'Büyümek için yerli, gelişmek için milli'

'Büyümek için yerli, gelişmek için milli'

'Şimdi gelelim bu yerli milli söyleminin altındaki gerçeklere ...'

Bu slogan “stratejik ortaklığını” İTÜ, İBB, Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi kurumların yaptığı; sponsorluğu da Sabancı’dan Koç Holding’e, Halkbank’tan Zorlu Enerji’ye gerçekleştirildiği “Genç Türkiye Zirvesi”ne ait. Resmi sitesinde “Büyüyen ve gelişen Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu en değerli sermayenin gençlik olduğu bilinci ile hayata geçirilen Genç Türkiye Zirvesi; 81 il 184 üniversiteden her yıl stratejik vizyon sahibi üç bin genci bir araya getiren en kapsamlı gençlik organizasyonudur.”  diye yazıyor. Programı incelediğinizde de karşınıza, “Milli Sanayi Stratejileri ve Yerli Üretim”, “İstiklal ve İstikbalin Yol Haritası: Milli Savunma”, “Güçlü Türkiye için Milli ve Bağımsız Enerji” gibi konu başlıklarını görüyoruz.

TÜRKİYE KAPİTALİZMİNİN ÇIKARLARI VE GENÇLİK

Etkinliğin içeriğine baktığımızda tamamen Türkiye’deki kapitalistlerin çıkarları neyi gerektiriyorsa ona yönelik olduğunu görüyoruz. AKP’nin en çok kullandığı söylemlerden olan “yerli milli” söylemi de ana sloganda yer alıyor. “Zengin sermayemiz” diye ifade edilen gençlik de onlar bu stratejileri ortaya koyarken “üzerine düşeni yapmaya” çağırılıyor. Türkiye’nin işbirlikçi tekelci burjuvazisinin çıkarları “neyi gerektiriyorsa onu yapmak” burada temelde vurgulanan nokta. Afrin’e yönelik operasyon sürecinde de gördük ki bu bahsettiğimiz burjuva kesimi, yayılmacı politikayı da destekleyen bir tutum takınmakta. Yani hem yayılmacı emelleri içinde barındıran, hem tarihi boyunca olduğu gibi bugünde “dibine kadar” emperyalizmle işbirliği içinde olan Türkiye burjuvazisinin bu “yerli-milli” söylemi ancak kendi çıkarları ölçüsünde bir anlam ifade etmektedir. Gençliğe vaad edilenler ya “ÖSO ile omuz omuza çarpışarak şehit olmak” ya da sözde “yerli-milli” özde işbirlikçi tekelci kapitalistlerin çarklarında “doyasıya” sömürülmektir. 

YERLİ BUNUN NERESİNDE, MİLLİ BUNUN NERESİNDE

Şimdi gelelim bu yerli milli söyleminin altındaki gerçeklere. Örneğin Türkiye’nin geleneksel tekellerinden Koç Holding’in bazı ortaklıkları şöyle: Otomotivde Ford Motor Company (ABD) ve Fiat Auto SPA (İtalya), traktörde CNH (İtalya), beyaz eşyada LG Electronic (G. Kore), madeni yağ sanayide FuchPetrolub AG (Almanya), yapı marketçilik pazarlamada B&Q (İngiltere), finansta UniCreditGroup (İtalya). Ciner’den, Çalık Holding’e; Limak’tan Cengiz Holding’e; hepsinin pek çok proje ortağı yabancı emperyalist ülkelerin şirketleri. Birkaç başka örnek vermek gerekirse: Marmaray’ın BC1 Sözleşmesi adı verilen demiryolu boğaz tüp geçiş inşaatı ve istasyonlar Gama, Nurol ve Japon Taisei ortaklığı tarafından yapıldı.Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi’nin Eskişehir İnönü ve Kocaeli Köseköy kesimi Çin Demiryolu İnşaat Şirketi CRCC (ChinaRailway Construction Corporation), Çin Ulusal Makine İthalat ve İhracat Şirketi CMC (ChinaNationalMachinaryImport&Export Corporation, Cengiz İnşaat ve IC İçtaş İnşaat ortaklığıyla yapıldı.İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi (Avrasya Tüneli); Yapı Merkezi, SK Engineering&Construction, Samwhan Corporation, HanshinEngineering&Construction ortaklığıyla yapıldı. Örnekleri çoğaltabiliriz, en güncelleri THY’nin Boeing’le yaptığı anlaşma, Şeker fabrikalarının Amerikan şeker tekellerine satılması gibi gündemler oldu. Şimdi böyle işin derinine inip baktığımızda tekrar gördüğümüz “yerli ve milli” çıkarlar, ancak halkı aldatmak ve gençliği kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek amacından başka bir amaç taşımıyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER rota