Kayısı işçisi ne yaşar, ne yaşamaz?

Kayısı işçisi ne yaşar, ne yaşamaz?

Tüm gün makinelerin uğultusu ve kükürt kokusu eşliğinde çalışan işçinin vaziyeti budur.

Nurgül DENİZ
MALATYA

Hafta sonu ve bilumum tatillerde bir kayısı fabrikasında yevmiyeli işçi olarak çalışıyorum. Biraz para kazanmak biraz da gırgır şamata. Şimdi ben altın sarısı kayısıları sofranıza hazırlayanları anlatacağım:

Sabahları servisçimiz ve çavuşumuz kapıdan alıyor, fabrikaya bırakıyor bizi. Tüm gün fabrikanın İÇİNDE kayısılarla haşır neşiriz. Gelen mallar ayrılıyor, yıkamaya gidiyor bir kısmı,  bazısı bantta bazısı masada seçiliyor. Rengi fazla koyuysa sıvı kükürt dökülüp fırınlanıyor, çili fazlaysa bıçakla alınıyor… Kısaca kayısı fabrikaya giriyor, yeni baştan var edilip dışarı çıkıyor. Bunu yapan bir işçi günde 46 TL yevmiye alıyor.

Tabii bu işleri yaparken gevezelik edip işi yavaşlatmamamız, düzenli ve temiz çalışmamız için başımızda durup “daha hızlı, akşama yükleme yapılacak”, “mor geliyor buraya 10 kişi ne yapıyorsunuz siz?”, “hanımlar, eller çalışsın!” diye söylenip duran bir ustabaşı olur başımızda. Halden anlayan, işi zora koşmayan ustabaşı işçi gözünde melektir. O ustabaşı terslenmez, onun verdiği işe dikkat edilir, temiz yapılır. Fabrikada çalışan gıda mühendisi, sekreter, stajyer vs. de var ama onlar genelde odalarında takılırlar, onları çay saatinde falan görürüz sadece.

İş bitince servisçi ve çavuş fabrikanın önünden bizi alıp evlerimize dağıtırlar. Bu yaptıkları iş için de işçi sayısına göre bir miktar para alırlar.

PEKİ, BİZ KAYISI İŞÇİLERİ HANGİ ŞARTLAR ALTINDA ÇALIŞIYORUZ?

3 molamız var. İlki iş başından bir saat sonra verilen 15 dakikalık kahvaltı molası, diğeri 12’de verilen bir saatlik yemek molası, son olarak saat 3’te verilen 15 dakikalık çay molası. Bardağımızı, tabağımızı, yemeğimizi kendimiz götürüyoruz, fabrika sadece çaydan sorumlu. 

Bir işçi, kayısı seçmeden yüklemeye kadar her işi yapabilir nitelikte olmalıdır, ustabaşının ne zaman nerede görevlendirme yapacağı asla bilinemez. Öyle iş beğenmemek, burun kıvırmak yok; ustabaşının kafası atarsa verir son yevmiyeyi atar işten. Biz öğrenciler için pek anlam ifade etmese de bu, çalışmak ve ev geçindirmek zorunda olan arkadaşlarımız, sessizce en ağır işleri yapmak zorunda kalıyorlar. Burada da atlanmaması gereken önemli bir detay var, işçi eğer bir sorununu çözmek istiyorsa çavuşuna bildirir. Çavuş işverenle ya da o an orada o işle kim ilgileniyorsa konuşarak çözer. Yani çavuş yoksa hak da yok. 

Kayısı fabrikalarında erkek işçi pek olmaz; bir iki tane güçlü kuvvetli erkek işçi yeterlidir. Bir çeşit kadınlar matinesi de denebilir. İşçiler genelde yevmiyelidir; büyük çoğunluğunu ev masraflarında kocasına destek olmak ya da tüm gün eve oturmaktan bunalmış kadınlar oluşturur. 

İşçi bilinci, grev hakkı bunlar pek bilinmez. Sendikalı işçi yoktur hiç. Çavuşsuz işçi genelde mağdur edildiği için, her servisin bir çavuşu vardır. Çavuş en az 20 işçiyle geldiğinden söz söyleme hakkına sahiptir. “İşçilerimi de alır giderim” dedi mi çözülür iş. Çavuşsuz işçi ise böyle bir durumda derhal işten atılır. Bir tür ilkel sendikalaşma da denebilir buna. 

En uzun mesai saat 23.00’te biter ve çift yevmiye değerindedir. 

www.evrensel.net
ETİKETLER Malatyakayısı