Nükleer santralin temel atma töreni neyi gizledi?

Nükleer santralin temel atma töreni neyi gizledi?

Yusuf Yavuz, Akkuyu'daki nükleer santrale giden yolda nelerin gizlendiğine, sorunun sadece enerji sorunu olup olmadığına ve sonrasına dair yazdı.

Yusuf YAVUZ

Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Mahallesinde Rusya tarafından inşa edilecek olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temeli önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin’in video konferans yoluyla katıldığı törenle atıldı. Ancak Türkiye’nin ilk nükleer santrali olması planlanan böylesi önemli bir projenin temel atma töreninin adeta bir oldubittiye getirilmesi dikkat çekti. Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan, küçük bir binanın bile temel atma töreninin günler öncesinden afişlerle reklam edildiğine dikkat çekerek bu kadar büyük bir projenin temel atma töreni öncesinde Mersin’de bir tane bile afiş asılmadığını anımsatarak, “Bu bence ortada dönen satranç oyununun bir sonucu. Putin’in gelip gelmeyeceği bile belli değildi ve emin olunamadığı için böyle yapılmış olabilir. Kapalı kapılar arkasında olan, bizim de çok bilmediğimiz bir durum da olabilir. İçlerine sine sine, böyle göstere göstere bir temel atma töreni yapmak isterlerdi herhalde ama ortaktan dolayı böyle bir şey olmuş olabilir” görüşünü ileri sürdü. Uğurhan, temel atma töreninin yapıldığı gün Mersin’den Akkuyu’ya ulaşmalarının polis tarafından yol boyunca dokuz kez durdurularak engellendiğini dile getirdi.

Türkiye’nin ilk nükleer santralı olması planlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temeli önceki gün atıldı. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti sırasında gerçekleştirilen temel atma töreni, birçok soruyu da beraberinde getirdi. Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Mahallesi’nde Rusya tarafından inşa edilecek Akkuyu NGS’nin temel atma törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Federasyon Devlet Başkanı Vladimir Putin de Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden video konferans yoluyla katıldı. İnşaat sahasındaki törene yalnızca Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın katılması ise dikkat çekti.Orman köylülerine dağıtılan kurs bitirme sertifikaları ve dere ıslahı projeleri için bile günler öncesinden hazırlıklar yapılarak dev törenler düzenleyen AKP hükümeti, Türkiye’nin ilk nükleer santralıyla ilgili temel atma törenini tek bir afiş bile asmadan gerçekleştirdi.

‘GÖSTERE GÖSTERE TEMEL ATMAK İSTERLERDİ AMA’

Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan, bu kadar büyük bir projenin temel atma töreni öncesinde Mersin’de tek bir duyuru afişinin bile asılmamış olmasına dikkat çekerek, “Küçücük bir binanın bile temelini atarken bile günlerce öncesinden koca koca afişlerle donatılır, her yerde reklamı yapılır. Ancak Akkuyu Nükleer Güç Santrali gibi büyük bir projenin temel atma töreni öncesinde bununla ilgili Mersin’de bir tane bile afişin asılmamış olması dikkat çekiciydi. Bu bence ortada dönen satranç oyununun bir sonucu. Rusya lideri Putin’in gelip gelmeyeceği bile belli değildi ve emin olunamadığı için böyle yapılmış olabilir. Kapalı kapılar arkasında olan, bizim çok bilmediğimiz bir durum da olabilir. İçlerine sine sine, böyle göstere göstere bir temel atma töreni yapmak isterlerdi herhalde ama ortaktan dolayı böyle bir şey olmuş olabilir” görüşünü dile getirdi.

TÖREN SIRASINDA NÜKLEER KARŞITLARI NELER YAŞADI?

Akkuyu’daki temel atma törenini bir gün önce öğrendiklerini ve orada olmak için yola çıktıklarını anlatan Uğurhan, yol boyunca tam dokuz kez güvenlik güçlerince durdurulduklarını söyledi. Aynı zamanda Mersin Nükleer Karşıtı Platform üyesi olan Uğurhan, kentteki diğer sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle birlikte temel atma töreninin yapıldığı gün yol boyunca yaşadıklarını şöyle anlattı:

‘POLİS GECE WHATSAPP’TAN TELEFONUMA TEBLİGAT GÖNDERDİ’

“2 Nisan günü Putin geldikten sonra ertesi günü temel atma töreni yapılması kararlaştırıldı. Biz de bunu öğrenince Akkuyu’ya gidip orada olmak istedik. OHAL’den dolayı zaten eylem ve protesto yapamayacağımızı biliyorduk. Çünkü mesleki uygulamalarımız için bile izin alamıyoruz, çok sert önlemler uygulanıyor. Ancak kırk yıldır uğruna mücadele ettiğimiz bir dava vardı, sadece orada olalım istedik. Geleceğimize sahip çıktığımızı göstermek istedik ve akşam saatlerinde 3 Nisan sabahında Akkuyu’ya doğru yola çıkma kararı aldık. Herhangi bir eylem, etkinlik duyurusu da yapmadık. Ancak gece saat 5:00’te benim ve diğer sivil toplum örgütü temsilcilerinin telefonlarına güvenlik şube tarafından whatsapp aracılığı ile bir tebligat gönderildi. Sabahleyin toplanma alanımıza gittiğimde ortalık polis kaynıyordu. Polisler bize bu alanda toplanamayacağımızı ve yola çıkamayacağımızı söyledi. Üzerimizde bir flama, afiş vs. olmamasına rağmen kiraladığımız aracın sürücüsünü korkutup kaçırdılar"

‘AKKUYU’YA ULAŞMAMIZ ENGELLENDİ’

Biz de ‘bizden korktuğunuz kadar keşke nükleerden de korksanız’ diye karşılık verdik. Aracımız engellenince biz de belediye otobüsü ile gitmeye karar verdik. Belediye otobüsü hareket edince motosikletli bir polis geldi ve aracı durdurdu. Otobüste hasta insanlar, yaşlılar var. Bekletileceğini anlayınca biz otobüsten inip yürümeye başladık. Taşucu’na giden bir başka otobüse bindik. İki durak gittik, polis yine durdurdu ve kimlik sorgulaması yaptı. Bir on dakika gidince yine polis durdurdu ve yine kimlik kontrolü yaptı. İki durak sonra yine polis kontrolü yapıldı. Bu yapılan o kadar insanlık dışı bir şey ki, resmen mobbing. ‘Daha az önce baktınız, arabadan kimse inmedi, kimse de binmedi’ dedik güvenlik güçlerine. Gece telefonumuza gönderilen tebligatta, 3 Nisan günü saat 19:00’a kadar her şeyin yasak olduğu yazılıydı. Amaçlanan o gün Akkuyu’ya ulaşmamızı engellemekti.

‘DOKUZ KEZ SORGULANINCA POLİSE 'KİMLİĞİMİZ SİZDE KALSIN' DEDİK’

Nitekim böyle engellemelerle biz saat 19:00’da Taşucu’nun çıkışına kadar gelebildik. Buradan Akkuyu’ya kadar yürüme kararı aldık ancak çevik kuvvet Taşucu çıkışında bizi durdurdu ve bir kimlik soruşturmasından daha geçirildik. Polise ‘biz artık kimliklerimizi istemiyoruz, sizde kalsın’ dedik. O sırada da Akkuyu’daki temel atma töreni sona ermişti sanırım, bazı resmi araçlar Mersin’e dönüyordu. Böylece Akkuyu’ya ulaşamadık. Aslında sadece Akkuyu’ya gidip döneceğimiz bir yolculuk, polisin uygulaması yüzünden eyleme dönüşmüş oldu.”

‘RUSYA’NIN KREDİ BULMASI İÇİN HUKUKSAL SÜREÇ AŞILMALI’

Akkuyu NGS projesinin temelinin hukuksuz biçimde atıldığını da savunan Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan, inşaat ruhsatının temel atma töreninden bir gün önce alındığını iddia ederek, “Zaten Rusya devleti de bundan rahatsızlık duymuş olmalı ki inşaat ruhsatının temel atılacağı günün bir gün öncesinde ve akşam saatlerinde verildiği açıklandı. Yani 3 Nisan’da temel atılacak, 2 Nisan’ın mesai saati sonunda inşaat lisansı izni verildi projeye. Bunu şöyle değerlendiriyorum; Rusya inşaat ruhsatı olmadan temel atılmaması gerektiğini söylemiş olabilir. Bir kere Rusya bu projesi kredisiz yapamaz, ekonomisi belli. Kredi bulabilmesi için de bütün hukuksal süreçlerin aşılmış olması gerekir. Her şeyden önce ben bu kadar büyük bir yatırım olan nükleer santralin ekonomik nedenlerle yapılamayacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Projeye verilen ÇED Olumlu kararının iptaliyle ilgili açılan davanın mahkemece reddedilmesiyle ilgili itirazda bulunduklarını ve bu sürecin halen devam ettiğini de dile getiren Uğurhan, nükleer santral için yapılan yer tahsisinin iptali için de Mersin Tabip Odası’nın açmış olduğu davanın da henüz sonuçlanmadığını kaydetti.

‘AZİZ SANCAR NÜKLEER SANTRAL İÇİN KULLANILDI’

Nobel ödüllü Türk asıllı bilim insanı Aziz Sancar’ın oynadığı reklam filmini de değerlendiren Uğurhan, “Reklamı izledim. Aziz Sancar, tıpta kullanılan cihazlar eşliğinde nükleerin topta kullanımıyla ilgili görüşünü anlatmış. Tabii ki biz bilime karşı değiliz. Nükleer tıptan yararlanıyoruz. Bütün bunları bana da sorsanız nükleer tıpla ilgili benzer şeyler söylerim. Ancak burada sanatçıları ve bilim insanlarını kullanıyorlar. Aziz Sancar’ın da burada kullanılmış olduğunu umut ediyorum. Çünkü bir bilim insanının böyle bir konuyu etraflıca değerlendirerek konuşacağına inanıyorum. Bilimsel ahlak bunu gerektiriyor. Nükleer santraller çok fazla elektrik üretebilirler ama şimdiye kadar oluşmuş kazalar, atık sorununun çözümlenmemesi gibi birçok riski de barındırıyor” diye konuştu.

‘NÜKLEERİN ADI DUYULUR DUYULMAZ OLUMSUZ ETKİSİ BAŞLADI’

Nükleer santralle ilgili yer seçiminin açıklandığı andan itibaren bölgenin olumsuz etkilenmeye başladığına işaret eden Uğurhan, şöyle konuştu: “İnsanlar turizme girişemedi, balıkçılığa girişemedi. Daha nükleerin adı duyulur duyulmaz bu bölgede sıkıntılar başladı. İnsanlar da sindirildiler. Santralın yapılacağı bölgede yaşayan insanlara sorsanız buradaki yaşamlarından mutlular. Badem yetiştirip satıyorlar. Meyve sebze yetiştiriyorlar. Ancak radyasyonun olduğu bir bölgeden gelen ürünler artık tercih edilmez olacak. Bölgedeki balıkçılık da olumsuz etkilenecek. Bırakın bunları insanlar psikolojik olarak etkilenecek. İnsanların evlerinden, yurtlarından edilmesi de ayrı bir sorun olacak. Bugün bir açıklama okuduk, İstanbul’un tüketeceği elektriğe yetecek kadar enerji üretilecek diye. İstanbul elektrik tüketecek diye buradaki insanlar evinden yurdundan tahliye edilecek. Hastalanma korkusu bile oldukça önemli.

‘DÜNYANIN BU AKILDAN KURTULMASINI TEMENNİ EDİYORUM’

Nükleer santralle güçlü ülke olmayı bırakın, bilakis ülkeyi tehdit eden bir nükleer bombayı da yerleştirmiş oluyorsunuz. Terör saldırılarında ya da savaş durumunda ilk saldırılacak yerler nükleer santraller oluyor. Bir başka sorun da suyunu kapalı bir havzadan alan tek santral bu olacak Akdeniz’de. Bu aynı zamanda Kıbrıs’ı da ilgilendiriyor. Bu kadar enerji gerekiyorsa savurganlığın önlenmesi ve yenilenebilir enerji ile elde etmek varken geleceğimizi riske atacak yollara başvurulması akıl dışıdır. Bu biraz da ülke liderlerinin kişilikleriyle ilgili bir şey olduğunu da düşünüyorum. Dünyanın bu akıldan kurtulmasını temenni ediyorum.”

