Genç şairler ne yapmalı?

Genç şairler ne yapmalı?

Türkiye’de şiirin durumunu özetleyen bir söz düşünülse, Aziz Nesin’in “Her üç kişiden beşi şairdir” sözü ilk akla gelir. Edebiyat dergilerine en fazla gönderilen yazın türünün şiir olması, yayınevlerine yayımlanması için gönderilen dosyaların büyük çoğunluğu

İsmail Afacan

ŞİİRİN HER ŞEYDEN ÖNCE ŞİİR OLMASI GEREKİR

*Genç şairlerin dergilerinize gönderdiği şiirleri nasıl bir değerlendirmeye tabi tutuyorsunuz?

Mine Ömer:  İlk elemeyi yaparken önce şiir midir değil midir ona bakıyoruz. Sonra o sayının klasörüne alıyoruz. Dergi hazırlanma aşamasındayken seçilen şiirleri yeniden değerlendiri-yoruz. Bu aşamada onlarca şiir arasından farklılık arıyoruz. Taklit şiirler en başta elenenlerdir. Bazen şiirin sesi, yapısı dikkat çekicidir ama bir iki dize şiirin bütünlüğünü bozuyordur. Böyle şiirleri genç şairi kamçılamak için yayın danışmanımız onay verirse,  iyi şiir gönderene kadar yayımlamıyoruz.

Berrin Taş: Şiirlerin diline bakarım önce. Konuşurken bile kullanmadığımız Arapça-Farsça sözcüklerle yazıyorsa eleştirel yaklaşırım. Konuşabildiğimiz, içinde soluk aldığımız dille yazılmazsa şiir gelişmez. Şairin yaratıcılığının ortaya çıkması için çaba gösteririm. Hiç kimsenin şiirinde kendi şiirimi aramam. Değişik biçimde yazılmış şiirlerden tat alabiliyorum. Lukacs bu duruma “estetik alan çokluğu” diyor. Bu anlamda genç şairlere tutucu yaklaşmıyorum.

Nuray Sancar: Temaları bakımından şiirleri geçirdiğimiz bir süzgeç var. Birincisi; milliyetçi, şoven, ırkçı, toplumsal bir gruba karşı nefret telkin eden şiirler bizim dergimizde yer bulamaz. İkincisi sosyalizme hakaret eden şiirleri yayınlamayı uygun bulmayız. Şiirin yayınlanmasını belirleyen diğer konu da biçim ve içerik arasındaki ilişkiyle ilgili. Şiirin her şeyden önce şiir olması gerekir; bunun için de iç bütünlüğü, akışı, melodisi ve imgesinin kulağı rahatsız etmemesi gerekir.

Cenk Gündoğdu: Umut gördüğümüz, şiirinde özgün bir ses duyduğumuz hemen her genç ismi hiçbir ayrım yapmadan yayımlamaya çalışıyoruz. Ama ısrarla da şunun sebebini öğrenmek istiyoruz: Neden bize gönderdiniz şiirinizi, dergimizi okudunuz mu? Edebi ve siyasi olarak bize uzak duran biri neden bizim dergimizde şiir yayımlamak istesin? Bizimle edebi ve siyasi olarak tersi tavrı olan bir dergide şiir yayımlayan isimlere serin duruyoruz.

GELENEĞİMİZİN FARKINDA DEĞİLLER

*Size ulaşan şiirlerde ne gibi eksiklikler gördünüz?

Mine Ömer: Öyle çok şiir akıyor ki ileti sayfamıza... Ama onlar arasından seçim yaparken hiç zorlanmı-yoruz. Çünkü gönde-rilenlerin çoğu şiir değildir. Üzerinde çalışılması gereken dizeleri ham şekliyle gönderiyorlar. Bazen bir kişi on, ya da daha fazla şiir gönderiyor ama hiçbiri dergiye giremiyor. Bazıları imge peşine düştükleri için şiirde bütünlüğü, sesi yakalayamıyor. Bazılarının imgeleri güzel ama şiirin bütününe bakınca şiir değil.

Berrin Taş: Gençlerde gördüğüm şu. Kendilerine inanmıyorlar. Çalışmanın önemini kavramamışlar. Çoğunlukla bir şiiri çalışarak geliştirebilecekleri akıllarına gelmiyor. Günümüz gençleri yapabilme güçlerine inanmıyor. Edebiyat dergilerini izlemiyorlar. Gençler eski dili kullanıyorlar. Süslü sözcüklerle yazmaya özenenler de oluyor. Kavramları yetmeyince aşkı, özlemi, yaşamın getirdiği acıları çağrışım yaratacak bir biçimde dile getiremiyorlar. Yazma sürecinde sorunlarla karşılaşınca da heyecanlarını yitiriyorlar. Eleştiriye kapalı oldukları da söylenebilir.

