Sovyetler Birliği ve Futbol

Sovyetler Birliği ve Futbol

Toplumsal bir olgu olarak ele alınan spor, soyalist toplum inşa etme çabasının önemli eğitim basamaklarından biri olarak görülüyordu. 

Şiar ARGIN
Yıldız Teknik Üniversitesi

İnsanın insanca yaşayabilmesi adına işçi ve emekçilerin mücadelelerinden en büyüğü olan Ekim Devrimi ve Sovyetler Birliği 100 yıl önce başladığı sosyalizm deneyiminde bilimden sanata, tarihten spora, eğitim ve gelişim alanında bizlere çok önemli dersler bıraktı.
Marx, Uluslararası İşçi Derneği’nde 1860’ların ortasında yaptığı bir konuşma için hazırladığı notlarda eğitim denilince üç önemli noktaya dikkat çekmiş: “Bir, aklın eğitimi; iki, bedenin eğitimi; üç, teknik eğitim”* Marx’ın işçi sınıfı, iktidar mücadelesi ve sosyalist topluma dair söylediklerinin somutlaştığı ve gerçekleşmiş deneyimler haline geldiği Ekim Devrimi ve sosyalist toplum inşa etme çabasının ışığında bedensel eğitime dair yukarıda söylediği sözlerin de Sovyetler Birliği’nde spora bakış açısından somutlaştığını söylesek yanılmış olmayız. Genel anlamda Sovyetler Birliği’nde spor ve spor anlayışı adına söz söylemek için yeterli yerimiz olmadığı gibi merak edenlere de Evrensel Gazetesi yazarı M. Fabian Sönmez’in 3 bölümden oluşan “SSCB’de spor anlayışı ve temelleri” yazı serisini önererek SSCB’nin bıraktığı futbol mirası üzerine birkaç cümle edebiliriz.
TOPLUMSAL BİR OLGU OLARAK SPOR
Bireysel bir fenomen olarak değerlendirilmesinden ziyade, toplumsal bir olgu olarak ele alınan spor, SSCB’de sosyo-kültürel yapının şekillenmesi ve soyalist toplum inşa etme çabasının önemli eğitim basamaklarından biri olarak görülüyordu. 
Sporda olduğu gibi Sovyetler’de futbol anlayışı da günümüz normlarından oldukça başkaydı. Günümüz endüstrisinin para ve başarı odaklı planlarının en büyük parçalarından olan futbol, işçi sınıfının iktidarında her yurttaşın ulaşabileceği bir anlayışla ele alınıyor, hiç olmadığı kadar toplumsal ve özgür kılınıyordu. Ekim Devrimi ve sonrasını ele aldığımızda futbolun Avrupada yeni yeni popürlerleşmeye başlamasını da hesaba katarsak şunu söyleyebiliriz: Futbolun ilk ortaya çıktığı İngiltere ve çoğu Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Sovyetler’de de futbolun yaratıcısı olan sınıf, diğer ülkelerden farklı olarak bu sporu yeniden üretiyordu. Yalnızca boş vakit geçirilen bir aktivite alanı olarak değil, bedensel ve kişisel gelişim açısından da değerlendirilen futbol sahaları İngiltere’de ve diğer ülkelerde olduğu gibi yavaş yavaş emekçilerin ellerinden alınmıyor, tüm toplumun yararlanabileceği şeklilde geliştiriliyordu. 
SOVYETLER BİRLİĞİ FUTBOL LİGİ
Sovyetler’deki futbol tarihine baktığımızda “Çempionat SSSR Po Futbolu” isimli Sovyetler Birliği’nin en üst düzeydeki futbol liginin 1936 senesinde başlaması ve Sovyet ülkelerinde bulunan tüm takımların katılımına açık hale gelmesi oldukça önemli. Görülmemiş bir dayanışmaya tanıklık eden lige katılımın örgütlenmesi ise başka bir açıdan öne çıkıyordu. 1930 ile 1936 arasında birçok iş kolundan yerel takımlar kuruluyor ve halkın spora katılımını sağlamak için önemli bir çaba harcanıyordu. Öyle ki Moskova, Leningrad, Harkov, Kiev, Bakü ve Tiflis gibi yerleşim yerlerinde birçok futbol kulübü kuruluyordu. Sovyetler Birliği’nde bulunan tüm kulüpler farklı bir örgütlenme ile bir araya gelmekteydiler. Bunlar hem gönüllü oluşumlardı hem de aynı iş kolunda çalışan işçilerin örgütlenmesi ile oluşan takımlardı. Örneğin, Lokomotiv ön adını alan takımlar demiryolu işçilerinin, Vodnik adını alan takımlar liman işçilerinin, Dinamo adını alan takımlar ise KGB işçilerinin kurduğu takımlardı. Günümüzde en fazla adını duyduğumuz Rus kulübü Zenit St. Petersburg ise 1925 yılında Zenit Leningrad ismiyle kurulan ve birçok oyuncusunu 1941’de başlayan Nazi kuşatmasında kaybetmiş tarihi bir geleneğe sahip. 
Sovyetler Birliği çeşitli engellemelere ragmen çok önemli fubolcuları ve kulüpleri dünya futboluna kazandırdı. Aslında sosyalizmi hedeflediği yıllarda amacı bu değildi. Sosyalist toplumun inşası gereği ülkeler arası ya da kulüpler arası rekabetçi anlayışı ortadan kaldırmak gerekiyordu. Ancak bu o kadar kolay değildi. Sovyetler’de atılan tüm önemli adımlara rağmen rekabet ve hırsın olmadığı, kimsenin “taraf” olmadığı bir futbol anlayışından söz etmek tam anlamıyla mümkün değil. Ancak futbol tarihi açısından Sovyetler Birliği’nin oluşturmaya çalıştığı futbol anlayışının önemi, futbolun “oyun” olduğu zamanları özleyenler için modern futbol koşullarında daha fazla hissediliyor. İşçi ve emekçi yığınların sömürü ilişkilerine ve sınıfsal eşitsizliklere son vermek üzere 100 yıl önce çıktığı yolun ışığı da günümüz kapitalizminin “sonu görünen” karanlığında bizlerin yolunu aydınlatıyor. Ekim Devrimi’yle gelen sosyalizm deneyimi de futbol anlayışı da gelecek günlere umut oluyor ve daha iyisini gerçekleştirmek üzere yararlanılması gereken deneyimler içeriyor.  


Eğitim denilince üç şey anlaşılmalı:
Birincisi, akli eğitim.
İkincisi jimnastik okullarında, askeri eğitimlerde verildiği türden beden eğitimi.
Üçüncüsü bütün üretim süreçlerinin genel prensibini açığa kavuşturan, eş zamanlı olarak çocuğu ya da genç bireyi her türden mesleğin temel aletlerini kullanmaya, işlemeye hazırlayan teknik eğitim.
” 
(K. Marx, F. Engels, Collected Works Cilt 21, s. 340, “The International Working Men’s Association”, Raporlaştıran: Wilhelm Eichoff)

www.evrensel.net