26 Mart 2019 03:59

Zümrüt Gıda’da 12 günlük direnişin kazandırdıkları

Umut Yeğin Zümrüt Gıda işçilerinin direnişine ilişkin izlenimlerini yazdı.

Zümrüt Gıda’da 12 günlük direnişin kazandırdıkları

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Umut YEĞİN
Antep

Antep’te bulunan Zümrüt Gıda’da patron geçtiğimiz ayın son günü iki aylık ücretlerini ve tazminatlarını ödemeden işçileri kapının önüne koydu. Fabrikanın personel müdürü ise işçilere 10 gün beklemelerini ve 10 günün sonunda gerekli işlemlerin yapılacağını söyledi. İşçiler ise yıllardır çalıştıkları fabrikaya, patrona güvenerek evlerinin yolunu tuttu. 10 günün sonunda işçilere hiçbir alacakları verilmeden “Çıkışınızı vereceğiz. Şu an maaşınızı da veremeyiz” deyip, beklemeleri gerektiği söylenince, işçiler fabrika önünde direnişe başladı. 12 gün gece gündüz süren fabrika önündeki bu direniş işçilerin mücadelelerine “Hukuki yollardan devam etme” kararı ile sona erdi.

AYLAR ÖNCESİNDEN BUGÜNKÜ DURUM BELLİYDİ

24 yıldır Gaziantep Başpınar Organize Sanayi’de üretim yapan Zümrüt Çikolata Gıda’nın bugünkü durumu aslında aylar öncesinden kendini gösteriyordu. Geçtiğimiz aylarda Evrensel gazetesinde yayımlanan işçi mektuplarında işçilerin çalışma koşullarının giderek ağırlaştırıldığı ve ücretlerin geç yatırıldığı belirtiliyordu. Direnişin üçüncü gününde basına konuşan Zümrüt Çikolata Gıda Sanayi Yönetim Kurulu Üyesi Memik Zencirci, çekingen bir şekilde ekonomik krizin olduğunu kabul ederek, “Yaklaşık 20 senedir bizim yanımızda çalışan işçilerimiz var. Kriz olmasaydı, 20 yıldır maaşlarını aksatmayan fabrika yönetimi bugün neden aksatsın? Biz bunları hak etmedik” dese de fabrika yönetimi yaklaşık 4 ay önce yazdığı mektupta ücretlerinin geç yatırıldığını belirten işçiyi haksız bir şekilde işten atmıştı.

YILLARDIR TAZMİNATINI ALAMAYAN İŞÇİLER VAR

Aylardır süren ekonomik krizin etkileri giderek artarken, eylül ayından bu yana Antep’te 30 binden fazla işçi işten çıkarıldı. Ekonomik gidişat yerel seçimlerden sonra krizin etkilerinin kendini daha fazla göstereceği yönünde. Zümrüt Çikolata Gıda ise seçim sonrasına kadar bile dayanamayıp üretimi durduran fabrikalardan. Burada dikkat çeken nokta patronun üretimi durdurup, 100’ün üzerinde işçiyi hiçbir yasal hakkını vermeden kapının önüne koyduktan sonra rahatlıkla, “Gidip dava açıp hakkınızı alabilirsiniz” demesiydi. Çünkü Zümrüt Gıda patronu da çok iyi biliyordu ki geçmişte birçok örnekte olduğu gibi, işçiler davayı kazansa bile tazminatlarını yıllarca alamayacaklar. Tıpkı yine Antep’te birkaç yıl önce Akteks patronunun yaptığı gibi. Benzer duruma düşürülen birçok fabrikada da işçilerin yıllardır tazminatlarını alamadığı biliniyor. Bunun farkına varan Zümrüt Çikolata Gıda işçileri 10 günlük gecikmeyle bile olsa ödenmemiş ücretleri ve tazminatlarını alabilmek için makinelerin henüz çıkarılmadığı fabrika önünde direnişe geçti.

KİMLER İŞÇİDEN YANA?

Direnişin en eksik yanı Zümrüt Gıda işçilerinin sendikasız, örgütsüz olmasıydı. Ama buna rağmen bir araya gelince çok çabuk ve doğalında oluşan bir “komite” ile bu direniş kamuoyuna duyuruldu ve sürebilmesi için destek arayışları başladı. İlk olarak, yerel seçim arifesi olduğundan belediye başkan adayları direnişi desteklemeleri için çağrılsa da hiçbirinden olumlu yanıt gelmedi. Mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise seçim çalışmaları kapsamında fabrika ziyaretleri yapıp, işçilerle yemek yerken basına pozlar verse de tazminat hakkı gasbedilen, iki aylık ücretleri yatırılmadan kapının önüne konan ve bu yüzden fabrika önünde hakkını arayan Zümrüt Çikolata Gıda işçilerini duymadı bile. HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un destek ziyareti talebi ise polisin baskısının işçiler üzerindeki etkisi ve bu baskının doğurduğu korku nedeniyle ne yazık ki reddedildi. Başından beri işçilerle birlikte olan Emek Partisinin ziyaretleri ise polisler ve patron tarafından provoke edilmek istense de işçiler tarafından hep boşa düşürüldü. Daha sonra sendika ziyaretleri yapıldı. KESK, işçilerin yanında olacağını belirtti. Ancak Genel-İş Sendikasında, Antep’te işçilerin dava kazanıp buna rağmen yıllarca tazminatlarını alamadığı onca örnek olmasına rağmen, “Boşuna orada enerjinizi tüketmeyin. Biz size avukat ayarlayalım gidip hemen dava açın. Kesin kazanırsınız. Fabrika önünde beklemenize gerek yok” denilmesi, bu direnişte en ileriden yer alan işçilerde bile bir kırılmaya neden olmuştu. İlerleyen günlerde işçilerin iki aydır ücret alamaması, çıkışları henüz verilemediği için işsizlik ödeneğinden yararlanamaması nedeniyle paralarının bitmesi, yani maddi kaygılar ve yeterli desteği görememeleri 12. gününde fabrika önündeki direnişin sona ermesine sebep oldu.

‘İYİ BİR İNSAN’ OLMAK YETMİYOR

Birçok kazanımdan bahsetmek mümkün aslında. Mesela, yıllardır çalıştıkları fabrikada patronu farklı bir yere koyan işçiler, fabrika önünde hakları için direnişe geçtikleri ilk günden itibaren patronlarının kendilerine karşı tutumunu yaşayarak gördü. Direnişin ilk günlerinde işçilerin yanına gelip, onların sofrasına oturan, yemeklerinden yiyen, uzun yıllardır çalışan işçilerin “İyi bir insandır” dediği patron, ilerleyen günlerde “Kendi şatafatlı yaşamından ödün vermeyen, krizin faturasını da işçisine kesen” biri haline gelmişti.

İşçilerden Hakan, direniş sırasında “Maaşların geç yattığı ilk ay birlikte hareket etseydik şimdi belki işimiz daha kolay olacaktı. Ailem ilk gün bana ‘Gidip başka iş ara. Orada ne bekliyorsun’ diye tepki gösterirken, şimdi annem ‘Hakkını almadan gelme’ demeye başladı. Bizim işçiden başka destekçimiz yok. Bak buradaki çadırı, brandayı, üzerine oturduğumuz halıyı, yaktığımız tahtaları bile bize diğer fabrikaların işçileri getirdi. Buradan servislerle geçen işçiler alkışlarla bize destek olurken, lüks arabalarda geçen patronlar görmezden geliyor” diyordu. Aslında 12 günlük direnişin kazanımlarını Hakan özetlemişti, patron “iyi bir insan” olsa bile onun sınıfı farklıydı ve işçiler bu sınıfın karşısında birlik olarak mücadele etmeliydi. Fabrika önündeki direniş devam edip kazanımla sonuçlansaydı eğer, yani işçiler tazminatlarını ve ödenmemiş ücretlerini alsaydı bu tüm işçi sınıfının bir kazanımı haline gelecekti. Ama 12 gün süren ve bundan sonra “hukuki yollardan” devam edecek mücadele eksik kalsa bile işçiler şimdiden kazanımlar elde etti diyebiliriz.

ÖNCEKİ HABER

Kadın cinayetine yine "tahrik" indirimi!

SONRAKİ HABER

Kadir İnanır, Diyarbakırlılara seslendi: Geleceğinizi şansa bırakmayın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa