28 Mayıs 2019 13:11

Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu açıklandı, en çok sömürenler başı çekiyor

Patronlar kârlarını artırsa da, finansman giderlerinden yakınarak faturayı işçilere çıkaracaklarının sinyalini verdi.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2018” raporu açıklandı. Koç Holdinge bağlı TÜPRAŞ’ın birinci sırada yer aldığı listenin üst sıralarını yine başta otomotiv olmak üzere metal sektörü aldı. Patronlar kârlarını artırsa da, finansman giderlerinden yakınarak faturayı işçilere çıkaracaklarının sinyalini verdi. Akademisyen Özgür Müftüoğlu işçilerin sağladıkları yüksek kârlılığı sözleşme döneminde masaya getirip paylarını talep etmesi gerektiğini belirterek “İşçiler eğer irade gösterir, sendikayı zorlarlarsa belirleyici olabilirler” dedi.

İSO’dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden net satışları 2018’de yüzde 34,5 artışla 878 milyar liraya yükseldi. Net satışlardaki artışta, “fiyat artışlarının yanı sıra döviz kurlarındaki yükselmenin ihracat gelirlerini artırması” belirleyici oldu.

İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması verilerine göre, 2018 yılının zirvesinde 79 milyar liralık üretimden satışları ile yine TÜPRAŞ yer aldı. Listede Ford Otomotiv 31 milyar liralık üretimden satışlarıyla ikinciliğini, Toyota Otomotiv de 23,6 milyar  lira üretimden satışlarıyla üçüncülüğünü korudu.

İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet kârı içindeki payı yüzde 49,8’den, 2018’de yüzde 88,9’a yükseldi ve bu veriler, sanayi firmalarının 2018 kârının oldukça büyük bölümünü finansman giderlerine ayırdığını ortaya koydu.

BORÇLULUK PAYI ARTTI

İSO 500’de borç/öz kaynak dağılımında borçların payı yüzde 67 ile, bugüne kadar belirlenen en yüksek düzeye yükseldi. İSO-500’de 2018 yılında kâr eden kuruluş sayısı 422’den 381’e düştü; zarar edenlerin sayısı 78’den 119’a yükseldi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan şöyle konuştu: “Araştırmamızın tabii ki sadece bizlerin değil herkesin üzerinde düşünmesi gereken olumsuz göstergeleri de var. Ele alacağımız bu sonuçlardan biri, yılların birikimine dayalı olan ve her yıl katlanarak büyüyen finansman giderlerindeki artıştır. İSO 500 araştırması bir kez daha ortaya koymaktadır ki sanayi sektörümüz, esas faaliyetlerinde, satışlarında ve esas faaliyetlerindeki kârlılıkta, 2018 gibi zorlu bir senenin içinden geçmesine karşın başarılı bir performans göstermiştir. Ama bu performans, mali tablolara yansıyan finansman maliyetleriyle baş edememiştir. Maalesef finansmanın mali tablolarda yarattığı tahribat, esas faaliyetlerde ne kadar başarılı olunursa olunsun bunun sürdürülebilir olmadığını ortaya koymaktadır. Çünkü, sadece bir yılın değil uzun yılların bir sorunu olan bu finansman tahribatı, öz kaynak dengesini bozmakta, sanayicinin kaliteli finansman kaynaklarına erişimini zorlu hale getirmektedir. 2018 yılında İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet kârı içindeki payı yüzde 49,8’den yüzde 88,9’a yükseldi. Yani biz bugüne kadar yüzde 50’lerden şikayetçiyken şimdi sanayi firmaları 2018 yılında elde ettikleri kârın nerdeyse tamamını finansman giderlerine ayırdı. 2018 yılının ikinci yarısında hem mali borçlardaki hem de finansman maliyetlerindeki artışlar sanayi firmalarının finansman giderlerinde sıçramaya neden oldu. Yani, finansman giderleri sanayi firmalarının kârlılıklarında temel belirleyici olmayı 2018 yılında da sürdürmüştür. İSO 500, 2018 yılında ani yaşanan finansal dalgalanma ve şokların yükselttiği finansman maliyetleri ile karşılaşmıştır. Yılın ikinci yarısındaki faiz oranları artışı ve Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak enflasyondaki artışlar, İSO 500 için olumsuz mali koşullar yaratmıştır.”

