24 Ekim 2018 03:40

Başkahraman

ODTÜ'den bir öğrencinin kaleme aldığı bir öykü: Başkahraman

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

ODTÜ'den bir öğrenci

Sayın Mehmet Tekin, lütfen yerinize oturun. Elinize bir kağıt alın ve biraz sonra söyleyeceklerimi düşünmeye ve bir yandan da yazmaya başlayın. Yalnız buna geçmeden bazı noktalara değinmek istiyorum. Kaleminiz, yaklaşık on santimetre, ucu yarılanmış, yeşil bir kurşun kalem olmalıdır. Aksi takdirde size istediklerimi hissettiremeyeceğim. Alt azı dişlerinizden istediğiniz iki tanesinin de çürümüş olması gerekiyor. Hangileri olacağına siz karar verebilirsiniz. Masanızda eski tozlu kitapların, uçları yırtık defterlerin ve bir parmak boyutunda kurşun kalemciklerin bulunması icap ediyor. Ayrıca kahvenizin düşünmekten soğumuş yani demek istediğim, siz düşünürken yani benim dediklerimi, uzun bir süre içmeyi unuttuğunuzdan soğumuş olması gerekiyor. Kahveyi nereden aldığınızı ya da ne tür bir kahve olacağı tercihini de size bıraktığımı söylemenin bir manası yok. Önceki bölümde ihtiyaç duyulmadığı için hangi elle yazmanız gerektiğine de açıklık getirelim. Sol elinizi kullanmanızı istiyorum. Planlarım arasında birçok işinizi sağ elle yaptığınız gerçeğini reddetmiyorum ama şimdilik solak olmanızda yarar var. Ne yazacağınıza değinmeden ne yazacağınız konusunda sabırsızlık göstermeniz beni hiç de memnun etmedi. Çünkü fiziksel özelliklerinizden, duygusal yapınızdan, fikirlerinizden, yaşamınızdan yani bunların nasıl olması gerektiğinden bahsetmedik hala.

Melankolik bir yapınız var. Bazı şeyleri hatırlarken ve yazarken ağlayabilirsiniz ama bu sırada sıvılaşmış sümüğünüzün kağıda düşmesini istemiyorum. (Bunu söylediğim iyi oldu çünkü sizin için biraz acıklı hatıra da oluşturmamız gerekecek.) Uzun boyluydunuz ama hayatınızın çoğunu yazı masanızda geçirdiğiniz için kambur kalmışsınız. Parmaklarınız da uzun olduğundan kurşun kalemleri daha yarısına gelmeden kullanmayı bırakıyorsunuz. Şimdi sizden ricam, az önce bahsettiğim kalemcikleri masanızdan kaldırıp yerine şu anki duruma daha uygun düşen kalemler koymanız. Gözlük kullanıyorsunuz, gözlerinizi dinlendirmek için belki arada çıkarmanız gerekecek ama lütfen bunu yapmadan önce benden izin isteyiniz. Beyninize hücum eden yani benim sınırsız, güdümlü anı ve fikir bombardımanımın ortasında böyle gereksiz bir hareket istemiyorum. Fazla sigara içtiğinizden bazen kalbiniz tekliyor ama yeterince birlikte olacağımız için bu sizi korkutmasın. Hemen masanıza ağzına kadar dolu bir kül tablası gerekiyor. Birkaç yanmış kibrit çöpü ve kağıtta leke yapmış biraz kül fena olmaz. Şimdi pantolonunuzun sağ cebinde bir kabarıklık hissedeceksiniz, bu yeni aldığınız sigara paketinden başka bir şey değil. İstediğiniz markadan da içebilirsiniz. Şu acıklı anılara geçmeden, karşınızda, arada dalıp uzaklara bakabilmek için küçük bir pencereyi de size çok görmüyorum. Yalnız bu dalgınlıklar birkaç dakikadan fazla sürmemeli.