TMMOB: İKTİDAR MERSİN HALKININ İRADESİNİ YOK SAYIYOR

TMMOB Başkanı Emin Koramaz ise Akkuyu için verilen ÇED Olumlu kararına karşı açtıkları davanın halen sürdüğünü anımsatarak, “Santralin yaratacağı çevresel riskler, projenin iptalini gerektirecek nitelikte ve ciddiyetteyken hukuki süreç görmezden gelinerek gerçekleştirilmek istenen temel atma töreni AKP iktidarının hukuk tanımazlığını bir kez daha göstermiştir. AKP iktidarı, hukuku tanımadığı gibi, 40 yılı aşkın süredir Akkuyu’da nükleer santrale karşı direnen, mücadele eden Mersin halkının iradesini de yok saymaktadır” açıklamasında bulundu.

‘EN KÜÇÜK KAZALAR BİLE FACİALAR YARATIYOR’

Nükleer santrallerin dünyanın geleceği açısından büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Koramaz, kaza riski, atıkların yayacağı radyasyonun canlı hayatını tehdit ettiğini belirterek, “Dünya tarihi nükleer santrallerde yaşanan en küçük kazaların bile ne denli büyük toplumsal ve çevresel facialar yarattığının örnekleriyle doludur. İşyeri kazalarının çokluğu ve deprem faaliyetlerinin yaygınlığıyla bilinen ülkemiz, nükleer santrallerin bilinen risklerini daha da artırmaktadır” görüşünü dile getirdi.

‘TÜRKİYE’NİN NÜKLEER SANTRALE İHTİYACI YOK’

Açıklamasında, “Türkiye’nin nükleer santrale ihtiyacı yoktur” ifadelerini kullanan Koramaz, TEİAŞ’ın uzun dönemli tahmin raporlarının Türkiye’nin mevcut elektrik üretim tesislerinin, ülkenin ihtiyacı olan elektriği üretmeye yeterli olduğunu gösterdiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasıyla birlikte, nükleer santral tümüyle gereksiz bir yatırım haline dönüşecektir. Buna rağmen AKP iktidarı, mevcut elektrik maliyetinden 3 kat daha pahalı bir satın alma garantisi vererek, ülkemizin geleceğini de ipotek etmektedir.

‘NÜKLEER SANTRAL MACERASI TÜRKİYE’Yİ BAĞIMLILIĞA SÜRÜKLÜYOR’

AKP İktidarının Nükleer Santral konusundaki ısrarı ve acelesinin sebebi ülkemizin nükleer enerjiye olan ihtiyacı değildir. Ülkemiz nükleer santral macerası ile uluslararası bağımlılık ilişkileri içerisine zorla sürüklenmektedir. TMMOB; Mersin’de ve Sinop’ta nükleer santrale karşı direnen halkın yanındadır. TMMOB; doğanın, toplumun ve ülkenin geleceğinden yanındadır. TMMOB geleceğimizi tehdit eden ihanet projelerinin karşısında olmaya devam edecektir. Mersin’de, Sinop’ta ya da başka bir yerde nükleer santral istemiyoruz. Ülkemizin ve coğrafyamızın geleceğini tehlikeye atan nükleer macerasından derhal vazgeçilmelidir!”

NÜKLEER ENERJİ GÜÇLÜ ÜLKE OLMAK İÇİN YETERLİ Mİ?

Rusya’nın nükleer enerji devi Rosatom tarafından inşa edilecek olan Akkuyu NGS, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ‘Nükleer enerji, güçlü Türkiye’ sloganıyla kamuoyuna anlatılıyor. Ancak nükleer santralin güçlü ülke olmaya yetmediğini kanıtlayan onlarca örnek bulunuyor. Bunun en çarpıcı örnekleri, Ermenistan, Bulgaristan, Slovenya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler. Her üç ülke de nükleer santrale sahip. Dünyada en fazla nükleer santrale sahip ülke olan ABD’de 104, bu ülkeyi takip eden Fransa’da ise 58, nükleer kazalarla gündeme gelen Japonya’da ise 50 nükleer reaktör bulunuyor. Ermenistan’ın tek nükleer santrali olan Metzamor, Iğdır’a yalnızca 30 kilometre uzaklıkta. 1977 yılında inşa edilen iki üniteli nükleer santral ömrünü doldurmuş durumda. Çek Cumhuriyetinde 3, Bulgaristan’da 2, Romanya’da 2, Macaristan’da 4, Slovenya’da 1, İran’da 1, Pakistan’da 3, Ukrayna’da 15, Tayvan’da 6, Hindistan’da 20, Arjantin ve Meksika’da ise 2’şer nükleer santral bulunuyor.

www.evrensel.net