Sovyetler Birliği'nde kadınların yaşamı nasıldı?

Sovyetlerde kadınlar toplumsal hayatın ve çalışma yaşamının neresinde idi? Kadın hakları noktasında kapitalizm ile aradaki farklar ne?

Hilal TOK

Sovyet iktidarı, yeni bir toplumun temellerini kurarken önünde, yüzlerce yıldır toplumda geri bırakılmış olan kadının erkeklerle eşit bireyler haline gelmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gibi çok büyük bir görev de duruyordu. Sovyet Devrimi’nden sonra toplumsal, hukuksal ve ekonomik anlamda kadınların erkeklerle eşit bireyler haline gelebilmesi için yasalar çıkartılarak bu yasaların hayata geçmesi için çalışmalar yapıldı.

Sovyet iktidarı, daha devrimin ilk haftasında çıkardığı yasalarla kadın emeğinin korunması, anne ve çocuğunun korunması, çocuk bakımı ve ev içi faaliyetlerin toplumsallaştırılması ile ilgili yasalar çıkardı. Partinin kadın kolları bu görevi asli olarak üstlendi ve köy köy, fabrika fabrika, mahalle mahalle bu yasaların hayata geçmesi için faailyet yürüttü.

KÜLTÜREL VE MESLEKİ EĞİTİM

'İşçi kadın, endüstriyel ve toplumsal yaşamın aktif bir katılımcısı ol!' (1933)
'İşçi kadın, endüstriyel ve toplumsal yaşamın aktif bir katılımcısı ol!' (1933)

Rusya'da toplumun yüzde 80'i okuma yazma bilmiyordu ve kadınlar bu yüzdenin içerisinde büyük bir payı oluşturuyordu. Okuryazar kadın oranının artırılması ve kadının kültürel düzeyinin geliştirilmesi için okullar ve kurslar açıldı. Kadınların bu okullara katılabilmesi için özel yasalar çıkartıldı, mesaileri kısaltıldı, çocuklarına bakım hizmeti verildi. Kadınlar bu eğitimlerde sadece okuma yazmayı öğrenmiyor, aynı zamanda meslek de ediniyorlardı. Bu aynı zamanda kadının ekonomik bağımsızlığını elde etmesi demekti ve bu planlama neticesinde 1930’lu yılların sonlarına doğru okuryazar kadın sayısı çok büyük bir artış göstermişti.

ÇALIŞMA HAYATINDA KADIN

'Ev işleri köleliktir. Kendine yeni bir hayat ver!' (1931)
'Ev işleri köleliktir. Kendine yeni bir hayat ver!' (1931)

Yine devrimden sonraki ilk aylarda anne ve çocuk bakımının devletin yükümlülüğü altına girmesi sağlandı. Kadının çalışma hayatına katılması için özel düzenlemelere gidildi. Doğum izninin 112 güne çıkarılması, ikiz veya üçüz veya daha fazla sayıda doğum yapan kadınlar için izin günü sayısının artırılması, hatta isterler ise hiçbir hak kaybına uğramadan doğum izinlerini yıllık izinleri ile birleştirebilmeleri haklar bunlardan birkaçı olarak sıralanabilir. Çalışan kadınların 3 saatte bir çocuklarını emzirme hakkı bulunuyordu. Kendileri ya da çocukları rahatsızlandığında sağlık ücretsiz olduğu için çok kolay bir şekilde sağlık hizmetine ulaşabiliyorlardı. Rusya’da sağlık alanındaki en büyük sorunlardan biri de anne ve çocuk ölümleriydi. Anneler büyük oranda sağlık kuruluşlarına ulaşamıyordu ve evde doğum yapmak durumunda kalıyorlardı. Bunun önüne geçilebilmesi için yapılan bilinçlendirme çalışmaları ile çocuk ölüm ve anne ölüm oranları azaltılmış oldu. Kadınların sağlıklarına zarar veren işleri yapmasının önüne geçilmesi amacıyla maden ocakları ve kömür ocakları gibi alanlarda çalıştırılması yasaklandı. Hamile ve emziren kadınların sağlıklarını olumsuz yönde etkileyecek yerlerde ve gece vardiyasında çalışmaları yasaklandı.

EVLENME VE AYRILMA HALLERİNDE HAK EŞİTLİĞİ

Devrimden 6 hafta sonra çıkarılan ilk kararname ile evlilik ve boşanma işleri dini kurumların elinden alındı. Evlilik içi ve evlilik dışı doğan çocukların her koşulda eşit haklara sahip olması için yasal düzenlemelere gidildi. Boşanma durumundaki erkek ve kadının hakları eşitlenerek basitleştirildi. Günümüzde “Aile içi mesele” ya da “Özel mesele” denilerek sümen altı edilen aile içi şiddet ve evlilik içi tecavüz vakaları Sovyet ceza yasası kapsamına alındı ve suç olarak tanımlandı.

'Şan olsun ilk kadın kozmonota!' (1950'lerin ikinci yarısından sonra)
'Şan olsun ilk kadın kozmonota!' (1950'lerin ikinci yarısından sonra)

YARIM MİLYON KADIN DEVLET YÖNETİMİNDE

Kadınların politik ve siyasal yaşamda var olmaları için de birçok çalışma yapıldı. Çarlık Rusyasında hiçbir siyasal hakka sahip olmayan kadınlar, Sovyet devlet idaresinde artık yönetici konumunda yer alıyordu. 1937 yılına gelindiğinde yarım milyona yakın kadın devlet idaresinde görev alıyordu. Bu sayının daha da artırılması için cesaretlendirme çalışmaları ve parti faaliyetleri de düzenleniyordu. Diğer çalışma alanlarında da kadınların yönetici kadrolara gelebilmesi için çalışmalar yoğunlaştırılmıştı.

EKİM DEVRİMİ 100 YAŞINDA: GEÇMİŞ DEĞİL GELECEK
(İNTERAKTİF SAYFA)

Son Düzenlenme Tarihi: 29 Kasım 2017 17:29
www.evrensel.net