16 Ağustos 2019 05:09

Depremde can kaybı takdiri ilahi değil, takdiri idari!

Marmara depreminin üzerinden 20 yıl geçti ama hâlâ bir deprem planı yok, Ulusal Deprem Konseyi lağvedildi, yapı zeminiyle ilgili kontrol ve denetim yok, deprem toplanma alanları imara açıldı...

17 Ağustos 1999'da Gölcük'te meydana gelen deprem sonrasında vatandaşlar kendi gayretleri ile enkaz altından yakınlarını kurtarmaya çalıştı. (Fotoğraf: Hikmet Saatçi/AA)

Paylaş

Hasret Gültekin KOZAN
Kocaeli

17 Ağustos 1999 günü sabaha karşı 03.02’de Marmara’da insanlar, hayatlarının en uzun ve en zor 45 saniyesini yaşadı. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 7.4 büyüklüğündeki deprem; Kocaeli, Adapazarı, Yalova, Bursa ve İstanbul’da felakete yol açtı. Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen depremde resmi rakamlara göre 17 bin 840 insan hayatını kaybetti, 23 bin 781 kişi yaralandı ve 505 kişi sakat kaldı.

Yine depremde 35 bin 180 konut, 5 bin 770 işyeri yıkıldı ya da ağır hasar gördü. 40 bin 757 konut ile 6 bin 57 işyeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 işyeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçti.

Peki, Türkiye bu büyük depremden gereken dersleri aldı mı? Yapı stoku ne durumda? Afet toplanma alanları yeterli mi?

Tüm bu sorulara Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Kocaeli İl Temsilcisi Niyazi Temizkan ve TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri ve Makine Mühendisleri Odası (MMO) Şube Başkanı Murat Kürekçi ile yanıt aradık.

"ULUSAL BİR AFET YÖNETİM SİSTEMİ YOK"

Türkiye’nin yüzde 93’ünün, sismik yönden en aktif olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer aldığını belirterek söze giren Niyazi Temizkan, şöyle devam ediyor: “Nüfusun yüzde 98’i, sanayi kuruluşlarının yüzde 98’i, barajlarımızın yüzde 95’ i bu tehlikeli kuşak üzerinde bulunuyor. Bu jeolojik gerçekliği bilmemize rağmen, depremlerin birer afete dönüşmesini engellemeye yönelik herhangi bir çalışma ve hazırlık oluşturulmadı. Bilimsel normlara uygun imar planları, yapılaşma, bilimsel normlara uygun yer seçimleri yapılmadı. Ve maalesef ulusal bir afet yönetim sistemimiz yok” diyor.

"JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ YAPI DENETİM SİSTEMİ İÇİNDE YER ALMALI"

Peki, ulusal bir afet politikası nasıl olmalı?

Temizkan’ın yanıtı şöyle: “Bu politikalar oluşturulurken bilimsel kriterlere dayanılmalı. İnsan merkezli, ilgili meslek odaları, yerel yönetimler ve halkın katılımı ile stratejiler gerçekleştirilmeli. Sağlıklı ve güvenli yapılar üretebilmemiz için hazırlanacak imar planlarında yer seçimlerinin doğru yapılması (jeolojik yönden sakıncalı alanların belirlenmesi heyelan, fay, sıvılaşma vb.), jeolojik koşulların ortaya konması, daha sonra da yapının oturduğu zeminlerin parsel bazında jeolojik-jeoteknik özelliklerinin belirlenerek buna uygun projelerin üretilmesi gerekiyor.”

Yerel yönetimlerin jeolojik-jeoteknik etüt birimleri kurması gerektiğini de ekliyor Temizkan: “Jeoloji mühendislerinin yapı denetim sistemi içinde yer alması gerekiyor. Düşünün ki projeleri ve yapıyı kontrol eden yapı denetimlerde, yapının temelini oluşturan zemin ile ilgili bir kontrol ve denetleme mekanizması yok. Zeminini kontrol etmediğiniz bir yapıyı sağlıklı ve güvenlikli yapmanızın da bir anlamı olmuyor. Marmara depreminde binalarda hasar olmadığı halde zeminden kaynaklı olarak yan yatan, oturma probleminden dolayı zeminin içine göçen birçok vaka ile karşılaştık.”

ULUSAL DEPREM KONSEYİ 2007’DE LAĞVEDİLDİ

MMO Kocaeli Şube başkanı Murat Kürekçi, Gölcük Depreminin ardından kurulan Ulusal Deprem Konseyi’nin 7 yıl sonra lağvedildiğini hatırlatarak başlıyor söze: “Ulusal Deprem Konseyi 9 Haziran 2000 tarihinde kuruldu. ‘Bilim insanlarınca yapılan deprem tahminlerini bilimsel açıdan değerlendirerek sağlıklı sonuçlar üretme ve kamuoyunun bu konuda en güvenilir bilgiyi sağduyulu biçimde alabilmesini sağlama’ ve ‘Ülke ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, deprem zararlarının en aza indirilmesine yönelik araştırma çalışmaları için öncelikli alanları belirleme’ konularını öncelikli çalışma alanı olarak belirledi. Konsey 2002 yılında öncü ve kapsamlı bir çalışma ile ‘Ulusal Deprem Stratejisi’ni tüm boyutları ile kitaplaştırmış, 2005 yılında ikinci bir çalışma ile deprem alanında yapılması gereken araştırma konularını tanımlamıştı. Fakat, 6 Ocak 2007 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile lağvedildi.”

YAPI STOKU BÜYÜK RİSK TAŞIYOR

“Depremle mücadele yara sarmak değil, yara açmamak için önlem almaktır” diyen Kürekçi, eksiklikleri şöyle sıralıyor: “Hâlâ deprem master planı yok. Afet toplanma alanlarımız yok ya da yetersiz. Hâlâ doğal afet senaryoları üzerinden yapılması gereken tatbikatları gerçekleştirmiyoruz. Kentsel dönüşüm master planımız yok. Bilim ve mühendislik ilkeleri çerçevesinde yapılan tüm master planların içerisinde yer aldığı bütüncül bir nazım imar planımız yok...”

Kürekçi, gerek 17 Ağustos Gölcük Depreminin ortaya çıkardıklarının, gerekse meydana gelen diğer depremlerde karşılaşılan gerçeklerin yapı stokunun büyük ölçüde risk taşıdığını gösterdiğini söylüyor: “Ülkemizi, kentlerimizi, yapılarımızı depreme karşı hazırlamanın temel yolları var. İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesidir. İkincisi, yeni yapılacak olan yapıları, bilimin, tekniğin ve mühendisliğin ortaya koyduğu ilkeleri yapı üretim sürecinin içine sokmaktır.”

EYLEM PLANI YENİDEN DÜZENLENMELİ

Kürekçi, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nın (2011-2023) TMMOB’un görüşleri alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtiyor: “Mevcut yapı stoku bizleri endişelendiriyor. TOKİ tarafından üretilen büyük konut projelerinin yapı denetim sisteminden muaf tutulması, deprem toplanma alanlarının imara açılması, bizleri endişelendiriyor. Ülkeyi yönetenlerin tercihini bilimden, doğadan ve insandan yana kullanmaları, ülkemizin deprem gerçeğine uygun ulusal bir deprem politikası belirlenmesi acil bir meseledir.”

"AFETE DÖNÜŞMEMESİ İNSANLARIN ELİNDE"

Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Kocaeli İl Temsilcisi Niyazi Temizkan,  doğa olaylarının afete dönüşmesinin kader olmadığını, toplumsal acıların tekrar tekrar yaşanmamasının insanların elinde olduğunu vurguluyor: “Deprem bu ülkenin gerçeğidir, dün yaşadığımız gibi, bugün de, yarın da yaşayacağımız doğal bir süreç olduğunu unutmamalıyız. Bilime ve mühendisliğe aykırı uygulamalardan vazgeçerek bu acıların en hafif haliyle yaşanması ve en az hasarla atlatılması bizim elimizde. Depremlerin afete dönüşmesini ‘takdir-i ilahi’ ve ‘doğanın fıtratı’ gibi görerek, önlem alınmasını engelleyen, ölümleri kaderimizmiş gibi gösteren anlayıştan kurtulmamız gerekiyor.”

26 MİLYON KONUT STOKUNUN YÜZDE 65’İ MÜHENDİSLİK HİZMETİ GÖRMEDİ!

MMO Şube Başkanı Murat Kürekçi, deprem riskini yok sayarak çıkarılan imar aflarını “kabul edilemez” buluyor: “Ülkemizde yapı stokunun yüzde 60’ından fazlasının kaçak veya kurallara aykırı, yeterli teknik hizmet almadan yapıldığı biliniyor. Deprem yönetmeliğine aykırı olarak yapılan, ruhsatsız ve kaçak yapıların önünü açan, deprem riskini yok sayan, mühendislik hizmeti almayan binalara imar affının getirilmesi kabul edilemez bir durum. Bugüne kadar onlarca kere son kez diye çıkarılan İmar Affını 26. defa ve bu kez ‘İmar Barışı’ olarak sundular. 26 milyondan fazla konut stokunun yüzde 35’inin imara uygun olduğunu, bir başka deyişle yüzde 65’inin mühendislik hizmeti görmediğini, depremsel açıdan riskli olduğunu beyan eden yetkililer, gelmiş geçmiş en büyük imar affına ‘İmar Barışı’ diyor.”

AĞIR HASARLI BİNALAR KORKUTUYOR

17 Ağustos 1999 Depreminin 20’nci yılına girilirken, Kocaeli’de bulunan ağır hasarlı binalar korku yaratıyor. DHA'nın haberine göre, İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Kahraman Bulut, “Kocaeli’de depremde hasar alan 30 binamız hala ayakta ve içerisinde insanların yaşadığını biliyoruz. Yapı stokumuzun yaklaşık yüzde 50’si hala depreme dayanıksız” diye konuştu.

Bulut, Kocaeli’de 2 milyon insanın yaşadığını ve 1 milyon insanın hala depreme dayanıksız yapılarda yaşamaya devam ettiğine dikkat çekti.

ÖNCEKİ HABER

Norveç’te cami saldırısı sonrası ırkçılığa karşı eylem

SONRAKİ HABER

10 Ekim Ankara Katliamı davası kitabı "Duymak Zorundasınız" Eskişehir'de tanıtıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa