28 Ocak 2018 06:07
Son Düzenlenme Tarihi: 28 Ocak 2018 04:23

Erdoğan’ın övdüğü ÖSO kimdir?

Erdoğan’ın ‘Şahsiyetli ve onurlu bir mücadelenin askeri’ ilan ettiği ÖSO kimdir? Afrin operasyonuna katılan ‘ÖSO’da kimler yer alıyor?

Erdoğan’ın övdüğü ÖSO kimdir?

Paylaş

Mithat Fabian SÖZMEN

“Ey Amerika, Özgür Suriye Ordusu’nu sizinle kurduk.” Recep Tayyip Erdoğan, 5 Aralık 2017.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Ocak 2018’de partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında TSK’yle birlikte operasyona katılan ve “ÖSO” olarak anılan güçleri “Şahsiyetli ve onurlu bir mücadelenin askerleri” olarak niteledi. Erdoğan, “ÖSO'ya terörist diyenler PYD'nin, YPG'nin, DEAŞ'ın, PKK'nın tam benzerleridir, kendileridir” ifadesini kullandı.

Erdoğan’ın bunca hayranlık beslediği ‘ÖSO’nun tam olarak ne olduğuyla birlikte Zeytin Dalı operasyonuna katılan “ÖSO”da kimlerin yer aldığı da kamuoyuna net bir şekilde ilan edilmiyor. Operasyona katılan grupları bulabilmek için epey mesai harcamanız gerekiyor.

Sizi bu zahmetten kurtarmak için ilk sorudan başlayalım...

‘ÖZ-ÖSO’ DÖNEMİ

Erdoğan’ın ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) olarak andığı yapı, Suriye krizinin başladığı tarihten bu yana adı en çok anılan örgütlerden biri. Buna rağmen örgütün sahadaki varlığının bu kadar flu olması bir çelişkiye işaret ediyor.

Dış güçlerle olan ilişkileriyle birlikte isminin çağrıştırdığı hoş sadayla sahada yaptıkları arasındaki fark, örgütün sürekli sorgulanmasını beraberinde getiriyor.

2013’te ÖSO’ya bağlı Faruk Tugayı’nın komutanı Ebu Sakkar’ın öldürülen bir askerin iç organını ısırdığı video “ılımlı”ların ne kadar “ılımlı” olduğu sorusunu yaygınlaştırmıştı. Yine 2016’da Nureddin Zengi Hareketi(bugün geçmişte bu örgütte yer almış bazı militanlar Ceyşül Nükba ile Afrin operasyonuna da katılıyor), bir mensubunun Halep’in kuzeyinde Filistinli mülteci çocuğun kafasını kestiği videoyla gündeme gelmişti.

Bu ve benzeri “vahşi”likler başka bir tartışma konusu olmakla birlikte mesele din ve mezhep temelinde bir savaş yürütmek olduğunda ÖSO gruplarıyla IŞİD, Nusra ve Ahrar Şam’ın benzerlikler taşıdığı birçok örnekle görüldü. ÖSO’nun zayıflamasıyla Suriye içinden ve dışından binlerce militanın, bu gruplara geçmesi söz konusu ideolojik yakınlığın göstergelerinden bir diğeri.

CİHATÇILIĞIN KORUYUCU ŞEMSİYESİ

29 Temmuz 2011’de Suriye ordusundan ayrılan Riyad el Esad’ın komutanlığında kurulan örgüt, hızlı yükselişinin ardından ideolojik zayıflık, disiplinsizlik, dış desteğe muhtaç olması gibi etmenler sebebiyle aynı hızla düşüşe geçti.

2012-2013 itibariyle Nusra Cephesi, IŞİD, Ahrar Şam, Hazım Hareketi, Nureddin Zengi Hareketi, İslam Ordusu, Sukur Şam, Feylak el Şam, Faruk Tugayı, Mücahitler Ordusu, Ceyşül Muhacirin Vel Ensar, Suriye Devrimciler Cephesi, Fatih Sultan Mehmet Tugayı, Liva Tevhid gibi grupların adı Suriye’nin farklı bölgelerinde daha belirleyici hale geldi. Yine de “ÖSO” kalıbı yukarıda adı geçen grupların çoğu ve onların dış destekçileri(aynı zamanda Batı medyası) için kurtarıcı bir şemsiye işlevini korudu. Suriye’de çoğu zaman geçici koalisyonlar halinde hareket eden farklı silahlı gruplar, “Muhalifler”, “İsyancılar”, “Ilımlılar” gibi ifadelerle anılırken bu, en meşhuru el Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi olan oluşumların rahatlıkla “gizlenebilmesini” sağladı. Örneğin İdlib, 2015 Mart ayında ABD’nin desteği ve Türkiye, Katar, Suudi Arabistan’ın organizasyonuyla oluşturulan ‘Fetih Ordusu’ tarafından ele geçirildiğinde kent merkezinde ÖSO, Ahrar Şam ve Nusra bayrakları birlikte dalgalanıyordu. ‘Fetih Ordusu’nun esas gücünü iki Selefi örgüt, el Kaide(Nusra) ve Ahrar Şam oluştursa da ÖSO şemsiyesi altında anılan diğer gruplar yabancı hükümetler ve medyaya İdlib’i ele geçirenleri “terörist” olarak anmamaya gerekçe sağlamıştı.

