02 Eylül 2019 03:49

Yemen'de neyin savaşı veriliyor?

Arap halk hareketlerinin başladığı tarihten bu yana bir türlü durulmayan Yemen, şimdi de eskiden müttefiki Suudi Arabistan’a bağlı güçler ile BAE'ye bağlı güçler arasındaki çatışmalarla gündemde.

Fotoğraf: Wail Qubati/AA

Paylaş

Ali KARATAŞ
Yusuf ERTAŞ

Geçtiğimiz hafta Arap dünyasının en önemli gelişmelerden bir tanesi şüphesiz ki Yemen’de yaşananlar oldu. Arap halk hareketlerinin başladığı tarihten bu yana bir türlü durulmayan ülke, şimdi de eskiden müttefik olduğu Suudi Arabistan’a bağlı güçler ile Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) bağlı güçler arasındaki çatışmalarla gündemde.

Okurlarımızın tabloyu görebilmesi için kısaca Yemen siyasi sahnesini yeniden hatırlatalım: Arapların en fakir ülkesi Yemen’de gösteriler,  2011 ocak ayında Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yönetimine karşı ekmek ve özgürlük talepleri ile başladı. Protestoların başlamasıyla birlikte yaklaşık 2000 kilometre ortak sınırı olan Suudi Arabistan’ın ilk hamlesi, sistemi ayakta tutmak için çaba sarf etmek oldu. Fakat ortaya çıkan tepkiler karşısında Ali Abdullah Salih iktidarı bırakmak zorunda kaldı. Suudi Arabistan, Bahreyn’de olduğu gibi içinde Şii Husilerin de olduğu halk hareketini asker göndererek bastıramadı.

ÇATIŞAN ÜÇ ANA GÜÇ

Sonrasında yapılan seçimde özellikle Suudi Arabistan’ın ve Körfez ülkelerinin desteği ile Yemen Cumhurbaşkanlığına  Abdurrabu Mansur Hadi geldi. Hadi gelir gelmez ülkede ortaklaşmanın sağlanması için ulusal uzlaşı toplantıları düzenledi. Yemen’de bu süreçte üç güç iktidar için çatışmaktaydı. Azledilen Salih’in taraftarları, diğer tarafta milisleri devletin organlarını ele geçirmeye başlayan ve İran ile irtibat içinde bulunan Husiler ve üçüncü olarak BM ve Körfez ülkeleri tarafından tanınan hükümet  bulunmaktaydı. Ulusal diyalog toplantılarına katılan Husiler de, kuzeydeki güvenlik boşluğunu fırsat bilip, hem kontrol alanlarını hem de kabileler üzerindeki etkilerini arttırdılar. Sonrasında Husiler 2014’ün sonlarında başkent Sana’yı tamamen ele geçirdiler.

CUMHURBAŞKANI VE HÜKÜMETİN İSTİFASI

Gelişmeler karşısında Halid Mahfuz Bahhah başkanlığındaki hükümet, “Husi Ensarullah Hareketinin yönetime müdahale ettiği ve mutabık olunan anlaşmalara uymadığı” gerekçesiyle istifasını Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi’ye sundu. Hükümetin istifasının ardından, Cumhurbaşkanı Hadi de istifa etti.

YENİ SAFLAŞMALAR

Yemen’de uzun süren beri savaş, güneydeki Suudi Arabistan’ın desteklediği Abdurabbu Mansur Hadi güçleri ile daha çok ülkenin kuzeyinde bulunan İran’ın müttefiki Husiler arasında devam etmekteydi. Lakin kısa bir süre önce yeni bir bölünme ortaya çıktı. Güneyin ayrılmasını talep eden ve Birleşik Arap Emirliklerinin desteklediği hareket ile Hadi güçleri arasında “ele geçirilmeyen iktidarın” mücadelesi başladı. Bu arada hatırlatalım Suudi Arabistan, bütün Arap dünyasında Müslüman Kardeşlerin karşısında yer alırken Yemen’de destekliyor. Müslüman Kardeşlerin Yemen kolu İslah Partisi, Suud’un desteklediği Hadi güçlerinin önemli bir bileşeni. Konuyla ilgili çevirdiğimiz makaleler önemli ayrıntılara dikkat çekiyor.


YEMEN DEVLETİNİN GELECEĞİ

Al Ahram Weekly

Geçen hafta, Abdurabbu Mansur Hadi’nin uluslararası toplum tarafından tanınmış hükümetinin kontrolü altındaki Yemen’in güneyinde, müttefikler arasında yeni bir savaş cephesi açıldı.

Başkan Hadi’nin beş yıl önce geçici hükümetini kurmasından bu yana Aden’deki olaylar bir türlü tam anlamıyla istikrarlı hale gelemezken, başkentin güneyinde en son ortaya çıkan savaşlar pek çok tehlikeli senaryoyu da beraberinde getirdi.

Başkent Sana’yı 2014 yılından beri kontrolleri altında tutan İran destekli Husi isyancılarının, Başkan Hadi kuvvetleri ve yıllardır Güney Yemen’in ayrılmasını talep eden Güney Geçiş Konseyi arasında Aden’de çıkan savaş haberlerine en çok sevinen taraf olması şaşırtıcı değil. Aden’deki kargaşa, Sana’yı Husilerin elinden almak isteyen Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin çabalarının da sekteye uğratacak.

Aden’deki iç çatışma, İran’ın Yemen’deki problemlere daha fazla müdahil olmasına da olanak sağlıyor. Üst düzey bir Husi heyetinin geçen hafta Tahran’a yaptığı ziyaretin ardından, Husiler İran’da kendi ‘büyükelçilerinin’ açılacağını duyurdu.

Bununla birlikte, yeni çatışma cephesinin en tehlikeli tarafı, Yemen’i bölmek konusundaki korkuları ciddi biçimde güçlendirmesidir. Uzmanlar Hadi’nin hükümetinin çökmesi durumunda, yoksulluk ve savaş yüzünden yıkılan ülkenin yalnızca Kuzey ve Güney olarak değil, belki de üç dört farklı Yemen olarak ayrılmasından korkuyor.

Bu hafta Yemen’in Güneydeki Ayrılıkçı Güçlerin Aden limanını geri vermeyi reddetmesi, Hadi hükümetini ayrılıkçıları da içerecek ve ayrılığı sona erdirecek şekilde güçlendirmek için yapılacak tartışmanın bir aracı olacak olan Suudi Arabistan’daki zirvenin ertelenmesine yol açtı.

Yemen'in en etkili komşusu Suudi Arabistan, özellikle de Husi isyancılarının sivil hedeflere ve petrol tesislerine yönelik saldırılarının artmasıyla birlikte bir toplantı çağrısında bulundu. Ayrılık yanlısı kuvvetler, 10 Ağustos’ta askeri kampları ve güney liman kentindeki diğer devlet kurumlarını ele geçirmişti.

Bütün taraflar; 2011’de Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’i devirmeyi başaran halk ayaklanmasından bu yana yaşanan savaşın muazzam maddi ve insani maliyetinin etkisinde. En büyük mağdur ise sayısı gün geçtikçe artan ve şiddetli bir şekilde acı çeken siviller!

Savaş sürerken ve bütün taraflar bir çıkış yolu arayışındayken Yemen’deki yerel aktörler arasındaki çoklu bölünmeler ve daha geniş bölgesel mücadeleler göz önüne alındığında, uzlaşma olasılığı her zamankinden daha uzak görünüyor. Şu anda, farklı bölgelerde birden fazla rakip otorite var. İktidardakiler; bir devlet mi, iki devlet mi veya çoklu devletlerin mi olması gerektiği konusunda anlaşabilmiş değiller.

Ayrıca, gelecek devlet veya devletlerin bağımsız mı olacağı veya federal ya da konfederal bir sisteme mi bağlı olacağı konusunda da hemfikir olabilmiş değiller. Derin sorular cevapsız kalıyor ve müzakerelerin ilerleyebilmesi için önce tarafların şu bariz gerçeği ele alması gerekiyor: Yemen'in bir devlet olarak gelecekteki yapısı.

Son sekiz yılda ülkede kargaşa hüküm sürdüğü için on binlerce insan öldürüldü ve korkunç ekonomik koşullar Yemen'i kıtlığın eşiğine itti. Aden’deki son çatışmalar, durumu daha da kötüleştirdi ve Birleşmiş Milletlerin (BM) geçici bir yönetim organı üzerine yapılacak siyasi görüşmelerin önünü açma çabalarını daha da karmaşık hale getirdi.

Yemenlilerin gelecekteki devletlerinin nasıl şekillenmesini istedikleri konusundaki anlaşmaları, ülkedeki savaşı sonlandırmak ve böylece son derece acı çeken insanlara yardım etmek için gereken ilk ve en önemli adımdır.

(Çeviren: İdil Çağla ERTAŞ)


YEMEN: SAVAŞAN GÜÇLER ULUSAL DEĞİL

Büşra el Muktari
al Araby al Cedid

Güney Yemen'deki iktidar mücadelesinin ürettiği siyasi ve askeri dönüşümler, Yemen’de oluşacak iktidarın ve siyasi ittifaklarının gelecekteki özelliklerini büyük ölçüde belirlemiş görünüyor.

Yemen güçleri; kendilerini ya “Büyük Yemen’in Birliği” konusundaki tarihsel literatürleriyle çelişen bir şekilde kısmi çıkarlar karşılığında bir tarafa karşı diğerinin yanında konumlandılar ya da kendilerini kurtarılmış bölgelerinde önleyici savaşlarla uğraşır vaziyette buldular.

Yemen kuvvetleri ve partileri bu savaşlarda, geleneksel savaş kamplarından ve ittifakları çerçevesinde harekete geçti. Güney Yemen’deki iktidar mücadelesine dahil olmaları, Yemen’deki bölgesel güçler tarafından formüle edilen yeni yerel ittifakların gerçek bir tezahürüydü. Güney Yemen’deki güç mücadelesi ışığında Taiz kentindeki askeri çatışmanın eş zamanlı olarak yükselmesi, Yemen’in birliği ve Yemen halkının çıkarları pahasına, iktidar savaşlarını yönetmede güçlerin ve partilerin ortaklığının boyutlarını gösteriyor.

Islah Partisi (Yemen'in Müslüman Kardeşleri), Yemen’in meşru iktidar sisteminde ana ağırlığı işgal ediyor. Yasal iktidar kurumlarını yönetmesi sayesinde kendisine rakip güçleri ve partileri ortadan kaldırmayı başardı. Buna karşılık, BAE tarafından desteklenen Güney Geçiş Konseyi, Yemen savaşında Islah Partisine düşman. Islah Partisi’nin bu çatışmada yer alması, Geçiş Konseyi'nin Aden şehrini devirmek için meşru yönetim kurumundaki “İslah” etkisini kullanmasını sağladı. Böylece parti, kendisini siyasi boyutunu tam olarak hesaplayamadığı bir savaşın içinde buldu.

Bu sırada İslah’ın bombardımanı Taiz’in el Turbah bölgesinde bir çatışma değil, sadece önleyici bir savaştı. Güney Yemen’deki iktidar birimlerini çözmek ümitsiz bir girişim olsa da, partinin Taiz’deki Hadi ordularının çoğunun kontrolünü elinde tutmasına rağmen, 35. Tugay’ın Tuğgeneral Adnan el Hamadi’nin komutasında kalması Taiz’deki Islah Partisinin gündeminde sürekli bir tehdit olarak kaldı.

Turba’da çatışmanın patlak vermesi ve Hucriye’ye uzanması ile savaş daha ciddi bir boyut kazandı. Selefi lider Hamdi Şukri'nin önderlik ettiği ikinci tugayın (devler) oynadığı rolde belirgin olarak ortaya çıktı.

Güney Selefileri ile ilişkili “Devler” güçlerinin, Aden kentindeki güç mücadelesinde kendilerini kenara çekmeleri ve meşruiyetini tanınmasına ve çatışmayı kendi lehine çevirebilme kudretine rağmen, Cumhurbaşkanı Hadi güçlerine katılmamış olmaları dikkat çekicidir. Öte yandan, Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in kanadı olan Genel Halk Kongresi Partisi (GPC), Tabruk’taki meşruiyet güçleri arasındaki çelişkileri lehine kullandı. Dahası, Islah güçlerinin “Abu Abbas” grubu tarafından kuşatılması, güç dengesinin Kudha’ya karşı sert bir saldırı başlatan Husi milisleri lehine güçlenmesine yol açtı. Bu, bu aşamada İslah ve Husi çıkarlarının kesiştiğini göstermektedir. Buna mukabil, Genel Halk Kongresi, Salih kanadı, Güney Yemen’deki guruplar arasındaki çatışmaların siyasi ve sosyal kaldıracını oluşturmaktadır.


"MEŞRUİYET" YEMENLİLERE KARŞI SAVAŞ VERİYOR

Hayrulah Hayrullah
Al Arab

Yemen’in “Meşruiyet” olarak adlandırılan kuvvetlerinin Aden’e dönüşü ile ilgili sözler abartılı görünüyor. Zemindeki durum, geçici Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin ve onu çevreleyen grubun isteklerinden çok farklı. “Meşruiyet”, Aden’e geri dönse bile, şehirdeki ve etrafındaki dengelerle bağlantılı iç hesaplar nedeniyle yarın veya ertesi gün geri çıkacak. Neticede “meşruiyet”in kuzeyde, güneyde ya da merkezde Yemenlilere sunacağı hiçbir şey yoktur. Özellikle, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde 2007’den beri kurduğu Gazze Emirliği’ne veya 21 Eylül 2014 tarihinden beri Husiler (Ensarallah) tarafından yönetilen Sana’da Husi Emirliği’ne benzer şekilde Güney Yemen’in başkenti ve çevresine “İslam Emirliği” kurmaktan başka hırsı olmayan Müslüman Kardeşler’in kontrolünde olduğu için.

Yemende geçici cumhurbaşkanı tarafından temsil edilen “meşruiyet”in hiçbir zaman zafer kazanmadığından emin olmak için yakın geçmişe dönme ihtiyacı var. Yemen’de bir bütün olarak ulusal bir projesi olmadığı için başarısız oldu.

Geçiş Konseyin, son günlerin olaylarından bir şeyler öğrenmesi gerekiyordu. Güney’in ayrılmasının ve Mayıs 1990’dan önce olduğu gibi, bağımsız bir devletin geri dönüşünün aldatıcı olduğunun farkında olmalıdır. Geçici liderler arasında hiç kimse,  “Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti” olarak Güney devletinin asla yeniden dirilemeyeceğini bilmek istemiyor. 1967’deki bağımsızlığından, 1990’da kuzeyle birleşmesine kadar, bu devletin tarihi, yalnızca bir dizi iç savaş, iç komplolar ve çeşitli yollarla suikastlar tarihi oldu.

Hiç şüphe yok ki, Aden’deki son olaylar, Mart 2015’ten bu yana “Kararlılık Fırtınası” olarak adlandırılan askeri saldırıyı yürüten Arap koalisyonu üzerinde yan etkileri olacak. Ki bu saldırı, İran’ın Husiler aracılığı ile tüm Yemen’i ele geçirmesine engel oldu ve İran projesini, Hudeyda şehri ve liman dahil olmak üzere bugün Husilerin hâlâ kontrol ettiği alanlarla sınırlandırdı.

Yemen'deki Müslüman Kardeşler ve Husiler arasında bir ittifak olduğu giderek daha belirgin hale geliyor. Her iki tarafın da kendine has tutkuları var. Husilerin, Aden’in “İslam Emirliği” için başkent olmasına itiraz ettiklerine dair herhangi bir gösterge yok. Müslüman Kardeşler'in de Husilerin Başkent Sana ve Hudeidah’ı kontrol etmeleriyle ilgili olarak hiçbir sorunu yok.

ÖNCEKİ HABER

5 yaşındaki Eymen Sadık dövülerek öldürüldü

SONRAKİ HABER

Hatay'da 25 farklı noktada orman yangını çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa