09 Eylül 2019 14:23

22 kişinin akıbetinin sorulduğu JİTEM davası cezasızlıkla bitti

1992-1996 yılları arasında 22 kişinin ölümünden sorumlu 4'ü asker 5'i korucu 9 kişinin yargılandığı “Kızıltepe JİTEM" davasında tüm sanıkların beraatine karar verildi.

Fotoğraf: Adnan Kochan/AA

Paylaş

Derya KAYA
Ankara

Kamuoyunda 'Kızıltepe JİTEM' davası olarak bilinen 1992-1996 yılları arasında 22 kişinin ölümünden sorumlu 4'ü asker 5'i korucu toplam 9 kişinin yargılandığı davanın karar duruşmasında dava zamanaşımından düşürüldü, örgüt yöneticiliği ve üyeliğiyle suçlanan tüm sanıkların beraatine karar verildi. 

Kızıltepe Jitem davasının 18. duruşmasında karar açıklandı. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1992-1996 yılları arasında Mardin Kızıltepe’de zorla kaybedilen ya da infaz edilen 22 kişinin akıbetinin sorulduğu davada, mahkeme heyeti, iddia makamının bir önceki duruşmada verdiği mütaalaya uyarak, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. 

“SORUŞTURMA GENİŞLETİLMELİ”

Yakınlarının akıbetini arayan ailelerin katılmadığı karar duruşmasında kayıp ailelerin avukatı Erdal Kuzu soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Beraat istenen tanıkların cinayetlerin işlendiği yönünde ayrıntılı beyanları olduğuna dikkat çeken Kuzu, savcılık mütalaasında beraat istenmesini cezasızlık politikasının sonucu olarak algıladıklarını söyledi.  Yusuf Çakar ile Mehmet Ali Yiğit ve Abdulbaki Yiğit cinayetlerinin aynı silahla işlendiğini belirten Kuzu, iki cinayet arasındaki bağlantının tesadüf olmadığını ve araştırılmasını istedi. Kızıltepe’de yaşananların Cumhuriyet Savcısı tarafından da tespit edildiğini kaydeden Kuzu, Kutlu Savaş’ın JİTEM’in faaliyetlerine ilişkin hazırladığı raporun dosyaya eklenmesini talep etti. 

“DÖNEMİN KAYMAKAMLARI DİNLENMELİ”

Kızıltepe Aysun köyündeki bir kuyudan çıkarılan dört cesetten, Abdurrahman Coşkun ve Abdurrahman Olcay’a ilişkin dosyanın Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasının sürdüğüne dikkat çeken Kuzu, aralarındaki bağlantının ortaya çıkması için dosyaların birleştirilmesi ya da Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sonucunun beklenmesini istedi. Birlik ailesinin Kızıltepe Kapalı Cezaevi’nden kaçırıldığını hatırlatan Kuzu, dönemin savcısının dinlenmesini istedi. Cenazelerin bulunduğu köylerin 90’lı yıllarda boşaltılan köylerden olduğunu ve kolluk kuvvetlerinin bilgisi dışında kimsenin bu bölgelere giriş çıkış yapamadığını kaydeden Kuzu, “Bu kişilerin cesetlerinin nasıl bu bölgeye konulduğu konusunda dönemin kaymakamlarının dinlenmesini istiyoruz” dedi. Dava dosyası boyunca cinayetlere dair tanık ve müşteki beyanlarının alınmasını talep etmelerine rağmen kendilerinin bulunmadıkları duruşmalarda bazılarının ifadesinin alındığını belirten Kuzu, tanık ve müştekilerin adli yargılama usulüne göre dinlenmesini talep etti.

“MAHKEME HEYETİNDEN CESARETLİ TUTUM BEKLİYORUZ”

Mahkeme heyeti, avukatların davanın genişlemesi yönündeki talebini reddetti. Tekrar söz alan Kuzu, taleplerinin gerçeğin bulunmasına ilişkin talepler olduğunu, bu cinayetlerin insanlığa karşı işlenmiş suçlar olduğunu vurguladı. Mahkeme heyetinden cesaretli bir tutum beklediklerini vurgulayan Kuzu, “Kuyuya atılmalar uzaydan gerçekleşmedi. Kürtlere yönelik, Kürt köylerine yönelik devlet adına JİTEM tarafından işkence ve cinayetler yaşatılmıştır. Burada sanık olarak ifade verenler de bu yapılanları inkar etmedi, devlet adına gerçekleştirdiklerini söylediler. Biz buradan adaletli bir karar çıkmasını bekliyoruz. Devlet adına hareket edenleri, korumaya geçmenizi istemiyoruz” dedi.

İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENDİ

Kayıp yakını avukatlarından Senem Doğanoğlu davanın zamanaşımına girmediğini uluslararası sözleşmelerdeki dayanaklarıyla birlikte gösterdi. Doğanoğlu, dosyada işlenen suçların insanlığa karşı işlenen suçlar olduğunu belirterek, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmadığının hem uluslararası sözleşmelerde hem de AİHM içtihatlarında yer aldığını söyledi. Avukat Nuray Özdoğan ise “Eğer devlet adına suç işleyenler devletin organları tarafından hala güvence altında değilse adaletli bir karar bekliyoruz” dedi.

Duruşmada, tutuklu sanıklardan Mehmet Salih Kılınçaslan, SEGBİS ile bağlanarak beraatini istedi. İddianameyi hazırlayan savcıları FETÖ ile ilişkilendiren sanık avukatları ise somut delillerin olmadığı gerekçesiyle müvekkillerinin beraatini talep etti. 

Mahkeme heyeti davanın zaman aşımından düştüğünü ve tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini açıkladı. 

NE OLMUŞTU?

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, 1992-1996 arasında yaşanan gözaltında kayıplar, köy boşaltmalar ve infazlara ilişkin Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan JİTEM soruşturması, İstanbul merkezli yürütülen Ergenekon soruşturması sırasında “Aydos” kod adı verilen gizli bir tanığın ifadeleri üzerine başlatıldı.” Aydos” kod adlı gizli tanık, 27 Ekim 2008’de İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde verdiği ifadede, Ergenekon sanıklarından Albay Hasan Atilla Uğur’un yüzbaşı rütbesiyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı olduğu dönemde yaşanan birçok faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğunu öne sürdü. Mağdur ve tanıkların ifadeleriyle genişleyen soruşturmada, Emekli Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve köy korucuları Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ile İsmet Kandemir hakkında “silahlı örgüt kurmak veya yönetmek, silahlı örgüte üye olmak ve tasarlayarak öldürmek” suçlarından iddianame hazırlandı. İddianamede sanık askerlerin bölgede JİTEM’e bağlı olarak korucular ve itirafçılardan oluşan “Bıçak Timi” adında bir tim kurarak cinayet işledikleri, gözaltına aldıkları kişileri infaz ederek cesetlerini yok ettikleri bilgileri yer aldı. Sanıklar, ‘PKK’li süsü verilerek’ infaz edilen ya da kaybedildikten yıllar sonra çeşitli tarihlerde yapılan kazı çalışmalarında cesetleri bulunan 22 kişinin ölümünden sorumlu tutuldu.

AKIBETİ SORULAN 22 KİŞİ

Abdulvehap Yiğit, Süleyman Ünal, Mehmet Nuri Yiğit, Tacettin Yiğit, Zübeyir Birlik, Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zeki Alabalık, Menduh Demir, Nurettin Yalçınkaya, Necat (Şemsettin) Yalçınkaya, Mehmet Emin Abak, Hıdır Öztürk, Abdulvahap Ateş, Mahmut Abak, Yusuf Tunç, Şeyhmus Kaban, İzzettin Yiğit, Yusuf Çakar, Abdurrahman Öztürk, Mehmet Ali Yiğit ve Abdulbaki Yiğit. (Ankara/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Zonguldak ve Urfa'da iki işçi yaşamını yitirdi

SONRAKİ HABER

Aliağa Emek ve Barış Şenlikleri'nde emek mücadelesi öne çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa