28 Haziran 2019 03:25

DEÜ öğrencileri: Bize sorulmadan alınan kararı tanımıyoruz

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri kampüslerinin Tınaztepe'ye taşınmasına tepkili.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Baran ÖZ
Dilek OMAKLILAR
İzmir 

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi kampüsünün boşaltılıp Tınaztepe Yerleşkesine taşınması kararına öğrencilerin tepkileri sürüyor. Seslerini duyurmaya çalışan öğrencilerle alanlarına dönük yaşayacakları sıkıntıları konuştuk. Fotoğrafçılık Yüksek Lisans Öğrencisi Esen Özey, fakültenin yerleşik düzeninin bozulacağı, ihtiyaçlarının taşındıkları yerde karşılanıp karşılanmayacağından emin olamadığı için taşınma konusuna sıcak bakmadığını belirterek, “Ancak hocalarım tarafından bana şöyle söylendi: “İki yıl sonra bu binaya geri dönülecek. Bu sürede burası yıkılıp güzel sanatlar kompleksi olacak”. Bu kez de o iki yılı düşünmeye başladım. Bu iki yıl nasıl geçer diğer fakültede? Öğrenciler üretim yapabilecekler mi? Eğer yapabilecekleri bir ortam sağlanır ve iki yıl sonra buraya dönme garantisi verilecekse, sağlam olmayan bu binanın sağlamlaştırılmasını desteklerim. Ama eğer bu süreç uzar ve öğrenciler çalışamayacak durumda olursa elbette buna karşı çıkarım” diye konuştu. 

Fotoğrafçılık bölümü için en önemli ihtiyaçlarının karanlık oda olduğunu söyleyen Özey, “O da aslında herhangi bir ışık almayacak yerde kurulacak bir şey. Seramik öğrencileri kadar zor değil, onların fırınları var mesela. Onun dışında buradaki heykellerin taşınması sorun olabilir” dedi. Her şeyden önce bu konunun uzun zamandan beri tartışılmasına rağmen öğrencilerin muhatap alınmamasını eleştiren Özey, “Çünkü bu söylentiler yaklaşık 5-10 yıldır varmış. Dolayısıyla da öğrenciler kendilerini böyle bir duruma hazırlamadı. Kira kontratı yaptılar, bir sürü iş merkezi, cafe açıldı, ama bunlar tartışılmadı. O yüzden rektörlük binası dedikleri yer Buca’da, öğrencilere gerekli malzemeyi sağlayacaksa 2 yıl dayanılabilir ama değilse kesinlikle olmasın” diye ekledi.

"UMARIM SESİMİZİ DUYARLAR"

İsmini vermek istemeyen bir başka fotoğrafçılık bölümü yüksek lisans öğrencisi de, konuya ilişkin yeteri kadar bilgilendirilmediklerini belirtti. Güzel Sanatlar Fakültesinin şehrin çok dışına taşınmasını doğru bulmadığını belirten öğrenci, “Çünkü sanat hayatın içerisinde, insanlara dokunan bir mekanda olmalı ki herkes bundan etkilensin. Yapılan şeyler yerini bulsun. O yüzden bu okulun üçüncü kez taşınmasını, kesinlikle hem ben hem arkadaşlarımız hem de hocalarımız kabul etmiyoruz. Bu konuda gereğinin yapılmasını talep ediyoruz ama süreç nasıl işleyecek hiçbir fikrim yok” dedi. Okulun depreme dayanıklı olmadığına dair belgeler olsa da buradan taşınma şeklinin böyle olmaması gerektiğini söyleyen öğrenci, çok öncesinden “Arkadaşlar durum böyle” deyip bilgilendirilmeliydik. Çünkü okulda bazı taşınmaz malzemeler var insanların kendilerini ait hissettiği mekanlar, eşyalar var.  Şu anda çok şaşkın durumdayız, umarım sesimizi duyarlar” dedi. 

"EĞİTİM GÖREBİLECEĞİMİZ BİR ALAN İSTİYORUZ"

Yine ismini vermek istemeyen seramik yüksek lisans öğrencisi de fakültenin yer değiştirmesi ile ilgili süreçte “Bildiğim kadarıyla 2 ay öncesinde bir toplantı olmuş ve toplanmak için 90 gün süre verilmiş. Verilen yer de rektörlük binası. Sorun bina değil, Tınaztepe de değil. Orada eğitim görebileceğimiz bir alan istiyoruz. Sıkıntımız bu. Burada atölyelerimiz geniş, bu bile bazen yeterli olmazken orası hiç yeterli olmayacak. O yüzden bunu istemiyoruz” dedi. Taşınma durumunda seramik öğrencilerinin çok etkileneceğini belirten öğrenci, “4 atölyemiz var, yüksek lisans, lisans öğrencileri, torna yeri, alçı alabileceğimiz bir atölye, fırınlarımız var ve fırınlarımız için de ayrı bir oda var, ekstra bir cam atölyemiz var. Onların yeterli olabileceğini bilseler bu kadar tepki olmazdı. Bir de bunların haricinde heykel, resim alanları var onların da ayrı ayrı atölyeleri var. O yüzden çok zor” diye konuştu. 

"BİZ ORADA BİR ŞEY ÜRETEMEYİZ"

Sahne sanatları bölümü oyunculuk ana sanat bölüm dalı öğrencisi ise, “Bizim meselemiz bina değil, hastag konu başlığımız aslında gerçekten yaşayacağımız mağduriyetin kısa bir cümlesi. Yani kendi bölümüm için, sahne sanatları, oyunculuk bölümü için, yüzde 80 uygulamalı derslerimiz olduğu için sahne bizim olmazsa olmazımız. Burada hemşirelik bölümü öğrencilerine de ders vermişlerdi, bizim sahnemizi kullanmışlardı. Derslerimiz o dönemde de aksamıştı, ancak onlara anlatamadık. Bir türlü ‘Biz derslerimizi burada görüyoruz, biz burdayızı anlatamadık. Hakikaten sanat eğitimi ve disiplininden tamamen yoksunlar. Sahneyi sadece oyun oynanan bir yer olarak görüyorlar. Onun dışında bizim iki stüdyomuz var, karanlık olması gereken, aynı şekilde yine küçük bir sahnemiz var, depolarımız var. Bizim için masa sandalyenin önemi yok, bizim bütün işimiz sahne ve uygulama. Tamam biz bir yere gidelim ama orası orası değil, o odalarda ne yapabiliriz ki? Biz oralarda hiçbir şey üretemeyiz” dedi. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Çiğli Kadın Platformu: Bir kadın daha eksilmeyene kadar mücadele edeceğiz

SONRAKİ HABER

"Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu’nun gazeteciliğine tanığız"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa