Muhalefeti teslim alma operasyonu

Muhalefeti teslim alma operasyonu

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin usulsüzlük gerekçesi ile görevden uzaklaştırılmasına tepki yağdı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevden uzaklaştırılması ile ilgili konuştu. Kılıçdaroğlu, "Verilemeyecek hesabımız yok, yapılmak istenen haysiyet cellatlığıdır" dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP'li Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili, avukat İnan Bektaş'la birlikte açıklama yaptı.

"Bu bir savunma değil" diyen Kılıçdaroğlu, "Verilemeyecek hiçbir hesabımız yoktur, yapılmak istenen haysiyet cellatlığıdır" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

"Belediye başkanımız haberler üzerine ve byenim isteğimle kendisini savcılığa ihbar etmiştir. O soruşturmaların tamamı yapılmıştır, tamamından aklanmıştı. Bu, haysiyet cellatlığıdır. Yıldırmak istiyorlar, yılmayacağız. 

Kılıçdaroğlu sonuna kadar konuşacak. Bu ülkede vicdanları ayağa kaldıracağım. Koltuklarında ahkam keseceklerine, hukuku iğfal edeceklerine neden cesaret edip karşımıza çıkmıyorlar?

Belge gösterdik, hesabını verselerdi. Bizim belediye başkanlarımız Man adalarında şirket mi kurdu? Bütün banka hesapları denetlendi, alışverişleri, kredi kartları denetlendi. Denetimden korkmayız. Bunun hesabını soracağız."

Bizim mücadelemiz hak , hukuk, adalet mücadeledir. Adaletin olmadğı yerde devlet, barış, medya özgürlüğü olmaz. Özgürce seçmler olmaz. Belediye başkanları özgürce görev yapamaz, baskı ve zulüm olur. Zülme karşı direnmek de en çok bize yakışır, çünkü biz Kuvayi Milliyeciyiz, biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz. 

Kılıçdaroğlu, açıklamalarına Ataşehir Belediyesi'nin önünde de devam etti. CHP Genel Başkanı, parti otobüsünün üzerinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Geldiğimiz nokta yeni bir süreci önümüze koyuyor. Demokrasi, hak, hukuk için mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz halkın ve hakkın mücadelesidir. Bu ülkede demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. 

80 milyon vatandaşıma sesleniyorum. Sizin önünüzde tarihi bir görev var. Seçimle iş başına getirdiğin, makam verdiğin başkana sahip çıkacaksın. Diktaya, baskıya rağmen sahip çıkacaksın. Zulme boyun eğmeyeceksin.

Beraat eden ya da takipsizlik verilen davalar dolayısıyla açığa alıyorlar. Bize gözdağı veriyorlar. Biz sizin bildiğiniz, masa başında kurulan bir parti değiliz. Hakkı ve hukuku savunan bir partiyiz. Türkiye'nin birleştirici gücüyüz. Biz Kuvayi Milliye ruhunu dokularında taşıyan bir partiyiz. Sizin gibi masa başında kurulan bir parti değiliz Bütün gücünüzle üstümüze gelseniz, bir tırnağımızı bile sökemezsiniz.

‘BİZ HESAP SORAN DEĞİL, HESAP VEREN BİR GELENEKTEN GELİYORUZ’

Sanıyorlar ki geri adım atacağız. Bizim belediye başkanlarımız Man adalarında şirket mi kurdu. Seçilen tüm belediye başkanlarına şunu söyledim. Bir, parti ayrımını bitireceksiniz. Hangi partiden olursa olsun vatandaşlara eşit hizmet götüreceksiniz. Bizim genlerimizde herkese eşit hizmet götürmek vardır. İkincisi de dedim ki, her kuruşun hesabını millete vereceksiniz. Biz hesap soran değil, hesap veren bir gelenekten geliyoruz.

‘YAV SENİN FERİŞTAHIN GELSE BİZİ KORKUTAMAZ’

Sanıyorlar ki geri adım atacağızi, korkacağız, çekileceğiz. Yav senin feriştahın gelse bizi korkutamaz.

