‘Asgari ücretle geçinebilecek milletvekili varsa gelsin'

‘Asgari ücretle geçinebilecek milletvekili varsa gelsin'

Çağdaş Çavuşoğlu nakış işçileriyle asgari ücreti konuştu. Fedakarlık istenen işçiler 'milyonlar havada uçuşurken neyin fedakarlığı' diye soruyor.

Çağdaş ÇAVUŞOĞLU
İstanbul

“1404 liraya geçinebileceğini söyleyen bir milletvekili varsa, bir yıl boyunca onun bütün işlerini ücret almadan yaparım.”

Bu sözlerin sahibi 20 senelik nakış işçisi Zahir Güler. Güler, Yenibosna Zafer Mahallesi’nde bir nakış fabrikasında çalışıyor. 2 bin lira civarında ücret aldığını belirten Güler, ancak bunun yetmediğini anlatıyor: “Bugün en düşük ev kirası 1000 lira. Önceden 200 lira olan mutfak masrafı da şimdi bir kira kadar. Ben 5 çocuk babasıyım. Aylık 1075 lira ev kredisi ödüyorum. Üç çocuğum okula gidiyor. Okul masrafları dünya kadar. Eğitimin bedava olduğunu söylüyorlar ama yalan. Okuldan kitap veriyorlar ama o kitaplardan ders işlenmiyor, sürekli yanına kaynak kitap istiyorlar. Geçen çocuğum geldi öğretmen şu kitabı istiyor. Fiyatını sordum, 50 lira. Nasıl alacağız?”

Geçinebilmek için pazar günleri 16 saat çalıştığını anlatan Güler, “Bir insan 16 saat çalışır mı? Ben 2 bin 700 lira maaş alıyor olsam 8 saatten fazla çalışmam. Çocuklarıma daha çok zaman ayırırım. En azından kenara biraz para atarım, yazın çocuklarımı tatile götürürüm. Çocuklarım tatil için köye gidiyor. Sadece yol masrafları iki bin lirayı geçiyor” diyor.

Kendisi bu şekilde sıkıntı çekerken, asgari ücretli bir işçinin yaşamının daha da zor olduğunu ifade ediyor: “Bugün asgari ücretli 1404 lira alıyor. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1500 lira, yoksulluk sınırı 5 bin lira. Bakan bizden fedakarlık istiyor ama biz zaten uzun zamandır 1404 liraya çalışarak fedakarlık yapıyoruz. Asgari ücretle çocuklarımızı nasıl okutalım? Cumhurbaşkanına sormak istiyorum nasıl geçineceğiz?”

‘İŞÇİ BİRLİK OLMADAN BU SORUNLAR ÇÖZÜLMEYECEK’

Asgari ücrette iyi bir zammın ve kendilerinin zam taleplerinin hayata geçmesinin tek yolunun birlik olduğunu aktaran Gürel şunları söyledi: “Asgari ücretin 2 bin 300, 2 bin 400 lira olması gerek. İşçinin başka türlü yaşama şansı yok. Biz de nakışçı arkadaşlarla asgari ücret ve zam talebimiz için toplantı yaptık. Zammı belirlemek için asgari ücretin açıklanmasını bekliyoruz. Patron da şimdiden benden zam istemeyin diyor. Biz nakış işçileri 2013’te haklarımız için grev yaptık. Bütün atölyelerden işçi arkadaşlar bir araya geldik. Birliğimiz güçlüydü. Bunda o zaman Emek Partisi ile tanışmamın da etkisi büyük oldu. Birliğimizi sağlayıp hakkımızı aradık. Şimdi 2 bin 300 lira alıyorum. Eğer biz haklarımızı kazanmak istiyorsak, bir araya gelmemiz, sesimizi duyuracak eylemler yapmamız gerekir.” 

‘100 BİN İŞÇİ BİR AYDA O PARAYI TOPLAYAMAZ’

Bir tarafta asgari ücretliden fedakarlık beklenirken, diğer taraftan milyonlar havada uçuşuyor. Reza Zarrab’ın ifadelerini hatırlatan Zahir Güler, “45-50 milyon avro rüşvet vermiş. 100 bin işçi bir ayda o parayı toplayamaz. Benim vergilerimden çalıyor. Ben rahmetli Turgut Özal’ı da gördüm, Ecevit’i de gördüm ama Erdoğan gibisini görmedim. Geldiğinde sadece bir yüzüğü vardı. Şimdi çocuklarının gemisi, şirketleri var. Vergi vermemek için yurt dışında şirketler kuruluyor. Man Adası belgeleriyle ilgili işçi arkadaşlarla konuşuyoruz, bize karşı çıkıyorlar. Söylüyorum adam belge koyuyor ortaya, diyorlar ki sahtedir. Banka dekontu gösteriyor diyorum, nerden biliyorsun gerçek olduğunu diye soruyorlar. Bize de bu hayatı uygun görüyorlar” diyor. 

‘EKONOMİK BÜYÜME BİR TEK BİZE YOK’

Nakış işçiler asgari ücreti tartışırken, elbette enflasyonu da hesaba katıyor. Baba mesleğine devam eden 23 yaşındaki Fırat Yeşilyol, “Her şeyimiz dışarıdan ithal geliyor. Enflasyon yükseldikçe yükseliyor. Asgari ücret artsa bile aldığımız her şeyin de fiyatı artacak. Bence iki bin lira yapılsın ama içeride de tarım ve hayvancılık desteklensin, yeterli teşvik sunulsun. Asgari ücret artıp enflasyon düşmezse, yine patron servetine servet katar, biz de daha çok eziliriz” diyor.

Babası Şükrü Yeşilyol da vergi adaletsizliğine vurgu yapıyor: “Asgari ücretliden vergi alınırken, zenginlerden alınmıyor. Madem asgari ücretliden vergi alınıyor. Alınan vergi en düşük düzeyde olmalı.”

Zafer Mahallesi’nde çay ocağı işleten Mehmet İvdir ise “Asgari ücretle geçinen varsa bana desin, inanayım. Ama yalandır. Geçinene de köyden erzak geliyordur. Ya da yazın köye tarla ekmeye çalışmaya gidiyordur. Bu şekilde ekonomisini döndürmeye çalışıyordur. Bu parayla gelsin bakan geçinsin. Bir de fedakarlık istiyor” diyor.

Asgari ücretliden vergi alınmasını soygun olarak nitelendiren İvdir, şöyle devam diyor: “Asgari ücreti yükselt, vergini al. Ama iktidarın gözü milletin cebinde. 15 yıllık iktidar boyunca zengin hep daha zengin oldu, fakir daha da yoksullaştı. Ekonomik büyüme var diyorlar, vergiyi arttırıyorlar. Ekonomik büyüme bir tek bize yok, zenginlerin ekonomisi büyüyor hep. Yan taraftaki fırıncıyla konuşuyoruz. ‘Satışlarda 150 ekmek azalmış. Günlük 150 lira. Bizde de aynı. Buraya geliyor arkadaşlar, para yok kimsede. Bir kriz durumu, geçinememezlik var.”

www.evrensel.net