Türkiye işçi sınıfı tarihinden portreler: 1960’lı yıllar

Türkiye işçi sınıfı tarihinden portreler: 1960’lı yıllar

Türkiye’de 1960 sonrası yaşanan gelişmeler, büyük ölçüde sanayileşmenin ve onun ekonomik-sosyal etkilerinin bir sonucu olarak gelişmiştir.

Türkiye tarihinde 1960 sonrası dönem gerek siyasal tarih ve gerekse sendikal-siyasal mücadeleler açısından önemli deneyimlerin, başarı ve başarısızlıkların yaşandığı yıllar olarak bilinir. Türkiye işçi sınıfı, 1960’lı yıllara kadar, gerek işçi hakları ve sınıf çıkarlarını savunmak açısından, gerekse demokratikleşme açısından önemli bir varlık gösterememiş, sürekli baskı ve şiddete maruz kalmıştır. Yaklaşık kırk yıl, baskı altında tutulan, en önemli işlevlerini yerine getiremeyen, birer dernek haline getirilen sendikalar ve sosyalist hareketler için bu dönem “altın yıllar” olarak nitelendirilir. Bu yıllar, sadece işçi hareketinin ve onların sendikalarının gelişmesini sağlamamış; öğretmenlerin, köylülerin ve geniş gençlik kesimlerinin örgütlenmesinde büyük bir sıçramanın yaşanmasını sağlamıştır.

1960’tan sonra Türkiye kapitalizmi yeni bir gelişme dönemine girmiştir. Aynı yıllar dünya çapında işçi hareketlerinin ve sınıf mücadelesinin sürekli olarak yükseldiği, demokratik ülkelerde işçi sınıfının demokratik örgütlenme gücünün arttığı, dünya çağında ulusal kurtuluş hareketlerinin büyük başarı kazandığı yıllardır. Türkiye’de 1960 sonrası yaşanan gelişmeler, büyük ölçüde sanayileşmenin ve onun ekonomik-sosyal etkilerinin bir sonucu olarak gelişmiştir. Büyük kentlere doğru başlayan göç, insanların yaşam düzeylerinde meydana gelen değişiklikler, siyasal alanda yaşanan değişimleri artık kapitalizmin gerek ekonomik gerekse toplumsal anlamda Türkiye topraklarında kök salmaya başladığının birer işaretidir.

AÇLAR YÜRÜYÜŞÜ

Bu dönemde çalışma koşullarının ağırlaşmasına ve işçi haklarının geriletilmese karşı öfke artmış, işçiler bu saldırılara karşı mücadele yöntemleri geliştirmeye başlamıştı. Sınıf bilincinin gelişmesiyle birlikte birbirini izleyen grevler, direnişler yaşanıyor ve sendikalaşma oranı giderek artıyordu. ’60’larda önemli direnişler den biri 1962 yılında yaşanan “açlar yürüyüşü” diye bilinen 5 bin inşaat işçisinin Meclise yürüyüşü olmuştur.

1960’lı yıllar inşaat işçilerinin de sendikaların da örgütlü olduğu yıllardı. O yıllarda inşaat işçilerinin sendikal hakları birçok sinema filmine de konu olmuştur. Bu filmlerden Kemal Sunal’ın hepimizin hafızasında kazılmış ‘Harranlı’ sahnesi de inşaatlardaki sendikal mücadeleyi ifade etmektedir. Yapı-İş Federasyonu 1962’de işsizliği protesto etmek amacıyla bir yürüyüş organize etmeye karar verir. Talepler 12 saat olan çalışma sürelerinin kısaltılması ve 8 saat çalışmanın uygulanması ve işsizlere iş bulunmasını istiyordu. Bu taleplerle düzenlemek istedikleri miting defalarca engellenmesine rağmen gerçekleştirilmişti. Yine de işçilerin miting alanına girişi ve orada ifade ettikleri pankartlar engellenmek isteniyordu. Valilik ve polis müdahalesi ile öfkeleri daha da artan 5 bin işçi yüzünü Meclise dönmüş ve barikatları aşarak Meclis önüne yürümüşlerdi. Bu yürüyüş sonrası Meclis başkanı işçilerden bir heyetle görüşmek ve taleplerini dinlemek durumunda kalmıştır.

1961 ANAYASASI, TİP VE KAVEL DİRENİŞİ

13 Şubat 1961’de 12 sendikacı tarafından Türkiye İşçi Partisi (TİP) kurulur. TİP’in sendikacılar tarafından kurulmasında, Türkiye’de 1946’dan itibaren benimsenen ve ABD etkisinde oluşan “siyaset dışı”, “partilerüstü” sendikacılığa duyulan tepki yatmaktadır.

1961-1963 yılları arasında Türkiye sınıf hareketi, hiç yaşamadığı kadar büyük bir canlılık yaşamıştır. Bu canlılığın temelinde ise 1961 Anayasası ile tanınan işçilerin grevli-toplu sözleşmeli sendikal hakkına ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin henüz yapılmamış olması bulunmaktadır. Hazırlanan Anayasa’da toplu sözleşme ve grev hakkı da tanınmış, ancak bu hakların bir yasayla düzenleneceği belirtilmiştir. Yasal düzenlemenin zamanında yapılmaması işçiler arasında huzursuzluk yaratmış ve işçi hareketi kıpırdanmaya başlamıştır. 1961’de kamuoyu dikkatinin işçi sorunlarına, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılmasına çekilmesi için 200 bin işçinin katıldığı Saraçhane mitingi yapılır. 1963 yılında grev ve toplu sözleşmenin yasal olarak düzenlenmediği bir dönemde, Maden-İş üyesi işçiler Kavel Kablo Fabrikası’nda greve gitmiştir. Bu grevin nedeni sadece işyerindeki çalışma koşullarının düzeltilmei değil, toplu sözleşme ve grev kanunun çıkması için kamuoyunda ses yaratmaktır. Sonuçta kanun henüz çıkmamış olmasına rağmen işveren toplu sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmıştır. Kavel direnişinin, kamuoyunda geniş yankılara yol açmış olması sonucu TBMM ilgili kanunu çıkarmak zorunda kalmış, 274 sayılı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, 24 Temmuz 1963 günü çıkartılarak yürürlüğe girmiştir.

www.evrensel.net