Daha çocuk sayılabilecek bir yaşta önce annenizi bir yıl sonra da babanızı kaybettiniz. Lütfen bana öyle bakmayın Sayın Mehmet Tekin. Bu anılara devam edebilmek için size, öyle bakmayı yasaklıyorum. Dua edin iyi günümdeyim yoksa üç geleneksel dalgınlık aşamasında pencereden bakmama cezası verirdim, boynunuz tutulurdu. Çok duygusal bir yapıya sahip olduğunuzdan tanıştığınız ya da birlikte biraz fazla zaman geçirdiğiniz kadınlara Balzac temalı yoğun duygular beslediniz. Doğaldır ki onlardan benzer bir karşılık alamadınız. Bunu uzun vadeli yalnızlık ve ağlama krizleri takip etti. Dersleriniz de hiçbir zaman iyi olmadı bu yüzden her gün tahtaya çıkarılıp hakaret yiyen çocuklardandınız. Maddi yetersizlikler içinde bir oraya bir buraya savruldunuz. Çeşitli işlerde çalışmak zorunda kaldınız ama hiç para biriktiremediniz. Arkadaş ortamlarından yoksun kalmanızı da bahsettiğim sorunlardan birine yükleyebilirsiniz.

Siyasi hareketleriniz sol parti örgütlerinin il binalarında çaycılık yapmaktan öteye gidemedi. Okuduğunuz her kitaptan etkilenmeniz, yazarlarına bağlanmanız, fikirlerini benimsemeniz beyninizi git gide karışık bir turşu bidonuna çevirmiş olmalı. Lütfen gülmeyin Sayın Mehmet Tekin, bu tür acılar çeken biri esprilere zorlama bir tebessümle karşılık verebilir ancak. Estetik cümleler kurduğunuzu düşünüyorsunuz ama uzun süredir bitirmeye çabaladığınız romanı ilerletemediğiniz için aylık, küçük bir dergiye yazdığınız öyküler ve haftalık bir gazetedeki yorumlar sayesinde şu an kaldığınız otel odasının kirasını ödüyor ve güç bela geçiniyorsunuz. Belki sigaranızı da ben ısmarlıyorumdur. Şimdi ben kendime kahve almaya giderken siz de uzaklara dalma egzersizi yapabilirsiniz…

Ben geldim Sayın Mehmet Tekin, lütfen rahatsız olmayın. Düşünceli, melankolik, depresif olabilirsiniz ama rahatsız olmayın. Ne diyorduk? Birçok kişiye de yüklü miktarda borcunuz var demek isterdim, yalnız ne yazık ki arkadaş ortamından muaf olmanız bunu engelliyor. Aslında sizinle yani birlikte değil, sizi kullanarak birçok kesime hitap etmek istiyorum. Cinsiyet bakımından erkek tercihinde bulunduğumuza göre (Lütfen üzülmeyin Sayın Mehmet Tekin, ben de o cinstenim.) öbür alanlarda daha çok faaliyet göstermemiz gerekecek. Müziğe ilgi duymanız (bütün türlerine), en çok taraftarı olan bir futbol takımını tutmanız, hep çalıştığınızdan neredeyse bütün zanaatlara yatkın olmanız, birçok dilde “merhaba” diyebilmeniz ve fiziksel bir engelinizin olması tercihlerim arasında. Başucunuza antika bir gramofon, teyp ve o takımın kocaman bir posteri şimdilik yeterli olabilir. Bunların hepsi fazladan masraf Sayın Mehmet Tekin, biraz anlayışlı olun lütfen.

Gelelim fiziksel engelinize. Bütün işleri bana yaptırmamanız için yürüyüşünüzde bir aksaklık istemiyorum. Yazabilmeniz için de görmeniz gerekiyor. İşitme engelli olabilirsiniz, Sayın Mehmet Tekin, evet, evet, işitme engellisiniz. Gerektiğinde size yeni özellikler yükleyebilirim ama şimdilik bu kadarı yeter. Artık yazmaya başlayabiliriz, lütfen şu yeşil kurşun kalemi elinize alınız. Sayın Mehmet Tekin, Mehmet Tekin, of!

ÖNCEKİ HABER

Akdeniz’de topluluk stantları açıldı

SONRAKİ HABER

AB Komisyonunun yeni başkanı Ursula von der Leyen oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa