Türkiye Gençlik Hareketi Tarihinden Portreler

Görsel: Flickr

Türkiye Gençlik Hareketi Tarihinden Portreler

'Türkiye’de gençlik derneklerine ilk kez 2. Meşrutiyet’ten sonra rastlanır...'

Türkiye’de gençlik derneklerine ilk kez 2. Meşrutiyet’ten sonra rastlanır. İttihat ve Terakki’nin yan örgütleri olarak kurulan bu dernekler gençleri yurt savunmasına hazırlayan paramiliter nitelikte kuruluşlardır. İstanbul’da çeşitli fakülteleri kapsayarak Darü’l-Fünun Talebe Cemiyeti (1910) kurulur. Amacı tüm yükseköğrenimdeki öğrencileri birleştirmek, onların sosyal yaşamlarını geliştirmek ve ortak bir fikir etrafında birleştirmek olan cemiyet, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte daha da güçlenmiştir. Darü’l-Fünun Talebe Cemiyeti’nin kurulmasının ardından 1912 yılında ağırlıklı olarak askeri tıbbiyeden 200’den fazla öğrenci tarafından Türk Ocağı kurulur.

Kurtuluş Savaşı başlamadan önce İstanbul’da 52 örgütün bir araya gelmesiyle kurulan Milli Kongre’de, öğrenci örgütleri de vardır, sonradan bu örgütlerin çoğunluğu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne katılırlar. 2. Meşrutiyet’ten bu yana ülkenin kötü gidişatına çareler arayan ve ülkeyi kurtarmak gibi siyasi bir görevi içselleştirmiş olan gençler kendisi ve ülkesinin geleceği için sorumluluk üstlenmekten kaçınmamıştır. Bu nedenle Cumhuriyet’ten önceki ve sonraki ilk öğrenci eylemleri milliyetçi bir karakter taşır.

DARÜLFÜNUN GREVİ

Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapan beş öğretim görevlisinin (Ali Kemal, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Cenap Şahabettin, Hüseyin Daniş ve Marujan Barsamyan) “Kurtuluş Savaşı karşıtı oldukları ve işgalci devletlerin yandaşı oldukları” gerekçesiyle başlayan ilk öğrenci boykotu, öğretim görevlilerinin istifalarının istenmesi talebiyle 1922 Nisan’ının başında başlamış ve Ağustos ayının sonuna dek sürmüştür. 

Öğrenciler Edebiyat Fakültesi Kongresi’nde kabul ettikleri bir bildiriyi dekana iletip aynı zamanda tramvaylara asarlar. Bildiride Kurtuluş Savaşı karşıtı öğretim görevlilerini okulda görmekten utanç duyduklarını ve istifalarını istediklerini söyleyen öğrenciler fakülte profesörler kurulunun suçlamaları yetersiz bulduklarını söylemesi üzerine aynı bildiriyi Üniversite Senatosu’na iletmişler, buradan da bir sonuç alamayan Edebiyat Fakültesi öğrencileri, yanlarına, Fen, Tıp ve Hukuk fakültesi öğrencilerini de alarak Türkiye gençlik tarihindeki ilk boykotu gerçekleştirmişlerdir. 4 öğrenci derneğinin aldığı boykot kararının yürütülmesi için 4 fakülteden birer temsilcinin olduğu bir boykot komitesi kurulur. Başlayan boykota, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi, Orman, Siyasal Bilgiler, Veteriner fakülteleriyle, Ziraat, Eczacılık ve Dişçilik ve Deniz Ticaret yüksek okulları da katılır. 12 Nisan 1922’de, bu eylemli birliğe dayanan Üniversite ve Yüksek Okullar Öğrenci Birliği kurulur. Derneğin amacı üniversite ve yüksek okullarda okuyan öğrencileri ilgilendiren bilimsel ve toplumsal konularla uğraşmak ve aralarında dayanışmayı sağlamaktır. 

