‘Müjde’ diye sunulan memura yarı zamanlı çalışma ne getiriyor?

‘Müjde’ diye sunulan memura yarı zamanlı çalışma ne getiriyor?

KESK Hukuk ve TİS Uzmanı Özgür Yılmaz, Çalışma Bakanı Sarıeroğlu'nun 'müjde' diye sunduğu memura yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini değerlendirdi.

Fırat TURGUT
İstanbul

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu memur anne ve babaların yarı zamanlı çalışmasına yönelik yönetmeliğin kısa süre içersinde çıkarılacağını söyledi. Açıklamalar hükümet ve sermaye medyası tarafından müjde olarak sunuldu. Bu haber gerçekten müjde mi, değil mi KESK Hukuk ve TİS Uzmanı Özgür Yılmaz’la konuştuk. Yarı zamanlı çalışmada yansıtıldığı gibi bir ‘müjde’ durumu olmadığını söyleyen Yılmaz, maaştan, sosyal yardımlara, kademe ilerlemeden emekliliğe kadar tüm haklarda kayıp getirdiğini söyledi. En çok kadın emekçileri olumsuz etkileyeceğine dikkat çeken Yılmaz, yarı zamanlı çalışmanın, kamuda yıllardır uygulanmak istenen esnek çalışma modelinin bir parçası haline getirileceği uyarısında bulundu. Yılmaz, yarı zamanlı çalışma yerine doğum öncesi ve sonrası izinlerin artırılması, kamusal kreş-bakımevi açılması, insanca yaşamaya yetecek bir ücret talep edilmesi gerektiğini vurguladı. 

Özgür Yılmaz

Çalışma Bakanı önceki gün özel bir televizyon kanalında yarı zamanlı çalışmanın kısa süre içersinde çıkarılacağını kaydetti. Öncelikle Çalışma Bakanı’nın bahsettiği memurların yarı zamanlı çalışmasına ilişkin yönetmelik nedir? 

Bakanın bahsettiği yönetmelik iki yıl önce çıkarılan bir torba yasa ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na eklenen “Doğum Sonrası Yarım Zamanlı Çalışma” başlıklı (ek 43 üncü madde) düzenlemeye ilişkin bir yönetmelik. Söz konusu madde ile devlet memurlarının çocuğunun mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden aybaşına kadar olan dönemde yarım zamanlı çalışabilmesi düzenleniyor.  Buna göre memur isterse kamu idaresinden çocuğunun mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden aybaşına kadar olan dönemde yarım zamanlı çalışma talebinde bulunacaktır. Anne ve babadan ikisi de memursa bunlardan birisi yarı zamanlı çalışma talebinde bulunabilecek. Öte yandan düzenlemenin hangi memurları kapsayacağı, hangilerini kapsamayacağı başta olmak üzere detaylar Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır. Yasal değişikliğin üzerinden iki yıldan fazla geçmesine rağmen yönetmelik “üzerinde çalışmalar sürüyor” denilerek sürekli ertelenmiştir.

Bakanın açıklamaları özellikle hükümete yakınlığı ile bilinen medyaya “memura müjde” başlıkları ile yansıdı.  Ortada gerçekten bir müjde var mı? 

İşçilerin, memurların mevcut haklarında kayıplar yaşanmasına yol açan düzenlemelerin bile “müjde” olarak sunulduğuna hepimiz defalarca şahit olduk. Yani bu konuda işçiler, memurlar yeterince tecrübeli sayılır. Yarı zamanlı çalışma konusunda da ortada hükümetin ve bir kısım medyanın yansıttığı gibi bir ‘müjde’ durumu yok.  

Neden? 

Öncelikle hem özelde, hem kamuda işçilerin, emekçilerin çalışma koşularını her geçen gün daha da ağırlaştıran, kazanılmış haklara göz diken, esnek, kuralsız, güvencesiz bir çalışma hayatı dayatan bir siyasi iktidarın emekçilere ‘müjde’ vermek gibi bir derdi olduğuna inanmak mümkün değil. 

Bu açıdan bakıldığında ‘Müjde: Memura yarı zamanlı çalışma hakkı geliyor!’ tarzı başlıklar atılan haberlerde bazı önemli noktaların bilinçli olarak görmezden gelindiğini görüyoruz. Sanki yarı zamanlı çalışan memurların mevcut haklarından tam olarak yararlanmaya devam edeceği gibi bir algı yaratılmak isteniyor. Oysa 657 sayılı yasaya eklenen düzenlemeye göre, talebi kabul edilen memura yarım zamanlı çalışmaya başladığı tarihi izleyen aybaşından itibaren, mali haklar ile sosyal yardımlarına ilişkin her bir ödeme unsurunun yarısı esas alınarak ödeme yapılacak. Derece yükselmesi ile kademe ilerlemesi için aranan süreler açısından bu şekilde çalışılan dönemdeki hizmet süreleri de yarım olarak dikkate alınacak. Kısacası yarı zamanlı çalışan memurun mali ve sosyal hakları, emeklilik süresi hesabı da yarıya indirilecek. 

Bundan daha önemlisi kamuda yıllardır esnek çalışma modellerlinin hayata geçirilmek istendiği, hükümetin bu konuda defalarca çalıştaylar düzenlediği biliniyor. Bu açıdan bakıldığında yarı zamanlı çalışmanın esnek çalışma modelinin bir parçası haline getirileceğini görmek için kahin olmaya gerek yok. Yasal düzenlemenin yapılması üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yarı zamanlı çalışmanın hangi hizmet sınıfındaki, unvandaki, kurumdaki memurları kapsayacağının yönetmelikle netleştirilmemiş olmasının sırrını da burada aramak gerekiyor.  

Takip ettiğimiz kadarı ile memurların bir bölümü yarı zamanlı çalışmayı olumlu karşılıyor. Özellikle kadın memurların çocuklarına yeteri kadar vakit ayırabileceği söyleniyor. Bunun için yönetmeliğin bir an önce çıkmasını istiyor. Bu duruma ilişkin olarak ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle yasada yarı zamanlı çalışmadan yararlanma bakımından memurlar arsında bir cinsiyet ayrımı yapılmıyor. Yani düzenleme hem kadın hem erkek memurları kapsıyor. Sadece anne ve babanın ikisinin de memur olması durumunda bunlardan birisinin yararlanacağı düzenleniyor. Buna rağmen mevcut hakim toplumsal yapının etkisi ile sanki sadece kadın memurlar yarı zamanlı çalışacakmış gibi anlaşılıyor ki pratikte de durumun böyle olması kaçınılmaz görünüyor.

Düzenlemeyi olumlayan, yönetmeliğin çıkmasını bekleyenler çalıştıkları için çocuklarına bakamadıklarını, çocuklarını kreşe vermenin ise maddi bir külfete katlanmayı gerektirdiğini söylüyorlar. Ayrıca mevcut kreşlere olan güven de oldukça sarsılmış durumda. Dolayısıyla memurların bir kısmı mali ve sosyal haklarında yarı yarıya düşüş, emeklilik sürelerinin uzaması pahasına yarı zamanlı çalışmayı tercih eder hale getirilmiş durumda.

İZİNLER ARTIRILMALI, KAMUSAL KREŞ VE BAKIMEVLERİ AÇILMALI

“Memurların yarı zamanlı çalışmayı tercih eder hale getirilmesi” meselesini biraz açar mısınız? 

Öncelikle mevcut Anayasanın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. Maddesinde “devletin çocukların korunması için gerekli tedbirleri alacağını” ve “her çocuğun korunma ve bakımdan yararlanma hakkı olduğunu” söyleniyor. Ama ne yazık ki devlete okul öncesi çağdaki çocukların bakımı ve eğitimi ile ilgili olarak açık bir yükümlülük getirmiyor. 

Dolayısıyla kreş, bakım evi gibi temel haklar da görmezden geliniyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda  “Devlet Memurları için lüzum ve ihtiyaç görülen yerlerde çocuk bakımevi ve sosyal tesisler kurulabilir” deniliyor. Buna göre devletin kreş ve bakımevi açmak zorunluluğu bulunmuyor. Üstelik eğer kreş ve bakım evi açılacaksa kendi giderlerini kendilerinin karşılaması bekleniyor. 

Bu tablo kamu kurum ve kuruluşlarında 2008 yılında 497 olan kreş sayısının 2016’da56’ya düşmesi ile sonuçlanmıştır. Bugün kamu kurum ve kuruluşlarındaki kreş sayısının 50’nin altına düştüğü tahmin ediliyor. 

Üstelik hükümet yıllardır memurların doğum izinlerini artırmadığı gibi, doğum sonrası dönüşümlü ücretli ebeveyn izni verilmemesi konusundaki ısrarını sürdürüyor.  Üstelik doğum sonrası işe başlayan kadınlar statü kaybı yaşıyor. Mevcut süt izinlerinin bile keyfi olarak kullandırılmadığı durumlar yaşanıyor. 

Bu durumda aldığı maaş zaten yoksulluk sınırının altında kalan memurlar bunun yarısını özel kreşe vermek yerine yarı zamanlı çalışmayı tercih edecek hale getiriliyor. Bu da kadınların daha çok çalışma hayatından kopmasını, esnek çalışma modellerinin kadınlar üzerinden hayata geçirilmesini beraberinde getiriyor.

Bunun için esnek çalışma modellerinin hayata geçirilmesinin bir parçası olan yarı zamanlı çalışmayı kabullenmek yerine doğum öncesi ve sonrası izinlerin artırılması, kamusal kreş-bakımevi mücadelesinin, insanca yaşamaya yetecek bir ücret mücadelesinin yükseltilmesinden başka çıkar yol gözükmüyor. 

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Mart 2018 04:57
www.evrensel.net
ETİKETLER Özgür Yılmaz