02 Eylül 2019 10:50
Son Güncellenme Tarihi: 02 Eylül 2019 12:31

Adli yıl açılış töreni | Erdoğan, Saray'a gitmeyen baroları provokatörlükle suçladı

52 baro ve 20 Yargıtay üyesinin katılmadığı adli yıl açılışı töreni, Cumhurbaşkanlı Sarayı'ndaki Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlendi.

Fotoğraflar: Murat Çetinmühürdar/AA

Paylaş

20 Temmuz'da başlayan adli tatil bugün itibarıyla sona eriyor. Yeni adli yıl için Saray'daki Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde açılış töreni düzenlendi.

52 baro ve 20 Yargıtay üyesinin Saray'da yapılmasına “Yargının yürütmeye biat etmesi anlamına gelir” diyerek itiraz edip katılmadığı törende Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu bir konuşma yaptı. "Bizim için vatan söz konusu ise gerisi teferruattır" diyen Feyzioğlu, vatandaşların ve avukatların kendilerinden beklentileri olduğu için törende olduğunu ifade etti. Eleştirileri "algı operasyonu" olarak niteleyen Feyzioğlu, HSK yapısının kuvvetler ayrılığını tam olarak sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesini önerdi. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin TBB'nin etkin katılımıyla hazırlandığını söyleyen Feyzioğlu, “Reform paketleri süratle çıkarılmalı ve hızla uygulamaya geçirilmelidir” diye konuştu.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ise “Yargının, yasama ve yürütme organı başta, tüm güç odakları karşısında bağımsız olması, hukuk devletinin değişmez ilkesidir” diyerek yargı bağımsızlığı vurgusu yaptı. Cirit ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yargının tarafsızlık özelliğinin, denetleme ve denge görevinin kuvvetlendirildiğini savundu. Avrupa Komisyonu'nun Türkiye raporunda Türk yargısı hakkında sert eleştirilerine de değinen Cirit, "AB’nin raporu değersiz bir kağıt parçasıdır. Uluslararası alanda Türk yargısına yönelik bir karalama kampnayasının parçası olan AB’nin rapurundaki ifadeler, AB’nin Türk yargısı ve kamuoyu önünde itibar kaybetmesine yol açmıştır" dedi.

Törende konuşan Erdoğan ise Saray'daki açılışa katılmayan baroları provokatörlükle suçladı. "Bir takım barolar adli yıl açılışını sırf mekanından dolayı provoke ediyor. Bu mekan şahsıma ait değildir. Bu gazi mekan milletimizin ve tüm kurumlarımızın evidir" diyen Erdoğan, Yargıtay ve TBB başkanlarına da "provokatif dayatmalara karşı gösterdiği demokratik tutumdan dolayı" tebrik etti. Erdoğan ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha belirgin ve keskin işletilmesine dayalı olduğunu iddia etti ve "Cumhurbaşkanı'na verilen devletin başı misyonu kuvvetler ayrılığı için bir tehdit değildir" dedi.

ERDOĞAN: BİR TAKIM BAROLAR ADLİ YIL AÇILIŞI'NI PROVOKE EDİYOR

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen adli yıl açılış töreninde konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Adaletin tecellisi için fedakarca çalışan yargı mensuplarımıza milletim adına teşekkür ediyorum. Biz kendimiz ve tüm insanlık için adalet peşinde koşmalıyız. Karşımızda kendi konforu için dünyanın kalanını gözyaşına ve ateşe boğmaktan çekinmeyen bir anlayış var. Tarihin hiçbir döneminde zalimler eksik olmamıştır ama aynı şekilde zulüm de payidar olamamıştır. Günümüzün zalimlerinin de yol açtığı adaletsizlikler elbet bir gün sona erecektir. Bize düşen işte o güne kadar adalet mücadelesini sürdürmek, mazlumların yanında yer almaktır."

"24 Haziran seçimleriyle gelen yeni sistem, kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha belirgin ve keskin işletilmesine dayalıdır. Anayasa'nın hükümleri gereğince Cumhurbaşkanı sadece yürütmenin değil devletin de başıdır. Cumhurbaşkanı'na verilen devletin başı misyonu kuvvetler ayrılığı için bir tehdit değildir. Devlet sisteminde illa bir üstünlük aranacaksa bu ancak milli egemenliğin üstünlüğü olabilir."