Sen Man adalarında şirket kuracaksın, malı götüreceksin. Kılıçdaroğlu konuşmasın diyeceksin, Kılıçdaroğlu konuşacak. Yetimin hakkını savunacak. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Beraat etmiş davayı yeniden açın. İstediğiniz kadar dava açın, adalet bizim vicdanımızdadır. Ben bu toplumun vicdanını ayağa kaldıracağım, birlikte kaldıracağız. Bu işin sağı solu yoktur.

Bütün Atatürkçü, Ülkücü, muhafazakar, sosyal demokrat, milliyetçi kardeşlerime; benimle aynı bayrağın altında aynı havayı teneffüs eden namuslu kardeşlerime sesleniyorum: Bizim mücadelemiz, hak, hukuk, adalet mücadelesidir. Türkiye mücadelesidir. Bayrak mücadelesidir. Bir arada huzur içinde yaşama mücadelesidir.

‘REZA'NIN ÖNÜNE YATANLARA NİYE BİR ŞEY YAPMADINIZ?’

Daha düne kadar Reza'nın önüne yatanlara niye bir şey yapmadınız? Hükümete sormak istiyorum. Sizde vicdan yok mu, ahlak yok mu? Dava ABD'de görüşülüyor, benim vicdanım sızlıyor. Neden bu davada Türkiye'de görülmüyor? Rıza'nın altına yatanlar bizden hesap sormaya çalışıyor. Bizim verilmeyecek bir hesabımız yok.

Benim çocuklarımın da malvarlığıyla ilgili bir sürü şey söylediler. Bir şey söyledim, alındılar. Havuz medyasının sahiplerine, yöneticilerine: Rıza'yı çıkardınız televizyona, Türk bayrağını arkasına koydunuz. Bunun adı ihanettir, bu ihanet yaftasını sizin boynunuza asacağım. Yolsuzun, şarlatanın arkasına bayrağı koyacaksın, ben itiraz edince de bana diyeceksin ki "Beni asacak mısın", asmayacağım, rezil edeceğim rezil. Daha dur bakalım, bu başlangıç, senin de kirli çamaşırlarını çıkaracağım. Bana hesap mı sormak istiyorsun, sormazsan namertsin. 

Öyle bizden rahat rahat kurtulamazlar. Ben onlar gibi kaçmadım. Soyum, sopum, neyim varsa hepsini sorgulayın, elimi ilk önce ben kaldıracağım dedim.

Diyecek ki torunu, "Rıza diye bir adam vardı, hırsızdı, yolsuzdu; bunun dosyasını kim kapattı?" Diyecek ki, "Ben kapattım". E neden kapattın, evine mi kondu bir ayakkabı kutusu?

Bütün belediye başkanlarına sahip çıkınız, belediyelere gidiniz. Senin oy verip seçtiğin lkişi, gayrımeşru yollarla görevden alınırsa bu kişi vatandaşın onuru ve şerefidir. 

20 Temmuz'da OHAL'le bir darbe yaptılar, şimdi yerelde darbe yapmak istiyorlar. Halkın iradesini yok etmek istiyorlar. Biz size bunu yedirmeyiz, sana parça parça yediririz bunları. Sizden görev bekliyorum, hepimiz belediye başkanlarına sahip çıkacağız, hangi partiden olursa olsun.

Bizim başkanlarımız ağlayarak istifa etmeyecekler, koltuklarını terk etmeyecekler. Hesabını verecekler. 

'USULSÜZLÜK DERDİ OLSAYDI 17-25 ARALIK’I YARGILARDI'

Ayhan Bilgen
HDP Grup Başkan Vekili Ayhan Bilgen

HDP Grup Başkan Vekili Ayhan Bilgen uzaklaştırmanın zamanlamasına dikkat çekerek AKP’nin  gerçekten yolsuzluklara karşı mücadele etmediğini savundu. “Eğer öyle olsaydı 17-25 Aralık dosyası ‘darbe’ olarak tarif edilip üstü örtülmezdi” dedi. Bilgen, AKP’nin bu girişimini muhalefeti sindirme ve kuşatma operasyonu olarak değerlendirdi. Ayhan Bilgen’in gazetemize yaptığı açıklama şu şekilde: “Neredeyse Bütün DBP’li belediyelere kayyım atanırken kamuoyuna  sunulan hendek gerekçesini bahane edip açıkça halkın iradesinin yok sayılması Türkiye’yi bu noktaya getirmiştir. Kayyımlarla ilgili uygulama darbe pratiğidir. Burada gerçekten objektif bir yolsuzluk duyarlılığı değildir söz konusu olan. Böyle olsaydı 17-25 Aralık (Zarrab davası nedeniyle daha yakından takip ediliyor) darbe olarak tarif edilip üstü örtülmezdi. Burada esas olan şey, yargının ya da teftiş birimlerinin baskı aracı olarak kullanılmasıdır. Kim tarafından yapılmış olursa olsun yolsuzlukların normal görülmesi asla kabul edilemez ama şu an sergilenen tutum yolsuzlukla ilgili değil. Muhalefeti sindirme, tedirgin etme, kuşatma amaçlıdır. Zaten zamanlama olarak da; başka gündemleri örtmeye hizmet etmektedir. 

SİYASETİ DİZAYN ETME ARACI

Selma Gürkan
Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan da Erdoğan’ın AKP’li belediye başkanlarını görevden alma sürecini anımsatarak, şöyle dedi: “Kendi seçmeni üzerinde yarattığı tepkiyi azaltmak ve görevden almaları meşrulaştırmak için CHP başta olmak üzere muhalefet belediyelerinin de hedefte olduklarını açıklamıştı. Tam da ABD’de devam eden ve Zarrab davasından Atilla davasına evrilen yargılamada Zarrab itiraflarıyla AKP Genel Başkanı ve yakınlarını da kapsayan, bakan düzeyinde AKP’li siyasetçilerin dahil olduğu rüşvet, yolsuzluk, hayali ihracat gibi ilişkilerin ortalığa yeniden saçıldığı bir süreçte  İçişleri Bakanlığı tarafından Ataşehir Belediye Başkanı görevden alındı. Bu hukuksuzluk  HDP ve DBP belediyelerine kayyımla ve tutuklamayla uygulanmıştı. Bu hukuksuzluğa yeterli toplumsal karşı koyuşun gösterilememesi, tüm demokrasi güçlerinin ki buna CHP de dahildir, gelen saldırının kapsamının genişliğini öngörerek gerekli refleksi gösterememesi neticesinde iktidar pervasızlığının yolu açılmış oldu. Bu operasyonun tek amaçlı olmadığını söyleyebiliriz. Kendi seçmeni nezdinde AKP’li belediye başkanlarının görevden alınmasını meşrulaştırmak, Zarrab davasında itirafnamelerde ortaya çıkan rüşvet, hayali ihracat dahil gayrimeşru ilişkilerin gündemden düşmesini sağlamak ve muhalefeti susturmak. AKP iktidarının siyaseti bu işleyiş üzerine kurulu. 65 yıl sonra cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleşen Yunanistan ziyaretinde bütün diplomatik kuralları aşarak ortaya atılan Lozan anlaşmasını yenileme talebi gibi pek çok demeç ve çıkış iç politikada siyaseti dizayn etmenin bir aracı olarak kullanılmaktadır. AKP iktidarının tek adam tek parti yönetimini her alanda hayata geçirme girişimlerine karşı alınacak tutum, bu gidişatı durduracak güçte demokrasi mücadelesini örgütlemek ve ortaklaştırmaktır.

NE OLMUŞTU?

İçişleri Bakanlığı, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin Anayasa'nın 127 nci maddesinin verdiği yetki doğrultusunda İçişleri Bakanlığınca 06.12.2017 tarihinde görevden uzaklaştırılmasına karar verildiğini açıklamıştı. (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Aralık 2017 17:02
www.evrensel.net