Nuray Sancar: Türkiye ve dünya önemli bir toplumsal dönüşümden geçiyorken şairin iç dünyasıyla ilgili meseleleri konu edinmesi, şiirin gündelik yaşam gibi aleladeliklerden uzak durması gerektiğini düşünen şairlerin, mistisizme sığınması demode artık. Kentsel dönüşüm var, Kürt sorunu var, emekçilerin hayatını değiştiren bir dönüşüm var bunlar şiire hiç yansımıyor diyeceğim ama örnekler asıl meramın üstünü örter. Goethe, Schiller, Heine gibi şairler, yaşananları düşüncelerinde ve duygularında yaptığı değişimi, yansıttığı için klasikleşmiştir.

Cenk Gündoğdu: İlk kez şiirleriyle karşılaştığımız arkadaşların şiirlerinin yanı sıra şiire dair yazılarını da görmek isti-yoruz. Dergimizi okumamış, derdimizle ilgisi olmayan ve sadece İnternet’te arama motorları sayesinde bizi görüp ürününü yayımlamak isteyenlerin yeri Üç Nokta değil! Şiire, dünyaya dair derdi olan, dille bir problemi olan şiire hayatını verecek herkesin başımızın üzerinde yeri var. Maalesef, gelen şiirlerden edindiğimiz izlenim:  Şiirimizin geleneğinin farkında olunmaması, şiire dair kitaplar okunmaması.

NEYİ EKSİK GÖRDÜN DE ŞİİR YAZIYORSUN

Genç şairler şiir yolculuğunda neler yapmalı?

Mine Ömer: Şiirin alt yapısını bilecek. Şiirle ilgili deneme yazılarını mutlaka okuyacak. Şiir nedir bilecek. Bunu öğrendiği zaman şiirin yapısının öğrenilir olduğunu fark edecek. Kendisi de her okuduğunun şiir olmadığını çözecek ve yazılan şiirler hakkında konuşabilecek eleştiriye sahip olacak. Bütün bunları yaparken yazmakta olduğu şiiri de gelişecek. Şiirin “Efendisi Olmaz” yazılarımda da imlediğim gibi şair ‘ Söz sanatları+estetik+etki+ses’i kullanarak o  ince nüansı yakalar..

Berrin Taş: Şairlerin şiir üzerine yazdıklarını okumalı. Şiir tarihini öğrenmeli. Dünya şiirinden, bizim şiirimizden şairleri anlayarak okumayı önemsemeli. Her gün belli saatlerde okumak ve yazmak için kendine zaman ayırmalı. Bu zamanı ayıramadığında rahatsızlık duymalı. Nasıl bir şiir yazmak istediğini de belirlemeli. Edebiyata girerken bana sormuşlardı. “Şiirimizde neyi eksik gördün de şiir yazıyorsun”, demişlerdi. Bu soru bugün de geçerliliğini yitirmedi. Genç şairler de, “Neden şiir yazıyorum” diye  kendilerine sormalılar.

Nuray Sancar: Ben şair değilim dolayısıyla genç şairlerin nasıl bir yol izlemesi gerektiği ile ilgili bir şey diyemem…  Ayrıca şairler de kendi deneyimlerinden yola çıkarak bir şeyler söyleyeceklerdir. Şiirin steril bir alan olmadığını göz önüne alırsak bir şair adayının felsefe, sosyoloji, tarih, mitoloji vb. bilgi alanlarında birikim edinmesinin ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Müzik, resim gibi sanatın diğer alanları da şiiri besler. Bu diyalektik bir ilişkidir, iyi şair de bu diyalektik ilişkiyi iyi özümseyen şairdir.

Cenk Gündoğdu: Biz, ilk kez okurla buluştuğumuz günden beri genç şairlere yer verme şiarımızla yol alı-yoruz. Ama öncelikle meselemiz bu kuşağın içinde üslubu, dili, söylemi farklı olan belli bir düzeyin üstündeki şairlerin ürünlerine yer vermek.
Genç şair ne yapmalı, bilemem, nasihat verecek durumda da değilim.  Bildiğim şu ki öncelikle okumalı!  Kapımızı özellikle genç imzalara her daim açık tutarken dergiyi, gelen ürünlerle değil de şiirini, yazısını görmek istediğimiz isimlerle çatmaya çalışı-yoruz.

www.evrensel.net