Arınma Gecesi: 12 saatlik Amerikan kâbusu

Arınma Gecesi: 12 saatlik Amerikan kâbusu

'Peki, yoksulluğun çözümü tüm bu zenginliği yaratan yoksulları öldürmek mi?'

Umut Düzgün BULUT
Mete Kağan YILDIRIM
İstanbul

Amerikan sinemasının yeni serilerinden biri olan Arınma Gecesi’nin ilk filmi 2013 yılında seyirciyle buluşmuştu. İlk filmin senaryosunun başarısızlığı ve eksikliği ile birlikte oyunculuklar da otoriteler tarafından çokça eleştirilirken Arınma Gecesi fikri izleyicilerin birçoğunda ilgi uyandırmıştı. Serinin devam filmlerinde senaryonun geliştirildiğini ve olayların daha geniş bir mekânda geçtiğini söyleyebiliriz. İkinci film “Arınma Gecesi: Anarşi”de arınmaya karşı olan silahlı muhaliflerin filme dahil olmaları, üçüncü film “Arınma Gecesi: Seçim Yılı”nda ise Hillary Clinton ve Donald Trump arasında geçen seçim yarışına atıfta bulunması bunun en net örneklerinden.

SERİNİN SONUNDA HEYECAN DORUKTA

Serinin ilk üç  filminde hem senaryoyu hem yönetmenliği üstlenen James DeMonaco, serinin geçtiğimiz günlerde yayımlanan son filminde yönetmen koltuğunu Gerrard McMurray’e bırakıyor. 5 yıla 4 film sığdıran James DeMonaco’nun ilk üç filminde, seri ilerledikçe çıtayı bir üst noktaya çıkardığını söyleyebiliriz. Genellikle serilerde tersine şahit olduğumuz bu durum, serinin son filmine, yani “ilk arınma gecesi”ne giderken bizi heyecanlandırıyor. İlk üç film, arınma gecesinin gelenek haline geldiği dönemleri anlatırken serinin son filmi, bize ilk arınma gecesini anlatıyor. İlk arınma gecesi New York’taki bir ada olan Staten’da deneniyor.

İLK ARINMA 

1980 yılında Amerika’daki başkanlık seçiminde aday olan ve ardından seçilen Ronald Reagan, seçim konuşmalarında şu sloganı atıyordu: “Make America Great Again!”*

Amerikan rüyası sona ermiş ve kâbusa dönmeye başlamıştır. Yükselen yoksulluk, mali krizler ve işsizlik Amerika’nın derin bir kriz yaşamasına sebep olmuştur. Yaşanan bu sorunlara çözüm bulamayan Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti’ye alternatif, egemen sınıfın yeni temsilcisi olarak “Amerika’nın yeni kurucuları” (NFFA) ortaya çıkmıştır. Bu parti, Amerikan rüyasını yeniden gerçekleştirmek için halka çözümler sunmuş ve halk tarafından destek bulmuştur. Bu halk desteği NFFA’yi iktidara taşımıştır.

STATEN ADASI: SİYAHLAR VE YOKSULLAR

Peki ya sonra, yani, Amerika halkına “Sizi yeniden rüyaya kavuşturacağız.” diyenler bu sorunlara ne çözüm buldu dersiniz? Arınma… Yani yılın bir günü 12 saatliğine gasp, yağma, cinayet de dahil olmak üzere tüm suçları yasallaştırdılar. Bu dâhiyane(!) fikir ilk olarak Staten Adası’nda deneniyor. Bu noktada adanın demografik yapısından bahsedebiliriz. Staten Adası yoğunlukla Siyahların ve yoksulların yaşadığı bir bölgedir. Yani anlayacağınız, bu bölgenin seçilme sebebi sadece bir ada olmasından değil, aynı zamanda ilk kurbanların da kolaylıkla bulunabileceği bir yer olmasından ötürü seçiliyor.

IRKÇILIKTAN BESLENEN YENİ AMERİKAN RÜYASI

NFFA bu ilk deneye katılan vatandaşlara kendilerini yoksulluktan kurtulacaklarını düşündürecek miktarda ücretler veriyor. Bu projeyle, yoksulların birbirini katledeceğini ve böylelikle “fazlalıklardan” kurtularak işsizliği ve yoksulluğu bitireceğini uman NFFA aslında bir hüsranla karşılaşıyor. Arınma gecesinin sakinleri genellikle hırsızlık yaparak bu anı değerlendirirken ölümler beklenen seviyeye ulaşmıyor. Ta ki NFFA, B planını devreye sokana kadar. Burada karşımıza NFFA’in anlaştığı paralı askerler çıkıyor. Bu paralı askerler kimi yerde Ku Klux Klan kimi yerde de Neo-Nazi kılığında arınmaya dahil oluyorlar. Özünde film, “yeni Amerikan rüyasının” Amerika halkı arasında artan ırkçılıktan beslendiğini ön plana çıkarıyor. Elbette sadece ırkçılık değil, bu yeni projede yükselen yoksulluğu ve artan işsizliği bitirmek adına yoksulları öldürmek çözüm olarak görülüyor. 

Peki, yoksulluğun çözümü tüm bu zenginliği yaratan yoksulları öldürmek mi? 

*Amerika’yı yeniden harika yap!

www.evrensel.net
ETİKETLER arınma gecesi