Dersim’deki orman yangınlarında endemik türler zarar görüyor

Fotoğraf: Evrensel

Dersim’deki orman yangınlarında endemik türler zarar görüyor

Dersim’de askeri operasyon sonucu çıkan yangınları söndürmek isteyen halk engelleniyor. Vatandaşlar duruma tepkili: Tahribat kabul edilebilir değil.

Serpil BERK
Dersim

Dersim’de askeri operasyon sonucu çıkan yangınların söndürülmesi engelleniyor. Hozat İlçesinde haftalardır süren yangının oluşan kamuoyu ile söndürülmesine izin verilirken, geçtiğimiz günlerde Munzur Vadisi Milli Park’ta çıkan yangın içinde aynı süreç işletiliyor. Dersim Barosu Başkanı Barış Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkının çeşitlik bakımından çok türe sahip olduğuna dikkat çekerek, her yıl çıkan yangınlarla oluşan tahribatının kabul edilemez olduğunu söyledi. Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen ise sorumluların yangın yokmuş gibi davranmalarını eleştirerek, “Mudanya’da 10 gün önce orman yangını oldu. Hiç bir yerde olmasını elbette istemeyiz ama oradaki küçük bir alanı kapsayan yangındı ve  58 tane itfaiye aracı, 5 tane helikopter  ve yüzlerce kişilik ekiple müdahale edildi” dedi.

Dersim’in Hozat ilçesi Aliboğazı, Değirmendere, Zoğar, Zenge, Koçeri, Bozan, Koskozulca, Dündül, Dereköyü ve Çakmaklı bölgelerinde 1 hafta önce meydana gelen orman yangını kontrol altına alınırken, Munzur Vadisi Milli Park içinde Bali mezrasında çıkan yangın günlerdir yayılarak devam ediyor. Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerinin ve halkın yangını söndürme girişimine ‘güvenlik’ gerekçesiyle izin verilmiyor. Ancak aralarında Ferhat Tunç ve Hozat Belediye Başkanı Celaleddin Polat’ın olduğu 10 gönüllü yangını söndürmek için çalışmalara başladı.

Orman yangınlarının endemik bitki ve canlı türlerinin yaşadığı Dersim’e verdiği zararı çevre savunucuları Evrensel’e değerlendirdi.

‘BU SAHANIN KORUNMASI GEREKİYOR’

Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşamı ortamlarının korunmasına ilişkin Ben sözleşmesine dikkat çeken Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım, “Bu sözleşmeye göre koruma altında olan bir çok tür var. Sözleşmenin ek bir listesine göre koruma altında olan flora türleri ek bir diğer listesinde de koruma altında olan fauna türleri var. Bunlar kesinlikle korunması gereken türler. Şuana kadar Munzur Vadisi havzasında özellikle saptanmış 1600 tane bitki var bunların  %18’i endemik  yaklaşık 293 sayısına tekabül ediyor. Bunların Ben sözleşmesine göre korunması gerekiyor. Bölgede vaşak, çengel boynuzlu dağ keçisi, şah ve kaya kartalları, ur kekliği, boz ayı gibi pek çok endemik olarak değerlendirilebilecek türler var. Yani bu sahanın Dünya Biyolojik Çeşitlilik sözleşmesine göre de korunması lazım” diye konuştu.

‘EN BÜYÜK MİLLİ PARKDAN DAHA FAZLA TÜR VAR’

Dünyanın en büyük milli parkının Amerika’da Yelleston olduğunu ancak Munzur Milli Parkının çeşitlik bakımından daha çok türe sahip olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Bu bölgenin Dünya Kültür Mirası listesine alınması gerekiyor. Baro olarak buna ilişkin davamızda var. Bu kadar önemli bir sahanın her yıl çıkan orman yangınlarıyla tahrip edilmesi, zarar görmesi kabul edilebilir değil bu aynı zamanda anayasayı da ihlâl etmektir. Anayasanın 169. maddesi çok açık bir şekilde ormanların tahribine müsaade edilemeyeceğini söylüyor. Bu orman suçunun yanı sıra uluslararası hukukta, doğa ekosisteminin parçası olan insanlığa karşı suçtur” dedi.

YETKİLİLERE ÇAĞRI

Yangınlara ilişkin hukuki girişimlerinin olduğunu kaydeden Yıldırım, “Takibimiz devam ediyor bu yangınları raporlaştıracağız. Bundan sonra bu yangınların yaşanmaması konusunda yetkililere çağrı yapmak istiyoruz. Aksi hâlde ülkenin kültürel miraslarından biri Munzur Havzası geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip olacak. Tunceli de OHAL’in ilan edildiği 1987 yılından bu yana neredeyse her yıl orman yangınları meydana geliyor. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta bu yangınlardan dolayı ne kadardık bir alanın zarar gördüğü ve hangi idari işlemlerin yapıldığı bugüne kadar kamuoyuna açıklanamadı. Tunceli Barosu olarak bu konuda da girişimde bulunduk. Bu konuda bilgilendirme yapmaları bu derece önemli bir alan için isabetli olacaktır. Sürecin bu şekilde devam etmesi durumunda Avrupa Konseyine başvuru yapacağız” dedi.

‘YANGIN YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYORLAR’

Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen ise sorumluların her şeyin görünür olmasına rağmen yangın yokmuş gibi davranmalarını eleştirerek, “Bu acı bir şeydir. Mudanya’da 10 gün önce orman yangını oldu. Hiç bir yerde olmasını elbette istemeyiz ama oradaki küçük bir alanı kapsayan yangındı ve  58 tane itfaiye aracı, 5 tane helikopter  ve yüzlerce kişilik ekiple müdahale edildi. Dersim’de bırakın kendilerinin söndürmesini, araç göndermesini söndürmeye giden insanların gidişini de engellediler. Bu tezatlıktır ve bugün ki zihniyetin doğaya, kente, insana ve emeğe bakış açısıdır. Yazıktır, günahtır, ayıptır insana hayat veren topraklara bu kadar zarar verilmez. Bu çağda dünyanın neresinde yangın olsa  müdahale edilir böyle olmaz” diye konuştu.

‘HERKES SEFERBER OLMALI’

Dersim halkına çağrıda bulunan Şen, “Yanan ormanlar için herkesin seferber olmasını ve yangını söndürmede gereken yardımda bulunmasını istiyoruz. Bu yangınlara bir dur demek gerekiyor. Dersim ormanları  sadece bize ait değil dünyaya aittir. Batıdaki çevre dostlarını ve duyarlı kamuoyunuda bu anlamda desteğe çağırıyoruz” dedi.

İZİN VERİLMEMESİNE RAĞMEN GÖNÜLLÜLER SÖNDÜRMEYE GİTTİ

Hozat ve Çemişgezek’teki yangını söndüren gönüllülerden biri olan Sanatçı Ferhat Tunç,  Bali Deresi bölgesindeki yangını söndürmek için yolda oldukları bilgisini paylaşarak, “Yangın çok geniş bir alanda gözlemlediğimiz kadarıyla. Eğer bu yangın önlenemezse, civardaki köylere ve yeşil alanlara sıçrarsa durdurmak çok zor olacak. Karadan müdahale ile söndürülecek gibi durmuyor samimilerse havadan müdahale ile bir an önce yangını söndürsünler.  Hozat Belediye Başkanı ve 10’a yakın gönüllü ile buraya müdahale edeceğiz fakat ne kadar etkili olacak bilmiyoruz. Büyük ağaçların olduğu ormanlar yanıyor” dedi.

‘YANGIN OLDUĞUNU KANITLAMAYA ÇALIŞIYORUZ’

“Çırpınıyoruz burada yangın olduğunu kanıtlamaya çalışıyoruz” diyen Tunç, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Milli Park denilen bir bölge yanıyor. Bu çığlığı birileri duymalı burada canlılar yaşıyor. Orman yakmak insan yakmakla eş değer bana göre. Ormanlar yok ediliyor buna ‘dur’ demek lazım. Burada doğduk, büyüdük bir ağacı kesmeye kıyamazdık ama şimdi yakılıyor” dedi.

‘YANGIN ÜLKENİN SORUNU’

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ise Bali Deresi bölgesindeki yangına müdahale etmek için belediye olarak hazır olduklarını belirterek, “Yangınlar sistemli olmaya başladı. Bu sadece burada yaşayanların değil bu ülkenin de sorunu olmalı aynı zamanda. Dersim’de yangınlar ciğerimizi sızlatıyor. Bizlerin  nefes aldığı alanlar yanıyor. Toplumun duyarlı olması gerektiğini gerekirse Valilik makamının da halkın duyarlılık göstererek zorlaması gerekiyor” dedi.

‘MÜDAHALE EDİLMEZSE KÖYÜMÜZ YANACAK’

Dersim’de Munzur Vadisi Milli Park içinde çıkan yangın giderek büyüyor. Dumanların yükseldiği bölgede yangın birçok köy ile birlikte 5 haneli Eğriyamaç köyünün Rengü mezrasının yakınlarına kadar yayıldı.

Mezopotamya Ajansının Rengü mezrasında telefonla ulaştığı köylülerden Abdullah Çınar, yangının önceki gün gece itibari ile köyün yamaçlarına kadar geldiğini ve gittikçe köye doğru yaklaştığını belirterek, duyarlılık çağrısı yaptı. Çınar, “57 yaşındayım, böyle bir vahşet ile karşılaşmadım. Dünyaya sesleniyorum. Ormanlarımız demek, can demektir. Canımız yanıyor. Birçok bitki ve canlı hayvan, kül oldu. Doğa olmazsa, hayat olmaz.  Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bir an önce yangınların önlemi alınsın. Yoksa köyümüz de yanacak. Köyde birkaç kişi kalıyoruz. Yaşım itibari ile müdahale etmekte zorlanıyorum. Duyarlı herkesi yangını söndürmeye çağırıyorum” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Ağustos 2018 16:03
www.evrensel.net