"Yeni yönetim sisteminde yürütmenin de temsilcisi olan Cumhurbaşkanı'na yöneltilen ithamların çoğu temelsizdir. Yargı üzerinden Cumhurbaşkanı'na saldırmak doğrudan siyasal alanı hedef almaktadır. Yargı bağımsızlığı sözünü gündemde tutanlar en çok cumhuriyete zarar veriyor."

"Siyaseti mesnetsiz saldırılarla yaralamaya çalışmak yargı kurumuna saygısızlıktır. Bir takım baroların adli yıl açılışını sırf mekanından dolayı provoke etmeleridir. Bu mekan milletin evi. Devletin tüm kurumları bu mekanı kullanma hakkına sahiptir. Halbuki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, milletimizin tüm kurumlarımızın evidir. Önümüzdeki dönemde ilk çözmemiz gereken meselelerden biri, barolar başta olmak üzere örgütlerin seçiminin temsili demokrasi olduğuna inanıyorum. Yargıtay ve TBB başkanlarımızı bu bağnaz ve provokatif dayatmalara karşı tebrik ediyorum. Yargı kurumunun nefasetine zarar veren avukatların hissiyat ve tercihlerini temsil etmediğine inandığım yanlışların devam etmeyeceğine inanıyorum."

"Kapsamlı bir insan hakları eylem planı hazırlıyoruz."

CİRİT: YARGININ TARAFSIZLIK ÖZELLİĞİ GÜÇLENDİRİLDİ

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, "Adli yıl açılışını yaparken bu süreçte neleri başarıp neleri başaramadığımızı açıklamak istiyorum" diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

"Hukuk ihtiyacı düzen fikrine dayanır. Bir hukuk düzeni kurmak güçlülerin zayıfları istismar etmesine mani olmaktır. Yargının kullandığı kamusal gücün tartımaya açık bir kişi tarafından kullanılmasını kimse istemeyecektir. Bu sebeple yüksek mesleki ve kişisel yeteneklere sahip yargı mensuplarının varlığına bağlıdır. Yargının, yasama ve yürütme organı başta, tüm güç odakları karşısında bağımsız olması, hukuk devletinin değişmez ilkesidir.”

“Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle birlikte parlamenter sistemden farklı bir kuvvetle ayrılığı gündeme gelmiştir. Yargının tarafsızlık özelliği güçlendirilmiş, yargının denetleme ve denge görevi kuvvetlendirilmiştir. Yargı Reformu Stratejisi’nde öngörülen 9 amacın gerçekleştirilmesi, adalet sistemimizin daha da güçlenmesine katkı sağlayacak. Hakimlerin coğrafi teminatının olması, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi açısından olumlu bir adımdır.”

“AB'NİN RAPORU DEĞERSİZ BİR KAĞIT PARÇASIDIR"

Adli yıl açılışlarının halkın huzurunda, tüm tarafların katılımıyla şeffaf ve demokratik şekilde yapılmasının önemli olduğunu ifade eden Cirit, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bağımsız yargı cumhuryetimizi ve devletimizi ayakta tutan temellerden birisidir. Gerek yurt içinden gerek yurt dışından üst düzey siyasi kişiliklerin devam eden soruşturmalara haklı gerekçeleri olsa bile belli yönde karar vermeleri için mahkemelere çağrıda bulunmaları veya açıklama yapmaları, adil yargılama hakkını güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki bağımsız ve tarafsız mahkeme maddesiyle bağdaşmamaktadır."

“FETÖ soruşturmaları kapsamında eski yüksek yargı üyesi 178 kişi hakkında fezleke düzenlenmiş, bunlardan 175’i hakkında dava açılmıştır.”

“AB’nin raporu değersiz bir kağıt parçasıdır. Uluslararası alanda Türk yargısına yönelik bir karalama kampnayasının parçası olan AB’nin rapurundaki ifadeler, AB’nin Türk yargısı ve kamuoyu önünde itibar kaybetmesine yol açmıştır."

"Dünya Ekonomik Forumu’nun 2018 yılı Küresel Rakabetçilik Raporu’nda Türkiye’deki yargı bağımsızlığı 111.sırada gösterilmiştir. Söz konusu idam cezalarının günlük yaşamın bir parçası haline geldiği Mısır 29. sırada, Cemal Kaşıkçı cinayetini dünyanın gözü önünde örtbas etmeye çalışan Suudi Arabistan ise 24. sırada gösterilmiştir. Sadece bu iki örnek dahi raporu hazırlayanların hukuk anlayışlarının ve Türk yargısı hakkındaki uluslararası alanda nasıl kirli ve çirkin propaganda yürütüldüğünü göstermeye yeterlidir.”

FEYZİOĞLU: YARGI PAKETİ BİR AN ÖNCE ÇIKMALI

Feyzioğlu, "Avukatın sorunu, vatandaşın sorunu, çözümler de ortak. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve adalet bakanımızın çok büyük destekleriyle, ilgili her kesimin büyük yardımlarıyla sorularımızın önemli kısmına çözüm vardır. Dünyaya baktığı pek katı ideolojik gözlüklerle bizlere kendi ideolojileirne uygun roller biçmek isteyenleri bir kez daha düşünmeye davet etmek zorundayız. Biz tarafsısız. Sadece hukukun ve anayasamızın ikinci maddesinde tanımlanmış olan Cumhuriyetimizin yanındayız" dedi.

"Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde sorunlarımızın önemli bir kısmının çözümüne yer verilmiştir. Ben de bu sorunların bazılarını çözümleriyle birlikte ortaya koyacağım” diyen Feyzioğlu, “Türkiye Barolar Birliği hiçbir siyasi partinin muhalifi veya destekçisi değildir. Yargı Erki'nin üç eşit kurucu unsurundan savunmayı temsil eder” ifadelerini kullandı.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin TBB'nin etkin katılımıyla hazırlandığını söyleyen Feyzioğlu, “Reform paketleri süratle çıkarılmalı ve hızla uygulamaya geçirilmelidir” diye konuştu.

Metin Feyzioğlu’nun konuşmasının satır başları şöyle:

“1. Ülkemizin kanayan yarası, biz avukatların da hedefi olduğumuz toplumsal şiddetle ve kadına – çocuğa karşı şiddetle hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Amacımız o ilk tokat, o ilk şiddet eyleminden itibaren mağdurun yanında onu sarıp sarmalayacak bir avukatın bulunmasının sağlanmasıdır. Bu konu partiler üstüdür. Milli bir meseledir. Hiç kimse ve hiçbir kurum kendi başına yeterli değildir. Herkes ve her kurum üzerine düşeni yaparsa çözüm olacaktır.

2. Hukuk alanındaki mesleklere giriş sınavı bir an önce getirilmelidir. Bilgiyi ölçen, zor bir sınav olmalıdır. Böylece hukuk fakültelerinin eğitim öğretim seviyelerini çağın gereklerine uygun hale getirmeleri sağlanacaktır.

3. Yeni hukuk fakültesi açılmasına, mevcutlar arzu edilen seviyeye gelinceye kadar son verilmelidir.

4. Hâkim ve savcı yardımcılığı müessesesi getirilmelidir. Türkiye’nin son dönem gerçeği olan iki üç yıl kıdemli, yani tecrübesiz hâkim ve savcılarla adalet dağıtılmasında büyük sorun vardır. Bu müessese bu sorunu çözecektir.

5. Hâkim ve savcı adayları dahil olmak üzere kamuya personel alımlarında mülakat uygulamasına bir disiplin getirilmelidir. Örneğin 500 kişinin alınacağı bir pozisyona, yazılıyı geçen 3000 kişi çağrılmamalı, yazılı sınav anlamsız kılınmamalıdır. Kadroya alınacak kişi sayısının yüzde on veya on beş fazlası, yazılı puanlarına göre mülakata davet edilmelidir. Mülakatlar kamera kaydına alınmalıdır. İlgili kamu kurumunun web sitesinde isim isim yayınlanarak şeffaflık sağlanmalıdır. Böylece yargı denetimi fiilen mümkün kılınmalıdır.

6. Bugün verilen hükümlerin yaklaşık yüzde doksanı istinaf aşamasında kesinleşmektedir. İstinaf mahkemelerinin kararlarının daha büyük bir yüzdesi Yargıtay denetimine açılmalıdır. Yargıtay’ın içtihat mahkemesi özelliği güçlendirilmelidir. Düşünce özgürlüğünü ilgilendiren her suç tipi mutlaka Yargıtay’ın denetiminden geçmelidir.

7. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurulardaki ilke kararlarına uygun kararlar vermek, hakimlerin yükselmelerinde en önemli ölçüt haline getirilmelidir.

8. Tutuklama tedbirinin peşin ceza gibi uygulanmasına sebebiyet veren katalog suçlar kanundan çıkarılmalıdır.

9. Vatandaşlarımızın üzerindeki avukatlık hizmetinden kaynaklanan KDV yükü azaltılmalıdır. Kararname konusudur. Hızlıca çözülebilir.

10. Kamuda çalışan avukatların özlük hakları sorunu ve bu çerçevede ek gösterge sorunu artık çözülmelidir.

11. Stajyer avukatlara, avukat yanında ücretli ve sigortalı çalışma imkânı getirilmelidir. Staj kredilerinin ödenmesi işe girişten sonraki sene başlamalı ve vadeleri de uzatılmalıdır.

12. Uyuşmazlıkların doğmadan önlenmesini hedefleyen koruyucu avukatlık uygulamaları geliştirilmelidir. Belirli miktarın üzerindeki sözleşmeler ile gayrimenkullün aynına ilişkin sözleşmelerin avukatlar eliyle yapılması, belirli davaların avukatlar eliyle takip edilmesi zorunluluğu getirilmelidir.

13. İş uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabuluculukta işçinin yanında avukatı olmadan müzakereye katılmasını adalet ve sosyal devlet ilkesi karşısında yanlış buluyoruz. Talep eden her işçiye maddi durum araştırması yapılmaksızın baro tarafından avukat görevlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Görevlendirilecek avukatların müzakere yöntemleri, iletişim becerileri ve işçi alacağının hesaplanması konularında meslek içi eğitim almalarını sağlamaya hazırız. Bu konuda bir düzenleme ve adli yardım fonunun desteklenmesini bekliyoruz."

FEYZİOĞLU DA “ALGI OPERASYONU” DEDİ

Adli Yıl açılının Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılıyor olmasına yönelik 52 baronun yanı sıra Yargıtay ve TBB üyelerinden gelen tepkileri görmezden gelen Feyzioğlu, “82 milyon vatandaşımızın kucaklaşacağı zemin, güven veren ve erişilebilir yargıdır. Milli birlik ve beraberlik, sadece ve sadece güvenilir bir yargı varsa mümkün olabilir” İfadesini kullandı.

Tüm eleştirileri “algı operasyonu” olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticileri gibi Feyzioğlu da “Türkiye’ye yönelik çeşitli algı operasyonlarının yürütüldüğü ve bunların hedefi malumumuzdur” dedi ve şöyle devam etti:

“Yabancı kamuoylarının ülkemize karşı olumsuz etkilenmesini önleyecek en etkili çare, hukuk devletinin taşıyıcı kurumlarını güçlendirmektir. Yargı Reformu Strateji Belgesi bu sebeple de önemlidir. Hayata geçirilmelidir. Eksiklikleri de süreç içerisinde giderilmelidir.”

“HSK YENİDEN DÜZENLENMELİ”

Feyzioğlu, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısının kuvvetler ayrılığını tam olarak sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesini önerdi. Feyzioğlu’nun önerisi şöyle oldu: 

“HSK üyelerinin yarısını TBMM’nin örneğin 3/5 gibi nitelikli bir oyla, dolayısıyla yüksek bir uzlaşmayla belirlemesi. Bu durumda uzlaşma kaçınılmaz olarak liyakat temelli olacaktır. Kalan üyelerin de Yargıtay ve Danıştay genel kurullarında yine nitelikli oyla belirlenmesi. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na da aynı şekilde belli sayıda üye seçme yetkisi verilmesi. Elbette önerimizi tüm yönleriyle tartışmaya hazırız.” (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Esenyurt'ta dairede patlama: 1 yaralı

SONRAKİ HABER

Dersim'de askeri aracın ezdiği 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa