Siyasi partilerden İnsan Hakları Günü açıklamaları

Siyasi partilerden İnsan Hakları Günü açıklamaları

İnsan Hakları Günü'nde CHP, 2016-2017 hak ihlalleri raporunu açıklarken EMEP'ten 'Özgürlükler için birlikte mücadele' çağrısı yapıldı.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 69. yıl dönümünde, CHP 2016 ve 2017 İnsan Hakları İhlalleri Raporu yayınladı. İnsan ve Doğa Haklarından Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’un yayınladığı raporlarda OHAL dönemi insan hakları ihlalleri, cezaevindeki gazeteci ve milletvekilleri, ihraç edilen kamu çalışanları, polis şiddetine maruz kalanlar, sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşananlar ve diğer hak ihlallerine yer verildi.

Emek Partisi'nden yapılan açıklamada insan hakları ihlallerinin kaynağının emperyalist kapitalist sistem olduğu vurgulanarak "Haklarımız ve özgürlüklerimiz için, için güçlerimizi birleştirelim. Mücadeleyi yükseltelim. Sömürü ve zulüm kader değildir" denildi.

Halkların Demokratik Partisi Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise 10 Aralık İnsan Hakları Günü'nü ntemel ve evrensel insan haklarının yok sayıldığı, ihlal edildiği bir dönemde karşılandığını hatırlatarak "AKP iktidarının kendi çıkarı için ısrarla sürdürdüğü OHAL ve KHK rejimi zaten başlı başına insan hakları ihlali demektir. Devam etmesi de insan hakları ihlallerinin artması demektir" vurgusu yaptı.

ALTIOK HAK İHLALLERİNİ AÇIKLADI

CHP'li Zeynep Altıok, raporları özellikle 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde yayınladıklarını belirterek iktidarın, OHAL ve KHK’ler eliyle Türkiye’de hak ihlallerini rekor seviyeye çıkardığını belirtti.

Zeynep Altıok “Bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 69. yıl dönümüne OHAL baskısı altında, tutuklu milletvekilleri ve belediye başkanlarının olduğu bir dönemde, gazetecilerin tutuklandığı, aydınların konuşturulmadığı bir ortamda giriyoruz. Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere göre hakların korunması ve daha da ileriye götürülmesi konusunda öncelikli sorumluluk sahibi olan iktidarın bırakın bu sorumluluğu yerine getirmeyi ihlallerin kaynağı olduğu bir dönemdeyiz” dedi.

Zeynep Altıok Türkiye’nin iktidar eliyle gazeteci, akademisyen ve siyasetçi hapishanesi haline getirildiğini belirterek “Seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları ve genel başkanların hapsedildiği, ifade özgürlüğünün yok edildiği, belediyelere mafya usulü el konulduğu bir dönemde 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün ve anlamının ne olduğunu topluma daha fazla anlatmalı ve haklarının her gün daha çok nasıl gasp edildiğini belirtmemiz gerekiyor” dedi.

Zeynep Altıok’un 2016 ve 2017 İnsan Hakları İhlalleri Raporunda yer alan bilgi ve verilerden bazıları şu şekilde:

- 2016 yılında 250 gazeteci çeşitli suçlamalarla gözaltına alındı, 17’si imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü olmak üzere 152 gazeteci tutuklandı.

- Toplumsal gösterilerde 219’u çocuk 2581 kişi kolluk kuvvetleri tarafından şiddet gördü.

- Cezaevlerinde 1348 kişi işkence ve kötü muamele gördü.

- 2016 yılında sivillerin yaşam hakkını elinden alan 18 canlı bomba katliamı gerçekleştirildi. 8’i TAK, 6’sı PKK, 5’i IŞİD tarafından gerçekleştirildi. Bu katliamlarda toplam 212 sivil yaşamını yitirirken 1273 yurttaş da yaralandı.

- Sokağa çıkma yasakları nedeniyle en az 1 milyon 900 bin kişinin en temel yaşam, eğitim ve sağlık hakları ihlâl edildi. Sokağa çıkma yasakları uygulanan il ve ilçelerde uygulanan abluka sonucu gerçekleştirilen yıkımların da etkisiyle en az 500 bin insan zorla yerinden edildi, göçe zorlandı.

- Barış isteyen 128 imzacı akademisyen ihraç edildi.

- 2016 yılında Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla 240'ı çocuk 5028 kişi hakkında dava açıldı.

- 2016’da 328 kadın cinayete kurban gitti.

- 2017’de tutuklu gazeteci sayısı 212’ye yükseldi.

- 2016 ve 2017 yılında meydana gelen zırhlı araç çarpmaları sonucunda, 5’i çocuk 22 yurttaş yaşamını yitirdi, 20’yi aşkın kişi ise yaralandı.

- 2017’nin ilk 10 ayında en az 1683 işçi iş cinayetlerine kurban verildi.

- 2017’nin ilk 10 ayında 346 kadın katledildi. 399 çocuk cinsel istismara uğradı.

2016 hak ihlalleri

2017 hak ihlalleri

EMEK PARTİSİ: İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE SON

Emek Partisi (EMEP) tarafından yapılan açıklamada insan hakları ihlallerinin kaynağının emperyalist-kapitalist sistem olduğuna vurgu yapıldı. Açıklamada "Sömürü ve zulüm kader değildir" denilerek birlikte mücadelenin önemine vurgu yapıldı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edilmesinin üzerinden yetmiş bir yıl geçmesine rağmen, hak ihlaller sona ermedi. İşsizlik, açlık, sömürü ve savaşın kaynağı emperyalist-kapitalist sistem insan hakları ihlallerinin de nedenidir. Egemenler Dünyanın her yerinde hala yargısız infaz, idam cezası, işkence, hapsetme, basın ve örgütlenme yasaklarını; sömürü ve zulme başkaldıranlara karşı baskı aracı olarak kullanmaya devam ediyor.
Ülkemizde de insan hakları ihlalleri son birkaç senedir iyice arttı. İhlallerin boyutları bazı başlıklarda 12 Eylül koşullarını aratmıyor.
15 Temmuz Darbe Girişimini Allah’ın kendilerine sunduğu bir lütuf olduğunu söyleyen AKP iktidarı OHAL ilan ederek ve her seferinde OHAL’i üç ay uzatarak kendi darbesini gerçekleştirdi. OHAL’den bu yana yüzbinlerce yurttaş hapishanelere dolduruldu. Şu an 230 bin civarında mahpusun bulunduğu iktidar tarafından açıklanıyor. Bu rakam, ülke tarihinde bir rekordur. Başka bir rekor ise tutuklu gazeteci, yazar, sendikacı ve aydınların sayısıdır. Tutuklu gazeteci sayısı yüz ellinin üstündedir.
Hapishanelerde insanlar üst üste yatıyor. Anneleriyle birlikte çok sayıda çocuk da mahpus. Hapishanelerden ölüm haberleri geliyor. AKP iktidarı yeni hapishaneler yapmakla övünüyor.
İşkence yine yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanıldı. İşkence edilmiş insanların fotoğrafları yayınlanıyor gazetelerde pervasızca.
Mahkemeler, sıkıyönetim mahkemeleri ve DGM’leri aratır hale geldi. Yasalar uygulanmıyor. Mahkûmiyet kararları delillere dayandırılmıyor.
Yüz binden fazla insan OHAL KHK’ları ile işten atıldı. Atılanların önemli bir kısmının darbe girişimi ile bir ilgisi yok. Darbelere karşı mücadele etmiş demokrat insanlar. Barış istedi diye yüzlerce akademisyen üniversitelerden atıldı. Yetmedi yargılanıyorlar.
Gazeteler, televizyonlar, radyolar, yayınevleri, dernekler, vakıflar kapatıldı. Kitaplar toplatıldı.
Milletvekilleri başta olmak üzere, binlerce politikacı hapishanelere dolduruldu. HDP Eşbaşkanları adeta rehin tutuluyor. Kürt illerinin Belediye Başkanları görevlerinden alındı. Yerlerine kayyum atandı, tutuklandılar.
Grevler yasaklanıyor. Her gün ortalama beş işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Sendikal haklar kısıtlanıyor.
Kadınlara yönelik şiddet, saldırı ve tecavüzde de rekorlar kırılıyor.
Çevre hakları rant uğruna sürekli ihlal ediliyor.
Sokaklarda hayvanlara işkence ediliyor.
Çocukların ve gençlerin eğitim hakkı, dini eğitim verme çabası ile yok sayılıyor.
Son yıllarda insan hakları her alanda öylesine ihlal ediliyor ki, ne kadarını yazsanız, hepsini yazmış olmuyorsunuz.
Yaşadıklarımız, tarih bize insan hakları ihlallerinin demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükselterek azaltılabileceğini, sona erdirilebileceğini öğretti. İnsan hakları ve özgürlükler için mücadele, demokrasi mücadelesinin, halkın kendi iktidarını kurma mücadelesinin bir parçasıdır.
Haklarımız ve özgürlüklerimiz için, için güçlerimizi birleştirelim. Mücadeleyi yükseltelim. Sömürü ve zulüm kader değildir."