‘ÖZ HAKİKİ ÖSO’ DÖNEMİ

Bu taktik, ÖSO son yıllarda iyice zayıfladığı ve dış desteğini kaybettiği için artık son kullanma tarihini doldurmak üzereydi. Ancak Türkiye’nin, 2016’da Fırat Kalkanı operasyonlarıyla Suriye’nin kuzeyine direkt askeri müdahalede bulunmaya başlamasıyla yeniden tedavüle girdi. Cerablus’tan el Bab’a kadar olan hat bu operasyonlarla IŞİD’den alındı ve bu bölgeler, Ankara’nın vekaleti altındaki silahlı grupların kontrolüne geçti. Suriye’nin kuzeyine müdahalede kullanılan Fırat Kalkanı grupları “ÖSO” olarak anıldı. Bu grupların varlığı Ankara’ya “Biz Suriye’nin yerel güçleriyle hareket ediyoruz” deme imkanını sağladı.

‘SURİYE MİLLİ ORDUSU’

2017’de İdlib’de çatışmasızlık bölgeleri oluşturmaya dayanan Astana mutabakatına varılmasıyla süreç yeni bir aşamaya evrildi. Türkiye, İdlib’e el Kaide bağlantılı Tahrir Şam Heyeti’nin(Nusra Cephesi) gözetiminde girdi. Kontrol noktalarını Afrin’in batısında oluşturdu ve tüm planlarını Afrin’e yönelik yaptı.

2017’nin son bölümünde ise Türkiye’nin öncülüğünde “Suriye Milli Ordusu” olarak anılan Ceyş el Vatani kuruldu. Resmi kaynakların iddiasına göre bu ordu, 22 bin militandan oluşuyor. “Suriye Geçici Hükümeti” olarak anılan yapının “Başbakanı” ve “Savunma Bakanı” olarak anılan Cevad Ebu Hatab grubun liderliğini yapıyor.

AFRİN OPERASYONUNA KATILAN ‘ÖSO’DA KİMLER VAR?

Operasyonda Erdoğan’ın “ÖSO” olarak andığı gruplara dair en belirsiz şey sahada tam olarak kimlerin olduğu. Tevhid işaretiyle bozkurt işaretinin birbirine karıştığı sahanın en güçlü cihatçı grubu olarak Feylak el Şam (Şam Lejyonu) öne çıkıyor. Ankara’yla yakın ilişkileri olan Ahrar Şam, kendi grup kimliğiyle operasyonda yer almıyor. Ancak İdlib’i kontrol eden Tahrir Şam Heyeti, Afrin operasyonu başladıktan sonra vilayetten 5 bin cihatçının Afrin’e gittiği yönünde bir açıklama yapmıştı. Keza Akit gazetesi, Çeçen cihatçı Müslim Şişani’nin operasyonda yer aldığını iddia etmişti. Bu açıklamaların gerçeği ne kadar yansıttığı şüpheli. Resmi açıklamalara bakarsak operasyona sadece Suriyeliler ve Türkiyeliler katılıyor.

Feylak el Şam ve çok sayıda Türkiyeli ülkücü barındıran Türkmen gruplar*(Sultan Mehmed Fatih, Muntasırbillah, Sultan Murad Tugayı, Semerkand Tugayı gibi) dışında öne çıkan gruplar ise Şam Cephesi(Eski Ahrar Şam militanlarını da içeriyor), Hamza Tugayı, Livai Şimal Azez Cephesi, Ceyşül Nükba, Ahrar Şarkiye.

İşin enteresan tarafı operasyonun hedefindeki Suriye Demokratik Güçleri içerisinde de etkileri sınırlı olsa da kendisini “ÖSO mensubu” olarak adlandıran gruplar var. Ceyşül Suvar’ın (Devrimciler Ordusu) öncülük ettiği bu oluşumlar da elbette “Öz Hakiki Has” ÖSO’nun kendileri olduğunu iddia ediyor.

Kısacası, coğrafyayı altüst eden 7 yıllık Suriye krizinin en kullanışlı sıfatı “ÖSO” bir gerçeklikten çok kamuflaj aracı. Bu kamuflajın gizledikleri arasında emperyalist piyonluğu, cihatçılık ve din temelli mezhepçi vahşet var. Hoş, yazının girişindeki Erdoğan alıntısını hatırlattıktan sonra bunca malumata gerek var mı, onun takdiri de sizin olsun.


* Bunlar, Türkiye’den gelen çok sayıda ülkücüyü de barındıran gruplar. Örneğin 2015’te düşürülen Rus uçağının pilotunu öldüren, İkinci Sahil Tümeni’nin komutanlarından biri olan Alparslan Çelik, MHP’li Keban eski belediye başkanı Ramazan Çelik’in oğlu. İkinci Sahil Tümeni, sosyal medya hesapları aracılığıyla militanlarının Afrin’de savaştığını ilan ediyor.

ÖNCEKİ HABER

Bir siyasal moratoryum olarak savaş

SONRAKİ HABER

Attorney Eyüboğlu: Documents appended to Şebnem Korur Fincancı file not crime evidence

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa