Muharrem İnce'nin adaylığı 'Dinsizin hakkından imansız gelir' formülü

Fotoğraf: Raşit Aydoğan/AA

Muharrem İnce'nin adaylığı 'Dinsizin hakkından imansız gelir' formülü

Fatih Polat, CHP'nin Muharrem İnce'yi cumhurbaşkanı adayı olarak göstermesinin ardında yatanı ve bunun olası sonuçlarını yazdı.

Fatih POLAT

CHP’nin 24 Haziran seçimlerinde cumhurbaşkanlığına göstereceği aday için son ana kadar beklemesi, medya alanının yüzde 90’ına hükmeden Erdoğan ve partisi için epey can sıkıcı bir durumdu. CHP’nin aday arayışlarına dair kulisler ve ‘Acaba o mu?’, ‘Acaba bu mu?’ sorusunun sürekli gündem sırasının üst tarafında asılı kalması, ona ister istemez güçlü bir haber değeri biçiyordu. Bu da, iktidar koalisyonunun İYİ Partiyi seçim dışında bırakma hesabını boşa çıkaran 15 milletvekili hamlesinin ardından da CHP’yi siyaseti belirleyen bir aktör konumunda tuttu.

CHP, uzun süre AKP’nin tabanında da bir etki yaratabileceğini umarak Abdullah Gül başta olmak üzere başka bazı adaylar üzerinde çalıştıktan sonra nedenleri çeşitli kulis haberleriyle yansıyan nedenlerle o seçenekleri eledikten sonra kendi içinden bir adaya döndü: Muharrem İnce.
Muharrem İnce’nin Kemal Kılıçdaroğlu karşısındaki adaylık sürecinde etkili bir sonuç aldığı ve hatta Kılıçdaroğlu’dan daha fazla alkış almasıyla da gündem olduğu biliniyor. İnce son süreçte, kanımca kendisinin yumuşak karnı olan Kürt sorunu konusunda da öncesine göre daha pozitif mesajlar vermeye özen göstermişti.

İnce’nin 24 Haziran seçimlerinde CHP tabanının desteğini almak konusunda etkili bir isim olduğu açık. Hatta İYİ Partinin Adayı Meral Akşener’in CHP tabanından alması muhtemel oyları tutması muhtemel bir isim olduğunu da söylemek gerekiyor.

Her adayın hitabetinden politika yapma biçimine ve geçmişine kadar, yaratabileceği etki potansiyeline dair farklı şeyler söylenebilir.

İnce’nin adaylığı ile 24 Haziran’daki seçim ortamının Erdoğan’ı epey sıkıştıracak bir profile oturmuş oldu. Selahattin Demirtaş, bugün kendisine siyasal bir bedel olarak da geri dönmüş olan Erdoğan’a ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ sözleriyle ve kullandığı dilden üsluba kadar güven veren bir aday. 6 milyon seçmenin oyunu almış bir partinin eş genel başkanı olarak bugün cezaevinde bulunuyor olması da, bu ülkede adalet ve siyaset adına kaygı taşıyan herkes açısından üzerinden atlanılamayacak bir noktayı oluşturuyor. Bu ve başka açılardan bakıldığında Demirtaş’ın sadece Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölge illerinde değil, ülkenin batısında da hatırı sayılır bir karşılık bulacağını öngörebiliriz.

Meral Akşener, Bahçeli karşısında milliyetçi hareketin tabanında ortadan bir yarılma yaratabilmiş bir isim olmanın yanında, 2002 seçimlerinin ardından AKP’nin kendi içinde erittiği ‘merkez sağ’ seçmen açısından da bir karşılık bulabilecek bir isim.

Adaylığı açıklanan Muharrem İnce ise CHP’nin tabanı ile birlikte etkili hitabetiyle ve adaylığının açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada da görüldüğü gibi, Erdoğan’ın sorgulanan ancak bilinen baskı iklimi nedeniyle yüksek sesle dile getirilemeyen birçok özelliğine dair ortaya koyduğu ‘Kafa tutucu’, ‘Hesap sorucu’ performansı ile Erdoğan’ı terleteceği açık olan bir adaydır.

İnce’nin “24 Haziran’da Allah’ın izni, milletin isteğiyle cumhurbaşkanı olacağım. Sadece CHP’lilerin değil, 80 milyonun, herkesin, AK Parti’lilerin, HDP’lilerin, MHP’lilerin, Saadet Partililerin, herkesin cumhurbaşkanı olacağım. Tarafsız bir cumhurbaşkanı olmak için rozetimi size emanet ediyorum” sözleri ve bir şiirini okuduğu Ahmed Arif’e dair vurgularıyla özenle seçilmiş bir konuşma yaptığının işareti. İnce böylelikle CHP içindeki ‘ulusalcı kanadın temsilcisi’ olduğundan hareketle kendisine dair belli kesimler açısından duyulabilecek endişeleri kırmayı önemsediğini göstermiş oluyor.

İnce, Erdoğan’ın karşısındaki verili oy blokları içindeki en büyüğünün adayı olarak, 24 Haziran öncesinde yaptığı her vurgunun aynı zamanda ikinci turu da dikkate alan bir içerikte olması gerektiğini mutlaka akılda tutması gereken konumdaki kişidir adaylığı ile.

Kürt seçmen dışında, kamuya dair vurgularında ‘başörtülü başörtüsüz’ ayrımı yapmama ve mezhep ayrımcılığına karşı kullandığı birleştirici üslup da bunu gözettiğine dair açık işaretler olarak okunmalı.

Bu arada şunu da özellikle ifade etmek gerekiyor. Siyasette ‘yurtsever’ olmakla ‘ulusalcı’lık arasında küçümsenemeyecek bir siyasal fark vardır. Örneğin Cumhuriyet gazetesinin ‘Baraj HDP için’ manşeti, çok başarılı bir manşet olarak bu aradaki farkın da açık bir örneğini oluşturuyor.
İnce’nin adaylık süreci boyunca etkili bir sonuç almak için, öncelikle oy verecek olan insanların siyasal tercihlerinin çok dar bir zaman aralığı içinde değişmeyeceğini, ama arayış içinde olanları etkilemenin mümkün olabileceğini dikkate alarak hareket etmesi ve tam da bu nedenle ‘kozmetik’lik hissi vermeyen bir inandırıcılık ile hareket etmesi gerekir. Bu da, söylemlerin içi dolu olmayı ve istikrarı gerekli kılar.
İnce’nin kullandığı ‘Geleceğimizi geri alacağız’ sözü bu açıdan önemli bir iddia ve adaylık sürecinde, kutuplaştırma siyaseti karşısında bu iddianın içini hakkıyla doldurmayı başarırsa bunun mutlaka bir karşılığı olacaktır.

İnce’nin başarılı bulduğum adaylık konuşmasında, şimdiden çeşitli basın organlarında etkili bir örnek olarak gösterilen, Cengiz Han’a ait “Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir memleketi kurtarır!” sözüne dair bir rezerv koyayım. Salondan büyük alkış alan bu söz, Erdoğan’ın karşısında etkili bir isim arayışında olanlar açısından gönül okşayıcı olabilir. Ancak siyaset açısından en sorunlu noktalardan birinin ‘kurtarıcı’ arama üzerine kurulu, kitlelerin siyasetteki pozisyonunu büyük ölçüde oy verici olmaya indirgeyen yaklaşımların, yeniden yeniden üretilmesi olduğu unutulmamalı. ‘Yiğit’lik halk açısından önemli bir değere karşılık geliyor kuşkusuz. Ancak memleketi kurtaracak gücün halkın kendi kollarında olduğunu onlara hissettiren, halkı, işçileri, tek tek ezilenleri siyasetin doğrudan öznesi olarak tanımlayan bir propaganda biçimi daha doğrudur kanımca.

Tüm bu ilk konuşma notlarıyla birlikte CHP’nin İnce’yi aday göstermesinin, Erdoğan’a karşı, ‘Dinsizin hakkından imansız gelir’ formülünün devreye sokulması olduğunu söyleyebiliriz.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Mayıs 2018 14:52
www.evrensel.net