etmektedir. Suç duyurusu metnini sosyal medya hesaplarımızdan paylaşmış bulunuyoruz.

Öte yandan Projeye ilişkin olarak toplumsal maliyet hesabı yapıldığında çıkarılması planlanan altın ve gümüşün, şirketin devlete beyan ettiği miktarının yalnızca yüzde 4'ünün devlete bırakılacağı değerlendirildiğinde toplumsal faydadan çok toplumsal zararın oluşacağı açıktır. 15 yıl süreceği ifade edilen proje sonrasında, her ne kadar bölgenin eski hale getirileceği taahhüdünde bulunulsa da eski hale getirme ile doğa kendine gelemeyecektir. Bozulan habitat yeniden oluşmayacaktır. Bunun yanı sıra; Çanakkale'nin tek su içme kaynağı olan Atikhisar havzası da kullanılacak siyanür ile ve yer yüzüne çıkarılacak tonlarca topraktaki ağır metaller ile kirlenecek ve Çanakkale ilinin tarım ve hayvancılığının olumsuz etkilenmesinin yanı sıra insan sağlığı da ciddi anlamda bozulacak ve kanser vakaları artacaktır. Çanakkale'nin suyu, toprağı ve halkı zehirlenecektir.

Hukuk çerçevesinde Kaz Dağları için somut girişimlerimiz devam edecek. Bunlara ilişkin çalışmalarımız sürüyor. Bu çalışmalarda da yalnız değiliz. Yalnızca Kaz Dağları için değil, Cerattepe’den Akkuyu’ya, Sinop’tan Bergama’ya, Adana’dan Ergene’ye, Aydın’dan Karadeniz’deki HES’lere Türkiye’nin dört bir yanında birlikte ekoloji mücadelesi verdiğimiz meslektaşlarımız da var. Bizler yalnızca kesilen ağaçlarımızın değil, o ağaçların içerisinde yaşayan su varlıklarının, ceylanların, sincapların, yılanların, Atikhisar’ın, Sarıkız’ın, Hektor’un, Kaz Dağları’nın kısacası tüm canlıların ve tüm mirasımızın avukatı olarak ekoloji ve hukuk mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

 

ÖNCEKİ HABER

Dünyada ve Türkiye'de çevre hareketi

SONRAKİ HABER

Ekinler Endüstri'de 8 işçi daha işten atıldı, işçiler birlikte mücadele çağrısı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa