'Sağlık alanında önceliğimiz olmalı'

'Sağlık alanında önceliğimiz olmalı'

Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri ile liselerine ve memlekete dair düşüncelerini konuştuk.

Çağıl ADIGÜZEL
Kocaeli

Öncelikle öğrencilere liselerine dair düşüncelerini sorduk. Kantin fiyatları, teneffüslerin kısalığı, sosyal aktivitelerin olmaması gibi bilindik sorunlardan şikâyetçiler. Cansel söze başlıyor, teneffüslerinin, öğle aralarının bile diğer okullara göre kısa olduğunu dile getirdikten sonra “geçen hafta 50 kuruşa aldığımız suyu şimdi 1 TL’ye alır olduk” diyerek devam ediyor. Okulun çok küçük olduğunu da dile getiren Cansel, “Sınıf sayısı az olduğu için şube sayısı da az, o sebepten 4 kişi birbirimize yapışık oturuyoruz. Eski ilköğretim resimleri gibi duruyor oturma şeklimiz.” diyor.

İlayda ise sınıflara “oda” dediğini, sıkışıklıktan dolayı adapte olamadıklarını, dersleri dinleyemediklerini söylüyor. Sosyal aktivitelerin yokluğuna da değinen İlayda, “birçok yerde haftada bir kulüp saati oluyor, bizde böyle bir şey yok, kendi ilgi alanımızla ilgili hiç bir şey yapamıyoruz. Ben resimle, Cansel sporla, Yiğit müzikle ilgileniyor ancak bunların hiç birini gerçekleştiremiyoruz.” diyor.

Yiğit buraya orta düzey bir anadolu lisesine yetecek puanlarla geldiklerini ama beklediklerini bulamadıklarını söylüyor. “Puanımızın karşılığını alamıyoruz. Ben sağlıkla ilgili bir şey düşünmediğim için çok bir beklentim yok ama en azından okulun biraz daha büyük olmasını isterdim. Hem alan hem sınıflar çok küçük.” diyor. Kantinle ilgili ise ilginç bir bilgi paylaşıyor, “Kantinci bir markette 5’li paketi 1,70’e satılan çikolatayı tanesi 75 kuruşa satıyor. %100’den fazla kâr, temiz iş yani.”

Cansel ise anadolu liseleriyle aynı üniversite sınavına girdiklerini ancak eğitimlerinin yetersiz olduğunu dile getiriyor. “Kendi bölümlerimiz için bile bir önceliğimiz yok. En azından sağlık alanında bir önceliğimiz olmalı.” diye ekliyor. İlayda ise sayısal bölümlere gitmeleri gerekmesine rağmen sayısal dersleri çok az gördüklerini söylüyor ve ekliyor, “bir sürü başka liseyle beraber sınava giriyoruz ancak geride kalıyoruz. Gördüğümüz dersler yetersiz, ek puan ise sadece 2 yıllıklar için var.”

Üniversiteye geçiş konusunda bir çözüm önerileri olup olmadığını sorunca İlayda söze giriyor, kendilerine sağlıkla ilgili bir sınav yapılması gerektiğini söylüyor. “Biz insan sağlığıyla ilgili şeyler öğreniyoruz, bizi bunlardan sınamalılar.” diyor. Cansel, “İlayda’nın bahsettiği sınav mezun olmak için geçtiğimiz beceri eğitim sınavına benziyor. Bence de bu tarz bir sınavla üniversiteye geçmeliyiz.” diyor.

Gelecekte ne yapmak istediklerine geliyor soru. Yiğit sağlık meslek lisesine aile zoruyla gelmiş. Müzisyen olmak, aynı zamanda seslendirme yapmak istiyor. “Konservatuara gireceğim ileride. Sanatımla, şarkılarımla insanlara düşüncemi anlatabilmek istiyorum.” diyor.

İlayda ise askeriyeye girip tabip subay olmayı düşünüyor. Cansel ise kendi alanından üniversitede devam etmek istediğini söylüyor, “üniversitede daha hızlı olmak, daha çok şey yapmak istiyorum. Daha geniş bir insan çevresiyle kendi görüşlerimi buluşturmak istiyorum.” diye de ekliyor.

Konu erken seçime geldiğinde ise Yiğit söze başlıyor, “Ben erken seçimin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü birçok dişli rakip var. Erken gideceğini ve bunun daha iyi olduğunu düşünüyorum.” diyor. Cansel ise seçimlerin öne alınmasının en büyük sebebinin İYİ Parti’nin bir tehdit olarak görülmesi olduğunu, okulunda birçok insanın da kendisi gibi düşündüğünü dile getiriyor. “Seçimlerin öne alınması sınav tarihlerini de etkiledi.” diyor. İlayda ise sınavların öne alınmasının “ben ne istersem o olur” mantığı olduğunu söylüyor, “’istersem sınavlar da oynar, seçim de oynar’ demek istiyorlar, bunu göstermek istiyorlar.” diyor. Yiğit bu seçimlerde AKP’nin gideceğini düşünüyor ve ekliyor “AKP’yi destekleyen arkadaşlarımla siyaset tartışmıyorum.” AKP’nin bugün aldığı desteği ise Osmanlı döneminin birikimi ve dini inançlara bağlıyor, “600 yıl bir adam tarafından yönetilip bir insana kulluk yaptıktan sonra serbest kalıp kendi inandığı şeye kulluk etmeye başlayınca bence bizim insanımızın zoruna gitti, tekrardan bir insana kulluk etmek istiyorlar.” diyor. Cansel, lisesinde insanların bir partiyi desteklemekten ziyade insana tapmaya başladıklarını söylüyor, liselerinde Ülkü Ocakları gibi grupların etkin olmaya çalıştığını, okul tarafından desteklenerek örgütlendiklerini de dile getiriyor arkadaşlarımız. Dönem dönem okulun içinde slogan atarak dolandıklarına bile şahit olmuşlar. Cansel sözlerine, “seçim tartışmalarında da sanki her şeyi Erdoğan yapmış, başka biri gelse hiçbir şey yapamazmış gibi tartışıyorlar, belki başkası gelse daha iyi şeyler yapacak. Bunu düşünmüyorlar” diyerek devam ediyor. İlayda ise insanların bir siyasetçinin iyi yönlerini gördüklerinde kötü yönlerine karşı direkt perdeyi indirmesinden şikayetçi, “bazen biz bile suçlanıyoruz kötü yönlerini dile getirdiğimiz için. Toplumumuzda yanlış olan unsurlardan biri bence insanlar birbirini ikna etmek, birlikte tartışmak yerine işi doğrudan kavgaya, “bilek gücüne” getiriyor, bu değişmeli.” diyor. Ülkenin geldiği noktada herkesin korku içinde olduğundan bahseden İlayda, “Çoğu insan muhalif görüşleri kötü bir şey olarak görüyor. En basiti, “örgüt” kelimesi bile sanki çok kötü bir şeymiş gibi algılanıyor. Muhalif olunca herkes bir şey olur diye korkuyor, korkmamak gerekiyor.” diyor ve kendi ailesinden örnek veriyor, ailesinin kendisine sürekli “sen dikkat et, askeriyeye girmek istiyorsun, aman geri dur” dediğini söyleyen İlayda, “Ailem geçmişte Ak Parti taraftarıydı, annem geçmişte televizyona çıktığında hayranlıkla bakardı Tayyip Erdoğan’a, şimdi uygulamalarından dolayı bu noktadan uzaklaştılar.” diyor. Cansel ise kendi ailesinden bir örnek veriyor: “Benim babam CHP’li bir insan, annem Alevi bir kadın ama artık öyle bir noktaya gelmiş ki annem “ben gidip AKP’ye üye olacağım, belki oradan iş bulursunuz. Sizi de üye yapacağım” gibi şeyler diyor.”

Cansel, insanlara farklı bir görüşün, alternatifin de var olduğunu göstermek istediğini dile getiriyor, “Ben abim olmasaydı mücadele gibi bir şeyin varlığından bile haberdar olmazdım böyle çok insan var, bu insanlara ulaşmalıyız. Görüşü ne olursa olsun arkadaşlarımızla bazen önce onların görüşlerini dinleyerek tartışmalıyız ve değiştirmeliyiz yoksa sorunlarımızla mücadele edemeyiz. Oldukça sık bir araya gelmeli ve beraber ilerlemeliyiz.” diyerek sözlerini noktalıyor.

Sınavların ileri alınmasına dair konuştukları son sınıf arkadaşlarının görüşlerini de dile getiriyorlar. İlayda, bunu iyi olarak değerlendiren arkadaşlarının olduğunu söylüyor. “’İyi oldu stresi atarız işte daha ne, daha çok çalışırız’ gibi cümleler duyduk.” diyor. Cansel’in arkadaşları ise biraz daha farklı düşünüyor, “Eğer bu sınav sistemi beğenilmezse oy kaybetme korkusu olduğu için sınavı seçimden sonraya aldığını düşünen arkadaşlarım var.” diyor ve arkadaşlarının eğitime önem vermeyen bir hükümetin hiçbir şeye önem vermeyeceğini düşündüklerini dile getiriyor. “Arkadaşlarım sınav tarihinin yine değişebileceğini bile düşünüyorlar.” diye ekliyor.

www.evrensel.net