Boykotun genişlemesiyle Eğitim Bakanlığı, üniversiteyi kapatmak zorunda kalır. Eğitim bir aydan fazla bir süre kesintiye uğrar. Bakanlığın kararıyla üniversite 20 Mayıs’ta açıldığında, gençler Sultanahmet’te toplanıp, müdahale ederek talepleri karşılanıncaya kadar boykotun devam etmesi yönünde karar alırlar. Öğrencilerin kararlılığı sonucunda grev başarıyla sonlanmış ve öğretim görevlilerinin görevlerine son verilmiştir.

TRAMVAY OLAYI

Darülfünun Talebe Cemiyeti’nin süreç içerisinde attığı adımlardan biri öğrenciler için dünyanın pek çok yerinde uygulanan “yarım ücret” uygulamasının İstanbul’daki tramvay şirketinde de uygulanması talebidir. Öğrenciler, öğrenim süreleri içinde büyük zorluklarla karşılaştıklarını bunların en büyüklerinden birinin de ekonomik sorun olduğunu, bu sorunu biraz da olsa azaltabilmek için bazı kurumlarla anlaşıp yarım ücret ödediklerini söylemişlerdir. İstanbul Tramvay Şirketi’nden de böyle bir isteklerinin olduğunu, isteklerinin kabulu gerçekleşirse sevineceklerini aksi halde her türlü yönteme başvuracaklarını söylemişlerdir. Öğrenciler taleplerinin halk tarafından doğru ve sağlıklı bir şekilde bilinmesi için gazetelere açıklama metni göndermişlerdir. Toplantıda şirkete 14 Kasım’a kadar süre tanıyan gençler şirketin taleplerini karşılamaması sonucunda önceden kararlaştırdıkları gibi 15 kasım Cumartesi günü Sirkeci’de toplanmış tramvaya binerek yarım ücretle yolculuk etmeye çalışmışlardır. Kondüktörler tramvayları durdurmuşlar ve öğrencilere tam bilet vermedikleri sürece hareket edemeyeceklerini söylemişlerdir. Öğrenciler de trenlerin anahtarlarını alıp onları hareketsiz kılmışlardır. Bir tramvaydaki sivil polis öğrencilere “Hainler, alçaklar” diyerek ateş etmiş ve üç öğrenci bir gazeteciyi yaralamıştır. Daha sonra toplu halde tramvay şirketinin merkezine doğru yürümeye başlayan gençler yol üzerindeki tramvayların anahtarlarını alarak hareketlerini engellemiş, tramvayların üzerine çıkarak “Hak verilmez alınır, yaşasın Darülfünunlular, kararımız katidir” şeklinde yazılar yazmışlardır. Dönemin Darülfünun emini İsmail Hakkı Bey de öğrencilerin yanında olmuş, olay yerine gelerek “Hakka karşı gelinemez, isterlerse beni de vursunlar” diye haykırmıştır. 18 kasım günü DTB bütün fakültelerden ve bazı liselerden gelen öğrenci temsilcileriyle bir toplantı yapmış ve öğrenciler şirketle aralarındaki sorunun kesin bir şekilde çözülmesi konusunu görüşmüştür. Talebe Birliği toplantıda öğrencilerin isteklerinin kabul edilmemesi durumunda ikinci bir gösteri yapacakları doğrultusunda karar almıştır. Toplantıdan sonra da şirketle görüşme, gazetelere yayınlanması için bildiri gönderme, hükümete telgraf çekme gibi yöntemlerle çalışmalar devam etmiş ama öğrencilerin tüm protesto eylemleri, yasal zemindeki çalışmaları sonuç vermemiş, talepleri kabul edilmemiştir. Günlerce sürmüş olan tramvay olayı başlangıçta sadece ekonomik taleplerle başlamış ama ilerleyen süreçte hükümete teessüf telgrafları çekilmesi, ülkedeki yabancı şirketlere karşı açıkça bir tavır ortaya koyma gibi adımlarla siyasi bir boyut kazanmıştır.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Haziran 2018 19:05
www.evrensel.net