Kocaer'de ölen işçinin ailesini arayan soran yok!

Kocaer'de ölen işçinin ailesini arayan soran yok!

Kocaer Haddecilik’teki iş cinayetinde yaşamını yitiren Serhat Çetin'in ailesi, hala çalışan ve kendilerine yardım edecek bir işçiye ulaşmak istiyor.

Turan KARA
İzmir

İzmir Aliağa’da bulunan Kocaer Haddecilik’te geçen hafta yaşanan iş cinayetinde yaşamını yitiren Serhat Çetin’in ailesi, Çetin’in ölümünden sonra ne iş arkadaşlarının ne de firma yöneticilerinin aradığını söylüyor. Ailenin güçlükle öğrenebildiği bilgiler arasında, üretimin hızını etkilemesin diye acil durdurma sensörünün iptal edildiği ve hastanenin verdiği ölüm raporu yer alıyor. “Kocaer fabrikası nasıl bir ortam ki sanki hiç kimse ölmemiş ya da sıradan bir şeymiş gibi davranıyor” diyen aile Kocaer’de çalışan ve kendilerine yardım edecek bir işçiye ulaşmak istiyor.

Kocaer Haddecilik’te çalışan 31 yaşındaki Serhat Çetin, geçtiğimiz hafta işyerinde meydana gelen iş cinayetinde yaşamını yitirdi. Serhat Çetin’in eşi Asine Çetin kızları 13 aylık Azra ve 6 yaşındaki Alara ile acılı bekleyişlerini sürdürüyor. Hâlâ eşini kaybetmenin etkisinde olan Asine Çetin, ihmalleri öğrenip sorumluların ortaya çıkmasını istiyor. Ancak şimdilik Asine Çetin’in elinde olan, sadece hastaneden verilen ölüm raporu. Ailenin tek destekçileri ise Asine Çetin’in annesi ve kardeşi.

Bir petrokimya fabrikasında çalışan Asine Çetin’in kardeşi Hüseyin Hepkeza, haberi çalışırken aldığını söyleyerek, “Sadece hastanede refakat amaçlı gelen bir işçiyi gördüm. O da kurulmuş saat gibi ‘Serhat orada olmamalıydı, Serhat hatalıydı’ deyip duruyordu. Biraz konuşunca acil stop sensörünün olmadığını öğrendim. Daha hızlı üretim için iptal etmişler” diyor.

İLK ‘MÜDAHALE’ FABRİKADA!

Eniştesinin daha önce de fabrikada bir kaza geçirdiğini ve ilk kazadan sonra tek sayfalık, çalışma kurallarının yazılı olduğu bir kağıt imzalatılarak iş güvenliği eğitimi almış gibi gösterildiğini dile getiren Hepkeza, şöyle devam ediyor: “İlk kazadan sonra tam iyileşmeden işbaşı yaptı. Çünkü rapor parasını alamadı. İşyeri ile tartıştılar rapor parası alamadığına dair. İş kazası bildiriminde sıkıntı vardı sanırım. Sakat haliyle aynı bölümde çalışması da bir ihmal, makinede koruyucu güvenlik önleminin olmaması da. A3 fabrikası doğrultma bölümünde çalışıyordu. Bir buçuk ay raporlu yattıktan sonra kalıcı hasar ile işe tekrar başladı. Bir hafta olmuştu ki bu kaza oldu. Acil stop butonu yokmuş makinede. Parça sıkışmış, almak isterken arkadan gelen 6 metrelik diğer demir çubuk fırlayıp bacağına saplanmış. 6 metrelik profil Kocaer’de kaynak makinesi ile kesilmiş. Sonra Aliağa Devlet Hastanesine sevk edildiğini öğrendik. Aliağa Devlet Hastanesinde yapılan müdahale ile durumunun daha da fenalaşması üzerine Çiğli Bölge Araştırma Hastanesine kaldırılmış ve burada 2 saat ameliyatta kaldıktan sonra can vermiş.”

Kocaer

‘HAVA AMBULANSI İLE GETİRİLMİŞ AMA BİZ GÖRMEDİK’

Olan bitenlerin takip edemeyeceği kadar hızlı geliştiğini ifade eden Hepkeza, Çiğli Devlet Hastanesi raporuna göre, eniştesinin hava ambulansı ile getirildiği ifadesini hayretle karşılıyor. “Biz öyle bir şey görmedik, üstelik kan kaybı olan eniştem taşınırken yedek ünite kandan da mahrumdu. Aliağa Devlet Hastanesinde bacağındaki profil parçası çıkartılırken daha da büyüdüğünü düşünüyoruz, Çiğli’de hiç müdahale edilmeden getirilseydi daha iyi olacaktı dediler” diyor. Yaşanan kaza, olay yeri raporunun savcılık incelemesinde olduğunu ve henüz görmediklerini belirtiyor.

HERKES NİYE SESSİZ?

Yaşanlardan sonra ne firma yetkililerinin ne de fabrikada çalışan işçilerin kendileriyle konuştuğun dile getiren Hepkeza şu ifadeleri kullandı: “Eniştemin işyerinden de kimse arayıp sormadı, cenazeye ve mevlide de gelen olmadı. Bir insan çalışırken öldü ve arayan, soran, işyerinden yardım eden, iş arkadaşlarından bir bilgi veren yok. Elimizde hastane raporları var, bir de Serhat’ın babasına ‘Size cenaze masrafları için 13 bin lira ayırdık’ demişler. İşyerinden arkadaşlarına ulaşamıyoruz. Ulaşmak için çok çabaladım ama kimse konuşmuyor, anlaşılır bir korku değil. Orada nasıl bir çalışma ortamı var ki bütün işçiler sessiz? Sendika bile yokmuş koca fabrikada. Yüzlerce işçi var ama sendika getirememişler” derken sendikalı bir işyerinde çalışan bir işçinin güvenini gösteriyor. Hepkeza, “Bizim işyerinde olsa herkes bu kazanın bir daha yaşanmaması için neler yapılması gerektiğini araştırır, sorumluların ceza alması için işçiler ve sendika seferber olurdu. Ama burada müdür rahat, patron rahat, herkes rahat, genç yaşında bir işçi ölmüş oysa” diyor. Hüseyin Hepkeza kendi sendikası olan Petrol-İş İzmir Şubeden başkan ve temsilcilerin sürekli arayıp sorarak yardım ettiklerini, iş arkadaşlarının kendisini yalnız bırakmadığını ifade ediyor.

Kocaer Haddecilik fabrikasında yaşanan bu tür ölüm ve yaralanmaların tesadüf veya kazayla geçiştirilemeyeceğini belirten Hepkeza, “Araştırıyoruz şimdilik, bir duyan gören, bize yardımcı olabilecek bir arkadaş bulabilirsek Kocaer fabrikasında yalnız eniştem için değil Kocaer işçileri içinde haksızlıkları önlemiş olacağız. Savcılık incelemesinden sonra kesinlikle dava açarak hakkımızı arayacağız” diyor.

‘İŞYERİ Mİ DAHA KUSURLU HASTANE Mİ?’

Olayı öğrenir öğrenmez hastaneye gittiğini anlatan Asine Çetin de şunları söyledi: “Gittiğimde Serhat’ı ameliyata almışlardı. Çiğli’deki hastanede hayatını kaybetti. İki çocuğumuz var, yedi yıldır evliyiz. Aynı makinede kaza geçirmişti. Tekrar işe başladı, bölüm değiştirmesini talep etmişti ama üretim yoğunluğu nedeniyle çalışmaya devam etmesi söylenmiş. Eşim iki saatlik bir iş güvenliği eğitiminden sonra çalışmaya başladı ve bir hafta sonra da hayatını kaybetti. Çok üzgün ve şaşkınım. Büyük kızım Alara 6 yaşında. Ona cenazeden sonra söyledik. Babasını özlediğini ve ne zaman geleceğini soruyordu, ben de babasını kaybettiğimizi söyledim.”

PATRON AMERİKA’DA İDARECİLER MAKBUZ DERDİNDE

Kocaer patronunun Amerika’da olduğunu öğrendiklerini, fabrika idarecilerinin, Serhat Çetin’in eşi ve çocuklarıyla değil, sadece bir kez babası ile iletişim kurduğunu söyleyen Hüseyin Hepkeza, “İşyerinden bir müdür gelmiş, bu tür işler dediği işler için 12-13 bin TL ayırdıklarını söylemiş. Masraflar makbuz karşılığında beyan edilirse ödeme yapabileceklerini söylemişler. Bu fabrikada benzer kazaların yaşandığını söylüyorlar, bütçe ayırmışlar işte 12-13 bin TL. Biz bu ölümün bir kaza değil cinayet olduğunu düşünüyoruz. Üstelik Çiğli’de bize ilk müdahalede doktorun demir çubuğu çekmemesi gerektiği söylendi. Eniştemin aynı makinede kaza geçirmesi, makinede acil stop butonunun olmaması ve Aliağa Devlet Hastanesinin yetersizliği nedeniyle öldüğünü düşünüyoruz. Ben de işçiyim. İş cinayetlerinin son bulmasını istiyoruz. Benim yeğenlerim babasız kaldı, başka çocuklar babasız kalmasın” diyor.

www.evrensel.net