15 Temmuz 2019 05:00
Son Güncellenme Tarihi: 15 Temmuz 2019 12:04

15 Temmuz darbe girişimi "Allah’ın lütfu" oldu mu?

Evrensel yazarı Kamil Tekin Sürek, 15 Temmuz darbe girişimine giden süreci ve üzerinden geçen üç yılda neler yaşandığını başlıklar halinde özetledi.

Fotoğraf: Elif Öztürk/AA

Paylaş

Kamil Tekin SÜREK

Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin üzerinden üç yıl geçti. Darbe girişimi siyasetin yeniden dizayn edilmesine neden oldu ve Türkiye’nin sisteminde köklü değişiklikler yaşandı. En önemli değişiklik ise parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş oldu. Yeni ‘ittifak’lar kuruldu. Yasama ve yürütme ‘tek adam’a bağlandı. Medya sahipliği değişti... Peki tüm bu sürece nasıl gelindi? Ve 15 Temmuz sonrasında neler oldu?

İPTAL EDİLEN SEÇİM, 1 KASIM VE YENİ İTTİFAKLAR

15 Temmuz sürecine nasıl gelindi?

15 Temmuz’un taşları 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra döşenmeye başlandı. AKP, Meclis’e tek başına hükümet kuracak sayıda milletvekili sokamamıştı. HDP, Meclis’teki üçüncü büyük parti olarak “kilit parti” haline gelmişti. Hükümet seçenekleri; AKP-CHP, CHP-MHP (HDP’nin kerhen destekleyeceği) konuşuluyordu. AB ve bazı büyük patronlar birinci seçeneğin propagandasını yapıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet kurma görevini önce en çok milletvekiline sahip partinin başkanına, Ahmet Davutoğlu’na verdi. Teamüle göre, Davutoğlu 8-10 gün içinde hükümet kuramazsa, hükümeti kurma görevinin CHP’ye verilmesi gerekirdi. AKP, CHP’yi ve kamuoyunu gereğinden fazla oyaladıktan sonra, CHP ile hükümet kuramayacağını açıkladı ve Erdoğan hükümet kurma görevini CHP ve HDP’ye vermeden Anayasaya aykırı olarak seçimin 1 Kasım’da yenilenmesine karar verdi. Bu süreç, aynı zamanda AKP-MHP gizli ittifakının kurulduğu günlerdi. Seçimin yenilenmesi kararından sonra terör günleri başladı. Yıkılan kentler… IŞİD katliamları vb. 1 Kasım seçimi MHP desteğinde AKP’nin hükümet kurabileceği sonucu verdi. 7 Haziran seçimi sonucu ve HDP gerçeği, AKP ve MHP’nin başkanlık sistemi üzerine odaklanmalarına yol açtı. Başkanlık sisteminde yürütme iki büyük parti arasında el değiştirecek, küçük “anahtar” partilere ihtiyaç kalmayacaktı. Meclis’te nasıl olsa sağ partiler çoğunluğu sağlanırdı.

Sur, Cizre ve Silopi başta olmak üzere Güneydoğu’da sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine karşı ilk önce bin 128 akademisyenin imzaladığı, daha sonra sayının arttığı “Barış için Akademisyenler” inisiyatifine Erdoğan’ın tepkisi çok sert oldu.

2016 yılının başında AKP-MHP ittifakı için en önemli meselelerden biri Fetullahçıların ordu, polis, yargı ve bürokrasiden ihracı ve ekonomik olarak bitirilmeleriydi. Listeler yapıldı. Dava açma hazırlıkları başlatıldı. Bu arada bakanlıklar alt birimlere yazılar göndererek yöneticilerin personel hakkında araştırma yapmaları, sosyal medya hesaplarını incelemelerini ve hükümet karşıtı “zararlı unsurların” idari yollarla tasfiyesini istedi. 2016 Mayıs’ında CHP’nin de desteği ile milletvekili dokunulmazlığı Anayasaya aykırı bir şekilde geriye yürütülerek kaldırıldı ve HDP’li milletvekillerinin tutuklanması süreci başlatıldı. 

