İşçiler örgütlenmeden iş cinayetleri bitmez

İşçiler örgütlenmeden iş cinayetleri bitmez

İki yılda bir düzenlenen Ulusal İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresinin bu yıl dokuzuncusu gerçekleştiriliyor.

Halil İMREK
Adana

TMMOB/MMO tarafından iki yılda bir düzenlenen Ulusal İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresinin bu yıl 9’uncusu gerçekleştiriliyor. Çukurova Üniversitesinde devam eden İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresinde çok sayıda oturum gerçekleşiyor. 

Dün gerçekleşen ‘İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Hukuki ve Toplumsal Boyutu’ başlıklı oturuma konuşmacı olarak Dr. Celal Emiroğlu, Avukat Murat Özveri, Doç Dr. Devrim Aydın katıldı. 

Evrensel Yazarı Av. Murat Özveri, Almanya’da işçinin sömürüldüğünü ama Türkiye’de işçinin yağmalandığını vurguladı. Emeğin yağması ile sömürüsünün farklı olduğunu belirten Özveri, “Türkiye’de sermeyenin en ilkel koşullarda ve hiçbir tedbir almadan üretim yaptığını söyledi. Bunun adının emeğin yağması olduğunu söyleyen Özveri, emeğin yağmasının altında kan, irin ve gözyaşı olduğunu işçilerin öldüğünü belirtti. Özveri, emeğin yağmalanmasında hukukun, işçi sağlığı ve iş güvencesinin olmayacağının altını çizdi. 

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2017’nin ilk 10 ayında 1683 iş cinayeti yaşandığını açıkladığını söyleyen Özveri, Sakarya Meydan Muharebesi’nde ölenlerin sayısının ise 3 bin 250, Büyük Taarruz’da ise 2 bin 542 olduğunu anlattı. Türkiye’de gerçekleşen üretim için her yıl büyük bir meydan savaşı verildiğine dikkat çeken Özveri, “Her gün bir muhabereye giriyormuşuz gibi iş kazalarında işçi kaybediyoruz. Her yıl Sakarya Meydan Muharebesi’nde verdiğimiz şehit kadar, emeğin yağmalanması sürecinde binlerce işçinin canı, kanı ortay konuyor” diye konuştu. 

“Patronlar yasaları niye uygulasın?” diye soran Özveri, “Bir işveren için yasanın uygulamasının maliyeti ile uygulamamasının maliyeti karşılaştırıldığında uygulamamaktan daha çok kâr elde ediyorsa o zaman yasayı niye uygulasın. Sermeye birikimi, emeğin yağması mantığına göre işçinin can güvenliğini Allah’a bırakır. Kendisi ise kâ-rına bakar” diye konuştu.  

İşçinin işyerinde itiraz ettiğinde işten atılmayacağı bir güvencesinin olması gerektiğine vurgu yapan Özveri, “Eğer işçi itiraz ettiğinde işte atılmasını engelleyen bir güvencesi yoksa hangi yasa gelirse gelsin o çözüm olmayacaktır. Yapılması gereken işyeri bazında işçilerin örgütlenmesi, gerçek sendikalarda bir araya gelmesi ve kendi sağlığını güvenceye almasıdır” dedi. 

MESLEK HASTALIKLARI KAPİTALİST ÜRETİMİN SONUCU

Türk Tabipleri Birliği - Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi (MSG) Editörü Dr. Celal Emiroğlu, "Meslek Hastalıklarında Durum: İroni mi? Kapitalizmin Gerçeği mi?" başlıklı sunumunda meslek hastalıklarının nedeninin kapitalist üretim ilişkileri olduğunun altını çizdi. Emiroğlu, meslek hastalıklarının kapitalizmin ekonomi politiği ile doğrudan ilgili olduğunu belirtti. Meslek hastalıkları tanımında sorunlar olduğunu söyleyen Emiroğlu, yasal düzenlemelerdeki “meslek hastalığı tanımı” kapsamının sınırlı tutulması nedeniyle istatistiklerin meslek hastalıkları sayısını az gösterdiğini söyledi. “Devlet, koruma yerine tazminat ve sigortacılık boyutunu öne çıkartarak sermayeyi bedel ödemekten kurtarıyor” diyen Emiroğlu, sermayenin işçiyi korumaması nedeniyle ortaya çıkan meslek hastalıklarının mali yükünün bugüne kadar SSK üzerinden devlete kesildiğini ifade etti.

Son Düzenlenme Tarihi: 02 Aralık 2017 19:58
www.evrensel.net