Ekim Devrimi'nin 101. yıldönümü: Kapitalizm ve krizine karşı sosyalizm

Afiş: SSCB

Ekim Devrimi'nin 101. yıldönümü: Kapitalizm ve krizine karşı sosyalizm

101 yıl önce “Başka bir dünya mümkün” diyen milyonlarca insan sosyalizmin inşası için büyük bir mücadeleye girişmişti.

Ender Şiar ARGIN
Yıldız Teknik Üniversitesi

Dergimizin bu sayısının çıkış tarihinden tam 101 yıl önce, 7 Kasım 1917'de tarihte “Ekim Devrimi” olarak anılan devrim sürecinin siyasal iktidar değişikliği süreci tamamlanmış, Bolşevik Parti öncülüğünde Rus işçi ve emekçileri sınıfsız topluma doğru çok önemli bir adım atmıştı. “Başka bir dünya mümkün” diyen milyonlarca insan sosyalizmin inşası ve sosyalist insan tipinin oluşturulması için büyük bir mücadeleye girişmişti. Ekim Devrimi bunu yaparken dünya işçi sınıfının “kendi tarihlerini yazabilecekleri” motivasyonuyla hareket etmiş, köylü nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir ülkeyi ekonomik ve politik açıdan kapitalizmin en güçlü ülkelerinden daha gelişkin konuma getirmişti. 

Günümüz kapitalizminin insanı, yaptığı işe, bireysel, toplumsal etkinliklerine ve yeteneklerine yabancılaştıran üretim sürecinin aksine insanın insan olmak ve kendi yeteneklerinin farkına varmak için üretim sürecine katıldığı yeni bir toplumsal üretim süreci inşa edilmeye çalışılmış, bugünden bakılınca geride çok önemli dersler bırakılmıştır.

Marx Gotha Programının Eleştirisi'nde “çalışmayı ortadan kaldırma”yı savunurken kapitalizmin yabancılaştırıcı çalışma sürecine atıf yapıyor (insan kapitalizme özgü soyut toplumsal emeğe katılarak büyük ölçüde başkaları için çalışır) ve her insanın çalışmaya katılmakla kendi yeteneklerinin ve edimlerinin farkına varacağı ve insanın kendi kişiliğini zenginle ştireceği bir düzeni yani sınıfsız toplumu işaret ediyordu.

Ekim Devrimi’yle birlikte Sovyetler Birliği de Marx’ın bu soyutlamasını gerçekleştirecek adımlar atıyor, kültür sanat politikalarından eğitim politikalarına işçi ve emekçilerin, onların çocuklarının günlük yaşamsal ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılamak için köklü bir dönüşüm sürecini hızlandırmaya çalışıyordu.

SOVYETLERDE EĞİTİM

Gençlerin günlük yaşamı ve eğitim sistemi de bu köklü dönüşümün önemli bir yanıydı. Eğitim demokratikleştirilmesi uğruna atılan adımlar ve yeni eğitim modeli, günümüz eğitim politikalarıyla karşılaştırıldığında oldukça ilerletici hamlelerdi. Öncelikle Sovyet yasaları, bugünün piyasacı eğitim modelinin aksine fırsatta eşitlik ilkesine dayanıyor, her çocuğun eşit koşullarda eğitim almasını sağlıyordu. Günümüz kapitalist ülkelerinde uygulanan “sermayenin çıkarlarına dayalı” ve ona göre şekillenen eğitim modelinin yerine gençlerin bilişsel-bedensel gelişimini teşvik eden ve ilgi alanlarına yönelmelerini sağlayan eğitim modeli Sovyet iktidarının temel amacıydı. Bir yandan da sosyalist inşa sürecinin hızlandırılması ve sosyal devrim aşamasının tamamlanması için sosyalist insan tipinin oluşturulması amacına yönelik ele alınan eğitim sisteminin temeli politeknik eğitimdi. Toplumun tamamını üretim sürecinin bir parçası haline getirebilmek için çocuklar, teknik okula başladığı andan itibaren modern endüstri ve üretim teknolojisi alanında asgari teorik bilgiye sahip oluyor, üretimdeki iktisadi ve teknik ilişkiyi anlayabilecek şekilde yetenek ve becerileri kazanıyordu. Kapitalizmin eğitime devam edebilen gençlere sunduğu pragmatist  “tek bir alanda gelişme” modelinin aksine gençlerin çok yönlü gelişimini sağlayabilecekleri ve kendi yetenek ve ilgi alanlarını keşfedebilecekleri bir eğitim modeli söz konusuydu. Günümüz gençliğinin “mutsuz nesiller” olarak yetişmesine yol açan sınav sistemi ya da eğitimden sonra işsizlik, gelecek kaygısı gibi dertler de Sovyetler Birliği gençliği için soru işareti olmaktan çıkıyordu. 

KÜLTÜR-SANAT ALANINDA İLERLEMELER

Gençlerin sosyal-kültürel ve bedensel gelişimini hızlandırmak için müfredatta çeşitli değişikliklere gidiliyor, gençlerin okul dışında da sportif, sanatsal aktivitelere katılabilmesinin önü açılıyordu. Devrimden önce Çarlık Rusyası ile karşılaştırıldığında eğitim ve kültür-sanat alanında müthiş ilerlemeler kaydedilmişti. Çarlık Rusyası’nda yükseköğrenimi bitiren kişilerin sayısı 105 bin iken, 1941 yılında bu sayı, Sovyetler Birliği’nde 1,5 milyona ulaşmıştı. Yine devrimden önce 153 tiyatro vardı, oysa Sovyetler Birliği’nde 1939 yılında tiyatro sayısı 790’a ulaşmıştı. Sinema sayısı da on binleri bulmuştu. Sovyet iktidarı her türden gencin ve insanın edebiyata-sanata yönelimini teşvik ediyor, bunun olanaklarını yaratıyor ve Şolohov, Mayakovski, İlya Ehrenburg gibi dünya ölçeğinde saygınlık kazanmış büyük romancı ve şairlerin yetişmesinin yolunu açıyordu.

TOPLUM İÇİN BİLİM

Bilimsel bilgiyi ve bilimsel çalışmaları bir avuç sermayedara ve onların çıkarlarına hapseden kapitalizmin aksine Sovyet iktidarı bilimsel bilgiye ulaşmanın ve bilimsel çalışma yapabilmenin önündeki engelleri kaldırıyor, toplum için bilim ilkesine dayanıyordu. Elon Musk gibi şımarık milyarderlerin uzaya araç yollayabildiği bir düzen değil, Kolhoz çiftliklerinde çalışan bir ailenin çocuğu olan ve ticaret okulundan sonra dökümcü olarak çalışan Yuri Gagarin’in daha sonra teknik okula girebildiği, matematik ve fizik alanındaki başarılarıyla dikkat çekebildiği ve uzaya giden ilk dünyalı olarak tarihe geçebildiği bir düzen kurulmuştu.

EKİM DEVRİMİ’NİN GÜNCELLİĞİ

Sovyetler Birliği deneyimi geriye her kesimden insanın yaratıcılığını ve yeteneklerini ortaya çıkaran eğitim sistemi, kültür-sanat-spor politikaları ve bilimsel üretim süreci bıraktı. Bugün, Ekim Devrimi’nin yıldönümünde bu deneyimleri hatırlaması ve başka bir alternatifin varlığını, sosyalizmin güncelliğini tartışması her kesimden gençliğin önüne koyacağı en önemli görevlerden.

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Kasım 2018 02:05
www.evrensel.net