DARBE GİRİŞİMİ VE ORDUDAKİ BÖLÜNME

15 Temmuz günü ne oldu, nasıl sonuçlandı?

15 Temmuz akşamı erken saatlerde askeri darbe girişimi başladı. Bu darbe, 1960 Darbesi’nden bu yana gerçekleştirilenlerin hiç birine benzemiyordu. Hükümet yetkilileri, ordunun zirvesi, MİT, “darbeden haberdar değildik” diyordu ama Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar ‘bilinmedik’ yerlerdeydi. Darbe MİT’e 14.00’de haber verilmiş, MİT Başkanı bu ihbarı sadece Genelkurmay Başkanı ile paylaşmış, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a haber vermemişti (ve hâlâ görevdeydi). Saat 16.00 civarında darbe girişimini MİT’ten haber almış Genelkurmay Başkanı, hiç bir uçak uçmayacak, hiçbir araç birliğinden çıkmayacak diye bir emir vermemişti (Ve uzun süre görevine devam etti, sonra bakan oldu). Darbe başladıktan birkaç saat sonra Fetullahçılar dışındaki askerler darbeye karşı tavır aldı, binlerce kişi sokağa çıktı ve darbeciler kısa sürede etkisiz hale getirildi. Gece yarısı toplanan HSYK daha önce listelenmiş yargıdaki Fetullahçıları ihraç etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe için “Bize Allah’ın bir lütfudur” dedi. Çünkü, böyle bir kalkışma olmasaydı, bürokrasideki Fetullahçıların tasfiyesi çok zor olacak, her bir ihraç için seneler sürecek yargı süreci, göreve iadeler vs. gündeme gelecekti. Şimdi “cemaat” ya da “Fetullahçılar” terör örgütü haline gelmiş ismi de FETÖ/PYD olmuştu.

BÜROKRASİDE, YARGIDA TASFİYE SÜRECİ 

OHAL ilanı sonrası neler yaşandı?

20 Temmuz’da OHAL ilan edildi. Pek çok siyasi çevre asıl darbenin 20 Temmuz’da yapıldığını söyledi.

OHAL KHK’leri ile yüz binden fazla memur ihraç edildi. İhraç edilenler sadece FETÖ’cüler değildi. Barış İçin Akademisyenler, sosyalistler, Kürtler, Alevler bürokrasiden ve akademiden “temizleniyor”du. KHK’lerle sadece “sakıncalı” memurları tasfiye etmediler; yüzlerce dernek, vakıf, gazete, dergi, yayınevi, radyo, televizyon kapatıldı. Mallarına el kondu. Bürokraside tasfiye edilen “zararlı unsurlar” yerine AKP ve MHP’liler dolduruldu. 

OHAL KHK’leri ile sadece darbe konusunda düzenleme yapmadılar. Pek çok yasal düzenleme de Anayasaya aykırı olarak KHK ile düzenlendi. Taşeron işçilerin kadroya alınması dahi OHAL KHK’si ile yapıldı. Fakat, daha önce yıllarca çalışan taşeron işçiler KHK ile çıkarılan “güvenlik soruşturması” elemesi ile kadroya geçeceğine sevinirken işinden de oldu. Bu kez, taşeron işçilerle başlatılan “güvenlik soruşturması” işe giren, hatta yıllardır çalışanlar için de baş belası oldu. Uzak bir akrabası dahi KHK’li olanlar, yıllar önce olsa bile siyasi bir nedenle poliste kaydı olanlar işe alınmadı. İşten çıkarıldı.

HDP’li milletvekilleri tutuklandı. Cumhuriyet Gazetesi yönetici, yazar ve avukatları tutuklandı. Barış Akademisyenlerine davalar açılmaya başlandı.

Hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısı yüz bin civarından iki yüz yirmi bin civarına çıktı. Bunlardan 150 civarında olanı gazeteci idi.

TEK ADAM REJİMİNİN ANAYASASI

Anayasa yapım sürecine nasıl gelindi?

Giderek, AKP-MHP Koalisyonu Anayasa ve yasaları ihlal etmeyi itiyat haline getirdiler. Cumhurbaşkanı yetkilerini aştı. Tek adam rejimi fiilen yürürlüğe kondu. Sıra, tek adam rejiminin anayasasını yapmaya geldi. Dünyada eşine az rastlanır; Ortadoğu, Asya ve Afrika’nın bazı ülkelerinde görülen; her şeye yetkili ama sorumsuz, yargı, yürütme ve yasamayı kendine bağlamış bir başkanlık sistemi kuruldu. Anayasa referandumundaki hukuksuzluklara itirazlar dikkate  alınmadı. 7 Haziran sonrasında bütün seçim ve referandumlar şaibeli hale gelmişti.

MEDYA TASFİYESİ YENİ İTTİFAKLAR VE KAYBEDİLEN SEÇİM 

Başkanlık Sistemi bugün nasıl okunuyor?

Doğan Medya’yı tasfiye ettiler. Yazılı ve görsel medyanın yüzde 95’ini ellerine geçirdiler. Bu koşullarda Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerini öne alarak tek adam rejimini pekiştirmek istediler. MHP’den ayrılıp yeni kurulmuş İYİ Parti’yi seçime sokmamak, HDP’yi iyice zayıflatarak Mecliste üç buçuk partili, AKP-MHP büyük çoğunluğunun oluştuğu bir seçim yapmaya çalıştılar. Medyanın ve devletin bütün olanaklarını kullandılar. YSK, iktidardan yana açıkça yasaları ihlal etti. Buna rağmen, yine kıl payı ve bin bir şaibe iddiası ile seçilebildiler. Bir sene dahi geçmeden yine en antidemokratik koşullarda yapılan baskın yerel yönetim seçimlerinde de İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi bazı illerin Büyükşehir seçimlerini kaybettiler. Daha iki sene olmadan “Tek adam rejimi” tartışılmaya başlandı. İktidar partisinden dahi “revizyon”, “değişiklik” önerileri gelmeye başladı.

YALNIZLAŞAN AKP

Uluslararası ilişkiler ne düzeyde?

Bu arada, son üç yıl yaşanan süreç, AKP iktidarını dünyada iyice yalnızlaştırdı. Suriye politikasında batağa saplandı. Suriye politikalarına son zamanlarda S-400’ler ve Doğu Akdeniz de eklenince işler iyice sarpa sardı.

15 Temmuz hakkında çok sayıda gazeteci ve politikacı ilginç iddialarda bulunuyor. Şimdilik bu iddialar çok açık konuşulamıyor. İnsanlar yargılanma ve cezalandırılma tehdidi altında. Ama, anlatamama durumu sonsuza kadar sürmez. Elbette, son üç sene ve öncesi neler olup bittiği zaman gelecek açıktan anlatılacak, yazılacak. O zaman, gerçekler herkes tarafından daha çıplak olarak görülecek.

NOTLAR...

  • 15 Temmuz sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla 7 Ağustos’ta İstanbul Yenikapı Miting Alanı’nda düzenlenen “Demokrasi ve Şehitler Mitingi” Türk siyasetinde yeni bir ortamın doğacağının ipucu oldu. Yenikapı Ruhu çerçevesinde Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli’nin siyasi yakınlaşması dikkat çekti. 
  • Sistem değişikliği için 16 Nisan 2017’de gerçekleşen anayasa referandumunda yüzde 51,2’ye karşılık yüzde 48,8 ile evet oyu çıktı. Şaibe tartışmaları açıklığa kavuşturulmazken, Erdoğan sonuçları “Atı alan Üsküdarı geçti” diye değerlendirdi.
  • Referanduma göre TBMM’nin bir sonraki seçimi ve cumhurbaşkanı seçimi, 3 Kasım 2019’da birlikte yapılacaktı ancak MHP lideri Bahçeli beklenmeye bir çıkış daha yaptı. Seçimlere bir buçuk sene öne alındı. Tayyip Erdoğan ilk turda oyların yüzde 52,6’sını alarak cumhurbaşkanı seçildi. 
  • 15 Temmuz darbe girişimin ardından OHAL süresince 15 bin 242 ve OHAL’den sonra 2 bin 138 olmak üzere toplam en az 17 bin 380 kişi Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edildi. 
  • Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar seçiminin hemen ardından Milli Savunma Bakanı olarak atandı. Genelkurmay Başkanlığı da Milli Savunma Bakanı’na bağlandı.
  • 15 Temmuz günü halk darbe girişimine karşı sokaklara döküldü. 248 kişi hayatını kaybetti. 
  • 15 Temmuz’dan hemen sonra 4 bin 500’den fazla hakim ve savcı “FETÖ” üyesi oldukları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırıldı. 
  • 15 Temmuz’un önemli sonuçlarından birisi de 130 binden fazla kişinin Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile haklarında bir yargı kararı olmaksızın sorgusuz sualsiz kamudaki görevlerinden ihraç edilmesi oldu. 

ÖNCEKİ HABER

İzmir'de bekçi şiddeti: Kimliğini göstermek istemediği gerekçesiyle darbedildi

SONRAKİ HABER

Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanları görevden alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa