Yolsuzluk nedir? Nasıl yapılır?

Yolsuzluk nedir? Nasıl yapılır?

Nedir bu son günlerde hep tartışılan "yolsuzluk" kavramı; bir örnek üzerinden inceledik.

Yolsuzluk kavramı, son dönemde gündemi en çok meşgul eden kavramlardan birisi. TDK’ye göre tanımı “bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapma.” Yani usulsüzlük. Biz de yolsuzluğu, yaşanmış bir altın kaçakçılığı olayını ele alarak, nasıl yolsuzluk yapıldığını gerçek örnekler üzerinden anlatacağız. 
Hikayemiz, önce bir adet ambargo altında ülke, bir adet de bu ülkeye komşu ikinci bir ülke bulunmasıyla başlıyor…

AMBARGONUN İÇERİĞİ

ABD ile BM Güvenlik Konseyinin, İran’a uyguladığı ambargonun içeriği nedir de bu kadar olay oluyor? Ambargoya göre İran ile ticaret yapılabilir, örneğin Türkiye’nin yaptığı gibi doğalgaz alınabilir. Karşılığında ödenen para ise İran’a gönderilemez, yine örnek olarak Türkiye içindeki bir bankaya yatırılır. Daha sonra Türkiye İran’a ihracat yaptığında, yani bir şey sattığında, parayı yine bu bankadan geri alabilir. ABD bunu yaparken, nükleer silah üretimini engelleme sebebini öne sürerek, İran’ın para kullanımını denetim altında tutmayı amaçladığını söylüyor.

AMBARGONUN DELİNMESİ, KARA PARANIN AKLANMASI

Hikayemizde şu ana kadar geldiğimiz noktada İran’ın sattığı petrol karşılığında Türkiye’deki bankalarda kalan, İran’a ihracat yapılıp geri Türkiye’ye dönmesi beklenen bir para var. Bu paranın yasal yollarla İran’a girmesi mümkün değil. Yani koca koca devletler arasındaki ticaretten ancak kara para çıkıyor. Çeşitli dizilerde (mesela Breaking Bad), filmlerde (mesela Para Tuzağı, Para Avcısı) izlediğimiz kara para aklama işleminin biraz daha büyük ölçeklisi uygulanıyor bu aşamada.
Son günlerin en meşhur ismi Reza Zarrab da bu aşamada katılıyor hikayeye. Zarrab ile adamlarının paravan şirketleri, İran ile hayali ihracat yapıyor. Yani kâğıt üzerinde bir ihracat görünüyor, fakat ortada mal yok. Bunun karşılığında bankalardan parayı valizlere doldurarak alıyorlar. Çektikleri parayla aldıkları altınları da yine valizlerle İran’a sokuyorlar. Yılda 200 ton altın çıkarıldığına yönelik haberler medyada yer aldı. Altının gram fiyatı, bu yazı yazılırken 153,5 liraydı. Bu sırada 1 ton, 1.000.000 gram eder. 

YOLSUZLUK BUNUN NERESİNDE?

Şimdiye kadar anlattığımız kısım, en fazla ikinci sınıf bir aksiyon filmine konu olabilir cinsten bir hikaye ortaya koyuyor. Fakat anlattığımız altın kaçakçılığı işi, adeta memleket meselesi haline gelmiş durumda. 
İşin bu noktaya gelmesi, çeşitli üst düzey kişilerin, organize şekilde bu işe dahil olmasıyla başladı aslında. Bazı iddialara göre, bakanlar bile işin içindeydi. 
2005 yılına kadar, anlattığımız şekilde ilerleyen kaçakçılık, o yıl Zarrab’ın üst düzey kişilerle tanışması sonucunda boyut değiştiriyor deniyor. 
ABD’de görülen davaya, Türkiye’de ortaya çıkan çeşitli delillere göre çeşitli bankaların kapısı sonuna kadar açılıyor. 
Paravan şirketler denetim dışı bırakılıyor. 
Hayali ihracatlara göz yumuyor çeşitli bankalar.
Gümrüklerden para ile altın geçişi çeşitli genelgelerle kolaylaştırılıyor.
Üst düzey kişiler de, bu yolla elde edilen paradan komisyon alarak, ayakkabı kutularına dolduruyor. 

ARDINDAN...

Olaylar, yıllardır teyip diye okunan kelimenin 2013 senesinde okunuşunu değiştirecek kadar gündem yaratan tapeler mevzusu üzerine duyuldu.
Sonrasında Zarrab, çeşitli merciler tarafından ülkeye katkısı olan hayırsever biri diye ilan edildi.
Çeşitli patron ödülleri aldı. 

DAHA DA ARDINDAN...

Zarrab’ın ABD’de görülen davada tanık olmasından sonra ise, çeşitli mercilerin gözünden düşerek, iftiracı, hain, ajan, İran projesi ilan edildi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Aralık 2017 02:08
www.evrensel.net