'Sanığın hakları, savunmanın özgürlüğü ayaklar altında'

'Sanığın hakları, savunmanın özgürlüğü ayaklar altında'

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, Yargının 2017 yılını Evrensel'e değerlendirdi: Son yayımlanan KHK'ler tabuta çakılan son 2 çivi oldu…

Derya KAYA
Ankara

2017 yılında yargı alanında yaşanan gelişmeleri Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran ile konuştuk. Canduran, OHAL sürecinde en büyük zararı gören kurumun avukatlık olduğunu söyleyerek, yargının bağımsızlığından, savunmanın da özgürlüğünden bahsetmenin artık mümkün olmadığını da ekledi.

2017 yılı yargı alanında yaşanan ihlallerin ciddi boyutlara ulaştığı bir yıl oldu. Savunma hakkının ihlalinden avukatlara yönelik gözaltı ve tutuklamalara varan gelişmeler ciddi endişeleri de beraberinde getirdi. Özellikle yıl içinde yayımlanan KHK’lerle getirilen düzenlemeler de savunma hakkına yönelik ciddi kısıtlamalar getirdi. Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran yargı alanının 2017 tablosunu konuştuk.  

OHAL DÖNEMİNDE EN BÜYÜK ZARARI AVUKATLIK GÖRDÜ

OHAL sürecinde yargı ve savunma hakkı boyutunu değerlendiren Canduran, 17 aydır devam eden bu süreçte en büyük zararı gören kurumun avukatlık kurumu olduğunu belirtti. Savunma hakkının inanılmaz şekilde kısıtlandığını belirten Canduran, “Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında avukatların müvekkilleriyle görüşmeleri kameralarla kayıt altına alındı ve bu görüşmeler infaz görevlileri gözetiminde yapıldı. Diğer yandan bu süreçte avukatların sanıklarla gözaltında görüşmelerine odalar yetmedi, oda sayıları artırılmadı. Avukatlar müvekkilleriyle görüşebilmek için 10 saate yakın beklemek zorunda kaldılar” dedi.

‘AVUKAT MÜVEKKİLİNE İDDİANAMEYİ VEREMEDİ’

Canduran bu süreçte özellikle cezaevi mahkemelerine taşınan yargılamalarda kanunda olmamasına rağmen avukatların üstlerinin arandığını söyledi. Canduran avukatların karşılaştığı engelleri “Avukat ve müvekkili arasında belge alışverişi yasaklandı. Avukat müvekkiline iddianameyi veremeyecek hale geldi. Ne kağıt ne kalem verildi, müvekkiller avukatlarına not dahi veremedi. Davalara girecek avukat sayısına sınırlama getirildi” şeklinde anlattı. 

‘MÜDAHALENİN SON ÖRNEĞİ CUMHURİYET DAVASI’

Son yayımlanan KHK’ler ile avukatların mazeretli olsalar dahi yargılamanın devam edebileceğine karar verildiğini belirten Canduran, sanıklara dosyadaki bilgi, bilirkişi raporları, iddianame gibi her türlü belgenin artık okunmayarak anlatılacağının benimsendiğini ifade etti. Savunma hakkına yönelik en son müdahalenin geçtiğimiz gün Cumhuriyet gazetesi duruşmasında yaşandığını kaydeden Canduran, Gazeteci Ahmet Şık’a savunma yaptırılmadığını, sözlerinin CMK’nin 204. maddesi dayanak gösterilerek kesildiğini ve dışarı çıkarıldığını hatırlattı. Canduran, “CMK’nin 204. maddesi ‘Sanık düzeni bozarsa dışarı çıkarılır’ der. Şık sadece savunmasını yapıyordu. Dava zaten siyasi bir dava. Tabii ki savunması da siyasi olacak. Avukatların talepleri de ciddiye alınmadı” dedi. OHAL döneminde yaşanan bütün gelişmelerin bir araya geldiğinde savunma hakkının ciddi bir şekilde kısıtlanmasının gözler önüne serildiğini belirten Canduran, sanık olarak yargılananların haklarının kısıtlandığını, yargı ve savunma bağımsızlığından bahsetmenin mümkün olmayacak hale geldiğini kaydetti.

SON KHK’LER TABUTA ÇAKILAN SON 2 ÇİVİ 

Son yayımlanan iki KHK’nin hukuk devletinin sonu anlamına geldiğini belirten Canduran, “Tabuta çakılan son iki çividir” dedi. KHK ile sivillere yargı muafiyetini değerlendiren Canduran, “Dünyada, evrensel hukuk kurallarında sonradan meydana gelmiş olacak olaya af kanunu çıkarabilir misiniz? Ayrıca terör eylemi denilen olay nedir, kim karar verecek? Yarı asker paralimiter güç yaratıyorsunuz” dedi. Canduran düzenlemeyi verdiği şu örnekle açıkladı: “50 kişi Kızılay Meydanı’nda toplanıp ‘İşime iade edilmek istiyorum’ dese 100 kişi de bıçakla satırla saldırsa, ‘KHK var, bu insanlar terörist eylem yapıyordu, ben de bunu yaptım’ dese kim, neye göre karar verecek? Bu ülke iç savaşın eşiğine gelmez mi? Halkın halka kırdırılması doğru değil” 

Canduran, KHK’ler ile getirilen düzenlemelerin tümünün TBMM’de görüşülüp muhalefetin de görüşleri alınarak kanunlaştırılması gerektiğini belirterek düzenlemelerin hiçbirinin OHAL ile ilgisinin olmadığını söyledi. Görevini yapması gereken Anayasa Mahkemesinin de 148. maddeyi farklı yorumlayarak KHK’lerin OHAL dışı düzenlemelerini görmezden geldiğini belirten Canduran, “Anayasa Mahkemesi, hukuk devletinin sona ermesine sessiz kalmaktadır. Yapılması gereken tek bir şey vardır. KHK’lerin iptal edilerek, OHAL’in sona erdirilmesidir” dedi. 

www.evrensel.net
ETİKETLER Ankara Barosu