Eskişehir ve Malatya'dan seçim portreleri

Görsel: Pxhere

Eskişehir ve Malatya'dan seçim portreleri

'Tek adam tek parti için büyük bir adım atılmış olsa da birbirini anlamaya çalışan, sorgulayan gençler bir halk demokrasisi için arayıştalar.'

ESKİŞEHİRDEN TÜRKİYE’YE BİR SEÇİM PORTRESİ

Andaç Aydın ARIDURU
Eskişehir

24 Haziran süreci ile birlikte ülkemizin gençliği OHAL koşulları altında baskın niteliğinde bir seçim geçirdi. Bir yandan tek adam tek parti sistemine geçişte atılmak istenen dev bir adım. Bununla beraber toplumun her kesiminin üzerinde oluşturduğu  baskı, bir yandan OHAL’in halkın üzerinde oluşturduğu ekonomik yük, toplumumuzda yaratılan kutuplaşma ve Kürt sorununun çözümsüzlüğü gençliğe aşılanmak istenen milliyetçi görüş belki de hiç olmadığı kadar gençliğin de politik tavırlarıyla dahil olduğu bir seçim süreci yaşattı bizlere. AKP iktidarının, gençliğin akademik ve ekonomik refahına, geleceğine göz dikmesi doğal olarak tepkiler doğurdu ve gençlik bu düzenden çıkış yollarını aradı. Bence bu seçimlerden gençlik adına çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan birisi bu ülkenin gençleri olarak daha demokratik bir ülkede barış içinde eşitçe yaşayabileceğimiz bir ülkenin arayışı içine girdiğimiz.

ÜLKENİN DURUMU, SÜRECİN İŞLEYİŞİNİ BELİRLEDİ

Bu seçim sürecinde de 7 Haziran’dan beri ısrarla işlenmeye çalışılan milliyetçilik, ihbar kültürü ve  kutuplaşmacı  söylemler diğer seçim süreçleri kadar olmasa da  etkisini göstermeye devam etti. Seçim öncesinde barış isteyenin, muhalif olanın terörist ilan edildiği ortam AKP söylemleriyle devam ettirilmeye çalışıldı ve özellikle gençlere yönelik bu tür söylemler arttı. Seçimin zamanlaması, ülkemizin durumu gibi etkenler seçimlerin doğasıyla birlikte bir diyalog zemini de oluşturdu. Acil demokrasi, ekonomik sıkıntıların ortak çözümü ve barış tartışmaları Eskişehir gençliği için tartışmaya açık konular hâline geldi. Eskişehir için seçim, öğrencinin akademik  gelecğini şekillendirecek bir öneme de sahipti. Açılacak yeni üniversite nedeniyle Anadolu Üniversitesi'nden ayrılacak bölümler ve yeni üniversitenin fiziki ve akademik yeterliliği şaibe altında olduğundan özellikle ayrılacak bölüm öğrencileri AKP'nin bu soğuk yüzüyle karşılaşmış oldu. Uzun zamandır süregelen ekonomik sıkıntılar gençliğin gelecek kaygıları gibi problemlerden sadece biri iken gençlerin bir alternatif arayışı ve yaşadığı problemleri tek adam yönetimi ve AKP iktidarı ile ilişkilendirmesi  gençlik içinde Muharrem İnce'nin popülerliğini artırıp gençlik içindeki ''Artık yenilecekler'' rüzgârına hız kattı. Toplumun ve özellikle gençliğin üzerindeki baskılar, uzun zamandır dönüşemediği toplumsal hareketlere buradan evriliyor  ve Erdoğanın gidişi bu ülkenin nihai kurtuluşu anlamına geliyordu bazı arkadaşlarımız için.

GENÇLER, DEMOKRASİ ARAYIŞINDALAR

Seçim sonuçları gençlerde çeşitli tepkileri doğurdu. Kendisini son döneme kadar apolitik olarak tanımlayan arkadaşlarımızı bile taraflaştıran bu seçim, çoğu arkadaşlarımız için ''köprüden önceki son çıkıştı''. Bu nedenle gençlik içinde bir umutsuzluk dalgası oluştu. Peki biz yenildik mi? Bu sorunun cevabı, bence seçim akşamında yatıyor: Ülkenin dört bir yanında YSK önlerinde toplanan çoğunluğu genç diyebileceğimiz kitleler hem oylarına sahip çıkmak için hem de “biz hala buradayız” demek için toplandılar. Tek adam tek parti düzeninin inşasında büyük bir adım atıldığı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Bir yandan ise hem seçim öncesi hem seçim sonrası birbirini anlamaya çalışan, sorgulayan gençler bir halk demokrasisi için arayıştalar. Bu yüzden seçim sonuçlarından sonra “artık değişmez” dememeli ve değiştirmek için bütün gençlik kitleleriyle bir arada tepkilerimizi büyüterek bu süreçte biriktirdiğimiz beraberlikleri çoğaltarak çalışmalıyız. Bu ülkenin geleceği olarak biz gençler tek adam rejimine her fırsatta “dur” demeye devam edeceğiz.


'Bu düzen gençliğin derinleşen sorunlarına cevap veremez'

Barış GÜLMÜŞ
Malatya

Seçim gençliğin ana gündemi olmaya devam ediyor. Elbette gençlik seçim hakkında başkaca yorumlar, çözümlemeler geliştiriyor fakat kendi arkadaş çevremle beraber sosyal medyada tanık olduğum genel durum gençliğin “umutsuz ya da kaybetmiş” tavırlarının bir adım önde olduğu. Bunda belli başlı sebepler var tabii. Seçim dönemi boyunca birçok açıdan (sandıkların korunması dahil) İnce’ye duyulan yüksek güvenin 24 Haziran’da karşılık bulamaması, bir seçimi daha Erdoğan’ın kazanmasının getirdiği yılgınlık ve seçimle değişimin mümkün olmadığı düşüncelerinin körüklenmesi şeklinde sıralanabilir.

BUGÜN 'YORGUN DEMOKRAT' OLMA ZAMANI DEĞİL

Kuşkusuz 24 Haziran seçimleri bizim daha ilerici daha demokratik kazanımlarla çıkabileceğimiz bir seçim olabilirdi fakat bir yenilgi durumu söz konusu değil. Bugün gençliğin sorunları gittikçe derinleşiyor ve bu düzen bu sorunlara cevap verebilecek nitelikte değil. Tam da bu yüzden bugün bu “yorgun demokrat” havalarından çıkmak gerekiyor. Bu yüzden İnce’ye beste yapmak (Sosyal medyada rastlamak mümkün) gibi işin duygusal yönünün ağır bastığı şeylerden veya İnce’nin CHP Genel Başkanı olursa tüm dertlerimizin çözüleceğine inanmaktan uzak durmak gerekiyor.

'KENDİMİZE BİR ‘KURTARICI’ ARAMAMALIYIZ'

Bizler geleceğin üretici güçleri olarak kendimize bir “kurtarıcı” aramamalıyız. Tam aksine ortaklaşmış mücadelemizin “kurtuluş” olduğunun farkına varmalıyız. Halka “bunlara müstahak” gibi yakıştırmalar yapmadan kesintisiz politikayı esas alarak “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin” biz gençliğin sorunlarını çözmediğini ve çözemeyeceğini teşhir etmek gerekir. Yani şimdi daha çok mücadele zamanı.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Temmuz 2018 21:58
www.evrensel.net
ETİKETLER 24 Haziran