Sözcü Gazetesi muhabiri Gökmen Ulu tahliye edildi

Sözcü Gazetesi davasında hakkında tahliye kararı verilen muhabir Gökmen Ulu tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.

Sözcü Gazetesi'nin sahibi Burak Akbay, muhabiri Gökmen Ulu, internet çalışanı Mediha Olgun ile muhasebe sorumlusu Yonca Yücekaleli hakkında açılan davada tanıklar dinlendi. Ara kararını açıklayan mahkeme muhabir gökmen Ulu'nun tahliyesine karar verdi. Ulu, akşam saatlerinde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden çıktı. Sözcü muhabiri Ulu'yu ailesi ve arkadaşları coşkuyla karşıladı.

Sözcü Gazetesi sahibi ve çalışanları hakkında "Silahlı terör örgütünü yönetme", "Silahlı terör örgütü propagandası yapmak" ve "Silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme" suçlarından açılan davanın ikinci duruşması görülüyor. Duruşmaya Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazetenin İzmir muhabiri Gökmen Ulu, tutuksuz sanıklar gazetenin eski İnternet sitesi Sorumlu Müdürü Mediha Olgun ve Mali İşler Müdürü Yonca Yücekaleli katıldı.

‘FETÖ'CÜLER SÖZCÜ'YÜ MUHALİF DİYE TERCİH EDİYORDU’

Bugünkü duruşmada gazeteciler Cem Küçük, Fuat Uğur, Ersoy Dede, Hüseyin Gülerce ve Vatan Partisi Öncü Gençlik Ankara Başkan Yardımcısı Anıl Eren Yıldız dinlendi. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmada ilk olarak Anıl Eren Yıldız dinlendi. Ankara'dan SEGBİS üzerinden duruşmaya bağlanan Yıldız, Bylock kullandığı iddiasıyla tutuklu olarak kaldığı cezaevinde yaşadıklarını anlatması üzerine dosyaya tanık olarak katıldığını belirtti. Cezaevi sonrası verdiği röportajda FETÖ'cülerin okudukları gazeteler arasında Sözcü gazetesinin de olduğunu ancak bu gazetenin ideolojik olarak değil, AK Parti muhalefetine yer verdiği haberler üzerinden FETÖ'cüler tarafından tercih edildiğini söyledi.

‘BU İFADELERİN İDDİANAMEDE YER ALMASI BANA GÖRE ÇOK KOMİK’

Daha sonra gazeteci Cem Küçük tanık olarak dinlendi. Savcının talebi üzerine tanık olarak ifade verdiğini belirten Küçük şunları kaydetti; "Ben sanıkların hiçbirini tanımıyorum. İddianameye göre konuşacaksak sanıklar 'FETÖ'ye yardım ediyor' ya da 'Fetullahçı teröristler darbe yapacağı gün bilgileri Gökmen Ulu'ya verdi' diye ifadelerin iddianamede yer alması, bana göre çok komik. Aynı zamanda iddianamede mali işlerle ilgili 2011 yılındaki bazı bilgiler geçiyor. Bizim de yayınevi şirketimiz vardı biz de reklam vermiştik. Nisan 2014'te terör örgütü olarak kabul ediliyor. Bunun öncesindekilerin yazılmaması gerekiyordu"

CEM KÜÇÜK: SÖZCÜ FETÖ'CÜLERLE İŞBİRLİĞİ YAPTI DENEMEZ

Küçük, "Bir madenci çocuğu olarak söylüyorum Allaha inanan biri olarak konuşuyorum, 'Sözcü FETÖ'cülerle işbirliği yaptı' denemez" ifadesini kullandı. Burak Akbay hakkında, "FETÖ evlerinde yetişti" demediğini böyle bir bilgiye de sahip olmadığını dile getiren Küçük, "Köşe yazılarında çıkan bilgileri yorumladım sadece. Bu devletin güvenlik birimlerinin bileceği iş. Bilmediğim şeyi yazamam" diye konuştu

FUAT UĞUR: GÖKMEN'İN TUTUKLUĞU IZDIRABA DÖNDÜRÜLDÜ

Cem Küçük'ün ardından konuşan Fuat Uğur ise şunları söyledi; "Sözcü Gazetesi ile tartışmalarımız oldu, yaptığı haberleri eleştirdim. Rahmi Turan'ın köşesinde yayınladığı bir karikatürü eleştirdim. Bunlar Sözcü'nün FETÖ'ye hizmet ettiğini göstermez. Bu iddianamede tanık olmamı da anlamıyorum. Gökmen Ulu ve Mediha Olgun haksız yere tutuklu kaldı ve tutuklu yargılandı. Gökmen Ulu'nun gazetecilik refleksi ile yaptığı haberle ilgili tutuklu olmaması gerektiğini de yazdım. Ben iddianamede bir somut kanıt da görmedim. Gökmen'in tutukluğu ızdıraba döndürüldü. Ben, Sözcü Gazetesi'nin FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair hiçbir şey bilmiyorum. Bu dava bence bir hukuk devletine zarar vermeden bitirilmeli diye düşünüyorum" dedi.

ERSOY DEDE: TANIK OLMAM, BENİM ADIMA UTANÇ VERİCİDİR

Ersoy Dede de ifadesinde şunları söyledi; "O dönemde Aktüel dergisi ve Star gazetesine yazdığım yazılarla ilgili savcılık tarafından çağırıldım. Bana sorulan iddialar arasında Burak Akbay'ın FETÖ'nün evlerinde kalıp kalmadığıydı. Ben de sadece Fehmi Koru'nun iki ayrı yerde yazdığı yazıdan bilgi sahibi olduğumu söyledim. Ancak bu iddialar daha sonra yalanlandı. Benim açımdan Sözcü Gazetesi'nin FETÖ'cü olması deli saçmasıdır. Sözcü'nün yolsuzluk soruşturmaları sırasında FETÖ'nün hoşuna giden yayınlar yaptığını gördüm. Gökmen Ulu'nun haberi için tutuklu olmasını doğru bulmuyorum. Gökmen'in haberine karşılık benim tanık olmam, benim adıma utanç vericidir"

HÜSEYİN GÜLERCE: BİLGİM YOK

Daha sonra Yalova'dan SEGBİS'le bağlanan Hüseyin Gülerce de, sanıkların FETÖ'yle bir ilişkisinin olup olmadığına dair bilgisinin olmadığını söyledi. Sözcü'nün attığı manşetlerle Erdoğan düşmanlığı yaptığını savunan Gülerce, bu durumunda FETÖ'ye yaradığı yorumunda bulundu. mahkeme başkanı atılan manşetler dışında görgüye dayalı bir bilgisinin olup olmadığını sorunca Gülerce, "Bilgim yok" cevabını verdi. 

Savcı tutuklu gazeticiler ve tanıkların ifadelerinin ardından mütalaasını vererek 174 gündür cezaevinde bulunan tutuklu gazeteciler için tutukluğun devamı yönünde karar verilmesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Fehmi Koru'nun yine zorla getirilmesine karar verildi. Mediha Olgun'ın adli kontrol kaldırılmasına karar verildi. Yurt dışı çıkış yasağına devam kararı verildi.

Mahkeme Muhabir Gökmen Ulu'nun delillerin büyük bir kısmının toplanmış olması, delilleri karartma imkanının olmayışı, sabit ikametgah sahibi oluşu dikkate alınarak tahliyesine karar verildi. Mahkeme, Gökmen Ulu hakkında yurtdışına çıkış yasağı da koydu. Gazetenin sahibi Burak Akbay hakkındaki yakalama kararının devamına da hükmeden mahkeme, Mediha Olgun hakkındaki imza şartının kaldırılmasına ancak yurtdışına çıkış yasağının devamına karar verdi. Duruşma 23 Ocak'a ertelendi.

Ulu’nun akşam saatlerinde Silivri Cezaevi’nden tahliye edilmesi bekleniyor. 

DURUŞMA SONRASINDA AÇIKLAMA YAPTILAR

Sözcü Gazetesi'nin İzmir muhabiri Gökmen Ulu'nun tahliye edilmesine ilişkin ailesi ve avukatları açıklamada bulundu. Eşi Burcu Ulu, "Bugün çok mutluyuz. Altı aydır bugünü bekliyorduk. Tahliye oldu. Adalet yerini bulsun artık" dedi.  Baba Mehmet Ulu da, "Adalet varmış ama adaletsizliği önlemek avukatlara ve basına kalıyor. Biz huzurluyuz. Benim oğlum delikanlı. FETÖ'cü değil" diye konuştu.

Gökmen Ulu'nun avukatı Fahri Emeksiz de, tahliye olmasının mutluluğunu aile ile birlikte yaşadıklarını ifade ederek, "Dosyanın baştan beri çok boş olduğunu, hiçbir delil olmadığını, insanların bu 6 ayının boş yere çalındığı ortaya çıktı. 76 sayfalık iddianamenin tamamının iftiraname olduğu ortaya çıktı. Fakat yargılama devam ediyor. Biz aynı şekilde aynı ciddiyetle savunmmıza devam edeceğiz. Şuan gazetemizin imtiyaz sahibi Burak beyle alakalı hala devam eden ifadesinin alınmasına yönelik yakalama kararı var. Bunun kaldırılması şuanki hedefimiz olacak" ifadesinde bulundu. Avukat İsmail Yılmaz da iddianamenin temelsiz olduğunu savunarak, "Gökmen'in yaptığı tek bir şey vardı. O da gazetecilik. Haber yaptığı için Gökmen aylardır cezaevindeydi. Haksızdı ve yasaya uygun değildi. Mahkemenin bugün bu gerçeği görüp Gökmen'in tahliyesini vermesi son derece sevindiricidir" diye konuştu. 

SÖZCÜ MUHABİRİ GÖKMEN ULU CEZAEVİNDEN ÇIKTI

Gökmen Ulu (DHA)

Sözcü Gazetesi'ne yönelik davada tutuklu yargılanan gazetenin muhabiri Gökmen Ulu, hakkında verilen tahliye kararının ardından Silivri Cezaevi'nden çıktı.

Sözcü Gazetesi'ne yönelik soruşturma kapsamında 174 gündür tutuklu yargılanan gazete muhabiri Gökmen Ulu hakkında verilen tahliye kararının ardından tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden çıktı. Ulu'yu karşılamaya eşi Burcu Ulu, oğlu Ege Efe, babası ve aralarında Sözcü çalışanlarının da bulunduğu yakınları geldi.

OĞLU EGE İLE HASRET GİDERDİ

Gökmen Ulu, saat 21.00 sıralarında cezaevi aracı ile Kınalı gişelere getirilerek serbest bırakıldı. Ulu'yu ilk olarak oğlu Ege Efe karşıladı. Baba oğul hasretlerini yerde sarılarak giderirken, Ulu'nun eşi, babası ve oğlu gözyaşlarını tutamadı.

Gökmen Ulu (DHA)

‘SÖZCÜ DAVASI TÜRKİYE'NİN VİCDANINI YARALADI’

Gökmen Ulu serbest kaldıktan sonra yaptığı açıklamada, "Ben bu 174 günü basın ve ifade hürriyeti, adalet ve demokrasi mücadelemizin bir bedeli olarak niteliyorum. Elbette, daha Türkiye'nin kat etmesi gereken çok mesafe var. Bunu bir umut damlası olarak görüyorum. Gazetecilerin, gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklanması ve gazetelerin baskı altına alınması o ülkede adalet ve demokrasinin can çekiştiğinin en bariz göstergesidir. Türkiye'nin bu utançtan kurtulması gerekiyor. Bu yarayı sarması gerekiyor. Özellikle bizim davamız, Sözcü Davası Türkiye'nin vicdanını yaraladı. Bu vicdanı yaralayan hasarları gidermek gerekir. Dosya ile birlikte bu yaraları kapatmak gerekir. Bunu bekliyor ve umuyoruz" dedi.

‘BİR GAZETECİ OLARAK DOĞRULARI DOS DOĞRU SÖYLEMEYİ SÜRDÜRECEĞİM’

Gökmen Ulu, konuşmasına şöyle devam etti: Türkiye'nin acilen normalleşmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin bütün renklerinin el ele tutuşması çok büyük önem taşıyor. Artık bu gerilim, ayrıştırma politikalarının bir kenara bırakılması gerekiyor. Halk yoruldu. Halkımız adalet, Cumhuriyet, demokrasi, barış ve özgürlükler ekseninde onurlarını birleştirmektedir. Mapus yata yata bitti. Başım öne eğilmedi. Şerefimle girdiğim bu zindandan şerefimle çıkıyorum. Bir gazeteci olarak doğruları dos doğru söylemeyi sürdüreceğim. Mustafa Kemal'in takipçisi olarak Atatürk'ün açtığı aydınlık yolda yürümeye devam edeceğim. (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Kasım 2017 22:15
www.evrensel.net