HDP: İNSAN HAKLARIYLA İNSANDIR

HDP MYK Üyesi ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran'ın açıklamasında ise OHAL yönetimindeki insan hakları ihlallerine dikkat çekilerek "İnsan, haklarıyla insandır. İnsan, yaşam hakkıyla, barış hakkıyla, haksızlıklara direnme hakkıyla insanlık onurunu korur" denildi.

Açıklama şöyle:

10 Aralık İnsan Hakları Günü'nü temel ve evrensel insan haklarının yok sayıldığı, ihlal edildiği bir dönemde karşılıyoruz. AKP iktidarının kendi çıkarı için ısrarla sürdürdüğü OHAL ve KHK rejimi zaten başlı başına insan hakları ihlali demektir. Devam etmesi de insan hakları ihlallerinin artması demektir.

AKP-Saray rejimi 69 yaşında olan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi'ni, altında Türkiye'nin imzasının bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ayaklar altına almaktan bir an bile geri durmamaktadır.

OHAL’i devam ettiren, her çıkardığı KHK ile insan haklarına bir darbe daha vuran iktidar, Türkiye’de İnsan Hakları Günü'nü kutlama hakkına sahip değildir. Parlamento çatısı altındaki İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, uluslar üstü sözleşmeleri iktidarın politik çıkarlarına göre tıraşlarken, insan hakkı tanımaz iktidar mensupları İnsan Hakları Günü’nü kutlayarak halkın zekâsı ile alay etmektedir.

6 milyon seçmenin iradesini temsil eden Eş Genel Başkanlar, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları, il ve ilçe yöneticileri cezaevindeyken; belediyelere kayyum atamaları ile yurttaşların siyasi iradeleri ve seçme hakları gasp ediliyorken; Kürt illerinde sokakta oynayan çocuklar zırhlı araçlar ile yaşam hakkından mahrum ediliyorken; yüz binlerce insan herhangi bir hüküm olmaksızın işlerinden ihraç edilerek çalışma hakkına erişemiyorken; pasaportları iptal edilen insanlar seyahat özgürlüğünü kullanamıyorken; cezaevlerinde tutuklular onur kırıcı kötü muameleye ve işkenceye maruz kalırken,  iktidar mensuplarının İnsan Hakları Günü’nü kutlayacak yüzü ve cesareti kendinde bulması kabul edilemez.

İnsan, haklarıyla insandır. İnsan, yaşam hakkıyla, barış hakkıyla, haksızlıklara direnme hakkıyla insanlık onurunu korur.

Biz Halkların Demokratik Partisi olarak,  ülkenin her yanında her bir yurttaşımız tüm haklarına eşit ve adil bir şekilde erişene değin mücadelemize soluksuz devam edeceğiz. Türkiye halkları, haysiyeti ve hakları ile insanca yaşasın ve çalışsın diye bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Tüm yurttaşlarımızın İnsan Hakları Günü’nü yürekten kutlar, insan hakları mücadelemizi ortaklaştırma çağrımızı yineleriz." (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Aralık 2017 13:36
www.evrensel.net