METAL SÖZLEŞMESİNİ İŞÇİLERİN TAVRI BELİRLEYECEK

Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesini ve İSO yönetiminin açıklamalarını değerlendiren Akademisyen Özgür Müftüoğlu, metal sektörünün en çok kâr eden sektör olduğunun altını çizdi. Özellikle son 10-15 yıl en çok kâr eden firmaları onların oluşturduğuna dikkat çeken Müftüoğlu, “Dolayısıyla büyük ölçüde devletten aldıkları teşvikler, kriz, kamu-özel ortaklıkları vs. adı altında aldıkları teşvikler de var. Hem kâr ediyorlar hem de teşvikler alıyorlar” dedi. Metal sektöründe 100 bini aşkın işçiyi kapsayacak ve önümüzdeki dönem başlayacak MESS grup sözleşmesine de değinen Müftüoğlu, şunları söyledi: “Bütün bunların karşısında iş, toplu iş sözleşmesi masasına geldiğinde işçiye pay vermemek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Metal işçisinin MESS sürecinde göstereceği tavır çok önemli. Çünkü metal sektörü, öncü sektör. En nitelikli iş gücü, göreceli olarak ücretlerin en yüksek olduğu belirleyici bir sektör. Örgütlülük oranı da yüksek. Burada sendikaların sermaye karşısında gösterecekleri tavır çok önemli. Sermaye ile sermayenin istediği koşullarda bir uzlaşı içerisine girerlerse, bugüne kadar sağlanmış olan yüksek kârlılığı masaya getirip buradan emeğin payını talep etmek istemek gibi bir yol izlemedikleri sürece etki yaratılmaz. Ayrıca sadece sendikalı olanlar değil, taşeron vs. gibi o sektörde emek harcayan ve büyük ölçüde güvencesiz çalışan emekçileri de kollayan bir yerden değerlendirirlerse bu önümüzdeki süreç açısından bir etki yaratır.”

"İŞÇİLER İRADE GÖSTERMELİ"

“Enflasyonun yüksek olduğu, ücretlerin baskılandığı, demokrasinin yıpratıldığı bir ortamda işçiler bu yöne odaklanırsa bir umudu tekrar yaratabilirler” diyen Müftüoğlu, “Bunu mevcut sendikalar yapabilirler mi, ne ölçüde yapabilirler bu ayrı bir soru. Bugüne kadar yapılan birçok hata var bunlara tekrar düşmemeleri gerekiyor. Burada çok önemli bir nokta, sendikaların izleyecekleri tavrı esas itibariyle işçiler belirliyor. İşçiler eğer irade gösterir, sendikayı işçinin hakkını ve çıkarını koruyacak talep üzerinden zorlarlarsa önümüzdeki süreçte Türkiye işçi hareketinde de belirleyici -kimi olumsuzluklara rağmen- olabilir” dedi.

TÜM TOPLUMUN ÇIKARLARI SÖZ KONUSU

Daha önceki kriz dönemlerinde olduğu gibi bu dönemde de patronların maliyeti büyük ölçüde devletin üzerine yıkmaya çalışacağını belirten Müftüoğlu, şöyle devam etti: “Buna sendikaların mutlaka dikkat etmesi gerekir. İşçiler adına masaya oturuyorsunuz. ‘Sigorta primini, ya da başka bir şeyi karşılayamıyorum, devlet karşılasın’ diyor. Sendikalar buna itiraz etmeli. Bu yine işçinin cebinden çıkıyor. Genel bütçeden aktarılan kaynaklar sermayeye yöneliyor. Burada sendikaların yalnızca ücret sendikacılığı yapmamaları lazım. Bunu yaptıkları zaman diğer işçi sınıfını karşılarına alırlar. Sadece ücret sendikacılığı değil, tüm toplum kesimlerinin çıkarını da düşünen onları da kollayan bir sendikacılık anlayışı göstermeleri lazım.” (EKONOMİ SERVİSİ)

ÖNCEKİ HABER

Cinsel istismar vakalarının çoğu mahkemeye gitmiyor

SONRAKİ HABER

Dr. Mehmet Fatih Traş Yaz Okulunun ikinci günü geride kaldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa