Evrim mi yaratılışçılık mı?

Evrim mi yaratılışçılık mı?

Asıl olan doğayı nasıl ele aldığımızdır; ya yaratılışçı mitler ve efsanelerle bir sentez yapıp böyle yorumlayacağız ya da insanlığın gelişiminin bir ürünü olan bilimsel yöntem ve bulgularla ele alacağız. Ya bu mitler ve efsaneler insanlık tarihi boyunca olduğu gibi bizi önünü alamadığımız hastalıklara felaketlere savaş

Burak Kiraz - Balıkesir Üniversitesi

BİLİMSEL OLAN VE OLMAYAN

Maddenin bilince evrildiği milyarlarca yıllık süreç, beraberinde binlerce yıl boyunca evreni anlamaya çalışan bizleri doğanın bir parçası ve değiştirip dönüştürücüsü yapmıştır. Bu zorlu, sancılı ve uzun mu uzun süreç nihayetinde kaçınılmaz olarak bilimin ortaya çıkmasını zorunlu kılmıştır. Bilim, insanlık tarihinin kaçınılamaz suallerinin evrensel cevaplarını sistematize eden bir araçtır. Doğanın nesnel olduğunu ve bilincin bir yansıması değil aksine bilinci bağrında besleyen mekanizmaların anası olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu bilinç yine binlerce yıllık tarih boyunca kendisini ortaya çıkaran nesnel koşulları tartışıp araştırırken yüzlerce farklı evren görüşleri, tahminleri beraberinde mitleri, efsaneleri yaratmıştır. Bugün burjuva kalemşörleri tarafından her ne kadar dallandırılıp budaklandırılsa da doğayı anlamanın iki yolu vardır. İnsanlık tarihi boyunca da bu iki yoldan birini tercih etmek zorundayız; bilimsel olmayan yanıyla ve bilimsel olan yanıyla. Bu tercihlerden biri cevaplarıyla yeterince tatmin ettiğini bütün soruların cevaplarını bulduğunu kesin bir dille iddia ederken diğeri, binlerce deney, binlerce bulgu binlerce araştırma makalesi içermesine rağmen halen kesinlik bildirmeden bir yandan tahminlerini yürütür bir yandan da araştırmaya devam eder. Biri dünyanın yaşı, gezegenlerin ve güneşin konumu, canlılık ve benzeri konular üzerinde birbiri içerisinde çelişkili yüzlerce farklı ama hepside kesinlik bildiren ifadeler kullanır. Bilim ise binlerce kez denemesine rağmen kesinlik bildirmeden mantıklı mekanizmalar üretir, üretim araçları dolayısıyla düşünsel araçlar ile yenilenerek doğanın nesnel kavrayışının hangisi olduğu konusunda su götürmez gerçeklere doğru insanlığı sürüklemektedir.

KARANLIKTA KALAN GERÇEKLER AYDINLIĞA ÇIKTI!

Evrim ve yaratılışçılık tartışması ise 20. Yüzyılda Charles Robert DARWİN ‘in büyük buluşuyla yani evrim fikrinin sistematik dayanaklarına kavuşmasıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Bilim DARWİN’in buluşuyla silahlarını geliştirip karanlıkta kalmış pek çok soruyu aydınlığa kavuşturmuştur, evrimin bir kuram halini almasıyla doğayı tahmin etme onu değiştirme çabası bilimsel bir konsensusa kavuşmuştur. Mevziler yaratılışçılar açısından değişmiştir. Yaratılışçılık ve evrim düşüncesi arasındaki tartışmanın tarihinin binlerce yıllık bir geçmişi olduğu açıktır. Günümüzdeki tartışmanın köklerini ortaçağdan aldığı bir gerçektir. Bugün de olan tartışmanın özü durağanlık ve değişim düşünceleri arasındaki çelişkiye kadar uzanır. Biyolojik evrim düşüncesinin modern tarihinde Darwin’in merkezi bir kişilik olduğu tartışılamaz bir gerçektir. Ancak Darwin’in esin kaynağı sadece biyoloji değil; kökleri antik döneme kadar uzanan ve kendi zamanından önceki yüz elli yıllık zaman dilimi içinde astronomların ve jeologların geliştirdiği, Dünya’nın ve genel olarak fiziksel evrenin değişebilirliği düşüncesine dayandırdığına da kuşku yoktur.

EVRİM KARŞITLIĞI YÜKSELİYOR!

Evrensel Basım Yayın’dan çıkan ve yayınevinin 500. Kitabı olma özelliğini taşıyan EVRİM Mİ YARATILIŞÇILIK MI?, bu tartışmaları güncellemek ve yaratılışçıların geçmişten bugüne hangi hatları izlediğini ortaya çıkarmak için İngilizce aslından Türkiye okurlarına sunuluyor. Kitap –Bilim, Evrim, Din ve Yaratılışçılık, -Evrim, Yaratılışçılık tartışmasına dair tarihçe ve içeriğinde biyolojik evrimin desenleri ve süreçleri, kozmoloji, astronomi, jeoloji, bilimin doğası, medya ve kamuoyunda evrim ve yaratılışçılık gibi bölümlerden oluşan –Literatürden seçmeler kısımlarından oluşmaktadır.  Kitabın ana teması aslında bu tartışmalardan doğan ve yakın tarihte ABD’nin âdemi merkeziyetçi eğitim sisteminin evrime bir kuramdan ziyade bir olgu olarak dahi nasıl karşı duruş sergilediği ve bunun beraberinde açılan davaların sonucu yaratılışçıların mevzilerini nasıl ve ne yönde değiştirdikleri üzerine oturmaktadır. Tüm dünyada hali hazırda tartışıldığı bir dönemde bu tartışmaların ABD’de ayyuka çıktığı ve vücut bulduğu da bir gerçektir. Tüm bu davalar ve sonuçları yeni yaratılışçılık akımlarını bir bir doğururken evrim kuramına karşı sadece ABD’ den bir cephenin pek bir şey başaramayacağını ortaya çıkarmıştır. Çeşitli enstitülerle birlikte, içinde bizim de ülkemizin olduğu çeşitli alanlar yeni tartışma alanlarını beraberinde getirmiştir. Gün gibi açıktır ki tartışma alanlarının genişlemesi bilimsel düşüncenin işine gelebilirdi, evrim kuramının milyonlarla sayılan kitleler içinde tartışılması olumlu bir gelişmedir. Ancak merkezi ABD’de olan enstitüler eliyle geliştirilen materyaller ve oturdukları bilim dışı sütunlar işleri oldukça kendi lehlerine çevirmiş bulunmaktadır. Evrim mi yaratılışçılık mı kitabı sade diliyle her kesimden okuyucuya ulaşmayı hedefliyor. Evrim karşıtlığının yükseldiği şu dönemde okurlarının yeni silahı olması konusunda da bir hayli iddialı.

www.evrensel.net