Neredeyse Hamide

Neredeyse Hamide

'Neredeyse Hamide’nin hayatı plato evresinde geçiyor; bir türlü nihai mutluluğa erip tatmin olamıyor. '

Fulya ÖZLEM *

Neredeyse Hamide, enerjik bir miskin, çalışkan bir üşengeç, her şeyi, artık onu gerçekleştirme arzusu kalmayıncaya dek erteliyor. Ama bahanesi hazır: Neredeyse Hamide, çok meşgul: Her gün, sabahtan itibaren gündemi takip etmesi, sosyal medyada mevcudiyet göstererek bu dünyada var olduğunu eşe dosta kanıtlaması, bedenini zinde tutmak için spora gitmesi, “Bak bunu da yaptım, yine olmadı!” diye hayıflanırken elinde bir kanıt oluşturması amacıyla bir iki işin ucundan şöyle bir tutması, hedeflerine varamadığı için ne kadar bedbaht olduğunu düzenli aralıklarla ahbapları ve akraba-i taallukatıyle paylaşması ve neticede böyle yorucu bir günün sonunda azıcık dinlenmeyi hak ettiği için bir film koyup uzanması gerekiyor. Böylece hiçbir şey yapmamayı başarırken, sürekli neredeyse başaracak gibi olduğu, azıcık daha uğraşsa hedefine ulaşacak gibi olduğu için de kendisini doludizgin yaşadığına inandırıyor. Gel gör ki Neredeyse Hamide’nin hayatı plato evresinde geçiyor; bir türlü nihai mutluluğa erip tatmin olamıyor. 

Fakat Neredeyse Hamide, kurumsal kimliğini hakikaten çok iyi yönetiyor. Bir birey olmasına rağmen -hepimiz gibi-, kendisine SMS, WhatsApp ve sosyal medya hesapları aracılığıyla gelen tüm mesajları, bir kurumsal iletişim danışmanı titizliğiyle, ivedilikle ve mütekabiliyet ilkesine dayalı olarak cevaplıyor, grup mesajlarında da en azından bir emojiyle de olsa sevenlerinden ihtimamını esirgemiyor. Kendi kendisinin maaşsız, sigortasız sekreteri olmak bazen onu sinirlendiriyor ama sevenlerini hayatındaki son gelişmelere dair güncellememek  hele hele mesajlarını gördüğü halde cevap vermemek, yakışık almaz, aile terbiyesi görmüş insan neticede.

Neredeyse Hamide’nin hedefleri çok büyük ancak hedeflerinin büyüklüğü gözünü korkuttuğu için evde oturmayı tercih ediyor. Peki Neredeyse Hamide parayı nereden buluyor da böyle postmodern dertlere hayıflanacak lüksü oluyor? Sürekli yeni işlere girip, patronunun “motivasyon eksikliği”, kendisinin “sıkıldım” diye tanımladığı gerekçelerle işten çıkıyor. Öz geçmişinde şekeri bitince çiğnenip atılmış sakızlar gibi duran kısa vadeli iş tecrübelerini gören insan kaynakları müdürlerinin saçları havaya dikilip gözleri yuvalarından fırlamalı değil mi normalde? Ama öyle olmuyor; Neredeyse Hamide, her düş kırıklığının ardından kendisini baştan yaratıyor, yani öz geçmişini baştan yazıyor. Onun her işi ilk işi; her seferinde farklı bir sektörde bütün dünyanın kendisine karşı bir komplo içerisinde olduğunu anlamasına yetecek kadar süre çalışıp deneyim kazanıyor. Hobilerini mesleğe dönüştüren şu insanlara gıpta ediyor. Ne kadar da şanslılar! Gelgelelim kendi hobilerini düşündüğünde, diyelim bildiği bir dilden ya da yaptığı yogadan para kazanacak hale gelmek kimbilir ne kadar çok ekstra çaba gerektiriyordur, hatta kimbilir bunları meslek olarak yapan insanlar yıldızların ve gezegenlerin ne kadar şanslı bir açısında doğmuşlardır, hem belki de bunları hobi olarak yapmak güzelken, meslek olarak yapınca o çok sevdiği şeyden soğuyordur insan... Aman yok yoook düşünmesi bile onu yoruyor.

Neredeyse Hamide, geçenlerde neredeyse aşık oluyordu. Allah korudu! Bu onun yattığı yerden kalkıp hayatında radikal değişiklikler yapmasını, ve daha da kötüsü kararsız olduğu bazı konularda karar almasını gerektirecek, hatta henüz ulaşmak için tam kapasitesini hayata geçirememiş olmakla beraber onlardan vazgeçmeyi ölümle eş tuttuğu hedeflerinden de belli oranda sapmasını gerektirecekti! Biraz kararsızlıkla, karar almayı erteledi. Bunun karar alınabilecek bir alan olduğundan emin değildi. İlişkinin kendisinden çok, ilişkinin risk analizlerini hesaplamak, geleceğe yönelik felaket senaryoları oluşturmak ve her karar bir vazgeçiştir esasına dayalı olarak bu aşkın onu, başına gelecek kimbilir ne muhteşem sürprizlerden mahrum ettiğine inanmak onu ziyadesiyle yıprattı. Daha yeni tanışmışlardı ama onu yıllardır tanıyor gibiydi. Ve bu yıllar onu şimdiden çok yıpratmıştı. 

Neredeyse Hamide, bugünlerde yine dünyanın kaosuyla mücadele edemeyecek kadar meşgul. Yaşamın yorgun Sisyphos’u o, önündeki yollar, o adım attıkça uzayıp neredeyse içinden çıkılmaz bir labirente dönüşüyor. Neredeyse Hamide, neredeyse yaşıyor!

* Müzisyen-Yazar

www.evrensel.net
ETİKETLER Fulya Özlemöykü