Kemal Bülbül: Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi için adayım

Fotoğraf: MA

Kemal Bülbül: Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi için adayım

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eski Genel Başkanı ve HDP Antalya 1. sıra Milletvekili Adayı Kemal Bülbül, seçimi ve Aleviliği değerlendirdi.

Aylin KESER
Antalya

‘Cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması’, ‘Alevi açılımı’ gibi konular neredeyse artık her seçim sürecinde hükümet tarafından dile getirilen ancak seçimlerden sonra hiçbir adımın atılmadığı bir konuya dönüştü. 24 Haziran seçimleri öncesi de yine gündeme gelen bu söylem ve politikalar geniş bir çevre tarafından ‘oy alma telaşı’ olarak yorumlanırken bizde seçimlere iki gün kala Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eski Genel Başkanı ve HDP Antalya 1. sıra Milletvekili Adayı Kemal Bülbül ile seçimler ve Alevilik üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Daha önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)’nde genel başkanlık yapıyordunuz. Sonrasında neden siyasete girmeye karar verdiniz?

Evet, daha öncesinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nda yöneticilik yaptım. PSAKD’de yöneticilik yapmamın derneğe ve erkâna hizmet olduğunu düşünüyorum. Hizmetin tamamı oradan oluşmamalı yaşamın çok çeşitli alanları var. Alevi toplumunun da siyasal, demokratik, kültürel, inançsal sorunları var. Bu sorunlara çözüm getirebilmek amacıyla siyasete girdim. Daha önce de siyasal alanda çalışmalarım olmuştu. PSAKD’den önce HADEP Ankara il başkanlığı yapmıştım. Aslında Türkiye’de inançla siyasetin çok alakası olmadığı yolunda yanlış bir ezber var. Hâlbuki inançla siyasetin çok yakın bir ilişkisi vardır.  Bizim yol ulularımız derneğimizin adını aldığı Pir Sultan Abdal’dı. Mevcut Osmanlı düzeninin inkâr, imha ve yolsuzluklarına karşı siyaset yaptığı için dara çekilmişti. Pir Sultan Abdal’ın davası eşitlik, özgürlük, adalet, yoksulların daha rahat ortamda yaşayabilmesi, Osmanlı devletinin talancı, imhacı, inkârcı politikalarına karşı bir hakikat davasıydı. Aynı koşullar günümüzde de mevcut. Osmanlı’nın yönetim anlayışını şu an AKP yürütmekte. O zaman bir Hızır Paşa anlayışı varsa bir Pir Sultan anlayışı da lazım. Biz bu anlamda Pir Sultan Abdal’ın davasını sürdürmek, alevi toplumunun demokratik haklarını alabilmek, kültürel birikimini ve anlayışını siyasete yansıtabilmek, ‘siyaseti de temizlemek’ amacıyla buradayız.

Fotoğraf: MA

HDP seçim çalışmaları kapsamında Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Arena’da 18 Haziran’da miting düzenlemişti.

‘SİYASET HAKİKATİN DİLİYLE YAPILMALIDIR’

Bir basın açıklamanızda, “Bir Alevi için siyaset hakikatin ancak bir alt kümesi olabilir,” demiştiniz. Alevi toplumunun Türkiye siyasi ortamındaki yeri nedir sizce?

Şu anda siyaset, amiyane tabirle ayağa düşmüş durumdadır. Siyaset para babalarının, din tüccarlarının, ihale almak isteyenlerin, cukkasını doldurmuşların yaptığı bir hobi gibi algılanıyor. Bu nedenle siyaseti hakikatin diliyle yapmak lazım. Biz sürekli Alevi terminolojisiyle siyaset yapacağımızdan da bahsetmiyoruz. Biz siyasette kadim zamanlardan bu yana egemenlere, ırkçılara teslim olmamış, ocaklarını korumuş, halkına hizmet etmiş yol ulularımızın davasını güdeceğiz. Bugün Türkiye’de siyasallaştırılmış bir Sünni İslam dini söz konusudur. Evet, siyasette inanç olur ama siyasetin bir inanca mal edilmesine karşıyız biz. Hünkâr Hacı Bektaşi Veli sekiz yüz yıl önce demiş ki, “Yetmiş iki millete bir nazarla bakmayan kırk yıl müderris olsa hakikatte asidir”.

Bugün iktidarda bir inkârcılık ve devletin yücelttiği bir kimliği herkese dayatmak, herkesi Türk, İslam ve Sünni addetmek gibi bir durum söz konusudur. Hal böyle olunca, bizler Pir Sultan Abdal, Hallacı Mansur,  Seyit Nesimi, Şeyh Bedrettin, Şah Kalender Çelebi, Pir Seyit Rıza ve Zarife Ana gibi yol önderlerimizden aldığımız adaletsizliğe karşı durma şiarıyla buradayız. Baktığımız zaman bu yol ulularımız Süryaniler, Ermeniler, Kürtler ve Türkler ile beraber ortak mücadele yürütmüşlerdir.

Neden siyasette biz Tayyip Erdoğan’ın diliyle konuşalım da Hacı Bektaş’ın diliyle konuşmayalım. Dikkat ederseniz Tayyip Erdoğan mitinglerinde Hünkâr Hacı Bektaş’ın bir gülbankından söz ediyor: “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” Erdoğan, Alevileri inkâr eden, asimilasyon mücadelesi yürüten, Madımak Katliamına verilen zaman aşımı için “Hayırlı uğurlu olsun,” diyen biridir. Oysa bu benim kültürüm, yaşam biçimim. Dolayısıyla ben kendi kültürümle siyaset yapacağım.

Biz siyasette kültürel, sanatsal, edebi, felsefi seviyeyi yükseltme amacı güdüyoruz. Hünkâr Hacı Bektaş’ın irfanı, Pir Sultan Abdal’ın mücadele anlayışı, Yunus Emre’nin derinliği, Kerbela’nın ne ifade ettiği, Dersim’deki binlerce canın niye katledildiği, Maraş Katliamının niye yapıldığı, Gezi’de katledilen canlardan biri olan Berkin Elvan’ın annesinin meydanlarda neden yuhalatıldığı hakikatleriyle izah edilememiştir. O nedenle siyaset hakikatin diliyle yapılmalıdır.

‘ALEVİ SORUNU POLİTİK BİR SORUNDUR’

HDP ile Aleviler kendilerini nasıl ifade edecekler? Bu konuyla ilgili çalışmalarınız olacak mı? Aleviler neden HDP’ye oy vermeli?

HDP, her toplumsal kesim ve her inanç grubu ve tüm kimliklerin kendi siyasetini yapması gerektiğini düşünmektedir. Herkes gelip kendi mücadelesini partimizde yürütebilir. Ben de Alevi kimliğimle HDP’nin siyasetine, mücadelesine, eşit yurttaşlık anlayışına bir şeyler katmalıyım. HDP katliamlar sürecinin aydınlatılmasını, yargılamaların yeniden yapılmasını, Alevilerin yasal güvencelere ve haklara kavuşmasını istiyor. HDP için Alevilik sorunu cemevlerine yasal statü vermekle sınırlı değildir. Alevi sorununu politik bir sorun olarak algılamaktadır. Bizim Sünni toplum karşıtı bir politikamız yoktur. Bizim politikamız devletin aracı, malzemesi haline getirilmiş bir inancı özgürleştirmektir. Bizim sorunumuz ırkçı, inkârcı devletledir.

‘ANADİLDE İBADET’

Türkiye’de açıkça görülebilen bir ayrışma ve düşmanlaşma atmosferi mevcut. HDP bunu nasıl ortadan kaldırmayı düşünüyor?

İşin temel noktası burasıdır. Bu düşmanlaşma doksan yıllık bir politikayla, yerel mülki idare amirleri, derin devlet, JİTEM, JÖH, PÖH gibi birçok organ tarafından sistematik olarak yapıldı. Halklar ve inançlar, komşular ve akrabalar birbirine yabancılaştırıldı. Biz öncelikle her toplumun, her etnik gurubun ve inancın saygıdeğer olması gerektiğini iddia ediyoruz. Bunun koşulu da her inancın ve grubun “Ben eşitlerden biriyim” diyebilmesidir. Devlet inançlardan elini çekmelidir. İnsanların inanmama hakkı da vardır. Laik demokratik ortamda inanç grupları kendi ihtiyaçlarını kendileri görürler. Devletin yapacağı şey ırkçılığı, gericiliği ortadan kaldırmak, gündelik hayatı yaşanabilir hale getirmektir. İnsanların anadilde ibadet edememe gibi bir sorunu da var. Aleviler cemlerini, Sünniler de kendi ibadetlerini Kürtçe, Dılmıkî, Zazaki ya da Arapça yapamıyorlar. Bu yasak da hiç konuşulmuyor. Bu topluluklar birbirlerini tanımıyorlar. Bu grupları hakkın hakikatin diliyle, siyasetin bilimiyle, adaletin verileriyle ortak yaşam içerisinde buluşturmamız lazım. Bu sağlanmadan hiçbir sorun çözülemez.

Antalya’dan HDP’nin birinci sıradaki adayısınız. Son olarak çağrınız nedir?

Ankara’dan yalnız geldim ama yalnız dönmeyeceğim diyebilirim. Antalya’daki oylarımızı da vekil sayımızı da arttıracağız. Seçim süreci boyunca hem Antalya halkına hem de Türkiye halklarına, emekçilere, mücadele eden kadınlara, gençlere, basındaki bu ablukaya rağmen bize ulaşan siz duyarlı basın emekçilerine, onca yokluğa onca baskıya rağmen inatla gazeteciliği sürdüren Evrensel emekçilerine sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Bu ırkçı gerici hükümet gidicidir. Mücadelemizi ve moralimizi büyütelim. 24 Haziran sadece bir seçim değil varlık-yokluk sürecidir. Bundan sonraki süreçte nasıl yaşayacağımızı belirleyeceğimiz bir karar aşamasıdır. 1 oy Demirtaş’a 1 oy HDP’ye diyen sevgili dostlara da sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Haziran 2018 12:03
www.evrensel.net