29 Haziran 2019 16:19

Devlet ile servet

Geçtiğimiz haftalarda ODTÜ Oyuncuları’nın Nisan’dan beri sergilediği "Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar" oyununa gitme fırsatı bulduk.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Elif Aslan

İlayda Bilgen

ODTÜ

Geçtiğimiz haftalarda ODTÜ Oyuncuları’nın Nisan’dan beri sergilediği "Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar" oyununa gitme fırsatı bulduk. 1932 yılında Brecht tarafından Shakspeare’in "Kısasa Kısas" oyunundan uyarlanan bu oyun eğlenceli olmasının yanında toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri yansıtması açısından çok da eğitici ve düşündürücüydü. Oyunun yazımında Brecht'in dönemin Almanya'sından ilham aldığı açıkça görülüyor. 1930'larda bütün dünyayı saran Büyük Buhran tabii ki Almanya'da da etkisini büyük ölçüde gösterdi. Almanya'nın 1. Paylaşım Savaşı'ndaki mağlubiyetinin getirdiği zorluklarla baş etmeye çalışan Alman halkı, bütün bunların üstüne gelen ekonomik krizle dönemin Weimer Hükümetine olan inancını iyice yitirmişti. Benzer bir durum Yuvarlak Kafalılar Sivri Kafalılar oyununda da işlenmişti. Oyun, Luma ülkesinin çiftçilerinin o seneki ürün fazlası ve yüksek faizler sonucu giderlerini karşılayamaması ve hükümete karşı ayaklanarak orak isyanını oluşturmasıyla başladı. Luma ülkesinin kralı bu isyanı bastırmak için halkın milliyetçi duygularını körükleyebileceğini düşündüğü İberin’i kral naibi olarak atar. Luma halkını kafa şekillerine göre ayıran bir politika geliştiren İberin karakteri, Weimer Hükümeti Almanya’sının zor zamanlarında milliyetçi politikasıyla yükselen karizmatik lider Hitler’le paraleldir. Hitler nasıl Alman halkında Yahudi düşmanlığını körüklediyse İberin de aynı şekilde Luma halkına sivri kafalıların vatansever ve ahlaklı olduğunu, yuvarlak kafalılarınsa ülkeye sonradan gelen ahlaksızlar olduğunu empoze eder. Tarihteki her milliyetçi politika gibi İberin’in politikası da hızla yayılır ve günlük hayatta etkisini gösterir. İberin’in “düzeni sağlamak için kurulan” birlikleri yuvarlak kafalıları gasp etmeye ve mallarına el koymaya başlarlar. Artık bir vatandaş sadece yuvarlak kafalı olduğu için tutuklanabilmektedir.

BİR HAYAL PERDESİ OLARAK DEĞİŞİM

Bütün bunlar olurken orak isyanı devam etmektedir ve İberin’in ordusuyla savaş halindedir. İberin’in ordusunun orakçılara karşı aldığı her zafer haberi halkın İberin’e olan inancını güçlendirir. Oysa ne yuvarlak kafalıların ne de sivri kafalıların hayatı değişmiştir. Toprak ağaları hala çok zengin, çiftçiler hala boğazlarına kadar borçludur. Şehirde yaşayanlar kiraların yüksekliğinden şikayet etmektedir fakat sivri kafalıların İberin’e olan kör inancı bu sorunları örtbas etmektedir. Çiftçi babasının borçlarından dolayı şehirde garson olarak çalışmak zorunda olan 17 yaşındaki Nana bu durumu kendi lehine kullanmaya çalışır. Müşterisi olan toprak ağası De Guzman’dan babasının borçlarını silmesini ister. Borçları silmek istemeyen De Guzman’ı, İberin’in birliklerine yuvarlak kafalı olduğu ve kendisini taciz ettiği gerekçesiyle şikayet eder. De Guzman anında tutuklanır ancak toprak ağalarını arkasına almıştır. Mahkeme De Guzman’ın lehine ilerlemekteyken İberin’in müdahalesiyle ani bir şekilde De Guzman’ı idamına karar verilir. Bizce bu sahne, bağımsız olması gereken yargıya mevcut rejimlerde yapılan müdahalelerin çok güzel bir örneğidir. Yuvarlak kafalı bir toprak ağası idam edilecektir. Bu, İberin’in söz verdiği gibi toprak ağalarının güçlerini ellerinden aldığının bir kanıtıdır. Fakat kısa bir sürede her şeyin halkın gözünü boyamak için bir oyun olduğu anlaşılır. İdam sehpasında De Guzman’ın yerine bir çiftçi geçirilir. Sonuçta o bir toprak ağasıdır ve idam edilemez, toplumsal sınıflar değişmemiştir. Oyun, ordunun isyanı tamamen bastırması ile son bulur. Kral ülkesine geri döner, ne de olsa amacına ulaşmış ve İberin’i maşa olarak kullanarak isyanı bastırmıştır. Luma ülkesi başladığı yerdedir; çiftçiler borçlarına, toprak ağaları ve krallar lüks hayatlarına geri dönerler. Devlet yine servetle bir aradadır. Ancak idam edilecek olan orakçılardan birinin haykırdığı söz seyircilerin aklında kalır: “Bu isyan bitmiş olabilir ama bizim mücadelemiz devam edecektir.”

 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

“Sigorta hakkı önemsizleştiriliyor”

SONRAKİ HABER

Endonezya'da 7,1 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa